mahkeme 2023/45 E. 2025/738 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/45

Karar No

2025/738

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/45 Esas
KARAR NO : 2025/738

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/03/017
KARAR TARİHİ : 16/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkili şirket ile davalı .. Tic. Ltd. Şti arasında 25/11/2016 tarihli Kart Satış Sözleşmesi imzalandığı, müvekkil şirket tarafından üye kuruluşlar vasıtası ile müşteri şirket personeline elektronik ödeme kartı (... Restaurant Kart) ile yemek yeme olanağı sağlandığı sistem, hizmet ve bu hizmetin bedelinin ödenmesine ilişkin şartlar Kart Satış Sözleşmesi'nin konusunu oluşturduğunu, sözleşmeden doğan alackalara ilişkin kesilmiş faturalardan kaynaklandığını, müvekkili şirketin tüm sözlü ve yazılı uyarılarına rağmen borcun ödenmediğini, sonucunda alacağın tahsili için ... 36. İcra Müdürlüğünün...e. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirket borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı tarafın borcu olmadğına dair beyanlarının kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu davalı borçlu ile müvekkili şirket arasında sözleşmeye dayanan bir ticari lişiki olduğunu, cari hesap ektresi bakiye bedellerinin ödenmediğni ve alacaklarının muaccel olduğunu bilirkişi incelemesi ile tepit olunacağını, izah ettikleri sebepler neticesinde davalı tarafın İcra Müdürlüğüne yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptalini, takibin ferileri ile beraber devamını, icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalının dosya içerisinde cevap dilekçesine rastlanılmamıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizin 2017/205 Esas 2018/970 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş olup davalı tarafça mahkememiz kararı istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
... 36. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasında; davacı tarafından 16/01/2017 tarihinde 24.442,93 TL asıl alacak, 103,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.546,35 TL alacağın asıl alacağa aylık %3 oranında işleyecek faizi ile birlikte tahsili istemiyle icra takibi başlatıldığı, borcun sebebinin "cari hesap alacağı" olarak belirtildiği, sunulan cari hesap ekstresinde iki adet faturanın yer aldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı vekili tarafından 19/01/2017 tarihinde sözleşmeye, sözleşmedeki imzaya, borca ve ferilerine itiraz edildiği anlaşılmakla, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir.
Takibe konu cari hesap alacağını oluşturan faturaların 30/11/2016 tarihli 18.424,00 TL bedelli ve 15/12/2016 tarihli 6.018,92 TL bedelli e-arşiv faturaları olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından kart satış sözleşmesi sunulmuş ise gerek dosya kapsamına fiziki olarak sunulan gerekse UYAP sisteminde dilekçe ekinde yer alan sözleşme okunaklı değildir. Davacı tarafça sözleşmenin okunaklı örneğinin dosyaya ibrazı gerekmektedir.
Mali müşavir bilirkişiden alınan raporda; davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre 24.442,93 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmediği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "finansal şartlar" başlığında ödeme vadesinin 30 gün olarak düzenlendiği, "Müşteri Yükümlülükleri" bağlığı altında vadeli ödemelerde fatura ibrazı takiben vade tarihinde davacı şirkete ödenmesi, herhangi bir gecikme halinde vade tarihinden itibaren başlayacak aylık ... + %2 oranında gecikme faizi ödemekle yükümlü olduğu şeklinde tanzim edildiği, davacı şirketin e-fatura mükellefi olup davalı şirkete e-fatura düzenlediği ancak davalı şirketin e-fatura mükellefi olmadığı, faturalara konu hizmet/ürün teslimine dair dosya kapsamında irsaliye bulunmadığı, faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediğinin tespit edilemediği ancak düzenlenen faturaların taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında düzenlendiği ve davacı şirketin 11/12/2017 tarihli dilekçe ekinde sunduğu belgelerde fatura içeriklerinin açıkça belirtildiği, sözleşmedeki vade tarihi ile faturalardaki faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığında toplam faiz alacağının 445,62 TL olduğu yönünde görüş sunulmuştur.
Tebligata yönelik itiraz incelendiğinde;
Davalı vekilinin istinaf sebeplerinden ilki, dava dilekçesinin vekile tebliğ edilmesi gerekirken, davalı şirkete tebliğ edildiği yönündedir. Dosyanın yapılan incelemesinde dava dilekçesi ve eklerinin davalı şirket çalışanına 10/06/2017 tarihinde, ön inceleme duruşma gününün 30/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Takip dosyasında borca itiraz eden vekil aynı ise de, dava itirazın iptali istemine ilişkin olduğu için vekile değil asile tebligat yapılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 03/06/2022 tarihli ...E....K. sayılı ilamında da, "icra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerektiğine" karar verilmiştir.
İmzaya yönelik itiraz incelendiğinde;
Davalı taraf, dava dilekçesinin tebliği üzerine yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı gibi ön inceleme duruşmasına da katılmadığından, münkir sayılması gerekmektedir. Ancak davalı vekili gerek icra dosyası kapsamında sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde gerekse yargılama aşamasında sözleşmede yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek imzaya itiraz etmiştir. Mahkemece imza itirazı değerlendirilmemiş ise de, davalı tarafça icra dosyasına süresi içerisinde sunulan itiraz dilekçesince imzaya itirazlarının açık bir şekilde ifade edildiği, her ne kadar cevap dilekçesi ibraz edilmemiş ise de sunulan beyan dilekçesinde imzaya yönelik itirazlarının yinelendiği ve imza incelemesi yapılmasının talep edildiği açıktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2020 tarihli ... E....K. sayılı kararının içeriği de aynı yöndedir. Anılan kararda; "...Bölge Adliye Mahkemesince, davalı davaya cevap vermemiş ise de ... 21. İcra Dairesi'nin 2012/21256 esas sayılı dosyasında davalının imzaya itirazda bulunduğunun anlaşıldığı, açılan itirazın iptali davasında ayrıca cevap dilekçesinde imzaya itiraz edilmemesi imzaya itirazdan vazgeçilmiş sayılmasını gerektirmediği, 28.07.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi öncesi ve bu tarihe yakın imzalar ve davalı imza örnekleri ile birlikte inceleme yapıldığı, kötüniyet tazminatı yargılamanın her aşamasında talep edilebilecek olup basiretli tacir gibi hareket etme mecburiyetinde olan bankanın huzurunda atılması gereken imzadan bilgi sahibi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, böylece gerçeğe aykırı imza ile icra takibi yapılması nedeni ile bankanın kötü niyeti anlaşılmakla banka aleyhine kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiği, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile hükmün kötüniyet tazminatı isteminin reddine ilişkin kısmın kaldırılarak nakit alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline..." yönelik hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece öncelikle imza incelemesi yapılması gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmadan karar verilmesi hatalıdır.
Esasa yönelik itirazlar incelendiğinde;
İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).
6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihl...E.... K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ... Esas,...Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli... E. ... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ... E.... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli ... E. ...Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli ...E. ... K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.
Davacı delilleri arasında "ticari defter ve kayıtlar" yer almaktadır yani sadece davacı tarafa ait ticari defterlere dayanmamıştır. Mahkemenin oluşturduğu bilirkişi inceleme ara kararında, taraflara ait ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ancak ticari defterler ibraz edilmediği takdirde sonuçları ihtar edilmemiştir.
Bilirkişi raporunda, davalı tarafça ticari defterleri ibraz edilmediğinden incelenemediği, davalı şirketin e-fatura mükellefi olmadığı, faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediğinin tespit edilemediği belirtilmiş olup davacı tarafça faturaların tebliğ edildiğine dair bir kayıt sunulmadığından öncelikle faturaların davalıya tebliğ edildiğinin ispatlanması gerekmektedir.
Faturaların tebliğ edildiğinin ispatlanamaması halinde, sözleşme konusu hizmetin verildiği yönünde ispat yükü davacı üzerindedir. Zira faturaların davacı tarafça kendi defterlerinde kayıtlı olması alacaklı olduğunu ispata yeterli değildir.
Faturaların tebliğ edildiğinin tespiti halinde ise davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığına göre yine ispat yükünün değerlendirilmesi gerekmektedir. Faturalar davalı defterlerinde kayıtlı ise ispat yükü davalı üzerindedir. Ancak davalı defterlerinde kayıtlı değil ise bu durumda hizmetin verildiği yine davacı tarafça kanıtlanmalıdır.
Yukarıda yer verilen ilamlarda da ispat yükünün nasıl değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır. Bu nedenle mahkemece öncelikle faturaların tebliğ edilip edilmediği belirlenmeli, taraflara ait BA, BS kayıtları getirtilmeli ve davalı şirkete ait ticari defterlerin incelenmesi yönünde 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi uyarınca gerekli ihtarat yapılarak bilirkişiden ek rapor alınmalıdır. Ayrıca işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren talep edilen faiz oranına ilişkin öncelikle sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi, sözleşmede bir hüküm yoksa işlemiş faiz alacağı yönünden TTK'nın 1530.maddesi kapsamında değerlendirme yapılması, işleyecek faiz yönünden ise 3095 sayılı yasanın 2.maddesinin değerlendirilmesi gerekmekte olup açıklanan hususlar nazara alınmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece öncelikle sözleşmenin aslı ve okunaklı örneğinin dosya kapsamına alınması, davalıya ait imza örneklerinin alınması ve ıslak imzalı belge asılları getirtilerek, sözleşmede yer alan imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunda rapor alınması, yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca inceleme ve değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin kaldırma ilamından sonra yukarıda yazılı esas numarası verilmek suretiyle yargılamaya devam olunmuştur.
ATK'nın ... sayılı 25/06/2025 tarihli raporunda özetle; " İnceleme konusu Akaryakıt Satış Sözleşmesi ve eklerinde "..." kaşe izi üzerine atılı imzalar ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nın eli ürünü olmadığı hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR." şeklinde tespitte bulunulmuştur.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arası ticari ilişkinin dayanağı olan sözleşmedeki imzaya davalı tarafından icra takibine itiraz ile birlikte itiraz edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin kaldırma ilamında davalı tarafça cevap dilekçesi verilmese dâhi takibe itirazında imzaya itirazın bulunması sebebiyle bu itirazının öncelikle incelenmesi gerektiğinin vurgulandığı, mahkememizce ATK'dan imza incelemesine ilişkin rapor alındığı ve takibin dayanağı olan sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığının tespit edildiği dikkate alınarak takibin dayanağı belgenin hukuken geçerliliği bulunmaması sebebiyle kaldırma ilamı doğrultusunda davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-İmza incelemesi için dosya arasına alınan evrak asıllarının karar kesinleştiğinde ilgili yerlere iadesine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 417,43 TL'nin mahsup edilerek bakiye 197,97‬ TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 23,50 TL tebligat-posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 24.442,93 TL üzerinden hesaplanan 24.442,93 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/09/2025

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim