Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/841

Karar No

2024/942

Karar Tarihi

10 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/841 Esas
KARAR NO : 2024/942

DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı))
DAVA TARİHİ : 01/09/2020
KARAR TARİHİ : 10/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı)) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket ile ....Tic. A.Ş. arasında ticari ilişki söz konusudur. Taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve mal satışına ilişkin faturalar ve cari hesabının ilgili kısımları dilekçemizde sunulmuştur. Müvekkil şirketten mal satın alan ... Tic. A.Ş. buna karşılık lehtarı olduğu ... Bankası ... Şubesi ... çek seri numaralı 02.07.2020 düzenleme tarihli 27.400-TL bedelli keşidecesi ... olan çeki ciro ederek müvekkil şirkette vermiş ve bu çek ticari defterlere işlenmiştir. Davaya konu çekin ticari ilişki kapsamında müvekkil şirkete verildiğine ilişkin tanıklar ... ve ...'ın dinlenmesini talep ediyoruz. Müvekkil şirket aynı zamanda ....'da faaliyet gösteren ... Tic. A.Ş. ile ticari ilişki içinde olup bu şirkete de borçları vardır. Ticari ilişkiyi gösterir faturalar mevcuttur.(EK:3) Müvekkil şirket, ...A.Ş'ye borçlarına karşılık olmak üzere kargo ile çek göndereceğini söylemiş ve bu konuda mutabık kalınmıştır. Bunun üzerine müvekkil şirketin imza yetkilisi ... şikayete konu çekin arkasına tam (kapalı) ciro yapmış akabinde de çek ... A.Ş'ye gönderilmek üzere ... Şubesine kargo olarak verilmiştir. ...'nun gönderiye ilişkin barkot kodu ...'dur. Müvekkilin gönderdiği içinde çek bulunan kargo, ...A.Ş. çalışanına teslim edilmiş ancak içinden çek çıkmamıştır. Bu konuda ...A.Ş.' nin cari hesap sorumlusu ... ve kargoyu teslim alan kişinin dinlenmesini talep ediyoruz. Çekin kargo paketinin içinden çıkmadığını öğrenen müvekkil şirket ... Kargoyu aramış, kargo firması çalışanlarından bazılarının bu şekilde gönderilen çekleri çaldığını, bu konuda birçok şikayet geldiği bilgisini vermiştir. Müvekkil şirket tarafından çeklerin ödeme günü gelmeden herhangi mağduriyete sebep olunmaması adına çekin rıza dışı elden çıkmış olması sebebiyle ödeme yasağı talepli olarak ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile "Kıymetli Evrakın İptali" davası açmıştır. Açılan davada mahkemece çek bedelinin ödenmemesi konusunda muhatap bankaya yazı yazılmış ve çekin ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmiştir. Davalı tarafından çek ödeme gününde bankaya ibraz edilmiş olup banka tarafından .. 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı davada verilen tedbir kararı uyarınca çek bedelini davalıya ödememiştir.Bunun üzerine davalı ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasına beyanda bulunarak kendisinin iyiniyetli meşru hamil olduğunu iddia ederek ödeme yasağının kaldırılmasını talep etmiştir. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtaratlı tebliğ zarfında çekin ... tarafından ibraz edildiği bu sebeple istirdat davası açmamız için tarafımıza süre verilmiştir.Bu sebeple istirdat davası açma ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunma zaruriyeti doğmuştur. Dava konusu çek incelendiğinde, kargo paketinin içinden alınıp önce çek arkasındaki müvekkil şirketin tam cirosu karalanıp iptal edilmiştir.Çek arkası incelendiğinde müvekkilin "...A.Ş' nin emrine" şeklindeki tam cirosunun karalandığı ve iptal edildiği görülecektir. Müvekkilin tam cirosunu iptal ederek çek sanki ... firmasından kendilerine geçmiş gibi bir izlenim yaratmaya ve ciro zincirindeki kopukluğu gidermeye çalışmışlardır. Çünkü müvekkilin tam cirosu iptal etmemiş olsalar idi bu çeki sadece çek kendisine tam ciro ile ciro edilen ...A.Ş' tarafından tahsil edilebilecek/ bu şirket çekin arkasını cirolamadığı müddetçe çekte ciro zinciri kopuk olduğu için çekin banka tarafından ödenmesi mümkün olmayacaktır. Nitekim bir çekte tam ciro var ise, bunun altındaki cironun çek kendine tam ciro edilen kişiye ( şikayete konu çekte ... A.Ş'ye) ait olması gerekmektedir. Ciro zincirindeki kopukluğu gidermek için müvekkil şirketin cirosunun üzerini karalayıp iptal etmişlerdir. Akabinde de ... çek arkasını cirolayarak sanki aralarında ticari ilişki varmış gibi davalı ...'a vermiş davalı da çeki cirolayarak bankaya ibraz edilmiştir. Davalının iyiniyet iddiaları hiç bir şekilde kabul edilemez. Açıkça görüleceği üzere davalı ... kötüniyetli yahut ağır kusurludur. Hem ... hakkında hem de ... ve ilgili kargo personeli hakkında dolandırıcılık ve resmi belgeden sahtecilik suçlarından suç duyurusunda bulunulmuş olup ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından... soruşturma numaralı dosyasında soruşturma devam etmektedir. Soruşturma dosyasında şüphelilerin söz konusu suçlardan dolayı örgüt olarak hareket ettiklerine dair araştırma devam etmektedir. Soruşturma dosyasının akıbetinin beklenilmesi gerekmektedir. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesine ...Esas sayılı dosyasına davalı tarafından sunulan beyanda davalı nakit para borcuna ilişkin çeki aldığını ifade etmiştir.Ancak aralarındaki ticari ilişki, ... ve davalının ne işle uğraştıkları, olağan hayat akışında bir kişinin nakit para vererek ne için çek alacağı hususları belirsiz kalmıştır.Yargıtay içtihatlarında bu hususlara dikkat çekerek ancak yeteri kadar araştırmadan sonra iyiniyeti kabul etmektedir.
... Bankası ... Şubesi ... çek seri numaralı 02.07.2020 düzenleme tarihli 27.400-TL bedelli keşidecesi ... olan çekin davalıdan istirdatına müvekkil şirketin haklı hamil olduğunun tespitine ve çeklerin müvekkile iadesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle :"Mahkemeniz dosyasında, müvekkilimizin alacaklısı ve hamili olduğu, ... Bankası A.Ş., ... Şubesine ait, 02.07.2020 keşide tarihli, ... seri numaralı 27.400.00-TL’lik, hesap sahibi ... tarafından keşide edilmiş çek hakkında davacı istirdat davası açmıştır. Müvekkilimiz, belirtilen çekin iyiniyetli meşru hamilidir. Çeki nakit para alacağına karşılık 3. kişi olan ...’ dan ciroyla almıştır. Çek, bankaya tarafımızca ibrazında ödenmeyip arkasına mahkemenizce ödeme yasağı kararı bulunduğu belirtilerek arkası yazılmıştır. Çekte, ilk ciro ... Tic A. Ş., sonraki ciro ..., onlardan sonra müvekkilimizin cirosu bulunmaktadır. Davacı, sayın mahkemenizde işbu istirdat davasını açmıştır. Dava açmadan önce dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurmamıştır. Bu nedenle davanın başkaca bir araştırmaya gerek kalmaksızın, duruşma günü beklenmeksizin usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Müvekkilimiz, çekte 3. ciranta olarak hak sahibi ve iyi niyetli meşru hamildir. Mahkemenizdeki davanın içeriğinden, taraflarından ve hali hazır durumundan haberi yoktur. Çeki, keşideci ile cirantalar veya 3. kişiler arasındaki ilişkinin dışında, T. Ticaret Kanunu gereği kambiyo vasfına güvenerek ve bir ödeme vasıtası kabul ederek alacağa karşı almıştır. İyi niyetli meşru hamil müvekkilin, keşideci ile cirantalar veya 3. kişiler arasındaki davadan etkilenmesi mümkün değildir. İşbu davanın açılması nedeniyle müvekkilimiz mağdur olmuştur. Alacağını alamamış ve telafisi imkansız zarar söz konusu olmuştur. Müvekkilimiz iyi niyetli meşru hamil olduğundan, davacı kötüniyetli olduğundan işbu istirdat davasının reddine karar verilmesini talep ederiz. Dava açılmadan önce dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmadığından, duruşma günü beklenmeksizin ve başkaca bir araştırmaya gerek kalmaksızın davanın usulden reddine,
Müvekkilimizin alacaklısı ve hamili olduğu, ... Bankası A.Ş.,... Şubesine ait, ... keşide tarihli, ... seri numaralı 27.400.00-TL’lik, hesap sahibi ... tarafından keşide edilmiş çek hakkında mahkemenizce verilen ödeme yasağı-ihtiyati tedbir kararı konulmuşsa kaldırılmasına, ilgili bankaya, tedbirin kaldırıldığına dair tezkere yazılmasına ve davacının iddiaları gerçeği yansıtmadığından davanın usulden ve esastan reddine, Davaya konu çekin miktarı üzerinden %20 icra inkar/kötüniyet tazminatının davacıya yükletilmesine,
Masraf ve vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, ... çek seri numaralı 02/07/2020 düzenleme tarihli 27.400,00 TL bedelli çekin kargoda çalındığından bahisle, çekin rıza dışı elden çıkması sebebiyle, davalıdan istirdadı istemli davadır.
Mahkememizce verilen 13/04/2022 tarih ve ...E. ...K.sayılı verilen kararın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 10/11/2022 tarih ve...E. ...K.sayılı kararında özetle: "...9.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20.maddesi ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. Anılan maddeye göre; "(1)Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır. Görüldüğü üzere, 6102 Sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda arabuluculuk, dava şartı olarak belirlenmiştir. Madde gerekçesi "Maddeyle, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurma zorunluluğu getirilerek bu uyuşmazlıkların temelinden, çok daha kısa süre içinde, daha az masrafla ve tarafların iradelerine uygun bir şekilde çözülmesi amaçlanmaktadır." şeklindedir. Yukarıda belirtildiği üzere gerekçede amaçlanan, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların, arabuluculukda çözümlenmesi olup, madde metninde konusu ..."bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava..." denilmek suretiyle dava türleri ayrımı belirtilmemiştir.
TTK'nın 792. maddesi hükmü "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür" şeklindedir. Anılan madde hükmüne göre açılan davada davacının talebi, bir miktar paranın ödenmesi, alacak veya tazminat değil kıymetli evrak olarak çeki haksız olarak elinde bulundurduğu iddia edilen hamilden çekin iadesidir. Bu itibarla TTK'nın 792. maddesi kapsamında açılan çek istirdadı davasında arabuluculuğa başvurmak dava şartı değildir. (Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2020 tarih ve ...E. -... K. sayılı ilamı) İstinaf aşamasında çekin bedelinin davalı tarafça tahsil edilmesi nedeniyle davanın çek bedelinin istirdatına dönüşmesinde de durum değişmeyecektir. Bu nedenle Mahkemece davacının, davadan önce arabuluculuğa başvurmamış olması sebebiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına..." şeklinde karar vermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 10/11/2022 tarih ve ...E. ...K.sayılı kaldırma ilamından sonra mahkememizce 2022/841 Esas numarası verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Emsal mahiyetteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E... K sayılı ilamında özetle; "Dava, davacının hamili olduğu çekin, çalınması nedeniyle rızası dışında elinden çıktığı iddiasına dayalı bir istirdat davası niteliğinde olup yasal dayanağı 6102 sayılı TTK 792. maddesidir. İşbu davada davacı, çeki elinde bulunduran davalı faktoring şirketinin yürürlükteki mevzuat uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle ağır kusurlu sayılması gerektiğini ileri sürerek çekin iadesini yahut davalı yanca tahsil edilen bedelinin istirdadını talep etmekte olup davalı yan ise yapılan faktoring işleminde ve buna bağlı olarak dava konusu çekin edinilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunmaktadır.
Bilindiği üzere, yukarda anılan yasa maddesine dayalı davalarda ispat yükü davacı üzerinde olup davacı yan, öncelikle, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve hemen ardından da, davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamalıdır.
Davacının, dava konusu çekin önceki hamili olduğu, çekin rızası dışında elinden çıktığı olguları dosya kapsamına sunulan delillerle kanıtlanmış olup bu husus mahkemenin de kabulündedir. Mahkeme hükmünün, davalı yanca bu kabul bakımından temyiz edilmediği de gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümü, davalının çeki iktisabında kötüniyetli yahut ağır kusurlu olup olmadığının belirlenmesi ile mümkün olabilir.
Davalı şirket tarafından gerçekleştirilen faktoring işleminin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2. maddesi, faktoring şirketinin, BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile yine BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamayacaklarını ve tahsilini üstlenemeyeceklerini öngörmektedir. Keza yine faktoring işlem tarihi itibariyle anılan kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan ve somut olaya da uygulanması gereken 10.10.2006 gün ve 26315 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan Yönetmeliğin 22. maddesinde de benzer bir hükme yer verildiği görülmekte olup uyuşmazlığın çözümünde mezkur mevzuat hükümleri yanında kanun uyarınca konuyla ilgili usul ve esasları belirlemekle yükümlendirilen BDDK’nın bu husustaki genelgelerinin ve bu arada 8.7.2010 tarihli genelgesinin de dikkate alınması gerekmektedir.
Tüm bu mevzuat hükümlerinde öngörüldüğü üzere, faktoring şirketleri ancak sahih ve fatura ile tevsik olunan mal veya hizmet satışına dayalı olup alacakları devralabilirler. Bir başka söyleyiş- le, anılan hükümler gereğince, faktoring işlemi bakımından mal veya hizmet satışının sadece fatura ile tevsik olunması yeterli olmayıp faktoring şirketince faturaya konu mal veya hizmet satışının fiktif nitelikte olup olmadığı, işlem taraflarının ve faturanın güvenilirliği, ilgililerin mali durumları konularında araştırma ve istihbarat çalışması yapılması gerektiği, ayrıca temlik alınan alacağı temsil eden kambiyo senedinin fatura tutarı ile uyumlu olup olmadığına bakılarak açık uyumsuzluk halinde işlem yapılmaktan kaçınılması, senedi düzenleyen ve sair ilgililer açısından da borcun varlığı bakımından teyit işlemleri yapıldıktan sonra ve ancak tüm bu araştırma ve soruşturma sonucunda olumlu bir sonuca varılması halinde faktoring işlemi yapılmasının öngörüldüğü açıktır. Nitekim, 6361 sayılı Kanun’a dayalı olarak 1.1.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5., 6. ve 8. maddelerinde de yukarda belirtilen hususlar hakkında hükümler sevkedildiği, söz konusu hükümlerin yürürlükten kalkan bir önceki yönetmeliğe dayalı olarak çıkarılmış olan ve faktoring şirketlerinin uymakla yükümlü oldukları hususlara ilişkin 8.7.2010 tarihli genelgede belirtilen prensipleri geliştirerek pekiştirdiği görülmektedir. Faktoring şirketlerinin imtiyazlı kuruluşlar olduğu da gözetildiğinde, yukarda belirtilen usul-esaslar çerçevesinde bir inceleme-araştırma yapılmaksızın faktoring işlemi yapılması halinde, mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hasıl olacak sonuçlar bakımından ağır kusurlu kabul edilmeleri gerektiği izahtan varestedir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, mahkemece yapılan inceleme hükme varmaya yeterli olmayıp, davalı faktoring şirketinin yukardaki usul ve esaslara uygun bir faktoring işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği, buna dayalı olarak çekin iktisabında ağır kusurlu sayılıp sayılmayacağı hususları üzerinde yeterince durulmadan, davacının bu yolda gösterdiği delillerin tümü toplanmadan, toplanan delillerin ise yukarda anılan hususlar çerçevesinde bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın salt davalı faktoring şirketinin defter kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine dayalı olarak ve özellikle davacının kambiyo senedinden ötürü kendisine başvurulan kişi olmadığı, işbu davada davacı yanca ileri sürülen iddiaların ise davacı ile dava konusu çekin keşidecisi yahut önceki hamillerinden biri arasındaki ilişkiye dayalı def’i mahiyetinde bulunmadığı gözden kaçırılarak somut olaya uygun düşmeyen 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine dayalı hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme hükmünün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. " şeklinde karar verilmiştir.
