Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/173
2024/688
1 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/173 Esas
KARAR NO : 2024/688
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 09/03/2023
KARAR TARİHİ : 01/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen tazminat davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle : " 24.05.2018 tarih ve 17:50 sularında meydana gelen trafik kazasında davalı şirketin malik olduğu sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın ...mevkiinde emniyet şeridinde seyrederken aracın ön tampon ve yan kısımlarıyla ... Plaka sayılı müvekkil aracına çarptığını, çarpma sonucu maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davalı şirket sürücüsü ...'in kusurlu hareketlerinin neden olduğunu, müvekkilinin ticaretle servis işletmeciliği ile uğraştığını, ... plakalı aracın şoförünün 96100 kusurlu olduğunu, trafik kazası tespit tutanağında sürücü beyanları incelendiğinde, davalı sürücü yazılı ve imzalı beyanıyla kazaya tam kusuruyla sebebiyet verdiğini açıkça ikrar ettiğini, işbu kaza sebebi ile temlike konu araçta maddi hasar meydana gelmiş olup, ortaya çıkan hasar sebebi ile Müvekkile ait aracın onarımda kaldığını, müvekkile ait ticari aracın onarımda kalması hasebiyle müvekkilin hali hazırda bulunan nakliye işlerini tamamlamak adına araç kiralamak zorunda kaldığını, bu süre içerisinde ticari işlevini yerine getiremediğinden kazanç kaybına ilişkin alacak oluştuğunu, müvekkile ait aracın ticari gelir elde ettiği söz konusu olduğundan dolayı kazanç kaybına uğradığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları *A-6 Teminat Dışı kalan Haller” maddesinde kazanç kaybı teminat kapsamı dışında bırakıldığını, kazanç kaybına ilişkin alacak değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesi sebebiyle bu hususta yapılacak tespit sonucu artırılmak üzere kazanç kaybı tazminini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı ...'nun dilekçesinde özetle: "Davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacının emniyet şeridinde giderek KTK 47/1-c maddesini ihlal ederek kusurlu olduğunu, aynı zamanda davacının ani fren yaparak trafik güvenliğini tehlikeye soktuğunu, davacının aracında basit hasar oluştuğunu ve davacının herhangi bir kaybının bulunmadığını, davacının zararının trafik sigortası tarafından karşılandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının bizatihi kusurlu olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini" talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi'nin dilekçesinde özetle: "Davacı, sevk ve idaresi kendisinde olan ... plakalı aracı ile 24.05.2018 tarihinde, sevk ve idaresi, diğer davalı ...'da olan ve müvekkile ait ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazasından doğan kazanç kaybını müvekkil şirketten talep etmektedir. Belirtmek gerekir ki bu talep haksız olup, Sayın Mahkemenizce yapılacak inceleme neticesinde reddedilmesi gerekmektedir. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hukuka aykırıdır. Zarar davacı tarafından da tespit edilebilecek durumdadır. Kaza tarihinden bu yana 5 yıla yakın bir süre geçmiştir. Bu nedenle huzurdaki dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğinden, usul yönünden reddi gerekmektedir. Hiçbir şekilde davalı müvekkil şirketin kazadan doğan herhangi bir sorumluluğu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, huzurdaki dava bakımından zamanaşımı süresi geçmiş bulunmaktadır. Davacı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. Ve 85. Maddesine dayandırmaktadır.Kanun metninde açıkça görüleceği üzere, davacının talebine ilişkin zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımı uğramaktadır. Davacının talebine konu motorlu araç kazası 24.05.2018 tarihinde gerçekleşmiş olup, davacı, olası bir tazminattan sorumlu tutulabilecek tek kişi olan diğer davalının kimliğinden de haberdardır. bu husus, kazaya ilişkin tutanaklar ile de sabittir. kazanın üzerinden hemen hemen 5 yıl geçtikten sonra huzurdaki dava ikame edilmiştir. zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davanın usulden reddini talep ederiz, dava dilekçesinde davacının da belirttiği üzere, müvekkil şirket, kazaya konu aracı diğer davalı ...'ya uzun süreli olarak kiraya vermiştir. Davacı, diğer davalının müvekkil şirketin sürücüsü olduğunu iddia etse de, bu iddia tamemen asılsız olup, her türlü resmi belge ile kanıtlanabilecek durumdadır. Diğer davalı ile müvekkil şirket arasında işçi-işveren ilişkisi değil, uzun süreli araç kiralama sözleşmesinden doğan ilişki mevcuttur.
Müvekkil bir ... firması ve ... hizmeti veren bir firma olması sebebiyle genişletilmiş kasko ve trafik poliçeleri tanzim edilmiştir. Kabul anlamına gelmemekle beraber davacı tarafın bir an için haklı olduğu kabul dahi edilse bu talebin muhatabı dilekçemizde beraber davanın ihbar edilmesini talep edeceğimiz ... firmasınca karşılanması gerekmektedir. dilekçemiz ekinde trafik sigortamızı sunmuş olmakla beraber davacının talep ettiği bedel araç tamir bedeli olup bu bedelin trafik sigortamızca karşılanması gerekirken davacı taraf bu bedeli kendisi karşılamıştır. bu bağlamda davacının taleplerinin yerinde görülmesi halinde dahi davanın ihbar olunan sigorta firmasına yöneltilmesi gerektiğinden davanın bizim yönümüzden esasen reddi gerekmektedir.
Kiralanan araç bakımından işleten sıfatı, kaza esnasında kiracı olan diğer davalıda bulunmaktadır. Bu nedenle, olası bir tazminattan müvekkilin sorumlu tutulması mümkün değildir. değer kaybına ilişkin zamanaşımı süresi dolmamış olsaydı dahi müvekkilin işbu talep bakımından sorumlu tutulamayacağı açıkça görülecektir. Bu nedenle huzurdaki dava, esas yönünden de mesnetsizdir. Tüm bu nedenlerle davanın reddini" talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının uğradığı kazanç kaybının tazmini isteminden ibarettir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ...E ...K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır.
VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir.
Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir.
Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır.
Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 26/09/2024 tarihli cevabi yazısına göre; davacının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı bildirilmiştir.
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 14/10/2024 tarihli yazı cevabında ise davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık hmeydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının uğradığı kazanç kaybının tazmini davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davacının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı ve davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davacının tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
4-Kararın kesinleşmesi üzerine 2 hafta içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılması yönünde karar ittihazına,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.