mahkeme 2023/376 E. 2025/712 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/376
2025/712
11 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/376 Esas
KARAR NO : 2025/712
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/06/2023
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili ile davalı ... arasında akdedilen 15.10.2013 tarihli protokol uyarınca müvekkili şirkete ait ... ili ... İlçesi ... Mah. ... Mevkii, 86 Pafta 288 ada 15 parselde yer alan bölgede plan tadilatı yapılması, inşaat ruhsatı ile yapı kullanım izninin alınması ve ilgili iş ve işlemlerin yapılması için anlaşma sağlandığını, davalı şirkete süreç içerisinde 350.000,00-USD avans verildiğini, diğer davalı gerçek kişinin projenin garantörü konusunda olduğunu, 625.000,00-USD'ye kadar müşterek müteselsil sorumluluğu olduğunu, ilgili işin protokolde belirtilen süre içerisinde yerine getirilmediğini ve bu durumun davalı şirket tarafından kabul edildiğini, 03.03.2025 tarihli ek protokol ile bu hususta mutabık kalındığını, süre dolmasına rağmen protokolden beklenen faydanın elde edilemediğini, protokol konusu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için şirkete 30.07.2015 tarihine kadar süre verildiğini ancak herhangi bir hizmet verilmediğini, müvekkili şirketin avans ödemelerine bağlı olarak sebepsiz zenginleşmenin meydana geldiğini, 26.10.2017 tarihli 2. Ek protokol akdedildiğini ve ek protokol kapsamında düzenlenen senetlerin iptal edildiğini, yine toplam 350.000,00-USD bedelli senetler düzenlenerek müvekkil şirkete teslim edildiğini, bu senetlerde ana protokol ve buna bağlı ek protokollerin garantörü davalı gerçek kişinin kefil olarak yer aldığını, davalı şirket tarafından protokol konusu işlerin yerine getirilmemesi üzerine müvekkilinin mağduriyet yaşadığını ve akdedilen protokollerin feshi ile iş avansı olarak verilen 350.000,00-USD'nin iadesi için ihtarname keşide edildiğini, davalılarca cevabi ihtarname düzenlendiğini ve tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğinin, kefalet ilişkisinin geçersizliğinin iddia edildiğini belirterek görüşmelerden netice alınamaması ve süreç içerisinde müvekkilinin mağduriyet yaşaması nedeniyle davanın kabulüne ve 350.000,00-USD'nin kamu bankalarında uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki protokolün her iki tarafa borç yükleyen sözleşme mahiyetinde olup tarafların protokolde yazılı beyanlarından bağımsız olarak edimlerin karşılıklı olarak yerine getirilip getirilmediğinin irdelenmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından hazırlanan mimari projenin ... Belediyesi İmar Müdürlüğü tarafından hukuka aykırı olarak iade edildiğini, bu hususta davacı şirket tarafından idari işlemin iptali davası ikame edildiğini, bu sebeple ... 14. İdare Mahkemesi ... esas sayılı dosya kapsamında devam eden yargılamanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkillerinin idari karar mercii olmadığından başvurusu yapılan idari işlemlerin sonuçlarından sorumlu olmadığını, müvekkili gerçek kişinin kefaletinin miktarla ve zamanla sınırlı tutulmaması sebebiyle kefalete ilişkin hükümlerin geçersiz olduğunu, ... el yazısıyla yazılmamış ve eş muvafakati alınmamış kefalet ilişkisinin gerçekleşmediğini, protokolde anılan garantörlük hükümlerinin kanun gereği geçersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki akdi ilişki kapsamında davacının işbu davaya konu alacak talebinde haklı olup olmadığının, haklı ise dava tarihi itibari ile talep edebileceği tutarın tespiti talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasındaki akdi ilişki kapsamında davacının işbu davaya konu alacak talebinde haklı olup olmadığının, haklı ise dava tarihi itibari ile talep edebileceği tutarın tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. 07.10.2024 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunun sonuç kısmında "...Yargıtay HGK kararına göre haklı neden olmasa da sözleşmenin feshedilebileceği; ancak Yargıtay 11. HD.nin kararlarına göre ise haklı neden bulunmuyorsa sözleşmenin ayakta olduğu hususunun kabul edildiği; alternatifli değerlendirmenin takdirinin münhasıran Mahkeme'ye ait olduğu, Eğer Sayın Mahkemece davacının gönderdiği ihtarnamenin davalıya ulaşmasıyla sözleşmenin sona erdiği ve davacı tarafından yapılan ödemenin avans niteliğiyle kısmi ödeme olduğu kabul edilir işe bu halde “sözleşmenin sona ermesi” dolayısıyla TBK m. 71/son hükmü gereğince “sona eren sebebe” dayalı olarak “sebepsiz zenginleşme” kapsamında davacı tarafından ödenen 350.000USD.lik avansın iadesinin/geri verilmesinin talep edilebileceği kanaatine varıldığı; takdirinin münhasıran Mahkeme'ye ait olduğu, 10. Davalılardan ...'ın müteselsil sorumlu olup olmadığı hususunda “değerlendirme yapıldığında ise TBK m. 603 hükmünün “Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır.” şeklinde olduğu; ancak dosya kapsamı incelendiğinde emredici nitelikteki TBK m. 583, 584, 586 hükümlerine uygun olarak kişisel güvencenin/teminatın düzenlenmediğinin anlaşıldığı; dolayısıyla davalılardan ...'ın müteselsil sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varıldığı; takdirinin münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Mali inceleme neticesinde: Yapılan ödemelerin varlığı muhasebesel olarak kayıtlarda destekleyici belgelerle mevcutken, davalıya ödenen tutarın davacı tarafından 159 VERİLEN SİPARİŞ AVANSLARI hesabında muhasebeleştirilmesinin, tutarın avans niteliği taşıdığını bilimsel olarak ifade etmediği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Taraf vekillerinin bilirkişi heyeti kök raporuna karşı itirazları değerlendirilmek kaydı ile bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 06.04.2025 tarihli ek raporun sonuç kısmında "... inceleme neticesinde: Davalı tarafından üstlenilen ilk işin, imar planlarının değiştirilmesi olduğu göz önünde bulundurulduğunda, protokolün imzalanması sonrasında dava konusu parselin imar planlarında bir değişiklik olmaması nedeniyle henüz yapılmamış olduğu; öte yandan taşınmazın özel mülkiyete konu edilerek üzerine davacı tarafından bina yapılabilir. hale getirilmesi olarak tanımlanabilecek-işin de davalı tarafından henüz yapılmamış olduğu; bu haliyle davalı şirkete isnat edilen sebeplerle üstlenilen borcun yerine getirilmediği kanaatine varıldığı, B. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: 1. Davacının, davalının işi teslim etmemesine rağmen davacıdan aldığı 350.000USD'lik avansı iade etmediğini ve bu yüzden zarara uğradığını iddia ettiği, Davacı ile davalı şirket arasında 15.10.2013 tarihinde adi yazılı şekilde “Protokol” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; sözleşmedeki irade açıklamaları incelendiğinde taraflar arasında eser ve vekalet sözleşmesine ait edimleri içeren karma bir sözleşmenin imzalandığı; zira davacı tarafından bazı işgörme edimlerinin üstlenildiği, bazı edimlerin sonuç taahhüdünü içerdiği ve fakat bazı edimlerin ise tarafların dışındaki başka kurumların onayını gerektirmesi nedeniyle sonuç taahhüdüne uygun olmadığı; Ayrıca davacı ile davalı şirket arasında 03.03.2015 tarihinde adi yazılı şekilde “Ek Protokol” başlıklı sözleşmenin de ilk sözleşmenin parçası olarak kurulduğu; sonrasında da 26.10.2017 tarihinde adi yazılı şekilde “Ek-2 Protokol” başlıklı sözleşmenin de ilk sözleşme ile Ek Protokol'ün bir parçası olarak kurulduğu; ve Davacı tarafından ... 22. Noterliği'nde ... tarihinde gönderilmiş ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle sözleşmelere göre üstlenilen edimin yerine getirilmediğinden bahisle sözleşmenin feshedildiğinin belirtildiği ve ödenen 350.000USD'lik avansın iadesinin talep edildiği, davalı şirket tarafından ise ... 19. Noterliği'nden... tarihinde gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verildiği, tebliğ şerhlerine rastlanmadığı, şeklinde olduğu; görüldüğü üzere bozucu yenilik doğuran hakkın kullanılarak sözleşmenin sonlandırılması/feshi için haklı nedene dayanmanın, Yargıtay HGK tarafından gerekli görülmediği!; görüldüğü üzere Yargıtay HGK kararına göre haklı neden olmasa da sözleşmenin feshedilebileceği; ancak Yargıtay 11. HD.nin kararlarına göre ise haklı neden bulunmuyorsa sözleşmenin ayakta olduğu hususunun kabul edildiği; alternatifli değerlendirmenin takdirinin münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Eğer Sayın Mahkemece (teknik inceleme neticesinde) davacının haklı nedene dayandığı ve gönderdiği ihtarnamenin davalıya ulaşmasıyla sözleşmenin sona erdiği ve davacı tarafından yapılan ödemenin avans niteliğiyle kısmi ödeme olduğu kabul edilir ise bu halde “sözleşmenin sona ermesi” dolayısıyla TBK m. 77/son hükmü gereğince “sona eren sebebe” dayalı olarak “sebepsiz zenginleşme” kapsamında davacı tarafından ödenen 350.000USD lik avansın iadesinin/geri verilmesinin talep edilebileceği kanaatine varıldığı; her ne kadar davacı vekili kök rapora itirazlarında tarafından dava konusu olayda sebepsiz zenginleşmeye gidilemeyeceği beyan edilmiş olsa dadava dilekçesinin 5. sayfasında davaya konu edilen 350.000USD lik ödeme iadesinin sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini beyan ettiği; kaldı ki borçlar hukuku doktrinine göre sözleşmeden dönme/fesih (sözleşmenin sona ermesi) halinde TBK m. 77/son hükmünce “sona eren sebebe” dayalı olarak sözleşmenin sona ermesi halinde de sebepsiz zenginleşmenin konu olacağı; takdirinin münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Davalılardan Mehmet Kahraman'ın müteselsil sorumlu olup olmadığı hususunda değerlendirme yapıldığında; Dava dilekçesinde de beyan edildiği üzere (ana protokol olarak ifade edilen) 15.10.2013 tarihli “Protokol'ün 8. maddesinde davalılardan ...'ın “garantör” olarak 625.000USD'den müteselsilen sorumlu olduğunun belirtildiği; işbu maddenin bulunduğu sayfanın en altında ise davalılardan ...'ın ıslak imzasının bulunduğu, ancak isminin bilgisayarda yazıldığı, başkaca el yazısı ile yazılmış bir beyanın da bulunmadığı; bu beyanda “garantör” kelimesi kullanıldığı için burada kararlaştırılan hükme göre TBK m. 128 hükmünce üçüncü kişinin fiilini üstlenmenin (taahhüdün) söz konusu olduğu kabul edilir ise bunun geçerlilik şekline tabi olmadığı; Ancak 26.10.2017 tarihli “Ek-2 Protokol'ün ilk ve son sayfasında, “Ek-2 Protokol'ün 15.10.2013 tarihli “Protokof” ile 03.03.2015 tarihli “Ek Protokol'ün parçası olduğunun beyan edildiği görülmekle eğer Sayın Mahkemece “Ek-2 Protokol” ile 15.10.2013 tarihli “Protokol'ün ve 03.03.2015 tarihli “Ek Protokol'ün (TBK m. 13 hükmünce) tadil edildiği (sözleşme değişikliği yapıldığı), artık 15.10.2013 tarihli “ProtokoP'de kararlaştırılan üçüncü kişinin fiilini taahhütten vazgeçildiği ve davalı ...'ın sorumluluğunun değiştirildiği kabul edilir ise bu halde: - 26.10.2017 tarihli “Ek-2 Protokol'ün son sayfasında davalılardan ...'ın el yazısı ile adını, kimlik numarasını, azami 350.0000USD için “müşterek müteselsil kefil” olduğunu, tarihi yazması ve ıslak imzasının daolması nedeniyle (bu sözleşme metninde taraflarca TBK m. 128 hükmünce üçüncü kişinin fiilini üstlenme (taahhüt) kurumunun kararlaştırılmadığı; ancak TBK m. 583/41, 586 hükmüne göre geçerli kefalet sözleşmesinin kurulduğu; davalılardan ...'ın müteselsil kefil sıfatını haiz olduğu; azami 350.000USD ile sorumlu olduğu kanaatine varılacağı; takdirinin münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, C. Mali inceleme neticesinde: Yapılan ödemelerin varlığı muhasebesel olarak kayıtlarda destekleyici belgelerle mevcutken, davalıya ödenen tutarın davacı tarafından 159 VERİLEN SİPARİŞ AVANSLARI hesabında muhasebeleştirilmesinin, tutarın avans niteliği taşıdığını bilimsel olarak ifade etmediği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu denetime uygun, kanaat oluşturmaya ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında akdedilen 15.10.2013 tarihli protokol uyarınca davacı şirkete ait ... ili ... İlçesi ... Mah. ... Mevkii, 86 Pafta 288 ada 15 parselde yer alan bölgede plan tadilatı yapılması, inşaat ruhsatı ile yapı kullanım izninin alınması ve ilgili iş ve işlemlerin yapılması için 625.000,00-USD anlaşma sağlandığı, bu çerçevede davalı şirkete toplam 350.000,00-USD avans verildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Söz konusu sözleşmenin 6-1.2. Maddeleri uyarınca 31.12.20242e kadar işin tamamlanması konusunda süre öngörülmüş; süre bitimine kadar işin tamamlanmaması halinde verilen avansın iade edileceği belirtilmiştir. Anılan sözleşmeyi davalı ... "Müşterek ve Müteselsil garantör" sıfatıyla imzalamıştır. Taraf şirketler bu kez 03/03/2015 tarihinde ek protokol imzalayarak dava konusu 350.000USD'nin avans olarak verildiğini ve herhangi bir hak ediş karşılığı olmadığını belirtmiştir. Bu protokolde davalı gerçek kişinin imzası bulunmamaktadır. Taraf şirketler son olarak 26/10/2017 tarihinde aynı mahiyette Ek2 protokol imzalamış olup bu kez protokolde davalı ...'ın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. "Ek-2 Protokol" kapsamında da davacının anılan miktarda avans ödemesi yaptığı hususunda bir ihtilaf söz konusu değildir. Dolayısıyla, mahkememizce açıklığa kavuşturulması gereken husus, davalı şirketin taahhütlerini süresinde yerine getirip getirmediği ve diğer davalı gerçek kişinin anılan bedelin iadesi konusunda sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan ek protokollerin tamamında ana protokolün ayrılmaz parçası olduğu ve yeni bir sözleşme olmadığı açıkça belirtilmiştir. Davacı tarafından ... 22. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmelere göre üstlenilen edimin yerine getirilmediğinden bahisle sözleşmenin feshedildiğinin belirtilmiş ve 350.000USD'lik avansın iadesi talep edilmiştir. Davalı taraf ise feshin haklı nedene dayanmadığını cevap ihtarında bildirmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde, davalının iş bitirme taahhüdünde bulunduğu, kök ve ek protokollerde diğer kurumların onay ve prosedür sürelerinin taahhüt süresi kapsamında dikkate alınmayacağı yönünde bir şerhin ya da özel hükmün bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafından idari makamlar nezdinde devam eden sürecin taahhüdün yerine getirilmemesine gerekçe olarak gösterilmesinin sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, davalı gerçek kişinin kök sözleşmeyi garantör olarak imzaladığı, dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. ve devamı maddelerinde öngörülen kefalet geçerlilik şartlarının kök sözleşme bakımından aranmaması gerektiği değerlendirilmiştir. Nihayet 26/10/2017 tarihli "Ek-2 Protokol"de ise Kanun'un aradığı geçerlilik şartlarını yerine getirdiği, sözleşmenin son kısmına kimlik, borç ve kefalet bilgilerini el yazısı ile doldurmak suretiyle imzaladığı görülmektedir. Sonuç olarak, davacının taraflar arasındaki yukarıda detaylarına yer verilen sözleşmeler kapsamında ödenen avans bedellerini, karşı yanın sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle haklı nedenle sözleşmeyi feshetmek suretiyle iade istemesinin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, sözleşmeye aykırılık nedeniyle genel zaman aşımı süresi içinde talepte bulunmakta haklı olduğu kanaatine ulaşılmış; davanın kabulüne, 350.000,00-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne, 350.000,00-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 623.592,80-₺ harçtan peşin alınan 125.003,21-₺ harcın mahsubu ile bakiye 498.589,59-₺ karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 40.000,00-₺ bilirkişi ücreti, 581,00-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 40.581,00-₺ ile 125.208,71-₺ harç gideri olmak üzere toplam 165.789,71-₺ yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden davacı vekili lehine hesaplanan 623.592,80-₺ nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/09/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.