Emsal mahiyetteki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E ... K sayılı ilamında özetle; "11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı tarafça çalıntı olduğu iddia olunan ve istirdadı istenen dava konusu çeke hamil olmasına dayanak oluşturan hukuki sebebin ortadan kalkması karşısında davalı bankanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) anlamında kötü niyetinin veya ağır kusurunun ispatının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır.
13. Dava konusu çekin davalı banka tarafından devralınma ve dava tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 788/1 maddesi (6762 sayılı TTK m. 700) uyarınca açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilecek olup yine cirosu kabil çeklerin teşhis işlevini düzenleyen 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesi; “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.” hükmünü haizdir. Ayrıca 6102 sayılı TTK’nın 818/1-d maddesindeki yollamayla çekler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanun’un 684/1. maddesi uyarınca da; ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolunacağı düzenlenmiştir. Anılan kanunî hükümlerden hareketle çeki muntazam bir ciro zinciriyle elinde bulunduran kişi, meşru hamil sıfatını kazanarak çekten doğan tüm hakları kullanabilecektir.
14. Somut uyuşmazlıkla ilgisi nedeniyle değinilmesi gereken 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, A.: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238).
15. İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir.
16. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir.
17. Uyuşmazlığın çözümünde ayrıca önem arz etmesi nedeniyle çek istirdadına ilişkin davalarda taraf sıfatına (husumete) değinilmesinde yarar bulunmaktadır. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavram olup dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi kapsamında çek istirdadı istemiyle açılacak davalarda husumet kural olarak çeki elinde bulunduran kimseye (hamile) yöneltilir. Başka bir anlatımla, çeki muntazam bir ciro zinciri ile elinde bulundurması nedeniyle şekli anlamda meşru hamil sıfatını haiz kimseler, kendilerine karşı, çekin iktisabında 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu oldukları iddiasıyla açılacak davalarda davalı olarak yer alırlar. Bu anlamda yeni hamilin çeki devraldığı kimsenin çeki iktisabındaki kötü niyetine veya ağır kusuruna dair iddia, çekin istirdadı istemine ilişkin olarak yeni hamile karşı açılan davada uyuşmazlık konusu olmadığından mahkemece yapılacak değerlendirmede nazara alınmaz. Bu tür davalarda uyuşmazlık, çeki elinde tutan hamilin çeki iktisabında kötü niyeti yahut ağır kusurunun mevcudiyeti noktasında toplanmakta olup yargılama, çekin istirdadını talep eden davacı ile çeki elinde bulunduran hamil arasında görülüp karara bağlanır.
18. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirket temsilcisi tarafından hırsızlık sonucu elinden çıkan dava konusu çek de dâhil olmak üzere çalınan çekler için ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde çek iptali davasının açıldığı, açılan davadaki yargılama sırasında dava konusu çekin son cirantası olan dava dışı ... Ltd. Şti. yetkilisi tarafından ciro edilip teslim edilmesi sonucunda davalı bankanın çeke hamil olduğu anlaşılmaktadır.
19. Dava konusu çekin ikinci ciranta olan dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından 07.06.2012 tarihli makbuz ile davacıya teslim edildiği, davacının bu suretle çeke hamil olduğu, ancak sonrasında gerçekleşen hırsızlık olayı neticesinde çekin davacı elinden çıktığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
20. Öte yandan çekteki ciro zincirinde herhangi bir kopukluk bulunmaması nedeniyle davalı banka, kanuna uygun olarak muntazam bir ciro zinciri ile 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesi (6762 sayılı TTK m. 702) anlamında çekin yetkili hamilidir.
21. Davalı bankanın 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre hak sahipliğinin belirlenmiş olması karşısında, çeki istirdadına ilişkin talebin kabulü için davalı bankanın çeki iktisabında TTK’nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispatı gerekmekte olup bu hususta ispat yükü davacı üzerindedir. Zira TTK’nın 792. maddesi içeriği itibariyle önceki hamilin elinden herhangi bir şekilde çıkan çeki iktisap eden yeni hamilin, TMK’nın 3. maddesi anlamında iyi niyetli olduğunu kabul etmiştir. Burada ispat yükü üzerinde olan davacının, kötü niyete veya ağır kusura dair iddialarını her türlü delille ispat etmesi mümkündür. Bunun yanında kötü niyeti yahut ağır kusuru ispatlanması gereken kimse çeki hamil olarak elinde bulunduran ve işbu davada taraf olan davalı bankadır. Bu nedenle davalı bankanın çeki ciro yoluyla devraldığı ve davanın tarafı olmayan dava dışı ...Tic. Ltd. Şti.’nin dava konusu çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğuna dair iddialar işbu davada incelenmez. Eş söyleyişle eldeki davada sadece davanın tarafları açısından 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekir.
22. Bu itibarla, dava konusu çeke hamil olarak görünen davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispat yükü davacı tarafa ait olup, dava konusu çekin davacının çalınan çeklerinden biri olduğunun belirlenmesi ve bu kapsamda zayi nedeniyle çek iptali davasının açılmış olması, davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispata yeterli değildir. Neticeten, iddia, savunma, taraflarca sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) kapsamında davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
23. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dava konusu çek üzerinde davalı bankanın hak iddiasının bulunmadığı, bu nedenle davalı bankanın yetkili hamil olarak değerlendirilemeyeceği, çek iktisabında 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) anlamında kötü niyet veya ağır kusurun, son ciranta olan dava dışı ... Ltd. Şti. ile tartışılması gereken bir husus olduğundan yasal hamil olmayan davalı banka aleyhine dava açılamayacağı, direnme kararının bu yönüyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
24. Hâl böyle olunca; mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
25. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır." şeklinde karar verilmiştir.
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Talimat sayılı dosyası ile dinlenen tanık ... özetle; "2003 yılından beri davacı firmanın muhasebe biriminde çalışıyorum, aynı zamanda mali müşavirim, dava dışı ... ....A.Ş. Bizim sürekli müşterimizdir, kendisiyle açık hesap şeklinde çalışırız, ... tarafından kendisinin lehtarı olduğu keşidecisi ... olan çek ticari ilişki kapsamında davacı şirkete verildi, ben bu çek gelince hemen muhasebe kayıtlarına işledim, ardından o tarihteki şirket yetkilimiz ... beye götürdüm, Nurullah bey çekin arkasını yine dava dışı firma ... Sistemleri emrine ödenmek üzere kaşeleyip imzaladı akabinde bu çeki ... Kargonun ... Şubesine dava dışı ... firmasına göndermek üzere teslim ettik, ... firması yetkilileri bir süre sonra bizimle iletişime geçti, kargonun geldiğini ancak içinde çek olmadığını söylediler, bunun üzerine bir çalışanımız derhal kargonun şubesine gitti, şubeden kendisine kargo çalışanlarının bu şekilde gönderilen çek ve senetleri bazen çaldıklarını ifade etmiş, benim çek üzerinde bulunan ve bizim şirkete ait cironun iptal edilmesine ilişkin bir bilgim yoktur, biz çeki ... firmasına gönderdiğimizde üzerinde iptal veya başka bir şey yoktu" şeklinde beyanda bulunmuştur.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Talimat sayılı dosyası ile dinlenen tanık ... özetle; "Bu çek bize ...'dan geldi. Çekin lehtarı bana ait şirkettir. Ben bu çeki davacı olan ... Şirketi'ne ciro ettim. Çeki bu ciro etmemden sonra hiç görmedim. Sahibi olduğum şirketin kıymetli evrak alışverişini oğlum takip eder. Biz çeki alıp direk ciro ettik. Arada herhangi bir iptal işlemi yoktur. ... Şirketi'nin bu çek ile hangi işlemi yaptığını bilmiyorum. Çeki bizden aldıktan sonra arkasına ne yazdığı konusunda bilgimiz ve bir şahitliğimiz yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
UYAP üzerinden yapılan sorgulamada davalı aleyhine benzer mahiyette açılmış herhangi bir soruşturma, kovuşturma ya da hukuk dosyası bulunmadığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; kıymetli evrakların sebepten mücerret olduğu ve çek istirdatı davalarında yetkili hamilin çeki iktisabında ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğunun ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu izahtan varestedir. Somut olayda davacı tarafından bahse konu çekin ... Ticaret A.Ş tarafından cirolanarak davacıya verildiği, davacı tarafından ise bahse konu çekin ...Tic A.Ş ile mevcut olan ticari ilişki kapsamında borçların ödenmesi amacıyla cirolanarak ...Sistemleri'ne gönderilmek üzere ... Kargo'ya teslim edildiği ve gönderilen kargonun ...Sistemleri'ne teslim edilmiş olmasına rağmen kargonun içinden çekin çıkmaması sebebiyle kıymetli evrak iptali davası ikame edildiği dava devam ederken davalının çeki bankaya ibraz etmesi nedeniyle istirdat davasının ikame edildiği ileri sürülmüştür. Yukarıda alıntılanan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ve 11. Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikteki kararlarında da bahsedildiği üzere davalının çeki iktisap etmekte kötü niyetli ya da ağır kusurlu olması hâlinde çekin istirdatına karar verilebileceği, ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu sabit olup davacı tarafından gösterilen tanıklar dinlenilmiştir. Tanıklardan ... dinlenilememiş olsa da soruşturma aşamasında alınan ifadesinde ise özetle bahse konu çekin kargo ile gönderilmesi ve kargodan gelen paketin çıkmaması esnasında ... A.Ş isimli firmada çalışmadığı beyan edilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir.
Toplanan delilleri ile birlikte tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davalının bahse konu çeki iktisabında kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı, davacı tarafından yapılan kapalı cironun dava dışı ... ile davalı tarafından iptal edildiği ileri sürülmüş olsa da dosya kapsamında buna ilişkin bir delil bulunmadığı, dinlenen tanık anlatımları davalının bahse konu çekin iktisabında ağır kusurlu ya da kötü niyetli olduğunu ispata yaramadığı, bahse konu çek kargoda çalınmış olsa dahi yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu kapsamda UYAP üzerinden yapılan sorgulamada davalı aleyhine benzer mahiyette başka bir soruşturma, kovuşturma ya da hukuk dava dosyasının bulunmadığı da gözetilerek davalının bahse konu çeki iktisabında ağır kusurlu ya da kötü niyetli olduğu davacı tarafça ispat edilemediğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 467,93 TL'nin mahsup edilerek fazla alınan ‭40,33‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi gereği dava değeri 27.400,00 TL üzerinden hesap edilen 27.400,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
5-Davacı tarafça yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
6-Teminatın karar kesinleştikten ve 30 günlük süre dolduktan sonra talep hâlinde tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/12/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim