mahkeme 2024/9 E. 2024/400 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/9

Karar No

2024/400

Karar Tarihi

21 Mayıs 2024

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/9 Esas
KARAR NO : 2024/400

DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/01/2024
KARAR TARİHİ : 21/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Dava dilekçesi özetle şöyledir:
"Davalı, Müvekkil Şirket bünyesinde ... departmanında 1 Aralık 2016 tarihinden 30 Kasım 2022 tarihine dek “... Direktörü” olarak görev yapmıştır. Davalı, bu pozisyonu itibarıyla görevi Müvekkil Şirketin ... departmanının yönetidliğini yapmaktır. Davalı, bu görev kapsamında Müvekkil Şirket'in ... departmanının işleyişine, ürün ve müşteri bilgilerine, müşteriler ile iletişimine, tedarikçi bilgilerine, çalışma prensiplerine ve gelecek dönem projelerine ilişkin tüm bilgileri haizdir. Zira Davalı, Müvekkil Şirket'in ürünlerini hangi tedarikçiler üzerinden ve hangi ücretler karşılığında temin ettiğini, hangi müşteriler ile ne ölçekte çalıştığını, hangi lokasyonlarda ve kaç adet otomatının bulunduğunu, hangi bölgenin ve otomatların daha çok gelir getirdiği gibi ticari bilgiler ile aynca ekip yöneticisi olarak ekibin dinamiklerini bilmektedir. Davalı, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, Müvekkil Şirket'in ticari sır niteliğindeki bilgilerine ve know-how'ına sahiptir. Nitekim bu kapsamda Davalı ile imzalanan İş Sözleşmesi'nde aşağıdaki hükümlere yer verilmiştir. Davalı 30 Kasım 2022 tarihinde Müvekkil Şirket'teki görevinden sebep bildirmeksizin kendi isteğiyle ayrılmıştır. Davalı, görevinden aymılırken emekli olacağını ve herhangi bir ... firmada çalışma niyetinin olmadığını belirtmiştir. Davalı, bulunduğu pozisyonun Müvekkil Şirket'in ... departmanının işleyişi bakımından arz ettiği önem sehebiyle, görevinden ayrıldığı 30 Kasım 2022 tarihinde Müvekkil Şirket ile bir danışmanlık sözleşmesi imzalamıştır. Davalı bu sözleşme ile dokuz ay boyunca ... departmanının işleyişine danışman olarak destek olma taahhüdünde bulunmuştur. Davalı, 25 Ekim 2022 tarihinde, yani Işten ayrılmadan çok kısa bir süre önce, Müvekkil Şirket'in Türkiye'de münhasır distribütörü olduğu ... marka bir ödeme sistemi cihazının, piyasa değerinin çok altında bir fiyat olan 210 avro üzerinden ... Şirket'e satışı Için onay vermiştir. ÇEK-5: Müvekkil Şirket ile ... Şirket arasında ... cihazı satımına ilişkin e-posta yazışmaları) Davalı'nın işten ayrılmadan önceki sözlü onayı ve talimatı sonucunda 7 Aralık 2022 tarihli fatura ile satışı gerçekleştirilen cihaz, aynı ay içinde satış adedine bağlı olarak diğer müşterilere 380 ila 480 avro arasında fiyatlar Üzerinden satılmıştır. Nitekim, Davalı bu alım sonrasında aynı fiyat üzerinden bir kez daha alım yapmak istemiş fakat Müvekkil Şirket, Davalı'nın ayrılmasının ardından, avnı fiyat üzerinden Ürün satışının mümkün olmayacağını iletmiştir. Davalı'nın ... Şirket'e bu denli düşük bir fiyat üzerinderi satış gerçekleştirmesi, henüz o tarihte dahi ... Şirket ile görüşme içinde olduğunu ve halihazırda sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davranışlar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, Müvekkil Şirket, Davalı'nın işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra ve Müvekkil Şirket ile arasındaki danışmanlık sözleşmesi henüz sona ermeden, ... Şirket bünyesinde çalışmaya başladığını öğrenmiştir. Davalı'nın ... Şirket bünyesinde çalışmaya başlamasını takiben tamamı Müvekkil Şirket'in ... departmanında görev yapan Eski Çalışanlar da Müvekkil Şirket'teki işlerinden, ...'ın kendilerine ... Şirket bünyesinde daha yüksek maaş ve daha iyi çalışma koşulları teklif ederek ayartması üzerine, sırasıyla ayrılmış ve ... Şirket bünyesinde çalışmaya başlamışlardır. Davalı ve devamında Eski Çalışanların ... Şirket bünyesinde çalışmaya başlamasını takiben, Müvekkil Şirket, Davalı'nın henüz Müvekkil Şirket nezdinde çalışmaktayken dahi ... Şirket lehine iş ve işlemler gerçekleştirdiğini, ... Şirket bünyesinde çalışmaya başladıktan sonra ise kendisini Müvekkil Şirket'in danışmanı olarak tanıtmak suretiyle Müvekkil Şirket'in iş ortakları ve müşterilerinden Müvekkil Şirket'e ilişkin ticari bilgi ve sırları öğrenmeye çalıştığını öğrenmiştir. Davalı, Müvekkil Şirket'in müşteri bilgilerini, ticari sırlarını ve know-how'ini, ... Şirket'e aktarmış ve ... Şirket'in, Müvekkil Şirket'in iş ortaklarını ve müşterilerini ayartmasına zemin hazırlamıştır. Davalı'nın yukarıda sayılı eylemleri Sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerine aykırılık oluşturmaktadır ve Davalı'nın bu yükümlülüğün ihlali halinde ödenmesi kararlaştırdıkları cezai şartı Müvekkil Şirket'e ödemesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Cevap dilekçesi özetle şöyledir;
"Rekabet yasağına ilişkin hüküm (i) işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmaması (ii), yer bakımından yapılan sınırlandırma yönünden müvekkilin Anayasanın 48'inci maddesinde teminat altına alınan “Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti” hakkına ayrılık teşkil etmesi, (iii) tek taraflı düzenlenmiş olması sebebi ile TBK m. 420/1 karşısında hüküm ifade etmemesi sebebi ile geçersiz olduğu, buna dayalı ceza-i şart talebinde bulunulamayacağı, davacı şirketin önemli ölçüde zarara uğratma ihtimalinin dava dilekçesi kapsamında ortaya konulamadığı, basit yargılama usulüne tabi huzurdaki dava kapsamında iddianın genişletilemeyeceği gözetildiğinde davanın ispat edilemediği, gizlilik yükümlülüğüne ilişkin düzenlemenin TBK m. 420/1 kapsamında geçersiz olduğu, müvekkilin davacı şirket tarafından tanımlanan gizli bilgilere ulaşma imkanının bulunmadığı, müvekkilin hangi gizli bilgiyi ifşa ettiğinin ispata elverişli bir şekilde ortaya konulamadığı, mevcut olamayan bir ihlale dayalı ceza-i şart talep edilemeyeceği, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler uyarınca sabittir ve davanın tümü ile reddini..." talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava rekabet yasağına aykırı davranış nedeniyle cezai şart isteminden ibarettir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/27017 E 2020/665 K sayılı ilamında özetle; "Davacı ve davalı arasındaki diğer uyuşmazlık, birleşen dava ile talep edilen rekabet yasağının ihlali sebebiyle cezai şart istemine ilişkin uyuşmazlığın, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda İş Mahkemesinin görevi konusundadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir.
Ticari hayatta rekabetin; işletmelerin verimini arttırıcı, üretilen mal ve hizmetlerin kalitesini yükseltici ve fiyatları düşürücü fonksiyonları bulunduğu ileri sürülmekte olup; bu yönüyle yararlı olan rekabetin dürüstlük kuralları içinde yapılması ve kötüye kullanılmaması gerekir. (Arkan Sabih Ticari İşletme Hukuku ,Bankacılık Enstitüsü, 2011, s:308).
Hizmet akdinin sona ermesinden sonra işçiyi işverene karşı rekabet oluşturacak faaliyetlerden kaçınmakla yükümlü kılan rekabet yasağı sözleşmesi, piyasa ekonomisinin ve teknolojideki gelişmelerin bir ürünü olarak yirminci yüzyıldan itibaren önem kazanmaya başlamıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu ve 5. maddesinde de aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevli olduğu düzenlenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun Rekabet Yasağı başlıklı 444. maddesinde;"Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına ... bir işletme açmaktan, başka bir ... işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, ... işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Vurgulamakta yarar vardır ki, işçi işe alındığı andan işten çıkarılacağı ana kadar işverene karşı rekabet yapamaz. Zira, söz konusu zaman parçası içinde yapılmış rekabet sadakat borcuna aykırılık oluşturur. İşçinin İş Kanununun 25./II. b,d ve e bentleri gereğince doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması sadakat borcunun ihlali olarak kabul edilmiş; bu halde işverenin iş akdini feshedebileceği gibi tazminat da isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
Rekabet etmeme borcu ise işçinin öteki borçları gibi her iş sözleşmesi için söz konusu olan borçlardan değildir. İş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık, taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir yükümlülük sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır(Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, Beta Yayınları, 2005, S:277).
Bu noktada, iş görme ve sadakat borçları ile rekabet etmeme borcu(rekabet yasağı) arasındaki ayrıma değinilmesinde yarar bulunmaktadır:
İş görme ve sadakat borçları, açıkça kararlaştırılmasa bile her iş sözleşmesinde vardır. Rekabet etmeme borcu ise, ancak iş sözleşmesi taraflarının açıkça kararlaştırmaları halinde ortaya çıkar.
İş sözleşmesi devam ederken, işçinin rekabet sayılacak davranışları ise “doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar olup ”İş Kanunu’nun 25/II-e kapsamına girer ve işveren için haklı fesih nedeni oluşturur. Rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise işçi, zararı tazmin ile mükelleftir.
Bu kapsamda, iş akdinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle ticari dava olmakla, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.02.2012 gün ve 2011/11-781 E., 2012/109 K.) sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Somut olayda taraflar arasında imzalanan gizlilik anlaşması başlıklı beyan ve taahhütname gereğince davacının çalışma ilişkisinin sona ermesinden sonra aynı işkolunda işverenle rekabet halinde olan bir başka işyerinde çalışmaya başlaması nedeni ile istenen tazminat alacağı konusunda davaya bakma görevi Ticaret Mahkemesine aittir. Bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. " şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından son celse; "Yazılı beyanlarımızı tekrar ederiz, davalı tarafın haksız rekabete oluşturan ilk eylemi müvekkilin temel bir ürününün iş sözleşmesi devam ederken ... firmaya piyasa koşullarının altında bir fiyata satmasıyla başlıyor, daha sonra davalı müvekkil ile olan iş akdini sona erdirip ... firma bünyesinde çalışmaya başlıyor ve müvekkilin bazı çalışanlarını ve müşterilerini ... firmaya transfer ediyor, haksız rekabete ilişkin görev itirazını kabul etmiyoruz TTK da açık düzenleme olduğu için mutlak ticari dava niteliğindedir" şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre iş akdi devam ederken haksız rekabet oluşturan bir eylemin gerçekleşmesi hâlinde ortaya çıkacak uyuşmazlığı değerlendirme görevi İş Mahkemesi'ne, iş akdi sona erdikten sonra haksız rekabet oluşturan bir eylemin gerçekleşmesi hâlinde ise ortaya çıkacak uyuşmazlığı değerlendirme görevi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne aittir.
Toplanan deliller çerçevesinde tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı tarafça gerek son celsede gerekse dava dilekçesi ve diğer aşamalarda haksız rekabet yasağına aykırı ilk eylemin davalının iş akdi devam ederken davacı için temel bir ürünün ... firmaya piyasa koşullarının altında satılması olarak vurgulanmıştır. Akabinde ise davalının işten ayrıldıktan sonra ... firma yanında işe girerek bir takım ihlallerinin devam ettiği iddia edilmiştir. Dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın başlangıç noktası davalının iş akdi devam ederken ... firmaya davacı için temel bir ürünü piyasa koşullarının altındaki bir fiyata satması olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple iş akdi devam ederken meydana gelen bir olay ve akabinde iş akdi sona erdikten sonra devam eden olaylar silsilesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının iddiasına göre haksız rekabet teşkil eden ilk eylemin davalının iş akdi devam ederken vuku bulmuş olması nedeniyle mahkememize göre özel görevli olan İş Mahkemesi tarafından uyuşmazlığın esasının değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış olmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul İş Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi İş Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına,
Dair; taraf vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 31/05/2024

Katip
E-imzalıdır

Hakim
E-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim