mahkeme 2025/250 E. 2025/720 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/250

Karar No

2025/720

Karar Tarihi

12 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/250 Esas
KARAR NO : 2025/720

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/04/2025
KARAR TARİHİ : 12/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil ..., ''...'' rumuzuyla ... isimli sosyal medya platformu aracılığıyla ... mesleğini sürdürmektedir. Bu kapsamda yerli / yabancı birçok marka ile işbirlikleri yaparak sahip olduğu tanınırlık sayesinde bu markaların görünürlüklerini artırmak amacıyla tanıtımlarını yapmaktadır. Davalı ... de, ''...'' markasının Türkiye distrübitörü olup marka görünürlüğünü ve Türkiye satışlarını artırabilmek amacıyla müvekkil ... ile bir işbirliği yapmak istemiş, bu kapsamda bir anlaşma sağlanmıştır. Bilindiği üzere influencerlık sözleşmelerinin mevzuatsal bir dayanağı olmadığından bu sözleşmeler ''...'' yapıda sözleşmeler olup birçok unsurun kaynaştığı ve herhangi bir tipe bağlı olmayan, atipik yapıda sözleşmelerdir. Bu sebeple herhangi bir yazılı anlaşmaya dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmasa da, dilekçemizin devamında açıklayacağımız üzere ortada bir hizmet ilişkisinin bulunduğu hususu artık reddedilemez haldedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari davaya vücut vermektedir. Şöyle ki; davalı limited şirket olduğundan bir sermaye şirketidir. Davaya konu uyuşmazlık da davalının şirketi ile ilgilidir yani onun ticari bir faaliyetidir. Sermaye şirketlerinin adi iş sahası olamayacağından zaten yaptıkları her iş ve işlem ticari iştir. Bu sebeple doktrinde ''yayılma kriteri'' olarak belirlenen unsurla birlikte dava ''nispi ticari dava'' olarak nitelendirilebilir. Ancak uyuşmazlık öte yandan faturaya dayandığından ve fatura da TTK'da düzenlendiğinden, 6102 sayılı TTK madde 4/1/a kapsamında dava mutlak ticari dava olarak da nitelendirilmelidir. Yani her iki durum da, davanın ticaret mahkemesinde görülmesini gerektirmektedir. Bu sebepledir ki davayı ticaret mahkemesi nezdinde açmış bulunmaktayız. Müvekkil ile ... markasının distrübitörü davalı, 20/12/2023 tarihinde influencerlık hizmeti hususunda anlaşmış, bu kapsamda müvekkil davalı adına KDV dahil hizmet bedelini içeren 46.588,23 TL tutarında bir fatura düzenlemiştir. (Ek 1 - ... Numaralı Fatura) Davalı şirket, bu faturaya yasal süresi olan 8 gün içerisinde itiraz etmemiş, kendi kayıtlarına işlemiştir. Bu sebeple bu fatura şu anda hem müvekkilin hem de davalının şirket defter ve kayıtlarında yer almaktadır. Yani, faturanın kayıtlarından çıktığı bir taraf, bu aşamada bulunmamaktadır. Zaten artık yasal sebeplerle taraflardan biri bu faturayı kendi kayıtlarından da çıkaramayacaktır.
Ayrıca dikkat çekmek isteriz ki, fatura bir ispat aracı olmayıp yalnızca ispat yükünü yer değiştiren bir hukuki müessesedir. Bu sebepledir ki kanun koyucu faturaya 8 günlük bir itiraz süresi öngörmüş ve bu sayede tarafların ispat yükünün yer değiştirebilmesine olanak sağlamıştır. Ancak davalı şirket bu faturaya itiraz etmeyerek yani e-arşiv sisteminden iade etmeyerek kendi kayıtlarına işlediği için artık bu faturanın borçlusu olmadığına dair ispat yükü davalıya geçmiştir. Fatura bedeli de KDV dahil 46.588,23 TL olduğundan ayrıca fatura tarihi olan 2023 yılı için mevzuatın öngördüğü senetle ispat sınırı da 14.800,00 TL olduğundan davalı şirket bu faturanın borçlusu olmadığını ancak yazılı bir belge ile ispat edebilecektir. Davalının elinde bu faturanın borçlusu olmadığına dair yazılı bir belge var ise işbu davada ispata dair belgeyi (örneğin ödeme dekontu, ibraname vb.) sunmaları gerekmektedir.
Fatura içeriğindeki borç için herhangi bir vade öngörülmediğinden aynı gün ödenmesi gerekmekte idi. Ancak aynı gün ödeme yapılmadığından davalı şirket temerrüde düşmüş ve tarafımızca davalı aleyhine 17/05/2024 tarihinde ... 23. İcra Dairesi Müdürlüğü nezdinde ... esas numarası ile 46.588,23 TL fatura bedeli, 8.846,34 TL takip tarihine kadar işlemiş avans faizi olmak üzere toplamda 55.434,57 TL tutarlı örnek 7 icra takibi başlatılmıştır. Ödeme emri davalıya 27/05/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, aynı gün borca itiraz edilmiş, 28/05/2024 tarihinde de icra müdürü tarafından icra takibi hakkında durdurma kararı verilmiştir. Dikkat edilmesi gerekmektedir ki; davalı, ödeme emrine itirazında yalnızca borca ve fer'ilerine itiraz etmiş, aradaki hukuki ilişkiye yani hizmet ilişkisine itiraz etmemiştir. Bu sebeple davalı, müvekkil ile aralarındaki hukuki ilişkiyi artık zımnen kabul etmiştir. Davalı tarafından faturaya da herhangi bir itirazda bulunulmadığından ayrıca hukuki ilişki de böylece kabul edildiğinden, borcun varlığı ortadayken yapılan itirazın kötü niyetli olduğu açıktır. Bu sebeple itirazın iptaline karar verilmesini ve aynı zamanda davalı aleyhine %30'dan az olmamak üzere icra inkarla birlikte kötü niyet tazminatına da hükmedilmesini talep eder, gereğini mahkemenizden arz ederiz. Davalı tarafından yapılan itiraz halen tarafımıza tebliğ edilmemiştir ve bu sebeple itirazın iptali davası açma süresi işlemeye başlamamıştır. Ancak yine de tarafımızca itiraz UYAP üzerinden öğrenildiğinden işbu davayı süresi içerisinde açmış bulunmaktayız.
Davalı, icra takibinde yapmış olduğu borca itirazı kapsamında her ne kadar hukuki ilişkiye itiraz etmemişse de, aradaki hukuki ilişkinin ve borcun varlığına dair delilleri tarafların Whatsapp konuşmaları şeklinde sunuyoruz.
Ek 2'de görüleceği üzere (zannediyoruz ki) davalının pazarlama biriminde çalışan... isimli şahısla müvekkil .., taraflar arasındaki reklam tanıtım hizmeti ilişkisine dair konuşmalar yapmaktadır. Üstelik müvekkilin ... hikayesinde paylaşmış olduğu satış linki dahi davalı tarafından hazırlanıp müvekkile iletilmiştir. Yine Ek 3'te görüleceği üzere müvekkil ..., davalının iletmiş olduğu satış linkini kopyalayıp hikayesinde paylaşmıştır. Yani tüm bu delillerden anlaşılacağı üzere müvekkil, aradaki hukuki ilişkide kendi üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmiştir. Ancak davalı tarafından bu hizmetin bedeli ödenmemiş, tabiri caizse bedavaya işi yaptırılmıştır.Tarafımızca işbu dava açılmadan önce uyuşmazlık ticari bir alacağa ilişkin olduğundan ... Arabuluculuk Bürosu nezdinde açılan ... numaralı dosya ile zorunlu arabuluculuk yoluna gidilmiştir. Arabuluculuk aşamasında davalı şirkete niçin fatura borcunu ödemediklerini sorduğumuzda ise kendileri takibe itirazlarında olduğu gibi, yalnızca ''şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını'' beyan ederek anlaşmayacaklarını bildirmişlerdir. Bu sebeple taraflar arasında işletilen zorunlu arabuluculuk yolu anlaşamama tutanağı ile sona erdirilmiştir.Müvekkilin yukarıda anlatmış olduğumuz iş kapsamında 2023'ün aralık ayında hak ettiği para KDV dahil 46.588,23 TL iken, bugün geldiğimiz noktada ülkenin de içerisinde bulunduğu enflasyonist ortamda bu paranın artık o tarihteki kıymetinin kalmadığı da aşikardır. Bu sebeple sayın mahkemeden dosyanın bilirkişiye gönderilmesini ve söz konusu tutarın sepet hesabı ile tabir edilen şekilde altın, döviz, TÜFE ve başkaca değerler göz önünde bulundurularak bugünkü değerinin tespit edilmesini talep ediyoruz. Mahkemece bu talebimiz kabul görürse, bilirkişiden gelecek tutar üzerinden dava tarafımızca ıslah edileceğinden bu aşamada ıslah hakkımızın saklı olduğunu da ayrıca beyan ederiz.
Haklı davamızın kabulü ile müvekkilin hak etmiş olduğu hizmet bedelini alamamış olması sebebiyle başlattığımız icra takibine yapılan itirazın iptaline, haksız ve kötü niyeti açık olan davalı aleyhine asıl alacağın %30'undan az olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatlarına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Yukarıda bilgilerine yer verilen mahkemeniz dosyasında, dava dilekçesi ve tensip zaptı müvekkile 22.04.2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup dosyaya yeni vekaletname sunulmuş olması ve evrakların incelenerek müvekkil ile yapılacak istişare neticesinde cevap dilekçesinin iki haftalık süre içerisinde hazırlanması zor olacağından bahisle cevap dilekçesi verme süremizin uzatılmasına ilişkin talepte bulunulmuş, talebimiz üzerine mahkemenizin 28.04.2025 tarihli ara kararı ile cevap dilekçesi verme süresinin bitiminden itibaren başlamak üzere iki haftalık ek süre verilmesine karar verilmiştir. Davacı tarafından müvekkil aleyhine ikame edilen işbu dava haksız ve hukuka aykırı olup davanın reddine karar verilmelidir. Yasal süresi içerisinde cevap dilekçemizi sunuyor ve davanın reddini talep ediyoruz. Mahkemeniz nezdinde görülmekte olan itirazın iptali davasında, davacı yan dava dilekçesinde özetle:
Müvekkilimizin, distrübitörü olduğu "..." markasının marka görünürlüğünü ve Türkiye satışlarını artırabilmek amacıyla işbirliği yapmak için davacıya ulaştığını, tarafların anlaşma sağladığını,
Taraflar arasındaki anlaşmanın "..." yapıda bir sözleşme olduğunu ve yazılı bir sözleşme bulunmasa da hizmet ilişkisinin bulunduğunun inkar edilemez olduğunu,
Davacı ile müvekkilin "..." markasının ürünlerinin tanıtılmasına dair influencerlık hizmeti hususunda anlaştığını, anlaşmaya istinaden davacı tarafından KDV dahil hizmet bedelini içeren ... Numaralı faturanın düzenlendiğini,
Müvekkilimiz tarafından faturaya itiraz edilmediğini, fatura içeriğinde borç için vade öngörülmediğinden aynı gün ödenmesi gerektiğini, aynı gün ödenmediğinden de müvekkilin temerrüde düştüğünü,
Temerrüde rağmen ödeme yapılmadığından ... 23. İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra dosyasından takip işlemine geçildiğini, müvekkilimizin icra dosyasına kötü niyetli olarak borca itiraz talebi sunduğunu bu nedenle davacı yan lehine %30'dan az olmamak üzere icra inkarla birlikte kötü niyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini,
ileri sürmüş, haksız ve hukuka aykırı olarak iddialarda bulunmuşsa da tarafımızca işbu iddiaların kabulü mümkün olmamakla birlikte, yasal süresi içerisinde cevaplarımızı içerir dilekçemizi sunma zarureti hasıl olmuştur. Şöyle ki;
Müvekkil ... Şirketi, kozmetik ve kimya sektöründe tanınan ve önde gelen saygın şirketlerden birisidir. Müvekkil, dermokozmetik sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olup distribütörü olduğu "..." markasının ürünlerinin satışını çeşitli eczane, firma, bayi ve kişilere yapmaktadır.
Davacı yan, dava dilekçesinde her ne kadar yapılan anlaşma doğrultusunda davacının sosyal medya platformunda talep edildiği gibi içerik paylaşımı yaptığını ancak bu edim karşılığında müvekkilin fatura bedelini ödemediğini ileri sürmüş ise de işbu durum gerçeği yansıtmamaktadır.
Müvekkil ile davacı arasında, davacının ... hesabında ... markası ürünlerini gösterir şekilde 1 story ve 1 reels paylaşımı yapılması hususunda anlaşma sağlanmıştır. Ancak yapılan bu anlaşmaya istinaden yazılı bir sözleşme olmadığı gibi ödemenin ne zaman yapılacağı hususunda da bir belirleme yapılmamıştır. Müvekkil söz konusu hizmet ve fatura bedelini davacı tarafından bildirilen ve fatura altında belirtilen davacıya ait "..." IBAN numaralı hesaba 15.03.2024 tarihinde göndermiş ve müvekkilin işbu fatura ve hizmet sebebiyle davacıya herhangi bir borcu kalmamıştır. İşbu ödemeye ilişkin dekont bilahare sunulacağı gibi davacıya ait "..." IBAN numaralı ve müvekkile ait "..." IBAN numaralı hesapların 15.03.2024 tarihli hesap hareketleri celbedildiği takdirde de bu husus açıklığa kavuşacaktır.
Müvekkil şirket tarafından davacıya 15.03.2024 tarihinde ödeme yapılmış olmasına rağmen davacı tarafından yapılan bu ödeme adeta yok sayılarak 17.05.2024 tarihinde ... 23. İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış ve işbu dosyada düzenlenen ödeme emri müvekkilin UETS kutusuna 27.05.2024 tarihinde konulmuştur. İşbu tarihte müvekkilin davacıya herhangi bir borcu kalmadığından icra takibine itiraz edilmiş olup haklı olarak icra takibinin durdurulması sağlanmıştır.
Ancak, davacı tarafından, yapılan bu ödeme adeta görmezden gelinerek "... davalı tarafından bu hizmetin bedeli ödenmemiş, tabiri caizse bedavaya işi yaptırılmıştır." şeklinde yakışıksız söylemlerde ve müvekkile yönelik kötüniyet ithamlarında bulunulmuşsa da gerçeğin, ileri sürüldüğü gibi olmadığı ve asıl kötüniyetle hareket eden tarafın davacı olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Zira, anlaşma gereği ilgili iş yerine getirildikten sonra müvekkil tarafından fatura bedeli 15.03.2024 tarihinde davacıya ödenmiş olup o tarih itibariyle müvekkilin herhangi bir bakiye borcu kalmamıştır. Fatura düzenlenmesi ve faturaya itiraz edilmemesi doğrudan işbu fatura yönünden ödeme yapılması gerektiği sonucunu doğurmamaktadır. Öncelikle fatura konusu işin yapıldığının veya malın teslim edildiğinin ispatlanması gerekmektedir. Davacı faturayı erken tarihte kesmiş ise de edimlerini sonraki tarihlerde yerine getirmiş, akabinde müvekkil tarafından ödeme yapılmıştır. Ödemenin yapılmasından aylar sonra 17.05.2024 tairihnde başlatılan icra takibindeki amaç, olur da tebligat farkedilmez ve itiraz süresi kaçırılırsa mükerrer tahsilat sağlamaktan ibarettir. Davacının son derece kötüniyetli bu tutumu icra takibine yapılan itiraz üzerine de son bulmamış ve icra takibine itirazdan yaklaşık 9 ay sonra işbu dava öncesi zorunlu arabuluculuğa başvurularak haksız tahsilat sağlama çabasına devam edilmiştir.
Davacı vekili, arabuluculuk görüşmelerinin gizliliği ilkesini de açıkça ihlal eder şekilde görüşme detaylarına dava dilekçesinde yer vermiş ve hem dava tarihi hem de takip tarihinden önce ödeme yapılmış olmasına rağmen halen dahi bu durum inkar edilerek aynı faturaya dayalı haksız istemlerini tekrarlamış ve mahkemeniz nezdinde de haklıymış gibi bir pozisyon sağlamaya çalışmıştır. Ancak ödemeye ilişkin evrak ve banka kayıtları, fatura ve icra takip dosyası incelendiğinde davacının ne asıl alacak ne de işlemiş faiz yönünden talepte bulunamayacak olmasına rağmen kötüniyetle talepte bulunduğu ortaya çıkacaktır. Keza, her ne kadar davacı tarafından fatura içeriğinde vade öngörülmediğinden aynı gün ödenmesi gerektiği iddia edilerek fatura bedeli haricinde 8.846,34 TL işlemiş faiz talebinde bulunulmuşsa da davacının işlemiş faiz talebinin hukuki dayanağı mevcut değildir.
Hemen belirtmek gerekir ki, faturadan doğan işlemiş faiz alacağı için yerleşik içtihatlar uyarınca, iddia edildiği gibi fatura üzerinde vadeye ilişkin bir kayıt bulunması borçlunun temerrüdü için yeterli değildir. Ayrıca ihtarname gönderilmesi gerekmektedir. Kaldı ki, uyuşmazlık konusu faturada vadeye ilişkin bir kayıt dahi bulunmamaktadır. Davalı müvekkilin takip öncesinde temerrüte düşmesi ve davacının fatura için işlemiş faiz alacağı talep edebilmesi için davalı müvekkile temerrüte yönelik ihtar çekilmesi gerektiği açıktır. Somut olayda kesin vade bulunmadığından ve takip ile müvekkilin ödeme yaptığı tarih öncesinde, fatura yönünden davalıya çekilmiş bir ihtarname de bulunmadığından müvekkilin takip öncesinde temerrüte düşmediği, bu suretle davacının takip öncesi işlemiş faiz alacağı talep edemeyeceği izahtan varestedir. Açıklanan tüm hususlar değerlendirildiğinde; 17.05.2024 takip tarihinden önce, 15.03.2024 tarihinde fatura bedeli ödenmiş ve müvekkilin davacıya herhangi bir borcu kalmamıştır. Davacı da bu durumun bilincinde olmasına rağmen haksız ve kötüniyetle bu durumu gizleyerek müvekkil hakkında takip başlatmış, itiraz süresinin ve ardından davaya cevap süresinin kaçırılma ihtimalinden medet umarak hareket etmiştir. Hizmet ve fatura bedeli icra takibi tarihinden çok önce ödenmesine rağmen, bu suretle davacı yan tarafından alacak iddiası ile başlatılan ve işbu huzurdaki davaya konu icra takibi hukuka aykırı ve tamamen kötü niyetlidir. Haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen huzurdaki davanın reddine,
... 23. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki takibe yapılan itirazın kabulü ile takibin asıl alacak ve faiz yönünden iptaline,
davacının haksız olarak başlattığı icra takibi nedeniyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,
karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu 12/09/2025 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini beyan ettiği görülmüştür.
Davalı vekilinin mahkememizin 12/09/2025 tarihli duruşmada ; "Karşı taraf davadan feragat etmiştir ancak yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz vardır, aynı zamanda kötü niyet tazminatı talebimiz de vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davadan feragat, HMK.m.307 ve m.309 hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir.
HMK.m.310 hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Feragat bildirimi de HMK.m.310 hükmüne uygun olarak mahkemece tespit olunmuştur. Bu yasal nedenlerle davanın feragat nedeniyle reddine karar verme gereği doğmuştur.
Ayrıca davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirmede ise davalı vekili tarafından sunulan dekonta göre 15/03/2024 tarihinde takibe konu alacağın davacı tarafça takip açılmadan evvel davacı tarafa ödendiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının ödemesini aldığı bir borca karşı icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Alacağın %20'si oranına tekabül eden 11.086,91 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 205,13 TL harcın (duruşmalı ön incelemeden önce feragat olduğundan 1/3'ü alınmıştır.) peşin alınan 669,52 TL harçtan mahsubu ile bakiye 464,39‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, yürürlükte olan A.A.Ü.T. 6. maddesi gereğince dava değeri olan 46.588,23 TL üzerinden (duruşmalı ön incelemeden önce davadan feragat edildiğinden yarısı alınmıştır.) hesaplanan 15.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; Davalı vekilinin yüzüne karşı davacının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle karar verildi. 12/09/2025

Katip
e-imzalıdır

Hakim
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim