mahkeme 2024/241 E. 2025/740 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/241

Karar No

2025/740

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/241 Esas
KARAR NO : 2025/740

DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 21/02/2024
KARAR TARİHİ : 16/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı şirkete ait ... Plakalı araçta 02.04.2022 tarihinde tek taraflı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilin ticari aracının 3 ayı aşkın süre onarım beklediğini ve aracını çalıştıramadığını, müvekkilinin aylık kardan mahrum kaldığını, uzun bekleme sonucu İlgili firmadan olumlu dönüş alamadıktan sonra aracının onarımını yaptırdığını, ilgili firmaya yansıtmalı fatura kesildiğini ancak kasko firması söz konusu faturaya itiraz etmediğini ve Müvekkiline herhangi bir ödeme de yapmadığını, müvekkil aracın onarım bedeline ilişkin olarak 02.06.2022 tarihli faturaya istinaden alacağını tahsil edebilmek için borçlu taraf aleyhine ... 19. Müdürlüğü ... Esas Sayılı icra dosyası üzerinden icra takip başlatıldığını, borçlunun 06.02.2023 tarihli dilekçe ile borca itiraz ettiğini belirterek; ... 19. İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasında davalının itirazının iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Sürücüsünün ... olduğu ...plakalı çekici ve buna bağlı ... yarı römork ile ... ili istikametinden ... istikametine seyir halinde iken 49+300 e geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağ tarafında bulunan menfeze çekici kısmını düşürüp römorku devirmesi neticesi ile römorkta bulunan yükün (taş) alana dağılarak maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Davacı yanın aracının çekici mahiyetinde olması ve kaza anında aracın taş yüklü olması nedeniyle istiap haddinin araştırılabilmesi için davacıdan resmi kantar fişi talep edilmiştir. Poliçe şartlarına uygun olup olmadığının tespiti için talep edilen evraklar müvekkil şirkete iletilmemiştir. Bu nedenle müvekkil şirket tarafından kazaya ilişkin detaylı inceleme yapılamamıştır.
Davaya konu kaza 02/04/2022 tarihinde meydana gelmiştir. TTK uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan alacaklar 2 yıl geçmek ile zamanaşımına uğramaktadır. Bu doğrultuda davacı tarafından talep edilen alacak zamanaşımına uğramıştır.
Davaya konu alacağın zamanaşımına uğramış olması nedeni ile davanın reddi gerekmektedir.
Davacı tarafın istemleri tümüyle dayanaksız, bilimsel açıklamadan yoksun ve oldukça yüksektir. Davacı tarafın müvekkil firmadan talep ettiği tazminat miktarı asla kabul edilemez. Hasarla ilgili ilgili sorumluluğu bulunmayan, hatta usulle ilgili açıklamalarımız uyarınca işbu dava ile hiçbir surette sorumluluk ve husumet yöneltilemeyecek olan müvekkil şirkete, davacı tarafından hasarla ilgili ihbar ve bildirimde de bulunulmamıştır. Müvekkilimiz aleyhine bir karar verilmesi durumunda faizin hasar tarihinden itibaren işletilmesi de hukuka uygun olmayacaktır.
Haksız ve mesnetsiz davanın reddini,
Masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava; davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan davacı şirkete ait aracın tek taraflı bir kazaya karışması nedeniyle davalıya başvuru yapıldığı, davalı tarafından kantar fişi talep edildiği, davacı tarafından kantar fişinin davalıya gönderilmesine rağmen aracının haksız olarak 3 ay süre ile serviste kaldığı ve onarımının gerçekleştirildiği, onarım bedelinin davacı tarafından ödendiği iddiasıyla ödenen onarım ücretinin iadesi ilgili olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibaret olduğu anlaşıldı.
Emsal mahiyette Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... E ...K sayılı ilamında özetle; "Somut olayda taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesinin “Tüzel Kişilerde Sürücü Klozu” başlıklı kısmında; “ iş bu kloz ile sigortalanan araç sahibi tüzel kişiliğin faaliyet konusunda araç kiralama var ise, araç sadece firma sahibi, ortağı, firmada bordrolu çalışan personel ve firma sahibinin eşi ve çocukları tarafından kullanılabilir. Bu kişiler dışında başka kişlerce kullanımı sırasında hasar oluşmasında, her hasarda hasar bedeli üzerinden %50 si sigortalı tarafından karşılanmak kaydıyla müşterek sigorta uygulanacaktır." şeklinde kararlaştırılmıştır. Davacı şirketin ana sözleşmesinin 3. maddesinde şirketin amaç ve konuları arasında “konusu ile ilgili olarak her türlü motorlu kara nakil vasıtalarını ve yedek parçalarını almak, satmak ve kiralamak, kiraya vermek ithal ve ihracını yapmak....” olarak belirtmiştir. Dolayısıyla şirketin faaliyet konuları içerisinde kiralamak da yer almaktadır. Dava konusu olayda, kaza sırasında aracı kullanan kişinin, oto tamir işi ile uğraşan davacı şirketin müşterisi 3. kişi olduğu sürücü beyanı ve tarafların kabulü ile sabittir. İş bu dava da kararlaştırılan klozun uygulanabilmesi için tüm şartlar oluşmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesindeki özel şart 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1452. maddesinde sayılan emredici kanun hükümlerine aykırı olmadığı gibi TTK. 1486. maddesindeki hükümlere de uygun bulunmaktadır.
O halde, mahkemece kasko sigorta poliçesinde kararlaştırılan özel klozun tüm şartlarının oluştuğu kabul edilerek, meydana gelen zararın %50 si sigortacı şirket tarafından daha önce karşılanmış olduğundan bakiye hasarın teminat dışında olduğunun kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Tarafımıza verilen yetki ile davacı ve ihbar edilen şirketin ticari defterleri incelenmiş olup her iki tarafın 2022 yılında e-defter uygulamasında olup, 2022 yılına ait ticari defterlerinin kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, açılış için Ocak beratlarının sunulmaması sebebiyle usul inceleme yapılamamıştır. HMK 222/2 maddesi kapsamındaki koşulları taşıdığı takdiri Sayın Mahkemeye aittir. Davalı ...A.Ş. tarafından defterler sunulmamış olup usul incelemesi yapılamamıştır. Davacı şirket kayıtlarında, davalı sigortalının 216.163,63 TL borçlu olduğu, bu borca istinaden ödeme yapılmadığı görülmüştür. Somut olayda, her ne kadar davacı tarafından takip öncesi faiz talep edilmişse de davacının cari hesap alacağına ilişkin davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine havi bir ihtarnameye rastlanmamıştır. Ancak Sayın Mahkeme'nin talep edilen faiz hususunda kısmen veyahut tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, 3095 s.k m.2/2 kapsamında 02.06.2022 fatura tarihinden işbu takip tarihine kadar 216.163,63 TL Asıl Alacak için 14.391,17 TL yasal faiz hesaplanmıştır (Talep edilen 14.391 TL'dir)." şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Yine mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları ek raporda özetle: "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, tarafların defter & belgelerinin incelenmesi, dosyada bulunan belgeler ve Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; Yeniden yapılan incelemeler sonucunda, kök raporumuzda herhangi bir maddi hata bulunmadığı ve kök rapora bağlı kalındığı tespit edilmiştir. Yapılan değerlendirme neticesinde, davacı şirket kayıtlarında davalı sigortacının 216.163,63 TL borçlu olduğu, bu borca ilişkin herhangi bir ödemenin yapılmadığı belirlenmiştir. Dosyada bulunan evrak ve belgelerin yeterli görülerek ödemeye karar verilmesi halinde sürücü kaydının sunulmamasından dolayı uygun görülecek hasar miktarı üzerinden 9,50'si sigortalı tarafından karşılanması gerekeceği ve müşterek sigorta uygulanacağı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği ek ve kök rapor sunan bilirkişi heyetine otomotiv bilirkişisinin eklendiği ve bilirkişilerin sunmuş oldukları raporda özetle: "Dava dosyası kapsamında yer alan belge ve delillerin incelenmesi neticesinde dava konusu aracın; Hasar bedelinin KDV dahil 234.012,01 TL olmak üzere yerinde ve uygun olduğu, Hasar tespitlerinin olayın meydana geliş şekline uygun şekilde yapılmış olup hasara ilişkin tüm detayların rapor ve fatura ile uyumlu olduğu, Davacı Alacak Yönünden: ihbar edilen YapıSan Şirketi tarafından davacıya düzenlenen ...sayılı faturaya istinaden, davalı tarafından 234.012,01 TL tutarında bir yansıtma faturası düzenlendiği, bu faturaya ait Katma Değer Vergisi'nin tevkifata tabi tutulduğu, 9650 oranındaki tevkifat kapsamında 17.848,38 TL tutarındaki KDV'nin vergi dairesine ödendiği ve bu tutarın indirim konusu yapıldığı, kalan tutarın 216.163,63 TL olduğu, Davacı şirket kayıtlarında, davalı sigortalının 216.163,63 TL borçlu olduğu, bu borca istinaden ödeme yapılmadığı, Faiz Yönünden: Somut olayda, her ne kadar davacı tarafından takip öncesi faiz talep edilmişse de davacının cari hesap alacağına ilişkin davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine havi bir ihtarnameye rastlanmamıştır. Ancak Sayın Mahkeme'nin talep edilen faiz hususunda kısmen veyahut tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, 3095 s.k m.2/2 kapsamında 02.06.2022 fatura tarihinden işbu takip tarihine kadar 216.163,63 TL Asıl Alacak için 14.391,17 TL yasal faiz, (Talep edilen 14.391 TL'dir). " şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Taraflar arasında akdedilen kasko sözleşmesinin incelenmesinde; "Tüzel Kişilerde Sürücü Klozu” başlıklı kısmında; “ iş bu kloz ile sigortalanan araç sahibi tüzel kişiliğin faaliyet konusunda araç kiralama var ise, araç sadece firma sahibi, ortağı, firmada bordrolu çalışan personel ve firma sahibinin eşi ve çocukları tarafından kullanılabilir. Bu kişiler dışında başka kişlerce kullanımı sırasında hasar oluşmasında, her hasarda hasar bedeli üzerinden %50 si sigortalı tarafından karşılanmak kaydıyla müşterek sigorta uygulanacaktır şeklinde düzenleme yapılmıştır. Davacı şirketin Ticaret Sicil Gazetesi'nden yapılan sorgulamasında; 28/01/2000 tarihli gazete ile ana sözleşmesinin ilan edildiği, ana sözleşmesinde araç kiralamaya ilişkin herhangi bir amaç ve konu bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı şirket 18/12/2023 tarihinde ise tür değişikliği ile ana sözleşmesini güncellemiş olup ana sözleşmenin 3. Maddesinde araç kiralama hususu amaç ve konu kısmına eklenmiştir. Ancak somut olay bakımından kazanın 02/04/2022 tarihinde gerçekleşmiş olması nedeniyle kaza tarihi itibariyle davacı şirketin ana sözleşmesinde araç kiralamaya ilişkin herhangi bir ibare bulunmamakta olduğundan taraflar arasında düzenlenen tüzel kişilerde sürücü klozunun somut olay bakımından uygulanma ihtimali bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı taraf her ne kadar kazaya karışan araç sürücüsünün davacının çalışanı olup olmadığına ilişkin belge sunulmadığından eksik başvuru olduğu iddiasını ileri sürmüş olsa da somut olay bakımından davacının kaza tarihi itibariyle faaliyet konusu ve amaçları arasında araç kiralama bulunmadığından eksik evrak ile başvuru yapıldığına ilişkin savunmaya itibar edilmemiştir.
Davalı tarafından davacının kantar fişini sunmadığı iddia edilerek eksik evrak ile başvuru yaptığı savunulmuştur. Ancak bizzat davalı vekili tarafından sunulan hasar dosyasının incelenmesinde birden fazla kez kantar fişi görüntüsünün bulunduğu anlaşılmış olup davalının bu yöndeki savunmasına da itibar edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; 02/04/2022 tarihinde davacı çalışanının kullanmakta olduğu araç ile tek taraflı trafik kazasına karıştığı, taraflar arasında kasko sigorta sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafından araçta meydana gelen hasarın ihbar olunan şirket vasıtası ile tamir ettirildiği ancak davalı tarafından hasar ödemesinin yapılmadığı, bunun üzerine hasar ödemesinin davacı şirket tarafından yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede de davacının ticari defter ve kayıtlarına göre 216.163,63 TL davalıdan alacaklı olduğu sabittir. Yine bilirkişiler tarafından yapılan incelemede dava dışı ihbar olunan şirket tarafından gerçekleştirilen hasar onarımları ile kaza arasında illiyet bağı bulunduğu ve ödenen tutarın kadri maruf olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda davacının davasının kabulü ile davalının itirazının iptaline, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanması, alacağın likit ve muayyen olması nedeniyle davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KABULÜNE,
1-Davalı tarafından ... 19. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA,
2-Alacağın % 20'si olan 46.110,92 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.749,19 TL harçtan peşin alınan 2.538,77 TL'nin mahsup edilerek bakiye 13.210,42‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 2.538,77 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.966,37 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 230.554,60 TL üzerinden hesaplanan 36.888,74 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan, 1.099,00 TL tebligat, posta gideri ile 20.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 21.099,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.16/09/2025

Katip
e-imzalıdır

Hakim
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim