mahkeme 2024/124 E. 2024/348 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/124
2024/348
17 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/124 Esas
KARAR NO : 2024/348
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/12/2018
KARAR TARİHİ : 07/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA;
Dava dilekçesi özetle şöyledir:
"Müvekkili şirkete ... nolu poliçe ile trafik sigortalı (ZMM) davalı-sigortalı ...Ltd. Şti'nin maliki bulunduğu ... plaka no'lu aracın ağır kusurlu sürücü dava dışı ... sevk ve idaresindeyken 30.10.2017 tarihinde yapmış olduğu kaza neticesinde ... plaka no'lu araç nezdinde 96 100 kusurlu bir şekilde hasar meydana getirdiğini, kaza sırasında müvekkili şirkete trafik sigortalı bulunan ...plaka no'lu aracı sevk ve idare eden dava dışı araç sürücüsünün ağır kusuru ile (kırmızı ışık ihlali) kazaya sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, meydana gelen trafik Kazası neticesinde... plaka no'lu araçta kaza sebebiyle oluşan ve ekspertiz incelemesiyle tespit edilen hasar miktarının sigortalı/davalının 96 100' lük kusuruna tekabül eden kısmının tamamı olan 8.000,00 -TL müvekkili şirket tarafından karşı tarafa ödendiğini beyan ile, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalının itirazının iptali ile... plakalı araç kaydına işlenmek üzere Sayın Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına ve ayrıca davalı aleyhine icra- inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Cevap dilekçesi özetle şöyledir:
"Davacı şirket davalı müvekkilimin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısıdır. Dava dilekçesinde de davalı müvekkilimin ... nolu poliçe ile davacının trafik (Zorunlu Mali Mesuliyet) sigortalısı olduğu ifade edilmiştir. Davacı tarafından açılan işbu dava davalı müvekkilin maliki olduğu ... ile... plakalı araç arasında meydana gelen kaza sebebiyle müvekkil sigorta poliçesi kapsamında ... plakalı karşı araç için ödediği bedelin talebine ilişkindir. Kabul etmemekle birlikte sigorta mutabakatında müvekkil şirket aracına %100 kusur atfedilmiş ise de Davalı müvekkil aracının yüzde yüz kusurlu olması davacının kendi ZMM sigortalısına rücu etme hakkı tanımaz. Karayolları Trafik Kanunu ve Sigorta Genel şartları ile emsal Yargıtay kararlarında Sigorta şirketinin kendi ZMM sigortalısına rücu edebilmesi için kasıt veya ağır kusurlu olması aranmıştır. Davacı tarafından da davalı müvekkil aracının ağır kusurlu olduğu iddia edilmiş ise de Ağır kusur olarak da ehliyetsiz araç kullanmak, uyuşturuculu veya alkollü araç kullanmak, oto yarışına katılmak gibi durumlar sayılmıştır. Dava konusu olay bakımından değerlendirildiğinde sigorta şirketinin sigortalıya rücu edebilmesi için aranan şartların hiçbirinin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Davacının dava dilekçesinde davalı müvekkil aracının sürücüsünün kırmızı ışık ihlali yaptığı gerekçesiyle %100 ağır kusurlu olduğunu beyan etmiş ise de davacının bu iddiasının kabulü mümkün değildir. Davacı ... şirketinin ZMM sigortalısına rücu edebilme nedenleri 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiştir. Madde metninde rücu nedenleri sayılmış olup kırmızı ışık ihlalinin bu kapsamda değerlendirildiğine ilişkin herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı ... şirketinin kazaya sebep olan olayda sigortalının ağır kusurlu olduğu yönündeki beyanları mesnetsiz ve hukuka aykırıdır, kabul edilemez.
Bozma kararı verilen dava dosyasında usulsüz tebligat sonucu davadan geç haberimiz olması sebebiyle tarafımızca itiraz edilememiş olan 08.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda yer alan hatalı tespitlerin tümüne işbu beyan dilekçesi ile de itiraz etmekteyiz. Şöyle ki;
Alınan bilirkişi raporundaki tespitlere bakıldığında sanki davacı ... kendi sigortalısına değil de karşı taraf kusurlu araç sahibine rücu ediyormuş gibi hatalı değerlendirmeler yapılmıştır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davalı müvekkilin işlettiği araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabul edilse dahi sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebilmesi için aranan şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine ve rücu hakkının bulunup bulunmadığına ilişkin yapılan tespitler bakımından hukuki değerlendirme gerektiğinden bilirkişilerin yetkisini aşan bu hususta değerlendirme yapması hatalı olmuştur ve kabul edilemez.
Ayrıca bilirkişi raporunda kusur oranına ilişkin tespitler yer almasına rağmen kast yada ağır kusurun bulunduğu yönünde herhangi bir tespit yapılmamıştır. Dosyada mevcut belge ve deliller dikkate alındığında ağır kusura ilişkin herhangi bir tespit bulunmazken sadece davacı beyanları dikkate alınarak davalı müvekkilin "%100 ağır kusurlu" olduğu tespiti ile davacının rücu hakkının bulunduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle dava konusuna ilişkin değerlendirme yapabilecek yetkinlikte olan farklı bir bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasını talep ederim.
Davalı müvekkilimin ağır kusurlu veya kasıtlı herhangi bir davranışı bulunmazken, kendi ZMM sigorta şirketi olan davacının, zarar gören 3. Şahsa yaptığı ödemeyi davalı müvekkilden talep etmesi de mümkün değildir. Davacı tarafından açılan haksız ve mesnetsiz işbu davanın Reddine karar verilmesini..." talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, 30/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde ... plaka nolu araçta kaza sebebiyle oluşan ve ekspertiz incelemesiyle tespit edilen hasar miktarının, davacı tarafından sigortalısına ödenmesi nedeniyle, kazada kusurlu olduğu iddia edilen davalıdan rücuan tahsil amacı ile davalı aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyası ile yasal takip başlatıldığını ve davalının itiraz ettiğini ve bu nedenle itirazın iptali ile icra-inkar tazminatı talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış olup, davayı inkar etmiştir.
Dava, Türk Ticaret Kanunun halefiyet ilkeleri uyarınca rücuen tahsil amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali talebinden ibarettir.
28/11/2019 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:
"Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler, davacı vekilinin beyanları ve diğer mevcut veriler dava konusu ... plaka sayılı ... marka-2003 model araçta oluşarı hasar yönünden incelendiğinde; Dava konusu ... plaka sayılı aracın 30/10/2017 tarihli kazası nedeniyle davacının ödediği tutarın, hasar durumu ve parça-malzeme kalemleri ile uyumlu olup olmadığının tespiti için gerekli olan aracın hasarı, tamir süreci ve tamirat sonrasına ait renkli hasar-onarım fotoğrafları dosyada bulunmamaktadır. Mevcut dosya kapsamındaki verilere göre tarafımca sorulan hususlar doğrultusunda rapor tanzim edilememiş olup, dava konusu ödendiği belirtilen ... plaka sayılı araçta 30/10/2017 tarihli kaza nedeniyle oluşan gerçek hasar-zarar yönünden sağlıklı bir değerlendirme yapılarak sonuç bildirir rapor tanzimi için ...plaka sayılı araca ait; renkli olay yerl-hasar Totoğrafları, hasar-tamir süreci ve tamlrat sonrasına ait RENKLİ haşar-onarım fotoğraflarının teminine ihtiyaç duyulmuş olup, Söz konusu belgelerin temin edilmesi halinde sorulan hususlar doğrultusunda sağlıktı bir inceleme yapıldığını..." rapor etmiştir.
08/06/2020 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:
"Dava konusu araç sürücüsü (... plaka sayılı... marka/tip) ...'ın kusursuz olduğu, Davacı ... kuruluşuna sigortalı, davalının maliki olduğu araç sürücüsü (.... plaka sayılı ... marka kamyonet)...'ın 96100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç ile ilgili davacı ... tarafından düzenlenen, 30/10/2017 tarihini de kapsayan ... vadeli ... nolu Trafik Sigorta Poliçesi bulunduğu, 30/10/2017 tarihinde meydana gelen olaya ait trafik kazası tespit tutanağındaki tespitlerin, ... plakalı araçta meydana gelen maddi hasar ile uyumlu olduğu, hasarın durumunun kazanın oluş şekline alınan darbelere uygun olduğu, Davacı ... tarafından, 24/11/2017 tarih ve 8.000,00 TL tutarlı ve ... dosya nolu, dava konusu aracın maliki...'e ödeme yapıldığına dair Tazminat Makbuzu Ve İbraname fotokopisi bulunduğu, Söz konusu aracın toplam hasar tutarının 8.000,00TL olabileceği, kusur durumu da dikkate alındığında; davalı sürücünün kusuruna isabet eden hasar tutarının; K(8.000,00TL Hasar Tutarı) x 100 kusur oranı) — 8.000,00 TL olabileceği, 24.11.2017 tarihinde yapılan ödeme neticesinde halefiyet ilkesi gereği dava konusu trafik kazasının oluşumunda 96100 kusuru bulunan ... plakalı araç ZMSS sigortacısı davacı ... AŞ.'nin...plakalı araç maliki davalı ... Tic. Ltd.Şti.ne yapmış olduğu ödeme tutarını rucü edebileceği, Temerrüt başlangıç tarihinin sigortalıya yapılan ödeme tarihi olan 24.11.2017 tarihi olduğu..." rapor edilmiştir.
Mahkememizce 2018/1153 Esas 2020/410 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup davalı tarafın mahkememiz kararını istinaf etmesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin 2021/585 E 2024/30 K sayılı ilamı ile "T.C. Anayasası'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, Mahkemece davalı taraf, dinlenilmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. Kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği'nde açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile sağlanabilir. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (Hakan Pekcanıtez/ Oğuz Atalay/ Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Baskı, 2011, s.273).
Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuki dinlenilme hakkı kısıtlanmış olur.
Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı şirkete yapılan tebliğ ile davacı şirket vekiline yapılan tebliğlerin 28/12/2018 tarihinde davacı vekilinin çalışanı "..." tarafından alınıp imzalandığı, ardından da davalıya yargılama süresince TK 35. maddesine göre tebliğ yapıldığı anlaşıldığından, davalı şirkete çıkartılan tebligatların usulsüz olduğu, hukuki dinlenme hakkının kısıtlandığının kabulü gerekir.
O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken davalı şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden davalı şirket vekiline dava dilekçesi, duruşma günü ve bilirkişi raporlarının usulüne uygun tebliği ile yargılamaya devam edilerek tüm dosya kapsamına göre karar verilmesi olmalıdır.
Yukarıda açıklandığı üzere, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmekle, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönüyle kaldırılarak, Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir." şeklindeki gerekçe ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin kaldırma ilamından sonra mahkememizce 2024/124 Esas numarası verilmek suretiyle davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.
Benzer mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.hukuk Dairesi'nin 2020/1968 E 2022/2105 K sayılı ilamında özetle; "Dava, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin sigortalısından rücuen istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Davacı ... şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan aracın, dava dışı sürücü idaresindeyken karıştığı kaza sonucunda, karşı taraf aracına ve yolcusuna ödenen hasar ve tazminat bedelinin, araç sürücüsünün kırmızı ışıkta geçmesi ve diğer kural ihlalleri nedenine ağır kusura dayalı olarak sigortalısından rücuen tahsili talep edilmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
2918 sayılı yasanın 95/2.maddesinde, zarar gören üçüncü kişiye ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesi ve kanun hükümleri çerçevesinde kendi akidine rücu edebileceğini belirtirken, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B 4. maddesinde ise rücu halleri düzenlenmiştir. Genel Şartlar B.4.a. maddesinde; "Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucu meydana gelmiş" olması halinde sigortacının rücu hakkının bulunduğu kabul edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçme kuralını ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %100 oranında yani tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bilindiği üzere, ağır kusur kavramı özel hukuk kavramı olup kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder. Dava konusu olayda ise davalı sigortalı aracın sürücüsünün salt kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle trafik kurallarına aykırı davranışı nedeniyle %100 kusurlu bulunması, başlı başına kasıtlı yada ağır kusuru olduğu anlamına gelmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışında kaldığını ispat yükü TTK'nin 1282.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Sigorta ettirene rücu sebepleri belirli olup davacı tarafından diğer rücu sebepleri ileri sürülüp kanıtlanmadığına ve İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3422 Esas - 2016/6357 Karar sayılı kararı).
Kabule göre İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat davasının tamamının reddine karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2020 yılı AAÜT'nin 13/4.maddesi gereğince Tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre maktu vekalet ücreti belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöne değinen istinaf itirazı da yerinde değildir.
Bu nedenlerle; davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafça sigortalısı bulunan ... plaka sayılı aracın karışmış olduğu trafik kazasına kırmızı ışık ihlali nedeniyle %100 kusurlu olarak sebebiyet verdiği, kırmızı ışık ihlalinin ağır kusur olması nedeniyle sigorta genel şartları uyarınca sigortalısına rücu hakkı bulunduğunu iddia etmiştir. Dava konusu olayda davalı sigortalı aracın sürücüsünün salt kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle trafik kurallarına aykırı davranışı nedeniyle %100 kusurlu bulunması, başlı başına kasıtlı yada ağır kusuru olduğu anlamına gelmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışında kaldığını ispat yükü TTK'nin 1282.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Sigorta ettirene rücu sebepleri belirli olup davacı tarafından diğer rücu sebepleri de ileri sürülüp kanıtlanmamış olduğu da dikkate alınarak salt kırmızı ışık ihlalinin ağır kusur ya da kast anlamına gelmediği kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın REDDİNE,
1-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL karar harcından, 143,82TL peşin harcı toplamının mahsubu ile geriye kalan 283,78TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi uyarınca gereği takdir ve tayin olunan 8.421,11-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
3-Davalı tarafından yapılan 25,00TL posta giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı MİKTAR İTİBARİYLE KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2024
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.