mahkeme 2020/468 E. 2024/190 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/468

Karar No

2024/190

Karar Tarihi

19 Mart 2024

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/36 Esas
KARAR NO : 2024/180

DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ : 15/01/2020
KARAR TARİHİ : 19/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket ...A.Ş. ve şirket yetkilisi ...; ...’nin ...Şubesi’nin kredili müşterisidir. Müvekkil şirketin ... Şubesi ile kredi ve bankacılık ilişkileri sorunsuz bir şekilde devam ederken; ... tarafından farklı zamanlarda yapılan bankacılık mevzuatına aykırı, hatta Türk Ceza Kanunu nezdinde suç teşkil edecek işlemler ile müvekkil şirket ve yetkilisi maddi-manevi zarara uğratılmıştır.
Bu zararın giderilmesi ve yapılan hukuka aykırı işlemlerin durdurulması için öncelikle ... 16. Noterliğin ... yevmiye ... tarihli ihtarnamesi keşide edilmiş, ardından dava şartı kapsamında arabuluculuğa başvurulmuşsa da davalı tarafından yapılan haksız ve hukuka aykırı bankacılık işlemlerinin önüne geçilememiştir. Aşağıda ayrıntılı bir şekilde açıklayacağımız nedenlerle de iş bu davanın açılması zorunlu hale gelmiştir. ...; MÜVEKKİL ...A.Ş.’YE AİT 43.859,50 TL’YE HAKSIZ YERE EL KOYMUŞTUR.Dikkat çekmek isteriz ki; yapılan işlem niteliği gereği bir kanun yolu olmayıp, bankanın paraya el koyması şeklinde gerçekleşmiştir. Davacı tarafa herhangi bir ihtarname gönderilmeden, aleyhine dava açılmadan ya da hakkında icra takibi yapılmadan banka hesaplardaki paraya ... Ltd. Şti.’nin borcundan dolayı el konulması usul ve yasaya aykırıdır.
Ancak somut olayda alacaklı olduğunu iddia eden bankanın (kesinleşmiş icra takibi veya mahkeme kararı bulunmadan) yapmış olduğu işlem ne yazık ki, müvekkilin cebindeki parayı alarak alacağını tahsil etmek demektir. B.... MÜVEKKİL ...’A AİT HESABA İLİŞKİN BORÇ BAKİYESİNİ YARGI MERCİLERİNE YANLIŞ BİLDİRMEK SURETİYLE MÜVEKKİLİ ZARARA UĞRATMAKTADIR.
C...., MÜVEKKİLİN ONAYI OLMADAN, MÜVEKKİL HESABINA “EK PARA/ARTI PARA” TANIMLAYARAK HAKSIZ YERE FAİZ VE MASRAF TAHSİL ETMEKTEDİR. Ülkemizin yaşamış olduğu ekonomik sorunlara, inşaat sektöründe meydana gelen daralmalara rağmen müvekkillerimizin istikrarlı bir şekilde ticari hayatlarına devam etmeye çalıştığı bir dönemde, bu güne kadar hiçbir kredisinde gecikme olmamasına rağmen haksız ve kötü niyetli yönetici yaklaşımları olan davalı bankaya uğranılan zararların tespiti ve tazmini için iş bu davanın açılması zorunlu olmuştur.
Hiçbir icra takibi veyahut yasal işlem başlatılmadan müvekkile ait hesaplarındaki 43.859,50 TL’ye adli yargı makamlarının yerine geçerek resen ve cebren el koyan davalı banka haksızdır.
İlgili personelinin hataları yüzünden kendi alacağını dahi icra müdürlüğüne doğru düzgün bildiremeyen davalı banka 168.131,00-TL‘nin halen tahsil edilememesinde hatalıdır. Müvekkilin hiçbir onayı olmadan bilgisayar sisteminin avantajlarından yararlanarak, bilgi vermeden, gizli bir şekilde kredi tahsis etmek ve bu işlemlerin faiz ve masrafını almak kötü niyetli bir davranıştır. Davalı bankanın haksız, hatalı, basiretsiz ve kötü niyetli davranışları sebebiyle ilgili personeller hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna şikayet haklarımızı ve tespit edemediğimiz maddi zararlarımız ile manevi olarak uğramış olduğumuz zarara ilişkin talep hakkımızı saklı tutarak iş bu davanın açılması zorunlu hale gelmiştir. Müvekkil şirket ve yetkilisinin sonradan giderilmesi imkansız daha fazla zarara uğramaması adına tensip ile birlikte (dilekçeler aşaması tamamlanmadan) davacılar adına kayıtlı bulunan ... hesaplanın incelenmesi için konusunda uzman bankacı bilirkişi atanmasına, bilirkişiden müvekkillere ait tüm hesapların incelenmesinin ve dava konusu işlemlere ait ayrıntılı hesap dökümünün çıkarılmasının istenilmesine,
Yapılacak olan yargılama sonucunda ise davalı tarafından el konulan 43.859,50 TL ‘nin 06.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkil şirkete iadesine,
Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün ... dosyasına alacakların çelişkili bildirilmesinden kaynaklı olarak 168.131,00 TL‘nin tahsil edilememesi sebebiyle müvekkilin ödemek zorunda kaldığı dönem faizlerinin hesaplanarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.00-TL’nin işleyecek ticari temerrüt faizleriyle beraber müvekkile iadesine,
Davalı banka müvekkillerin hiçbir talebi ve onayı olmadan müvekkile ait hesaplara “ek para/artı para” tanımladığından müvekkillerin ödemek zorunda kaldığı faiz ve masrafların hesaplanarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.00-TL’nin ticari temerrüt faiziyle müvekkillere iadesine,
Yargılama giderleri ve vekillik ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini.." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davalı banka el konulan 43.859,50 TL yönünden, Kefaletname başlıklı sözleşme gereğince müvekkillerin borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu iddia etmektedir. Ancak bir an için geçerli bir kefaletname olsa dahi; uyuşmazlık konusu yapılan olay, kefilin borçtan müteselsil sorumlu olup olmadığı değil banka hesabındaki paraya el konulma şeklidir. .Davalı banka, dava konusu yapılan sıra cetveline itiraz davasında davalı bankanın bir sorumluluğu bulunmadığını iddia etmektedir. Ancak davalının bu iddiasını doğru değildir. Davalı banka Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi kapsamında yapılan işlemlerden ücret alınmasının sözleşme ve yönetmelik uyarınca mümkün olduğunu savunmaktadır. Ancak dava dilekçemizde bahsetmiş olduğumuz olay, işlem ücreti alınmasından ziyade müvekkillerin onayı alınmadan artı para / ek limit tanımlanmak suretiyle bir kısım paraya blokaj konulması ve müvekkillerin bu şekilde maddi zarara uğratılmasıdır.
Bir müşterinin nakit parasını bloke ederek nakit kredi kullanması olağan bir durum değildir ve müvekkil şirketin böyle bir uygulamaya rızası olmamıştır. Davalı banka gizlemek suretiyle blokajda tuttuğu mevduata karşılık kullandırdığı KMH için aldığı faiz ve ferileri iade etmek zorundadır. Bundan başka, davalı banka blokajda tutulan parasının KMH borcunu aşan kısmı sebebiyle mahrum kaldığı ticari kazancı veya başka bankalara ödediği kredi faizini de ödemek durumundadır.
Davalı bankanın müşterinin hesaba erişimini engellemesi, belki de kayıtları tahrif ederek belli bir miktar parayı yokmuş gibi göstermesi, Bankacılık Kanunundaki emredici hükümlere aykırı olduğu kadar, TCK yönünden de suç teşkil etmektedir. Bu konuda ayrıca başvuru yapılacaktır.
Anılan nedenlerle; müvekkil şirketin hesaplarına ait özetlerin getirtilerek, hesap hareketleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, bu yolla bankanın haksız eylemlerinin tespitini, bu suretle haksız şekilde elde ettiği faiz vb gelirlerin belirlenmesi ve ayrıca müvekkilin mahrum kaldığı ticari kazancın belirlenmesini.." savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davalı bankaca kefalet sözleşmesi gereğince haksız olarak tahsil edilen paranın tahsili istemine ilişkindir .
Bilirkişiden alınan 17/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ve firması ile ilgili yapılan incelemelerde; firmanın ... tarih ... sayıllı Ticaret Sicil Gazetesi'nde (Firmaya ait ...) ünvanı;... Anonim Şirketi olup; ortaklar: ...(...Tic.Ltd.Şti. hakim ortağı), ..., ..., ...,...'dır.Ticaret Sicil Gazetesi'nin G/2. Maddesinde yer alan karara göre de şirketin kefalet ve teminat verebileceği düzenlenmiştir. 84.sayfada yer alan geçici madde ile de o gün şirket yetkilisi olarak seçilen ... aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı olarak münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmıştır.... tarih ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde şirket ünvanı;... Şirketi olarak değiştirilmiş; aynı zamanda ... hisselerini ...'a devretmiş. Başka hisse devirleri de gerçekleşmiş ve bu kısımlar da tarafımca işaretlenmiştir. Yeni hisse dağılımının ardından gelen 1-Görev Taksimi maddesiyle de ... Yönetim Kurulu Başkanı olarak şirketi temsil ve ilzama seçilmiştir.
25/09/2020 tarih 10168 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde şirket ünvanı üçüncü kez değişikliğe uğramış:... Şirketi olmuştur. ... 14/09/2023 tarihine dek Yönetim Kurulu Başkanı seçilerek şirketi; münferiden temsile yetkili kılınmıştır.
Bu ünvan farklılıklarının dikkate alınması dava dosyasının incelenmesinin kolaylaşması ve selayeti açısından da önemlidir.
07/04/2022 tarihli Sayın Mahkemeniz'in ara kararı gereği davacıların; ek para/artı para telep edip etmediklerinin de incelenmesi ve etmedilerse ödemek zorunda kaldıkları faiz ve masrafların hesaplanarak davalı bankadan alacaklı olup olmadıklarının tespiti de istenmiştir.
13/06/2016 tarih ... numaralı;01/07/2016 tarih ... numaralı; Genel Kredi Sözleşmelerinin ekleri olarak;
EK-A : cari hesap kredisi sözleşmesi
o zamanki adı ile ;... Tic.a.ş. (Kredi Alan) kaşesi üzerine şirket yetkilisi ... tarafından imzalanarak onaylanmış.
Ayrıca;13/06/2016 tarihli yine yukarıda açık adı geçen davacı firmaya ait Ticari Kart Sözleşmesi'nin
1.Tanımlar başlığı altında ;
" Hazır Hesap" alt başlığında açık ve net olarak ;Kredili Mevduat Hesabı ifadesi sözleşmede yer almaktadır.
Ve bu sözleşme de ... Tic.a.ş. Yetkilisi ... tarafından şirket kaşesi üzerine imzalanarak onaylanmış.
Her iki evraka istinaden ki tek başına burada Ticari Kart sözleşmesi de yeterli; ek para / artı para davalı banka tarafından usulüne uygun tanımlanmıştır kanaatindeyim.
...bank ... Şubesi nezdinde bulunan ... nolu dava dışı ...Şti.'ne ait hesap ; ... tarihli ... nolu ( taahhütlü) kat ihtarnamesi gönderilmek sureti ile kat edilmiştir.
Davalı banka Genel Kredi Sözleşmelerine ek olarak aldığı ; Kefaletname Sözleşmeleri'nde yer alan 3.Taahhütler maddesine dayanarak; kefiL ....Şirketi'nin ...bank ...Şubesi nezdinde bulunan Iban no: ... hesabından , her iki firmanın da hesap ekstrelerinde de göründüğü üzere otomatik sistemle (banka sistemleri bu gibi durumlara ilişkin hesap bakiyelerini gün içinde kontrol ederek; bakiye varsa ilgili borca otomatik aktarım yapan programlar kullanabilirler.) 43.859,50.-TL'sını ...bank ... Şubesi nezdindeki asıl borçlu dava dışı firmanın yukarıda verilen borçlu hesabına mahsup etmiştir. iki Şubesinden de evrakların tamamı tarafımca edinilmiştir.
Tüm incelemelerimin neticesinde; tarafıma iletilen Borçlu: ...Tic.Ltd.Şti. olarak akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri ve Kefalet Sözleşmelerinin detayları:
Tarih:05/01/2012 GKS No:...
Tarih:11/01/2012 GKS No:...
Her iki Genel Kredi Sözleşmesi ve Eki olan Kefalet Sözleşmelerinde kefil; ... ve daha önce raporumun 1.tespit kısmında da izah ettiğim üzere; yetkilisi olduğu firmanın ilk kurulduğu ünvanı ile
(... Şirketi ) olarak bu evraklara hem şahsi; hem de şirket olarak kefaleti alınmış görünmektedir. Buraya kadar temsil ve ilzam yönünden de incelendiğinde nizami kabul edilebilir.
Ancak: yukarıda detaylarına yer verilen ve tarafımca ... Şubeleri'nden edinilen bu evrakların imza tarihleri 2012 yılıdır.
... tarihinde ise; ... numaralı Türk Borçlar Kanunu kabul edilmiştir. 04/02/2011 tarihli Resmi Gazete'de de yayınlanmıştır. Kanunun 15.Bölümü Kefalet Sözleşmesi adını taşımaktadır. Ve bu maddeler dava konusu alacak; kefalet nedeniyle davalı tarafından yapılan işlemler in müteselsil kefalet'e dayandırılması sebebi ile önemlidir.
Madde 583:Kefalet Sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belrtilmedikçe geçerli olmaz.
Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı ,kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. der.
Yapmış olduğum incelemede 2012 yılında imzalanmış her iki Kefaletname Sözleşmesi'nde de ... kendi el yazısı ile kanunun belirttiği şekil şartını yerine getirmemiş görünüyor.
Yasaya ilişkin bir diğer tespitim ...bank ... Şubesi nezdinde bulunan; dava dışı ... Tic. Ltd. Şti'ye ait 06/09/2019 tarihinde kat edilmiş; ... nolu Kurtaran Hesap (KMH) 'ın açılış tarihi de( 13/10/2022 tarihinde şube personelinin ... Genel Müdürlüğü ile teyit ederek tarafıma bildirdiği üzere) 24/01/2012'dir.
Buna ilişkin banka şubesinin yazısı da tarafınıza ileteceğim deliller arasındadır.
Dolayısı ile bu hesap açılırken de TBK 583. Md. Uyum şartı aranmalıdır kanaatindeyim.
Bununla birlikte 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 18/2 'de bankalar için "Basiretli Tacir " nitelemesinde bulunulduğundan ;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki bu şekil şartının davalının kontrolünde olduğu kanaatim sebebiyle;
... İnş. Tur. San. Ve Tic. A.Ş. Hesabından kefalet nedeni ile otomatik tahsilatla asıl borçlu dava dışı şirketin borcuna mahsup edilen 43.859,50.-TL'sının faiz hesaplamalarına ilişkin detayları.." rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 18/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dosyada sunulan belgelerin tetkiki sonucunda, nihai takdir tamamen Yüce Mahkeme'ye ait olmak üzere; Davacı lehine tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi neticesinde tahsil edilen paranın tamamının bankaya ödenmemesi hususu yargı kararı gereği olduğu, bankanın bu konuda ihmal veya kusuru bulunduğuna dair bir veri temin edilemediği, davacıların bankaya olan borçlarının bilirkişi marifetiyle bizzat mahkeme tarafından tespiti yapılarak ipotekli taşınmaz satışından bankaya ödeme yapıldığı, Ticari ilişki başından bu yana davacı hesaplarına kredili mevduat tanımlı olduğu, bu tanımlamanın akdedilen sözleşmeler çerçevesinde yapıldığı, 10 yıla yakın kredili mevduat hesabında hareket bulunması ve aylık faiz tahakkuklarının ödenmesine karşılık, bu hesabın talep ve istek dışında olduğu hususunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 05.01.2012 ve 11.01.2012 tarihli kefalet sözleşmelerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce akdedildiği, sözleşmelerin geçerliliğinin 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, her iki kefalet sözleşmesi de yazılı şekilde yapıldığından ve kefilin sorumlu olduğu azami miktar yazıldığından gerekli şekil kuralını sağladığı, Sayın Mahkeme'nin aksi takdirde olması halinde “akdedilen kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu yönünde olması halinde” davacıların ... Şti. borcundan dolayı hesaplarından tahsil edilen bedeli talep hakkının bulunduğu kanaatine ulaşıldığı, Bu çerçevede; İnceleme ve değerlendirme bölümünde anlatıldığı üzere ipoteğin paraya çevrilmesi kaynaklı ve KMH kullanımından dolayı bankanın genel bankacılık uygulama ve esasları dışında bir uygulamasının bulunmadığı, bu hususlarda bankaya yüklenecek bir sorumluluğun bulunmadığı, ... Ltd. Şti. sözleşmelerinin incelenmesi sonucunda tarafımızdan da tespit edildiği üzere davacıların kefaletinin geçerli olduğunun kabulü halinde inceleme ve değerlendirme bölümünde ayrıntılı açıklandığı üzere davalı ... A. Ş. ya yüklenecek bir sorumluluk bulunmadığı, Sayın Mahkeme'nin takdirinin kefaletin geçersiz olduğu yönünde olması halinde, Davacıların kefalet yokluğundan talep edebilecekleri toplam tutarın 44.473,53 TL olduğu anapara tutarı olan 43.859,50 TL ya dava tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz talep edilebileceği, Delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, Tarafların icra inkâr ve diğer taleplerinin Sayın Mahkemenin takdiri olduğu.." rapor edilmiştir.
Tüm oluş ve dosya kapsamına göre ; Davalılar tarafından dava dışı ..Ltd.Şti. İle imza edilen 05.01.2012 tarihli ... ile 11.01.2012 tarihli ... numaralı Kredi ve Genel Kredi Sözleşmesini kefil sıfatıyla imza ettikleri konusunda bir ihtilaf yoktur . Kefalet sözleşmelerinin imza tarihi itibariyle 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olması nedeniyle kefaletin geçerliliği yönünden bu kanunun uygulanması gerektiği, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun kefaleti düzenleyen 484. maddesinde, “Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iradesine mütevakkıftır” şeklinde olup, madde düzenlemesi gereğince sözleşmede belirlenen miktara davacılar tarafından imza atılması ile kefaletin geçerlilik kazandığı, başkaca bir şartın bulunmadığı sabit olduğundan davalılar tarafından imza edilen kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşılmıştır.01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK 598/3 maddesinde " Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle ortadan kalkar" hükmü düzenlenmiştir. Davaya konu dayanak kredi sözleşmelerinin tanzim tarihi itibarıyla 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun geçerlidir. 818 Sayılı BK 342. Maddede ve kefalet hükümlerinin düzenlendiği diğer maddelerde, hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin bulunmamakta ise de; 6098 Sayılı Kanun'un 598/3 maddesi ile kefalet sözleşmelerinde ilk defa hak düşürücü süre düzenlenmiştir. 6101 sayılı Yürürlük Kanunu'nun 5/2 maddesi gereğince, sözleşmenin başlangıç tarihi olan 05.01.2012 ile 11.01.2012 Tarihinden itibaren tahsilatların yapıldığı süre içinde 10 yıllık süre dolmamıştır . Böylece davalı bankanın davacıların hesabından yaptığı kesintilerin genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olduğu, yapılan tahsilatların borçtan düşüldüğü bankaca haksız bir kesinti veya tahsilatın yapılmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL harçtan peşin alınan 752,43TL'nin mahsup edilerek bakiye 325,00TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 43.859,50TL üzerinden hesaplanan 17.900,00TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı karar verildi.19/03/2024

Katip
...
¸e-imza

Hakim
...
¸e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim