mahkeme 2024/245 E. 2025/510 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/245
2025/510
17 Haziran 2025
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMES
ESAS NO : 2024/245 Esas
KARAR NO : 2025/510
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/04/2024
KARAR TARİHİ : 17/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: “2077 yılında, Müvekkili şirkete ait ... plakalı ... motor numaralı ... şase numaralı 2006 model ...model motosikletin periyodik bakımının hangi miktar karşılığında yaptırılacağı konusunda teklif almak için davalı şirkete teslim edilmiş fakat fiyat teklifinin fahiş olması nedeni ile fiyat konusunda taraflar arasında bir anlaşma olmamıştır. Bunun üzerine müvekkil şirket motosikletin iadesini talep etmiştir. Müvekkil şirket hiçbir zaman bakımın ve tamiratın yapılması hususunda bir talimat vermediği ve motor üzerinde hiçbir bakım ve tamirat yapılmamış olmasına rağmen, davalı şirket dava konusu motosikletin davalı şirkette durduğu için "işgaliye, ardiye parası ödemek zorunda olduğunu" bildirmiş, bu talep kabul edilmeyince, bu kez de tamirat yapıldığı iddia edilerek 25.000,00-TL istenilmiştir. Müvekkil şirketin gerçekte var olmayan bu borcu kabul etmemesi üzerine de davalı şirket teslimden imtina ederek hapis hakkı olduğunu ileri sürerek aracı alıkoyduğunu bildirmiştir. Davalı şirket tarafından keşide edilen faturaya dayı olarak, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. ... K. sayılı itirazın iptali ... 4. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasına ilişkin davası, müvekkil şirket tarafından ise davalı nezdinde haksız el atılan motosikletin iadesine yönelik olarak ikame edilen ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas ... Karar sayılı dava dosyası ile birleştirilerek yargılama yapılmıştır. Müvekkil şirket, GİB internet sitesi üzerinden yaptığı sorguda " Nakil Vasıta Vergi Dairesi- ... karayolları geçiş ücreti- ... 43,75 TL" açıklaması ile davaya konu aracın trafikte olduğunu, otoyolda kullanılmış olduğunu tespit etmiştir. Aracın otoyol kullanmasından kaynaklı bir ücret doğmasının mümkün olmayacağını düşünen müvekkil şirket bir yanlışlık olabileceğinden şüphe ile Karayolları Genel Müdürlüğüne ait ... internet sitesi aracılığı otoyol geçiş ihlali sorgusunu yapmış ve davaya konu aracın davalı şirket tarafından fiilen kullanılmakta olduğu anlaşılmıştır. ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinden tedbiren motosikletin iadesi talep edilmiş, mahkemece motosikletin tarafımıza iadesine karar verilmiş ancak davalı şirket bu kararın gereğini de yerine getirmemiştir. Motosikletin müvekkile iadesi için, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ara kararı gereği ... 2. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçilmiş ve motorun teslimi için davalı şirket adresine gidilmiştir. (... 2. İcra Müdürlüğü bulunamayarak fiilen teslim alınamamıştır. Davalı şirket hakkında "güveni kötüye kullanma" ... Esas sayılı dosyası 09.07.2021 tarihli tutanak) ancak motosiklet yerinde eylemine ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ... Esas sayılı Soruşturma dosyası ile de şikâyette bulunulmuştur. Davalı şirket yetkilisi savunmasında, ceza kesilen plaka ile alakalalı olarak ülkemizde kesilen yanlış cezaların olduğunu ileri sürerek müvekkilin hukuk davasında haksızlığını örtbas etmek amacıyla cezai şikâyet yoluna gittiğini ileri sürmüşse de hukuk yargılaması tahtında müvekkilin haklılığı kesin bir hükümle sübut bulmuş, davalı şirket yetkilisi hakkında da ... 17. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açılmıştır. Yargılama sonucunda davalı şirketin motosikleti herhangi meşru bir hakka dayanmaksızın kullandığı hüküm altına alınmış ve bu hüküm kesinleşmiş durumdadır. ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı 02/06/2022 tarihli kararı ile davalı şirketin müvekkil şirketten bir ardiye-saklama-otopark ücreti talep edemeyeceği, bu minvalde dava konusu motosiklet üzerinde hapis hakkı bulunmadığı, dava konusu motorsikletin davalı şirketten alınarak müvekkil şirkete verilmesine karar verilmiş olup bu karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesinin 12.10.2023 tarih, ... E. ve ... K.sayılı ilamı ile 12/10/2023 tarihinde kesinleşmiştir. Geçen süre içerisinde motosiklet müvekkil şirkete fiilen hiçbir şekilde iade edilmemiş, yıllar süren yargılama sürecinde de davalı şirket tarafından haksız şekilde kullanılmıştır. Davalı şirket yetkilisi hakkında ... Esas sayılı Soruşturma dosyası tahtında düzenlenen iddianamede de yer verildiği üzere geçiş ihlal sorgulamasında ... plaka sayılı aracın farklı tarihlerde geçiş yaptığının görülmesi ile aracın trafikte aktif olarak kullanıldığı sabittir. Tarafımızca iş bu dava açılmadan önce 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesi gereğince arabulucuya — müracaat edilmiştir. Ekte sunulan Ticari" Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağından açıkça görüleceği üzere davalı taraf ile anlaşma sağlanması mümkün olmamış, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, müvekkilin ecrimisil alacağının tahsili için iş bu davayı açmak gerekmiştir.” talepleri ile HMK'nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, tahkikat aşamasında alınacak bilirkişi raporları ile alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduktan sonra sunulacak talep artırım dilekçesi ile artırılmak üzere şimdilik asgari bir miktar olarak 10.000,00 TL ecrimisili , her yıl için saptanacak ecrimisil miktarına tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödenmesi ve yargılama giderleri, harç ve masraflar ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine" karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: “Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; 2011 yılında, Müvekkil şirkete ait ... plakalı ... motor numaralı ... şase numaralı 2006 model ...marka ... model motosikletin periyodik bakımının hangi miktar karşılığında yaptırılacağı konusunda teklif almak için davalı şirkete teslim edilmiş, fakat taraflar arasında herhangi bir anlaşma olmamasına rağmen davalı şirket motor üzerinde tamirat yapıldığından bahsetmiş, bunun üzerine "işgaliye, ardiye parası ödemek zorunda olduğunu" bildirmiş, bu talep kabul edilmeyince, bu kez de tamirat yapıldığı iddia edilerek 25.000.00 TL istenilmiştir. Davalı şirketin motosikleti herhangi meşru bir hakka dayanmaksızın kullandığı hüküm altına alınmış ve bu hüküm kesinleşmiş durumdadır. Bu sebeple her yıl için saptanacak ecrimisil miktarına tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödenmesine hem de mahkemeniz huzurunda görülen ilgili davayı açtıklarından bahsedilmektedir. Ancak iddia edilen hususlar açıklayacağımız nedenlerle haksız ve mesnetsiz olduğundan davanın reddi gerekmektedir. Şöyle ki; Davacının açmış olduğu dava için dava açma hakkı öncelikle hukuki yarar yokluğu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçmesi nedeniyle davaya itiraz ederiz. Müvekkil şirkete davacıya ait motor teslim edildiğinde nerelerin tamir edileceği hususunda teslim eden kişi ile anlaşılmış, fakat daha sonra motorun tamiri bittiğinde motor teslim alınmamıştır. Ekte sunmuş olduğumuz faturada da görüleceği üzere Müvekkil şirket motosiklette hangi parçaların değiştiğini neyin hangi bedelle yapıldığı hususu tartışmasız bir şekilde ortaya konulmuş, davacı şirkette kendisine kesilen faturaya herhangi bir iade veya itirazda bulunmamıştır. Müvekkilin fatura üzerinde belirtilen otopark bedelinin motorların kış aylarında muhafaza edilme ücreti olduğu, davacının bu bedeli ödememek için elinden geleni yaptığı hususu tartışmasız bir şekilde ortadadır. Davacının dava dilekçesinde işgaliye parasının haksız bir şekilde istendiğine dair husus iddia edilmiş ise de bu hususun alınacak bilirkişi raporuyla da sabit olacağı mümkündür. Davacının dava dilekçesinde 25.000-TL gibi bir tamir bedeli istendiğine dair iddiası olsa da bununla ilgili herhangi bir delil sunulmadığı gibi iş bu dilekçemizin ekinde yer alan faturada da görüleceği üzere davacı şirketten talep edilen Davalı vekili cevap dilekçesinde; “Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; 2011 yılında, Müvekkil şirkete ait ... plakalı ... motor numaralı ... şase numaralı 2006 model ...marka ... model motosikletin periyodik bakımının hangi miktar karşılığında yaptırılacağı konusunda teklif almak için davalı şirkete teslim edilmiş, fakat taraflar arasında herhangi bir anlaşma olmamasına rağmen davalı şirket motor üzerinde tamirat yapıldığından bahsetmiş, bunun üzerine "işgaliye, ardiye parası ödemek zorunda olduğunu" bildirmiş, bu talep kabul edilmeyince, bu kez de tamirat yapıldığı iddia edilerek 25.000.00 TL istenilmiştir. Davalı şirketin motosikleti herhangi meşru bir hakka dayanmaksızın kullandığı hüküm altına alınmış ve bu hüküm kesinleşmiş durumdadır. Bu sebeple her yıl için saptanacak ecrimisil miktarına tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödenmesine hem de mahkemeniz huzurunda görülen ilgili davayı açtıklarından bahsedilmektedir. Ancak iddia edilen hususlar açıklayacağımız nedenlerle haksız ve mesnetsiz olduğundan davanın reddi gerekmektedir. Şöyle ki; Davacının açmış olduğu dava için dava açma hakkı öncelikle hukuki yarar yokluğu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçmesi nedeniyle davaya itiraz ederiz. Müvekkil şirkete davacıya ait motor teslim edildiğinde nerelerin tamir edileceği hususunda teslim eden kişi ile anlaşılmış, fakat daha sonra motorun tamiri bittiğinde motor teslim alınmamıştır. Ekte sunmuş olduğumuz faturada da görüleceği üzere Müvekkil şirket motosiklette hangi parçaların değiştiğini neyin hangi bedelle yapıldığı hususu tartışmasız bir şekilde ortaya konulmuş, davacı şirkette kendisine kesilen faturaya herhangi bir iade veya itirazda bulunmamıştır. Müvekkilin fatura üzerinde belirtilen otopark bedelinin motorların kış aylarında muhafaza edilme ücreti olduğu, davacının bu bedeli ödememek için elinden geleni yaptığı hususu tartışmasız bir şekilde ortadadır. Davacının dava dilekçesinde işgaliye parasının haksız bir şekilde istendiğine dair husus iddia edilmiş ise de bu hususun alınacak bilirkişi raporuyla da sabit olacağı mümkündür. Davacının dava dilekçesinde 25.000-TL gibi bir tamir bedeli istendiğine dair iddiası olsa da bununla ilgili herhangi bir delil sunulmadığı gibi iş bu dilekçemizin ekinde yer alan faturada da görüleceği üzere davacı şirketten talep edilen Buna göre alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması halinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Davacı tarafın iddia ettiği gibi Müvekkilin hapis hakkı olmadığı iddiası gerçek dışıdır. Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında her ne kadar iddia edildiği motosikletin tamiri yapılmadığı iddiası gerçek dışıdır. Yapılan anlaşmaya sadık kalmayan taraf davacı yandır. Müvekkil motosikletin tamirini yapmış olup, anlaşma akabinde ödemeyi yapmayan taraf davacı şirkettir. Davacı şirket halen daha motosikletin ruhsat devrini yapmamakta olup, haksız bir kazanç elde etmeye çalışmaktadır. Davacının iddia ettiği HGS kayıtları asılsızdır. Has etiketi internet portalından rahatlıkla dilediği kadar elde edilip plakalı veya plakasız her araç için çıkarttırılacak bir üründür. Buna ilişkin geçiş video veya fotoğrafla mevcut değildir. Bu iddia tamamen asılsızdır. Araç ruhsatı, sigortası, muayenesi olmayan bir aracın trafikte dolaşımı mümkün olmadığından, hatta hakkın kullanımı davacının engellemiş olduğundan zarar ortaya çıkmış olup, hukuki dayanaktan yoksun, açıklanması ve talebin ne olduğu anlaşılmayan davanın reddini” talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, davacı şirkete ait aracın haksız olarak davalının elinde bulunduğundan ve yargı kararları olmasına rağmen motosikleti davacıya iade etmediğinden bahisle ecrimisil isteminden ibaret davadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Somut olayda davacı, dava konusu taşınmazı davalıdan tapuda satın aldığını, ancak davalının taşınmazı tahliye etmediğini ileri sürerek davalının taşınmaza vaki elatmasının önlenmesini ve taşınmazın satın alındığı tarihten itibaren ecrimisil talebinde bulunmuştur. Her ne kadar her iki taraf tacir ise de, uyuşmazlık taşınmaz hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkin olup ticari dava niteliğinde bulunmayan davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
Emsal Mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Somut olaya gelince; eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş dayalı el atmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil ve maddi tazminat, karşı davanın ise temliken tescil, sınırlı ayni hak tesisi davası olduğu, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin olmadığı, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, Asliye Ticaret Mahkemelerinin uzmanlık gerektiren ticari davalara bakmakla görevli özel nitelikli mahkemeler olduğu, eldeki davada ise uyuşmazlığın TMK’nun 683. ve devamı maddeleri, 724, 725 ve 995. Maddeleri ve TBK'nın 49 vd. maddeleri uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulacağı, taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlık bulunmadığı hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde davada genel mahkemelerin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi düşünce, Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı olacaktır. Dava ve karşı davanın niteliği, taşınmazın aynına ve malvarlığına yönelik olduğu gözetildiğinde aynı Kanunun 2. maddesi kapsamında kaldığı ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tartışmasızdır." şeklinde karar verilmiştir.
Emsal Mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ... ... K sayılı ilamında özetle; "Somut olayda; davacının dava dışı İBB' ye bağlı bir kuruluş olduğu, dava konusu alanların İBB adına kayıtlı olduğu, davacının davalı şirket ile gişe/ bilet satış noktası belirleme sözleşmesi yaptığı, sözleşmenin feshedildiği, davacının davalı şirketin feshe rağmen sözleşme konusu alanları haksız kullanmaya devam ettiğini belirterek aleyhine icra takibi başlattığı, davalının takibe itirazı sonucu eldeki davanın açıldığı, davanın haksız kullanım ( ecrimisil ) alacağına ilişkin olduğu, yukarıda belirtilen mutlak ve nispi ticari dava niteliğinde olmadığı, HMK 331/2 maddesine göre de görevsizlik kararı sonrası yargılamaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde vekalet ücretine o mahkemenin hükmedeceği anlaşılmakla" şeklinde karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı şirkete ait olan motosikletin yargı kararları bulunmasına rağmen davalı tarafından iade edilmemesi sebebiyle ecrimisil isteminden ibaret dava ikame edildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere ecrimisil davaları açıkça kanunlar ile düzelenmemiş, TMK 683 gereğince Yargıtay kararları ile uygulama alanı bulmuştur. Bu kapsamda emsal alınan Yargıtay ve istinaf ilamlarında da belirtildiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu, Asliye Ticaret Mahkemelerinin uzmanlık gerektiren ticari davalara bakmakla görevli özel nitelikli mahkemeler olduğu dikkate alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınır malvarlığından kaynaklı ecrimisil olması nedeniyle HMK'nın 2. Maddesi gereğince uyuşmazlığın esasını değerlendirme görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. .
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.