mahkeme 2025/160 E. 2025/743 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/160

Karar No

2025/743

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/160 Esas
KARAR NO : 2025/743

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/02/2025
KARAR TARİHİ : 16/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Keşidecisi .... Ltd. ... Bankası ... Şubesine ait ... İBAN ... Çek nolu 30.11.2017 Tarih, 9.000 TL'lik 1 adet çek keşideci tarafından imzalanmak sureti ile alacağa mahsuben davacıya verildiğini, iş bu dava konusu çek davacıya ait ... bulunan işyerinde, içinde bulunduğu çanta ile 19.08.2017 tarihinde çalındığını, en yakın Polis merkezine şikayette bulunulmuş olup soruşturma sürdüğünü, dava konusu çekin çalınması üzerine çek iptali davası açıldığını, davayı gören ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E sayılı dosyası ile tedbiren ödeme yasağı kararı vermiş olup dava derdest olduğunu, dava devam ederken dava konusu çek, davalılardan ...A.Ş tarafından ibraz edildiğini, çekin ibrazı üzerine çek iptal davasını gören ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 26.03.2018 tarihli ara kararı ile TTK 758 VE 763. Maddeleri uyarınca çek iadesi davası açılması hususunda tarafınca süre verdiğini, ayrıca, dava konusu çek, ... 23.İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile icra takibine konu yapıldığını alacaklısı, ... A.Ş olan icra takibinin, borçluları ciranta ... Ltd. Şti. lehdar davacı ... ve keşideci...Ltd Şti. olduğunu, İcra takibine konulmuş olan dava konusu çekin ibraz fotokopisi incelendiğinde lehdar davacı imzasının taklit edilmek sureti ile çekin ciro edildiğini, sonra ...Ltd. ŞTİ.'nin cirosu ile son hamile çekin geçtiği gözüktüğünü, davacının imzası taklit edilmek sureti ile çek tedavüle sokulduğunu, özellikle davacı taklit imzası ile sonraki ciranta .... Ltd. Şti. Adına atılan imza karakteri hemen hemen aynı olduğunu, davacıdan çalınan çek bir şekilde davalılarca ele geçirildiğini, davacının imzası taklit edilmek sureti ile kötüniyetli bir şekilde tedavüle sokulduğunu, ticaretle uğraşan davalı çek hamillerinin, çekin sıhhatini araştırmak için en azından muhatap bankaya sorması ve çek hakkından bilgi alması ticaret hayatının olağan davranışlarından biri olduğunu, çek ile ticaret yapan her tacir, ticaretine karşılık almış olduğu çek'i ve keşidecisini muhatap banka nezdinde araştırdığını, keşideci tarafından muhatap bankaya dava konusu çek'in çalındığına dair bilgi verildiğini, yani, davalı çek hamillerinin çekin çalıntı olduğunu bilmemeleri mümkün olmadığını, dava konusu çekin çalıntı olduğunu bilerek hareket etmiş olup kötüniyetli olduğunu, Neticeten; dava konusu çek nedeni ile ... 23.İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı dosyası İle başlatılan takibinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, olmaz ise icra dosyasına yatırılacak paranın davalı tarafa ödenmemesine, dava konusu ... Bankası ... Şubesine ait ... İBAN,... çek nolu 30.11.2017 Tarih, 9.000 TL'lik 1 adet çek'in çeki elinde bulunduran davalı ... AŞ.'den alınıp davacı davacıya iadesine, çekin iadesi mümkün olmaz ise davacının dava konusu çek ve ... 23.İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasına konu İcra takibi nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı tarafın dava konusu çeki çaldırmış olduğu iddiasının bir an için doğru olduğu kabul edilse dahi bu hırsızlık hadisesi def-i veya itiraz olarak müvekkile karşı ileri sürülemez. zira müvekkıl, dava konusu çekin meşru, haklı ve iyiniyetli hamilidir. Müvekkil şirket ile davacı arasında ticari ilişki bulunmamakla birlikte müvekkil şirket çekin çalındığını bilmemektedir. Dava konusu çek, ...Şti. tarafından cirolanarak müvekkil şirkete verilmiş olup çek incelendiğinde şeklen müteselsil ve birbirine bağlı ciroların mevcut olduğu görülecektir. TTK m. 790' un " Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır " şeklinde hükmü uyarınca müvekkil, yetkili hamildir. )TTK m.792' nin “ Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür ” şeklindeki hükmü uyarınca müvekkil ancak ağır kusuru veya kötüniyeti söz konusu olduğunda çeki geri vermekle yükümlüdür. Davacı müvekkilin kötü niyetli olduğu iddiasındaysa bu husus hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin delillerle ispat etmek zorundadır. müvekkil yukarıda metni yer alan kanun maddesi uyarınca iyi niyetli meşru hamil olup, çeki elinde bulunduran hamil sıfatıyla çeki edinme sebebini kanıtlamakla dahi yükümlü değildir. Bu husus yüksek mahkemenin yerleşik içtihatlarıyla sabittir ve kıymetli evrak hukukunun temel ilkesi olan “ mücerretlik ilkesi ” nin gereğidir. Mahkemede görülmekte olan davada davacı tarafın anlatımları dava konusu çekin çalınarak piyasaya kullanılmış olduğu temeline dayanmaktadır. Bu noktada beyanlar doğru ise müvekkil ile davacı hırsızlık olayının mağdurlarıdır. sorunun hukuki olarak çözümü çeki çaldıran davacının mı yoksa çalıntı çeki iyi niyetle bilmeden iktisab etmiş olan üçüncü kişi konumundaki müvekkilin mi menfaatinin korunacağı noktasındadır. usul ve yasaya aykırı davanın reddine,
yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava; davacının lehtarı olduğu çekin işyerinde bulunan çalındığı ve davalı ... tarafından söz konusu çekin ibraz edildiği ve ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takibe konu edildiği, davacının imzasının taklit edilmek suretiyle çekin tedavüle sokulduğu iddiasıyla çekin davalı ...'den istirdatı olmaz ise icra dosyası ve çek nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti isteminden ibarettir.
Mahkememizce ... Esas ... Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ancak davalı vekili tarafından mahkememiz kararı istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... Esas... Karar sayılı ilamı ile; "Dava, çekin istirdadı ve istirdadın mümkün olmaması halinde çek ve çekin konu edildiği icra takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dosya kapsamından; davacı tarafın dava dilekçesi ile, keşidecisi ... Tic. Ltd. Şti. olan, 30/11/2017 tarihli ve 9.000 TL bedelli çekin, keşideci tarafından aralarındaki ticari ilişki nedeniyle ciro edilerek kendisine verildiğini ancak işyerinde yaşanan hırsızlık olayında çalındığını, davalıların eline bu şekilde geçtiğini, çekte kendisi adına atılan ciro imzasının sahte olduğunu, davalılar ile arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, çekin iptali için açılan davada davalı ... A.Ş. tarafından çekin ibrazı üzerine Mahkemece kendilerine istirdat davası açmak üzere süre verildiğini iddia ve beyan ederek öncelikle çekin davalı ... A.Ş.'den istirdadına, bunun mümkün olmaması halinde ise çek ve çekin konu edildiği icra takibi nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalı ... A.Ş.'nin çekte iyi niyetli hamil olduğunu beyan ederek davanın reddini savunduğu, diğer davalının davaya cevap vermediği, Mahkemece celp edilen ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında; davalı ... A.Ş. tarafından davacı, davalı ... Tic. Ltd. Şti. ve çekin keşidecisi aleyhine kambiyo senelerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, çekin keşidecisi tarafından açılan davada ... 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile keşideci ...Tic. Ltd. Şti.'nin yetki itirazının kabulü ile talep halinde dosyanın yetkili ... Nöbetçi İcra Dairesi'ne gönderilmesine karar verildiği, bu karar uyarınca ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borçlu keşideci yönünden tefrik kararı verildiği ve dosyanın ... 8. İcra Dairesi'ne gönderilerek ...esasını aldığı, davalı ... A.Ş. vekilinin 21/02/2020 tarihli dilekçesi ile dosya borcunun ödendiğini ve dosyanın infazen kapatıldığını, çekin keşideciye iade edilmiş olabileceğini beyan ettiği, Mahkemece çek aslının dosyaya getirtildiği ve davacının ciro imzasının sıhhati yönünden ATK'dan rapor alındığı, ATK raporu ile çek üzerindeki davacı adına bulunan cirodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, davalı ... A.Ş. ile diğer davalının ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediği, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede ise davalılar ile arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığının tespit edildiği, Mahkemece, davacı ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında ticari ilişki bulunmadığının sabit olduğu, istinaf eden davalı ... A.Ş. yönünden ise menfi tespit davasında ispat külfetinin davacıda olduğu, davalılar tacir olup ticari defter tutmakla ve temlik aldıkları çeki ticari defterlerine kaydetmekle yükümlü oldukları, verilen sürede ticari defterlerini sunmadıkları, bu sebeple müşterek hareket ettikleri ve çeki kötü niyetli olarak iktisap ettikleri gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının ... 23. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verildiği anlaşılmıştır.
T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Kararın gerekçesiz oluşu, gerekçe ile hüküm arasında veya gerekçenin kendi içerisinde çelişki bulunması, tüm talepler hakkında olumlu/olumsuz bir karar verilmemiş olması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, İstinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.
Somut olaya dönüldüğünde; davacının dava dilekçesinin netice-i talep kısmında terditli olarak talepte bulunduğu ve öncelikli talebinin dava konusu çekin davalı ... A.Ş.'den istirdadına karar verilmesi olduğu açıktır. Mahkemece davacının söz konusu talebi ile ilgili hüküm fıkrasında olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmemiş, kararın gerekçesinde ise menfi tespit davasındaki ispat yükünden bahsedilmekle birlikte istirdat talebi ile ilgili değerlendirme yapılır gibi davalıların çeki kötü niyetli olarak iktisap ettikleri kabul edilmiş, davacının ciro imzasının sahteliği iddiası ve bu yönde toplanan delillerle ilgili herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Davacının ikincil talebi ise çek ve çekin konu edildiği icra takibi nedeniyle her bir davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Bilindiği üzere İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında ancak takip dosyasında alacaklı olan kişiye karşı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talep edilebilir. Takip dosyasında alacaklı olmayan kişiye karşı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Öte yandan çekte ciranta olan kişinin, takipte alacaklı olmamakla birlikte çekteki ciro zincirinde kendisinden sonraki cirantalara karşı çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmesi mümkündür. Bu sebeple davacı da, takip dosyasında alacaklı olmayan ancak çekte kendisinden sonraki ciranta olan davalı ... Ltd. Şti.'ye karşı çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece her ne kadar gerekçede her iki davalının da çeki kötü niyetli olarak iktisap ettikleri kabul edilmişse de, hüküm fıkrasında davalı ...Dış Tic. Ltd. Şti.'ye yönelik çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebi ile ilgili olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Bu sebeplerle verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; 6102 Sayılı TTK'nın 792. maddesi uyarınca; çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. Anılan yasal düzenlemeye göre; çek istirdadı davasında davacı istirdadını talep ettiği çekin yetkili ve meşru hamili olduğunu, çekin elinden rızası hilafına çıktığını ve çeki eline geçirmiş bulunan yeni hamilin çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispatla yükümlüdür. Kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği hamilin çeki edinme nedenini açıklama ve ispat etme mecburiyeti bulunmamaktadır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıdadır. Ancak alacak kambiyo senedine dayanıyorsa, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça "emre yazılı" kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. TTK'nın 687. maddesi uyarınca; poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendisi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez. Meğer ki hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.
Mahkemece, istirdat talebi yönünden çekin çalınması ile ilgili bir soruşturma dosyasından bahsedilmesine rağmen soruşturma dosya numarası davacıya açıklattırılarak herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi, davalı alacaklı vekili çekin konu edildiği ve ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından keşideci yönünden tefrik edilen dosyada borcun ödendiğini ve çekin keşideciye iade edildiğini beyan etmesine rağmen bu konuda da bir araştırma yapılmamış, davacı, çekte kendisine atfen atılan imzanın sahte olduğunu iddia etmiş ve bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmış olmasına rağmen sahtelik iddiasının menfi tespit talebi yönünden TTK'nın 687. maddesi uyarınca hangi tür defi olduğu, kime karşı ileri sürülebileceği, bu noktada hamilin iyi niyet iddiasının dinlenip dinlenemeyeceği değerlendirilmemiş, tefrik edilen icra dosyasındaki keşideci ödemesi nedeniyle diğer borçlular yönünden de ana dosyanın infazen kapatılmış olması halinde borçlu olmadığının tespiti talebinin konusuz kalıp kalmadığı, istirdat talebinin ise bedele dönüşüp dönüşmediği yönünden bir inceleme yapılmamış, icra takibi nedeniyle menfi tespit talep edilmiş olup takipte talep edilen toplam tutar dava değeri olduğundan bu tutar üzerinden eksik peşin harç tamamlatılmamıştır. Bu sebeplerle de verilen karar usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Sonuç olarak davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunda Mahkemece çekin istirdadına karar verilmişcesine ileri sürülen istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." şeklinde karar verilerek mahkememiz kararının kaldırılmasına hükmedilmiştir
İstinaf kaldırma ilamından sonra yukarıda yazılı esas numarası verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Çek istirdatı talebi bakımından yapılan değerlendirmede;
Emsal mahiyette Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Somut uyuşmazlıkla ilgisi nedeniyle değinilmesi gereken 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, A.: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238).
15. İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir.
16. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir. 21. Davalı bankanın 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre hak sahipliğinin belirlenmiş olması karşısında, çeki istirdadına ilişkin talebin kabulü için davalı bankanın çeki iktisabında TTK’nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispatı gerekmekte olup bu hususta ispat yükü davacı üzerindedir. Zira TTK’nın 792. maddesi içeriği itibariyle önceki hamilin elinden herhangi bir şekilde çıkan çeki iktisap eden yeni hamilin, TMK’nın 3. maddesi anlamında iyi niyetli olduğunu kabul etmiştir. Burada ispat yükü üzerinde olan davacının, kötü niyete veya ağır kusura dair iddialarını her türlü delille ispat etmesi mümkündür. Bunun yanında kötü niyeti yahut ağır kusuru ispatlanması gereken kimse çeki hamil olarak elinde bulunduran ve işbu davada taraf olan davalı bankadır. Bu nedenle davalı bankanın çeki ciro yoluyla devraldığı ve davanın tarafı olmayan dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.’nin dava konusu çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğuna dair iddialar işbu davada incelenmez. Eş söyleyişle eldeki davada sadece davanın tarafları açısından 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekir.
22. Bu itibarla, dava konusu çeke hamil olarak görünen davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispat yükü davacı tarafa ait olup, dava konusu çekin davacının çalınan çeklerinden biri olduğunun belirlenmesi ve bu kapsamda zayi nedeniyle çek iptali davasının açılmış olması, davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispata yeterli değildir. Neticeten, iddia, savunma, taraflarca sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) kapsamında davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizce istinaf kaldırma ilamı doğrultusunda davacı tarafa çek çalınması olayı ile ilgili soruşturma dosyasının bilgilerini bildirmek üzere iki haftalık süre verilmiş ancak davacı tarafça süresi içerisinde buna yönelik bir beyanda bulunulmamıştır.
Mahkememizce emsal mahiyette olabileceği değerlendirilen çeşitli soruşturma dosyaları ile hukuk dava dosyaları UYAP üzerinden dosyamız arasına celp edilmiştir. Ancak çeki elinde bulunduran davalılardan ... ile ilgili benzer mahiyette hırsızlık konusu çeki sahte ciro ile tedavüle sokarak sebepsiz zenginleşme gayesi içinde olunan herhangi bir dosya tespit edilememiştir. Gerek istinaf kaldırma ilamında gerekse emsal mahiyetteki Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere çek istirdatı davası çeki elinde bulunduran kişiye karşı ileri sürülür ve çeki elinde bulunduran kişinin çekin iktisabında kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğunun da ispat külfeti davacı üzerindedir. Dosya kapsamında yapılan yargılamada her ne kadar çekin davacı elinden hırsızlık sonucu çıkmış olduğu ve çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olsa da yerleşik içtihatlar doğrultusunda çekin sebepten mücerret olduğu da göz önüne alınarak şeklen düzgün bir ciro zinciri ile çeki iktisap eden kişinin salt çekin hırsızlık sonucu elden çıkması ya da lehtarın imzasının sahte olması (somut olaydaki gibi araya başka cirantaların girmesi hâlinde) yahut çekin zayi olduğu iddiasıyla çek iptali davası açılması hâllerinde kötü niyetli ya da ağır kusurlu kabul edilmesi mümkün değildir. Kötü niyet ve ağır kusurun her türlü delil ile çeki elinde bulunduran özne bakımından ispat edilmesi gerekmektedir. Ne var ki somut uyuşmazlık bakımından davacı tarafça bu yönde herhangi bir ispat getirilememiş olup mahkememizce re'sen yapılan araştırmada da bu yönde bir kanaat oluşmamıştır. Bu sebeple davacı tarafından davalı Gümüş Film aleyhine açılan çekin istirdatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Menfi tespit talebi bakımından yapılan değerlendirmede;
Davacı tarafından çekin hırsızlık sonucu elden çıktığı ve imzanın kendisine ait olmadığından bahisle icra dosyası ve çek açısından davalılar borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında özetle; "Dava imza inkarına dayalı menfi tespit ve istirdat davasıdır. Alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile de, çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiştir.
Sahtecilik def’i mutlak def’ilerden olup, kambiyo senedinde imza inkarında bulunandan sonra gelen herkese karşı ileri sürülebilir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda imzanın davacı şirketin yetkilisine ait olmadığı anlaşıldığına göre, davacının borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı çek bedeli nedeniyle davalının sebepsiz olarak zenginleştiği, davacının bu bedelin davalıdan istirdatı için dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, aktif taraf ehliyetinin de mevcut olduğu, davanın davalıya yöneltilmesinde usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizce kaldırma ilamı öncesi ATK'dan alınan raporda çek üzerinde bulunan imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere sahtecilik def'i mutlak def'ilerden olup, kendisinden sonra gelen tüm cirantalara karşı ileri sürülebilir. Bu sebeple davacının kendisinden sonra gelen cirantalar olan davalılara karşı menfi tespit istemi ile dava açmasında hukuki yararı bulunmaktadır. Ancak ... 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takibin dava konusu ... 23. İcra Dairesi'nin...Esas sayılı dosya ile davalı ...tarafından davacı, davalı ...ve dava dışı ... aleyhine ikame edildiği, ... tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, ... 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin...Esas ... Karar sayılı kararı ile yetki itirazının kabulüne karar verilerek ... İcra Dairesi'nin yetkili kılındığı, dosyanın ... yönünden yetkili icra dairesine gönderilerek ... Esas numarasını aldığı, ... 8. İcra Dairesi tarafından ödeme emri düzenlendiği, ödeme emrine istinaden dava dışı ... tarafından dosya borcunun tamamen ödendiği ve dosyanın işlemden kaldırıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının da borcun ödenmiş olması nedeniyle konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Bu bağlamda mahkememizde bulunan menfi tespit davası açıldıktan sonra borcun ... 8. İcra Dairesi'nin ...Esas numaralı dosyasından infaz edilmiş olması nedeniyle mahkememiz dosyasının bu yönüyle konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Ayrıca borcu ödeyen dava dışı ...'in aynı zamanda dava konusu çekin keşidecisi olması hasebiyle çek bakımından da menfi tespit istemi konusuz kalmıştır. Tüm bu sebeplerle; davacının menfi tespit isteminin konusuz kaldığı ancak davanın açıldığı tarih itibariyle dava konusu çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmaması sebebiyle davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan konusuz kalan dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına ve davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacının çek istirdatına ilişkin açmış olduğu DAVANIN REDDİNE,
2-Davacının terditli olarak talep ettiği menfi tespit istemi bakımından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 171,58 TL'nin mahsup edilerek bakiye 443,82‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 171,58 TL peşin ve başvurma harcı ile 35,00 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 206,58‬ TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 538,55 TL tebligat, posta gideri ile 600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.138,55‬ TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
7-Çek istirdatı davası bakımından; Davalı ... A.Ş kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 9.000,00 TL üzerinden hesaplanan 9.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Menfi tespit davası bakımından; davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 9.000,00 TL üzerinden hesaplanan 9.000,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/09/2025

Katip
e-imzalıdır

Hakim
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim