mahkeme 2018/228 E. 2025/249 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2018/228

Karar No

2025/249

Karar Tarihi

8 Nisan 2025

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/228 Esas
KARAR NO : 2025/249

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/03/2018
KARAR TARİHİ : 08/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Taraflar arasında cari hesap ilişkisinden doğan ticari bir ilişkinin olduğunu, bu ilişkinin taraflar arasında düzenlenen faturalarla sabit olduğunu; borçlu şirketin 03.08.2017 tarihli cari hesap ekstresinden doğan 138.681,60TL.lik borcu ödemediğini; yasal takibin başlatıldığını; borcu gösterir hesap ekstresinin ve ekstre içeriğinin, faturaların icra takip dosyası içerisinde mevcut olduğunu; borçlu/davalı şirketin 27.10.2017 tarihinde kötü niyetli olarak asıl alacağa, faize ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğini belirtmiş itirazının iptaline, takibin ... 36. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın 420'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesi" talep ve dava edilmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı tarafından davalı şirketin dondurma üretiminde kullanılmak üzere tatlı ürünlerinin siparişinin verildiğini; ancak teslim alınan ürünlerin davalı tarafından verilen siparişe uygun olmadığı için iade edilmek istendiğini, davacının iade almayı kabul etmediğini; siparişe uygun olmayan ürünlerin davalı şirketin ... Fabrika depolarında muhafaza altına alındığını; bu konu ile ilgili davalı şirket yetkililerince defalarca temas kurulup mail atılmasına rağmen siparişe ve sağlık şartlarına uygun olmayan ürünlerin davacı tarafça teslim alınmadığını; davalı şirkete ait hesap ekstresi, ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde davacı tarafın iddia ettiği gibi herhangi bir alacağının olmadığı ispatlanacağını; davacının icra inkar tazminatı talebinin de hukuka aykırı olduğunu beyan etmiş ve davanın reddine, davacı alacaklı aleyhine %20' tan aşağı olmamak üzere tazminata, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 232/1. Maddesine göre Ticari satım sözlemeşmesinden kaynaklandığı iddia edilen semen alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK 67. Maddesine göre iptali davasıdır.
... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla alınan bilirkişi raporunda özetle; "1) 07.10.2019 tarihinde davalı ... San. ve Tıc. A.Ş. ... deposunda yapılan keşifte dava konusu ürünlerde yapılan inceleme ve ... Merkez Araştırma Enstitüsü Laboratuvarına analiz sonuçlarında ... bakterisinin alınan 5 numunenin 1 'inde 10 kob/gr üzerinde tespit edilmiştir. Ürünlerde bulunan bakterinin ürünün konulduğu kaplardan geçip geçmediği ambalajlara ayrı analiz yapılmadan anlaşılamamakla birlikte bakterinin doğal ortamlarının insan ve hayvan bağırsakları olmasından dolayı ürün üretim aşamasında kontamine olma olasılığı daha yüksektir. Ürünlerin soğuk hava deposunda — - 400C€ sıcaklıkta yaklaşık 2,5 yıldır beklemesine rağmen mikrobiyolojik olarak artış olmaması olağandır. ...Yönetmeliği (29 Aralık 2011 — 28157 (3. mükerrer)) 'ne göre kadayıfta koliform bakteri ve küf limitlerine bakıldığından dolayı ... bakterisinin varlığıyla ilgili Yönetmeliğe göre herhangi bir değerlendirme yapılamamaktadır. Taraflar arasında yapılan imzalı sözleşmede yarı mamul ( tatlı ) spesifikasyonunu gösterir -tabloda ... bakterisinin limiti 0 olmasının gerektiği belirtildiğinden dolayı ürünün geri iadesinin istenilmesinin doğru olduğu kanaatindeyim.
4) Davacının takip tarihi itibarıyle davalıdan 138.020,74 - TL. Cari hesap karşılığı Alacaklı olduğu Dava dosyası ekleri ve Davacının Ticari defterlerindeki muhasebe kayıtlarından görülmüştür." şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.
... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla alınan bilirkişi ek raporunda ise özetle; "b)Davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 138.020,74 - TL. Cari hesap karşılığı Alacaklı olduğu Dava dosyası ekleri ve Davacının Ticari defterlerindeki muhasebe kayıtlarından görüldüğü, dava dosyası ekleri içerisinde mevcut olan, elektronik ortamda e-posta İle gönderilen mutabakat mektuplarından da bu bakiyeyi tarafların kabul ettikleri,
Sayın Mahkemenizce davacının bahsi geçen ... bakterisinin ürünlerde bulunmasından dolayı kusurlu bulunması halinde davacının 138.020,74 TL cari hesap alacağından, kusurlu/bozuk olan 17 paletlik ürün bedeli 44 860,00 TL düşüldükten sonra kalan bedel olan 93.160,74 TL davacının alacaklı olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı," şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor alındığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacı tarafından davalı aleyhine ... 36. İcra Müdürülüğü'nün...E. Sayılı dosyası ile 18.10.2017 tarihinde başlatılan icra takibinde asıl alacak olarak 138.681,60TL.nin ödenmesinin talep edildiği, takipte “borcun sebebi” olarak “toplam alacak 138.681,60TL.”nin gösterildiği, takibin durduğu, Mali yönden değerlendirme yapıldığında; Tarafların borç/alacak yönünden mutabık oldukları, her iki taraf defterine göre davacının davalıdan 138.020,75.-TL alacağı bulunduğu, yasal süresinde ya da sonrasında davalının işbu borç bedelini oluşturan faturalar için itiraz etmediği ya da iade faturası düzenlemediği, Gıda yönünden değerlendirme yapıldığında: Gıda güvenliği yönetim sistemlerinde amaç, insan sağılığını etkileyebilecek tehlikelerin sorun çıkmadan öngörülerek tehlike analizini ve risk değerlendirmelerini yapmaktır. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun Sorumluluklar başlıklı 22. maddesi gereği; Gıda, gıda ile temas eden madde ve malzeme ile ilgili faaliyet gösteren işletmeciler, kendi faaliyet alanının her aşamasında bu Kanunda belirtilen şartları sağlamak ve bunu doğrulamakla yükümlüdür. Gıda işletmecisi, tehlike analizi ve kritik kontrol noktaları ilkelerine dayanan gıda güvenilirliği sistemini kurmak ve uygulamakla yükümlüdür. Üretici firmanın üretim sırasında hammadde kabulden son ürün oluşuncaya kadarki tüm üretim zinciri boyunca güvenilir gıda üretimi için gerekli şartlı sağlayarak üretim yapması ve bunların gıda güvenliği sistemi içinde gerekli doğrulama kayıtlarının tutulması yasal bir zorunluluktur. Bu kapsamda hammadde kabul kayıtları, üretim kayıtları, ürün analizleri, son ürün analiz raporları dahil üretici firma tarafından tutulan tüm kayıtlar, üretim sonrası sevkiyat depolama ve muhafaza koşullarını gösterir kayıtlar tutmakla yükümlüdür. Bu açıklamalar çerçevesinde dosyanın tamamı ve dosyaya sunulan raporlar incelendiğinde parti numaraları ... ve ... olmak üzere 2 parti toplamda 17 palet üründe çıkan olumsuzlukla ilgili olarak bu ürünlerin “gizli ayıplı” olduğu, 4. Borçlar mevzuatı yönünden değerlendirme yapıldığında: Taraflar arasında adi yazılı şekilde, “Satınalma Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin imzalandığı; sözleşmenin TBK m. 207 hükmüne göre taşınır satış sözleşmesi olduğu, buna göre davacının “satıcı”, davalının ise “alıcı” sıfatını haiz olduğu, Dosyaya sunulan 14.12.2017 tarihli, “Mutabakat Mektubu” başlıklı belgede davalı şirketin isminin altında ...'in isminin bulunduğu; davacıya hitaben hazırlanan bu belgede 31.10.2017 tarihi itibariyle cari hesabın 138.020,75TL. Olduğu beyanına yer verildiği, ancak bu belgenin imzasız olduğu, belgede ismi bulunan ...'in, davalı şirketin TBK m. 40/1! hükmü gereğince yetkili temsilcisi olup olmadığı, bu belgenin TBK m. 18? hükmünce borç ikrarı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği hususlarını takdirin, TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Gıda uzmanlığı bakımından yukarıda yapılan teknik inceleme neticesinde satılanların gizli ayıplı olduğu yönündeki kanaat kabul edilir ve eğer ayıp ihbarının TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usulde yapılması gerektiği kanaatine varılır ise (bu yöndeki Yargıtay 19. HD. E...., K...., T. 19.10.2017 kararına göre “6102 Sayılı TTK'nun 18/3. maddesine göre “Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden düşmeye dair ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı” ile tanahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. Dairemiz istikrarlı uygulamasında, ayıp ihbarlarının da (fesih sonucunu doğurabileceğini düşünerek) belirtilen yasa hükmündeki usullerle yapılması gerektiğini kabul etmektedir, Başka bir anlatımla Dairemiz uygulamasına göre tacirler arasındaki ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda ayıp ihbarının tanıkla ispatı kabul edilmemektedir.”; ayrıca Yargıtay E. ..., K...., T. 26.5.2016 kararına göre “Tacirler arasındaki satışlarda ayıp ihbarının 6102 Sayılı TTK'nın 18/3 maddesindeki usullerle yapılması gerekir. Dairemizin istikrarlı uygulaması da bu yöndedir. Davacı ayıp ihbarını 25.07.2012 - tarihli noter ihtarıyla bildirmiştir. Davalı tarafından davacıya gönderilen elektronik posta mesajında şikâyetin alındığına yönelik bir açıklama mevcut ise de elektronik posta mesajının Temmuz 2012 tarihli olduğu gözetildiğinde süresinde usulüne uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığının kabulü gerekir.”) bu halde TTK m. 23(c), ikinci cümle hükmünce (“Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür."”) gizli ayıplarda ayıbın, davalı alıcı tarafından mal teslim alındıktan sonara sekiz gün içinde davacı satıcıya TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usule uygun şekilde bildirildiğine (ayıp ihbarının yapıldığı) ilişkin bir belgeye rastlanmadığı; Ancak Yargıtay'ın bazı kararlarında tacirler arasındaki ayıp ihbarlarının TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usulde yapılmasına gerek olmadığı da kabul edilmekte olup (bu yöndeki Yargıtay 11. HD. E. ..., K. ...., T. 6.4.2021 kararı “TTK m. 18/3'deki tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil, ispat şartıdır. Kaldı ki ayıp ihbarı, TTK 18. maddesinde sayılan işlemlerden değildir. Davalı tarafça 16.07.2014 tarihli fax ile ayıp ihbarında bulunulduğu ileri sürülmüş olup faksın davacı adresine ulaştığı davalı tarafından ispat edildiği takdirde faksla yapılan ayıp bildirimi ile ayıp ihbarının yapıldığının kabulü gerekir.”) her ne kadar gizli ayıba ilişkin TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usule uygun şekilde davacı satıcıya yapılmış ayıp ihbarına rastlanmasa da dosyaya sunulan e-posta yazışmaları gereğince ayıp ihbarının yapılmış sayılıp sayılmayacağını takdirin, TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Eğer Sayın Mahkemece davalı alıcı tarafından usulüne uygun şekilde ayıp ihbarının yapılmadığı (ayıbı bildirme külfetinin yerine getirilmediği) kanaatine varılır ise bu halde TBK m. 223/1l hükmünde satılanın, bu ayıpla (gizli ayıpla) birlikte kabul edilmiş sayılacağı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırtıldığı ve ek rapor sunan bilirkişilerin mahkememize vermiş oldukları raporda özetle: "Davacı tarafından davalı aleyhine ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası ile 18.10.2017 tarihinde başlatılan icra takibinde asıl alacak olarak 138.681,60TL.nin ödenmesinin talep edildiği, takipte “borcun sebebi” olarak “toplam alacak 138.681,60TL.”nin gösterildiği, takibin durduğu, Mali yönden değerlendirme yapıldığında: a. Tarafların borç/alacak yönünden mutabık oldukları, her iki taraf defterine göre davacının davalıdan 138.020,75.-TL alacağı bulunduğu, Davalının yasal süresinde ya da sonrasında işbu borç bedelini oluşturan faturalar için itiraz etmediği ya da iade faturası düzenlemediği, Gıda yönünden değerlendirme yapıldığında: Gıda güvenliği yönetim sistemlerinde amaç, insan sağılığını etkileyebilecek tehlikelerin sorun çıkmadan öngörülerek tehlike analizini ve risk değerlendirmelerini yapmaktır. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun Sorumluluklar başlıklı 22 inci maddesi gereği; Gıda, gıda ile temas eden madde ve malzeme ile ilgili faaliyet gösteren işletmeciler, kendi faaliyet alanının her aşamasında bu Kanunda belirtilen şartları sağlamak ve bunu doğrulamakla yükümlüdür. Gıda işletme hlike analizi ve kritik kontrol noktaları dayanan gıda güvenilirliği sistemini kurmak ve uygulamakla yükümlüdür. Üretici firmanın üretim sırasında hammadde kabulden son ürün oluşuncaya kadarki tüm üretim zinciri boyunca güvenilir gıda üretimi için gerekli şartlı sağlayarak üretim yapması ve bunların gıda güvenliği sistemi içinde gerekli doğrulama kayıtlarının tutulması yasal bir zorunluluktur. Bu kapsamda hammadde kabul kayıtları, üretim kayıtları, ürün analizleri, son ürün analiz raporları dahil üretici firma tarafından tutulan tüm kayıtlar,üretim sonrası sevkiyat depolama ve muhafaza koşullarını gösterir kayıtlar tutmakla yükümlüdür. Bu açıklamalar çerçevesinde dosyanın tamamı ve dosyaya sunulan raporlar incelendiğinde parti numaraları ... ve ... olmak üzere 2 parti toplamda 17 palet üründe çıkan olumsuzlukla ilgili olarak bu ürünlerin “gizli inlerin konulması nedeniyle kullanılamaz hale gelen ambalajların ücret tespiti yapılabilmesi için dava dosyasında ambalajlarla ilgili davalı yanca sunulmuş herhangi bir bilgi ve belge bulunmadı; Taraflar arasında adi yazılı şekilde, “Satınalma Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin imzalandığı; sözleşmenin TBK m. 207 hükmüne göre taşınır satış sözleşmesi olduğu, buna göre davacının “satıcı”, davalının ise “alıcı” sıfatını haiz olduğu, Dosyaya sunulan 14.12.2017 tarihli, “Mutabakat Mektubu” başlıklı belgede davalışirketin isminin altında ...'in isminin bulunduğu; davacıya hitaben hazırlanan bu belgede 31.10.2017 tarihi itibariyle cari hesabın 138.020,75TL. Olduğu beyanına yer verildiği, ancak bu belgenin imzasız olduğu, belgede ismi bulunan ...'in, davalı şirketin TBK m. 40/1' hükmü gereğince yetkili temsilcisi olup olmadığı, bu belgenin TBK m. 18? hükmünce borç ikrarı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği hususlarını takdirin, TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Dosyaya sunulan 14.12.2017 tarihli “Mutabakat Mektubu” başlıklı belgede “Mutabakat mektubumuz imzasızda geçerlidir.” şeklindeki beyana yer verilmiş olup eğer belgede ismi bulunan ....'in, davalı şirketin TBK m. 40/1 hükmü gereğince yetkili temsilcisi olduğu kabul edilir ise bu halde imza olmaksızın da bu belgenin geçerli olacağı, tarafları bağladığı kanaatine varıldığı, takdirin, TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Gıda uzmanlığı bakımından yukarıda yapılan teknik inceleme neticesinde satılanların gizli ayıplı olduğu yönündeki kanaat kabul edilir ve eğer ayıp ihbarının TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usulde yapılması gerektiği kanaatine varılır ise (bu yöndeki Yargıtay 19. ID. E. ..., K. ... T. 19.10.2017 kararına göre “6102 Sayılı TTK'nun 18/3. maddesine göre “Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden düşmeye dair ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile taaahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. Dairemiz istikrarlı uygulamasında, ayıp ihbarlarının da fesih sonucunu doğurabileceğini düşünerek) belirtilen yasa hükmündeki usullerle yapılması gerektiğini kabul etmektedir. Başka bir anlatımla Dairemiz uygulamasına göre tacirler arasındaki ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda ayıp ihbarının tanıkla ispatı kabul edilmemektedir ayrıca Yargıtay E. ..., K. ...T. 26.5.2016 kararına göre Tacirler arasındaki satışlarda ayıp ihbarının 6102 Sayılı TTK'nın 18/3 maddesindeki usullerle yapılması gerekir. Dairemizin istikrarlı uygulaması da bu yöndedir. Davacı ayıp ihbarını 25.07.2012 tarihli noter ihtarıyla bildirmiştir. Davalı tarafından davacıya gönderilen elektronik posta mesajında şikâyetin alındığına yönelik bir açıklama mevcut ise de elektronik posta mesajının Temmuz 2012 tarihli olduğu gözetildiğinde süresinde usulüne uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığının kabulü gerekir.”) bu halde TTK m. 23(c), ikinci cümle hükmünce (“Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.”) gizli ayıplarda ayıbın, davalı alıcı tarafından mal teslim alındıktan sonara sekiz gün içinde davacı satıcıya TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usule uygun şekilde bildirildiğine (ayıp ihbarının yapıldığı) ilişkin bir belgeye rastlanmadığı; Ancak Yargıtay'ın bazı kararlarında tacirler arasındaki ayıp ihbarlarının TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usulde yapılmasına gerek olmadığı da kabul edilmekte olup (bu yöndeki Yargıtay 11. HD. E. ..., K.... T. 6.4.2021 kararı “TTK m. 18/3'deki tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil, ispat şartıdır. Kaldı ki ayıp ihbarı, TTK 18. maddesinde sayılan işlemlerden değildir. Davalı tarafça 16.07.2014 tarihli fax ile ayıp ihbarında bulunulduğu ileri sürülmüş olup faksın davacı adresine ulaştığı davalı tarafından ispat edildiği takdirde faksla yapılan ayıp bildirimi ile ayıp ihbarının yapıldığının kabulü gerekir. ”) her ne kadar gizli ayıba ilişkin TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usule uygun şekilde davacı satıcıya yapılmış ayıp ihbarına rastlanmasa da dosyaya sunulan e-posta yazışmaları gereğince ayıp ihbarının yapılmış sayılıp sayılmayacağını takdirin, TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, sunulan alternatifli değerlendirmenin takdirinin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Eğer Sayın Mahkemece davalı alıcı tarafından usulüne uygun şekilde ayıp ihbar yapılmadığı (ayıbı bildirme külfetinin yerine getirilmediği) kanaatine varılır halde TBK m. 223/11 hükmünde satılanın, bu ayıpla (gizli ayıpla) birlikte kabul edilmiş sayılacağının düzenlendiği, Teknik inceleme neticesinde ayıplı ürünlerin konulması nedeniyle kullanılamaz hale gelen ambalajların ücret tespiti yapılabilmesi için dava dosyasında ambalajlarla ilgili davalı yanca sunulmuş herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı belirtildiğinden mahsup def'i bakımından da değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı, Kök raporda yer verilen kanaatimizi değiştirecek bir hususa rastlanmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Yine mahkememiz ara kararı gereği bilirkişilerden ek rapor aldırtıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: " Davacı tarafından davalı aleyhine ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası ile 18.10.2017 tarihinde başlatılan icra takibinde asıl alacak olarak 138.681,60TL.nin ödenmesinin talep edildiği, takipte “borcun sebebi” olarak “toplam alacak 138.681,60TL.”nin gösteril takibin durduğu, Gıda yönünden değerlendirme yapıldığında: Dosyanın tamamı ve dosyaya sunulan raporlar incelendiğinde parti numaraları ... ve ... olmak üzere 2 parti toplamda 17 palet üründe çıkan olumsuzlukla ilgili olarak bu ürünlerin “gizli ayıplı” olduğu, Borçlar mevzuatı yönünden değerlendirme yapıldığında: Taraflar arasında adi yazılı şekilde, “Satınalma Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin imzalandığı; sözleşmenin TBK m. 207 hükmüne göre taşınır satış sözleşmesi olduğu, buna göre davacının “satıcı”, davalının ise “alıcı” sıfatını haiz olduğu, Dosyaya sunulan 14.12.2017 tarihli, “Mutabakat Mektubu” başlıklı belgede davalı şirketin isminin altında ...'in isminin bulunduğu; davacıya hitaben hazırlanan bu belgede 31.10.2017 tarihi itibariyle cari hesabın 138.020,75TL. Olduğu beyanına yer verildiği, ancak bu belgenin imzasız olduğu; ancak bu belgede “Mutabakat mektubumuz imzasızda geçerlidir.” şeklindeki beyana yer verilmiş olup eğer belgede ismi bulunan ....'in, davalı şirketin TBK m. 40/1 hükmü gereğince yetkili temsilcisi olduğu kabul edilir ise bu halde imza olmaksızın da bu belgenin geçerli olacağı, tarafları bağladığı kanaatine varıldığı, takdirin, TMK m. 4 hükmünce münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Gıda uzmanlığı bakımından yapılan teknik inceleme neticesinde satılanların gizli ayıplı olduğu yönündeki kanaat kabul edilir ve eğer ayıp ihbarının TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usulde yapılması gerektiği kanaatine varılır ise! bu halde TTK m. 23(c), ikinci cümle hükmünce (“Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.”) gizli ayıplarda ayıbın, davalı alıcı tarafından mal teslim alındıktan sonara sekiz gün içinde davacı satıcıya TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usule uygun şekilde bildirildiğine (ayıp ihbarının yapıldığı) ilişkin bir belgeye rastlanmadığı; ancak Yargıtay'ın bazı kararlarında tacirler arasındaki ayıp ihbarlarının TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usulde yapılmasına gerek olmadığı da kabul edilmekte? olup her ne kadar gizli ayıba ilişkin TTK m. 18(3) hükmünde sayılan usule uygun şekilde davacı satıcıya yapılmış ayıp ihbarına rastlanmasa da dosyaya sunulan e-posta yazışmaları gereğince ayıp ihbarının yapılmış sayılıp sayılmayacağını takdirin, TMK m. 4 hükmünce münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Eğer Sayın Mahkemece davalı alıcı tarafından usulüne uygun şekilde ayıp ihbarının yapılmadığı (ayıbı bildirme külfetinin yerine getirilmediği) kanaatine varılır ise bu halde TBK m. 223/11 hükmünde satılanın, bu ayıpla (gizli ayıpla) birlikte kabul edilmiş sayılacağının düzenlendiği, takdirinin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Tarafların borç/alacak yönünden mutabık oldukları, her iki taraf defterine göre davacının davalıdan 138.020,75.-TL alacağı bulunduğu, Davalının yasal süresinde ya da sonrasında işbu borç bedelini oluşturan faturalar için itiraz etmediği ya da iade faturası düzenlemediği, Ayıplı ürünler nedeni ile kullanılamaz hale geldiği iidia edilen ürünlere ait dava dosyası içerisinde yer alan faturalara göre davalının 477.609,40.-TL ambalajlama bedeli olduğu, Ayrıca 18 palet ürünün bugüne değin ve halen soğuk hava deposunda -40 derecelerde muhafaza edilmesi ve davacı şirketçe ürünlerin iade alınmaması sebebiyle bugüne kadar işlemiş soğuk hava depo muhafaza ücretinin davalının sahibi olduğu depoda muhafaza edilmiş olması sebebiyle eş değerde bir fiyat bilgisi elimizde olmadığından tespitin yapılamadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememiz ara kararı gereği dosyanın son kez ek rapora gönderildiği ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle:"Davacı tarafından davalıya teslim edilen ancak mikrobiyolojik kirlilik tespit edilen ürünler bakımından sarf edilmesi gereken ambalaj miktarının beyan edilen faturalar incelendiğinde 18 palet ürün için değerinin 73664,18 TL olduğu kanaatine varılmıştır.Ayrıca 18 palet ürünün bugüne değin ve halen soğuk hava deposunda -40 derecelerde muhafaza edilmesi ve davacı şirketçe ürünlerin iade alınmaması sebebiyle bugüne kadar işlemiş soğuk hava depo muhafaza ücretinin davalının sahibi olduğu depoda muhafaza edilmiş olması sebebiyle eş değerde bir fiyat bilgisi elimizde olmadığından tespiti yapılamamıştır. İşbu bilirkişi raporu, Sayın Mahkemece yapılan görevlendirme neticesinde TMK m.1/son hükmü gereğince “bilimsel görüş” olarak sunulmuş olup takdir, tamamen Sayın Mahkemenindir." şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyetinden alınan son ek raporda ise; "Davacı tarafından davalıya teslim edilen ancak mikrobiyolojik kirlilik tespit edilen ürünler bakımından sarf edilmesi gereken ambalaj miktarının beyan edilen faturalar incelendiğinde 18 palet ürün için değerinin 73664,18 TL olduğu kanaatine varılmıştır.
Ayrıca 18 palet ürünün bugüne değin ve halen soğuk hava deposunda -40 derecelerde muhafaza edilmesi ve davacı şirketçe ürünlerin iade alınmaması sebebiyle bugüne kadar işlemiş soğuk hava depo muhafaza ücretinin davalının sahibi olduğu depoda muhafaza edilmiş olması sebebiyle eş değerde bir fiyat bilgisi elimizde olmadığından tespiti yapılamamıştır." şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.
Davacının alacağı bakımından yapılan değerlendirmede;
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, taraf ticari defter ve kayıtları ile mutabakat mektubu incelendiğinde davacının takip tarihi itibariyle taraflar arasındaki ticari ve cari ilişkiye istinaden davalıdan 138.020,74 TL alacaklı olduğu sabittir. Nitekim davalı tarafça da taraflar arasındaki ticari ilişkiye herhangi bir itiraz getirilmemiştir. Ancak davalı tarafından sunulan ıslah dilekçesi ve aşamalarda sunulan beyan ve dilekçeler ile davacı tarafından üretilen ürünlerin ayıplı olduğu, gerek ayıplı ürünlerin bedeli gerekse depolama ve ambalaj bedelinin davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiği savunulmuştur.
Ürünlerin ayıplı olup olmadığı bakımından yapılan değerlendirmede;
... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla dava konusu ürünlerin muhafaza edildiği depoda keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı, bilirkişi incelemesine göre taraflar arasındaki sözleşmede ... bakterisinin limitinin 0 olarak kararlaştırılmış olduğu, dava konusu ürünlerin davalıya ait depoda -40 derecede muhafaza edildiği, iki parti halinde toplam 17 palet ürün bulunduğu, bilirkişilerce rastgele seçilen ürünlerde gözle görülür herhangi bir bozukluk tespit edilemediği, alınan numunelerin Tarım ve Orman Bakanlığı ... Gıda ve Yem Kontrol Merkezi Araştırma Enstitüsü Laboratuvarına götürüldüğü, analiz sonuçlarına göre ise ... parti numaralı üründen 5 adet numuneden 1 adedinde 20 kob/gr ve ... parti numaralı üründen 5 adet numuneden 1 adedinde 30 kob/gr ... bakterisinin bulunduğunun tespit edildiği, bakterilerin doğal ortamlarının insan ve hayvan bağırsakları olmasından dolayı ürün üretim aşamasında kontamine olma olasılığı daha yüksek olduğu, ürünlerin soğuk hava deposunda - 40 derece sıcaklıkta yaklaşık 2,5 yıldır beklemesine rağmen mikrobiyolojik olarak artış olmamasının olağan olduğu tespit edilerek ürünün davalı tarafından kabul edilmemesinin doğru olduğu kanaati bilirkişilerce bildirilmiştir. Ek raporda da kusurlu ve bozuk ürün bedelinin toplam 44.860,00 TL olduğu bilirkişilerce hesap edilmiştir.
Bu kapsamda, talimat mahkemesi aracılığıyla yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu, analiz raporları ve taraflar arasında akdedilen sözleşme birlikte değerlendirildiğinde; taraflarca bahse konu ürünlerde .... bakterisinin bulunmaması gerektiği hususunda anlaşıldığı, davacı tarafça üretilen tatlılarda alınan rapora göre ... bakterisinin tespit edildiği, bilirkişilere göre söz konusu bakterinin üretim aşamasında kontamine olmuş olduğu da dikkate alındığında ayıplı ürün bedeli olan 44.860,00 TL'nin davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Ambalajlama ve depolama bedeli yönünden yapılan değerlendirmede;
Taraflar arasındaki ilişkinin incelenmesinde davacı tarafından üretilecek ürünlerin konulması için davalı tarafça dava dışı fason üreticilerden ambalaj tedarik edildiği, söz konusu ambalajların davacı üreticiye gönderildiği, davacı üretici tarafından bahse konu ürünlerin üretiminden sonra davalı yanca gönderilen ambalajlara ürünlerin konularak tekrar davalı tarafa teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu husus taraf vekillerinin beyanları ile de sabit olup taraflar arasında çekişme konusu değildir. Yukarıda da izah edildiği üzere davacı yanca üretilip davalı yana teslim edilen ürünlerin bir kısmının ... bakterisi barındırması sebebiyle ayıplı olduğu ve dolayısıyla ayıplı ürünlerin konulduğu ambalajların da yeniden kullanma ihtimalinin bulunmadığı ve davalı tarafça söz konusu ambalajlar için sarf edilen giderin ayıptan doğan doğrudan zarar kapsamında olduğu ve bilirkişilerce hesap edilen 73.664,18 TL ambalaj bedelinin de davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Depolama bedeli yönünden ise bilirkişilerce de belirtildiği üzere davalı tarafın kendisine ait deponun bir kısmında bahse konu ürünleri depoladığı, depolama için ayrıca masrafa katlanmak zorunda olmadığı ve depo yerinin kendi kullanımına ait olması sebebiyle ayıplı ürünlerin depolanması nedeniyle doğrudan herhangi bir zararının oluşmadığı anlaşılmakla bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının davalıdan 138.020,74 TL alacaklı olduğu, ancak davacı tarafından üretilen ürünlerde ... bakterisi bulunmaması yönünde taraflarca varılan anlaşmaya istinaden davalının bir kısım ürünlerde ayıp bulunduğunu beyan ettiği, alınan raporlar doğrultusunda davacı tarafından teslim edilen ürünlerin bir kısmında ... bakterisinin tespit edilmiş olması nedeniyle ayıplı olduğu, bahse konu ürünlerin konulduğu ambalajların tekrar kullanılma ihtimali bulunmadığı için söz konusu ambalaj bedelinin ayıptan doğan doğrudan zarar kapsamında kaldığı, depolama yönünden ise davalının uğradığı doğrudan bir zararının bulunmadığı dikkate alınarak davalının takas mahsup talebinin kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ayrıca taraflar arasındaki temel ilişki cari hesap ilişkisine dayanmakla birlikte alacağın likit olduğu dikkate alınarak icra inkar tazminatına da hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Davalı tarafından ... 36. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 64.356,57 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Asıl alacağın % 20'si olan ‭12.871,31 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.396,20 TL harçtan peşin alınan 2.368,34 TL'nin mahsup edilerek bakiye 2.027,86‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 2.368,34 TL peşin harç, 35,90 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.404,24‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 64.356,57 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 30.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen 74.325,03 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 30.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 5.491,22 TL tebligat, posta, talimat ile başka birime yapılan reddiyat gideri, 314,00 TL keşif harcı, 400,00 TL Taksi ücreti ile 4.080,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.285,22‬ TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 4.772,96 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan 9.000,00 TL bilirkişi masrafının kabul ve red durumuna göre 4.823,46 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/04/2025

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim