Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/323
2024/939
10 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/323 Esas
KARAR NO : 2024/939
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/05/2023
KARAR TARİHİ : 10/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (“EPDK”) ... no’lu üretim lisansı ile ... (“Santral”)’ni işletmektedir. Santral, 55MWm / 55 Mwe kurulu güce sahiptir. Müvekkil şirket yalnızca Santral’in işletilmesine yönelik olarak kurulmuş olan özel amaçlı bir şirket vasfına haiz olup, Santral’de üretilen elektrikten elde edilen gelir haricinde başkaca bir kazancı bulunmamaktadır. Davalı ...A.Ş., Elektrik Piyasası Kanunu’nun “Piyasa işletim faaliyeti ve ..’ın kuruluşu” başlıklı 11. maddesine göre, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi bir tüzel kişiliktir. Bu nedenle, Sayın Mahkemeniz işbu davaya bakmaya görevli ve yetkili mahkemedir. Müvekkil ile ... arasında imzalanan özel hukuk hükümlerine tabii piyasa katılım anlaşmaları uyarınca, Müvekkil ürettiği elektriği ...’ın işlettiği piyasada satma hakkına haizdir.
Rüzgardan üretilebilen enerji miktarı, esen rüzgarın hızına bağlı olduğu ve rüzgar hızı da dalgalı bir değişkenliğe sahip olduğu için rüzgar enerji santrallerinin sürekli %100 kapasitede çalışması mümkün olmamakta, bu sebeple de üretim profili çok değişken olup 15 dakika soraki üretim bile kesin olarak tahmin edilememekte ve her daim aynı seviyede önceden öngörülebilen miktarda elektrik üretip şebekeye girdi sağlanamamaktadır. Rüzgarın doğasından gelen bu özellik, rüzgar enerjisi santrallerini diğer enerji kaynaklarına dayalı santrallerden ayıran ön önemli farklılıktır. Bu kapsamda, rüzgar enerjisinin kesintili ve dalgalı üretim profili yaratması nedeniyle ortaya çıkacak dengesizliğin bertaraf edilebilmesi için, birçok rüzgar enerji santrali işleterek elektrik enerji üreten şirket gibi, Müvekkil de tedarik lisansına sahip dava dışı bir tedarik şirketi ile ikili anlaşma akdetmiştir ve ürettiği elektriğin ticareti ile dengesizlik sorumluluğunu bu anlaşma ile tedarik şirketine devretmiştir.
İkili anlaşma kapsamında üretim yapan şirketler sabit fiyat üzerinden satış yaptıktan sonra ürettiği elektriğin takibini yapamamaktadır. Somut olayımızda da bu satışlara ilişkin saatlik eşleştirmeler yalnızca ... tarafından yapılabilmekte, satışlardan dolayı elde edilen tüm gelirler ...’nın hesabına yatırılmaktadır.Bugüne kadar muafiyetin geçersiz veya iptal edildiğine yönelik bir bildirim ... tarafından yapılmamıştır. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, işbu davamızın kabulü ile, Davalı ... tarafından haksız ve hukuki mesnetten yoksun bir şekilde müvekkil şirketten tahsil edilen kaynak bazında destekleme borç bedelleri’nden;
15.11.2022 tarihli ve ... no’lu faturaya konu olan Ekim 2022 dönemine ilişkin olarak ödeme tarihi olan 23.11.2022 tarihinden,
15.12.2022 tarihli ve ... no’lu faturaya konu olan Kasım 2022 dönemine ilişkin olarak 23.12.2022 tarihinden,
itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000-TL tutarındaki alacağın davalı ...’tan tahsiline yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, yönelik karar verilmesini.." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davaya cevaplarımızdan önce müvekkil şirket ve elektrik piyasası mevzuatıyla düzenlenmiş görevleri hakkında kısaca bilgi vermek gerekmektedir; 6446 sayılı elektrik piyasası kanunu'nun 11.maddesinde uyarınca müvekkil enerji piyasaları işletme anonim şirketi (...) kurulmuştur. Müvekkil, enerji piyasası düzenleme kurumu’ndan (...) aldığı "piyasa işletim" lisansı kapsamında ülkemizin elektrik piyasasını işletmektedir. ..., elektrik piyasasında üretilen elektriği alıp satmamaktadır. Elektriği üreten, satan ve alan katılımcıları buluşturan platformu işletmektedir. Satıcı ve alıcılar arasında mevzuat hükümleri uyarınca bir nevi aracı konumundadır. Yargı yolu ve görevsizlik itirazında bulunuyoruz. Görevli mahkeme idare mahkemesidir. Müvekkilin elektrik piyasasındaki faturalama işlemlerine karşı asliye ticaret mahkemesinde açılmış "menfi tespit talepli davalar", yargı yolu dava şartının bulunmaması gerekçesiyle usulden reddedilmektedir. Bekletici mesele yapılması talebimiz bulunmaktadır. Hmk 165/2 hükmü uyarınca davacıya muafiyet hakkında iptal davası açması için süre verilmesi gerekmektedir. Usul ve esaslara göre muafiyet alabilmek için, üretilen ve satılan enerjinin son tüketiciye kadar sabit fiyatla iletilmiş olması gerekmektedir. Epdk tarafından 07.11.2022 tarihli şirketimize gönderilen yazı ile muafiyet başvurusunda bulunan katılımcıların beyan ettikleri sabit fiyatlı enerji miktarları ile gerçekte nihai tüketiciye ulaşan sabit fiyatlı enerji miktarlarının tekrar kontrol edilmesi ve gerekli düzeltmelerin yapılması talep edilmiştir. Nihayetinde davacıdan "usul ve esaslar" hükümleri uyarınca tahsil edilen tutarlar mevzuata uygundur. Davacının faiz talebine, faizin oranına ve istenildiği tarihe itiraz etmekteyiz. Yargı yolu şartı yokluğu sebebiyle davanın Hmk.m.114/1-b,c uyarınca reddine, Hmk 165/2 uyarınca davacıya, maufiyet durumu hakkında idare mahkemelerinde dava açması için süre verilmesine,
nihayetinde davanın esastan reddine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini.." savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı tarafça kamu gücü kullanılmak suretiyle kaynak bazında destekleme bedeli adı altında kesilen 2 adet faturaya ilişkin yapılan ödemenin haksız olduğundan bahisle davalıdan istirdatı mahiyetindedir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan incele- yebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere, dava ( yargılama) şartları denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da, açılmış sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereği yargı yolunun caiz olması dava şartıdır.
Aynı Kanun'un 115. maddesine göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olma- dığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Danıştay 13. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2016 tarih ... E., ...K nolu ilamında
"2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı iradeyle tesis ettiği kesin ve yürütülebilir idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları iddiasıyla, menfaati ihlal edilenler tarafından, idari yargı mercilerinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir.
İdari yargının görev alanının tespitinde belli başlı üç ölçüt kabul edilmektedir.
Bunlardan kamu gücü ölçütüne göre, idare, tek yanlı, egemenliğin bir parçası olarak emretme gücü (kamu kudreti) kullanmaktadır ve ilgililere bu tek yanlı iradesini gerektiğinde zorla kabul ettirmek yetki- sine sahiptir. Bu sebeple idarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işlemler ve eylemler, idari yargının görev ala- nına girer.
Kamu hizmeti ölçütüne göre ise idari yargının görev alanı kamu hizmeti kavramıyla açıklan- maktadır. İdarenin kamu hizmeti görmek için yaptığı işlem ve eylemler, idare hukukunun alanına girmektedir, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yeri de idari yargıdır.
Karma ölçüte göre ise idarenin üstlendiği hizmetlerin artması ve çeşitlenmesi, kamu hizmeti ölçütünü yetersiz kılmıştır. Günümüzde birçok kamu hizmeti, idare hukuku kurallarına göre değil özel hukuk kurallarına göre yürütülmeye başlanmıştır. Örneğin elektrik, doğalgaz dağıtım, iletim ya da elektronik haber- leşme gibi.
Bu sebeple, günümüzde idari yargının görev alanının tespitinde yürütülen faaliyetin nite- liğinden daha ziyade, faaliyeti yürüten ya da işlemi tesis eden ve uygulayan kuruluşun özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanıp kullanmadığı önem taşımaktadır. İdarenin özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerinin denetiminin idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmektedir."
Yukarıda yer verilen ölçütlere göre kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemler bakımından işlemi tesis eden kuruluşun; özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olması ya da yönetilmesi tesis edilen iş- lemin "idari" niteliğini değiştirmediği gibi, bu işlemlerin iptali için açılacak davaların da idari yargı merci- lerinin görev alanına girdiği kuşkusuzdur." denilmiştir.
Somut olaya gelince, davacı ve davalı taraf anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişisidir. Ancak ...'ın davacıdan yaptığı tahsilat işlemi EPDK 'nun 16/12/2021 tarihli kurul kararlarının icrası ve elektrik piyasası mevzuatındaki emredici kuralların uygulanması sonucunda özel hukuku aşan yetkiler kullanılarak yapılmış bir işlemdir. İşlemi tesis eden davalının özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş ve yönetiliyor olması kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemin idari niteliğini orta- dan kaldırmayacağından uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmelidir.
HMK.m.114/1-b,c bendlerine göre yargı yolunun caiz olması ve mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın yargı yolunun caiz olmaması dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK 114/1b ve 115/2 md. Uyarınca usülden reddine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL harcın peşin alınan 1.707,75TL harçtan mahsup edilerek 1.280,15TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 100.000,00TL üzerinden hesaplanan 30.000,00TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi. 10/12/2024
Katip
e-imza
Hakim
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.