Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/265
2025/7
9 Ocak 2025
T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/265 Esas
KARAR NO : 2025/7
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 19/12/2022
KARAR TARİHİ : 09/01/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin uzun yıllardan beri saç sektöründe, güzellik ile sağlık merkezi sektöründe ticari faaliyetlerine devam etmekte olup yıllar içinde alanında önde gelen firmalardan biri olduğunu, faaliyetlerinde uzun yıllardır kullanılan "..." markasının ... no ile tescilli olduğunu, müvekkili şirketin, "...", "..." ve “...” markalarıyla piyasa sunmuş olduğu hizmetler ile kısa sürede tüketici nezdinde belirli bir tanınırlığa ulaştığını, müvekkili şirket adına davalı tarafa gönderilen ... 6. Noterliğinin ... tarihli ve ... nolu ihtarname ile, müvekkili şirketin Türk Patent nezdinde tescilli markalara tecavüz eden kullanımlarının, ihlal oluşturulduğunun belirtildiği, kullanımlarına derhal son verilmesi, satışların durdurulması ihtar edilmiş, aksi halde aleyhine maddi ve manevi tazminat talepli hukuk davaları ile cezai işlem başlatılacağı bildirilmiş ise de; davalı tarafça markanın haksız şekilde kullanılmasına devam edildiğini, akabinde taraflarınca davalı tarafa noterlik kanalıyla ihtarname gönderildiği, ... 6. Noterliği tarafından ... Yevmiye numarasıyla... tarihinde gönderilen ihtarnamede özetle, muhatap tarafından devam eden tecavüzün durdurulmasını, aksi halde yasal yollara başvurulacağını ihtiva ettiğini, ancak davalı tarafın işbu ihtarnameyi tebliğ almasına rağmen müvekkili adına tescilli markaya karşı devam ettirdiği tecavüz fiilini sonlandırmadığını beyan ederek ihtiyati tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulüne, tecavüz konusu cihazlara el konularak bunlar üzerindeki markaların silinmesine ve tanıtım faaliyetlerinin durdurulmasına, davalının müvekkilinin marka hakkına karşı işlediği tecavüz fiilinin tespitine, söz konusu fiilin durdurulması ve ortadan kaldırılmasına, müvekkilinin tecavüz sebebiyle uğramış olduğu şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesinde davacıya ait "..." ibareli markanın neredeyse aynı sayılacak benzeri niteliğindeki "..." ibaresinin müvekkili tarafından ticari amaçlı olarakkullanıldığının iddia edildiğini, müvekkilinin söz konusu cihazı ... markası adı altında ...'den satın aldığını, işbu davada müvekkilinin taraf sıfatına sahip olmadığını, söz konusu ürünü satın alırken herhangi bir kusuru olmadığını ve tazminata dayanak gösterebileceği bir kusur atfedilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, neticeten davanın esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizin 11.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının ...+ŞEKİL markasının ... no ile ... ve .... sınıftaki hizmetlerde tescilli hak sahibi olduğu, dava dilekçesi ekinde “...” isimli Instagram hesabından da alındığı anlaşılan
tarih içermeyen görselin, davalı tarafın markasal kullanımına örnek teşkil ettiği iddia edildiği, “...” isimli ... sosyal medya hesabının Eylül 2020 tarihinde açıldığı, hesabın “...” adı ile açılmış olduğu, hesap içeriğinde paylaşılan görsel ve video içeriklerinde “...” ibaresinin açıklama metni içeriğinde metin olarak ve açıklama bölümünde “#...” ibareli ... (anahtar sözcük) olarak kullanıldığı, ... alan adının iletişim adresi olarak belirtildiği, .... alan adının yapılan Whois sorgusunda alan adının ...adına kayıtlı olduğu, “...” isimli ... sosyal medya hesabına yapılan yönlendirmeden aynı kişilerce yönetildiği, “...” isimli ... sosyal medya hesabının... tarafından işletildiği anlaşıldığı, ...’nın İTO web sitesinden yapılan araştırmada davalı ... ŞİRKETİ şirketinin yetkilisi ve tek ortağının olduğu, davalının kullanımlarının davacının tescilli markası ile orta düzeyde tüketiciler nezdinde karıştırmaya yol açmayacağı yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Dava konusu uyuşmazlık; 6769 sayılı SMK hükümlerine göre açılan marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması, önlenmesi ve maddi-manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, TPE kayıtları getirtilmiştir.
Davacı, davalı tarafından kullanılan "..." ibaresinin kendisine ait "..." ibareli markası ile ayırt edilemeyecek benzerlikte olduğunu, böylelikle davalının haksız kazanç elde ettiğini ve marka hakkına tecavüzün şartlarının oluştuğunu belirterek tespitle birlikte maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Markalar arasında ayniyet veya benzerliğin tespitinde markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınması gerekmektedir. Markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tanımlayıcı işaretlerden oluşan kısımlarının aynı yada benzer olup olmadıklarının üzerinde durulmasına gerek yoktur. (Prof. Dr. Sabih Arkan, Marka Hukuku, cilt 1, s. 99).
İltibasın, karıştırılma olasılığının belirlenmesinde iki markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenime bakılmalıdır. Markanın esas unsurunun kullanılıp kullanılmaması iltibası belirlemede önemlidir.
Marka sahibi, markası hangi sınıflarda tescil edilmişse markasının başkası tarafından kullanılmasını ve tescilini önleme yetkisi, o mal veya hizmetler ve onlarla benzer olan mal ve hizmetlerle sınırlıdır.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.06.2012 tarihli ve ... E. ... K. sayılı kararı). Başka bir deyişle karıştırılma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK Madde 29’da sayılmıştır. Marka hakkına tecavüz sayılan haller Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. Maddesine atıf yapılmak suretiyle 29. Maddesinde düzenlenmiştir.
6769 sayılı SMK madde 29’a göre, Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanılması ve yine madde 29/b’ye göre Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edilmesi marka hakkına tecavüz sayılmaktadır.
Marka hakkı sahibinin markasına zarar vermeye yönelik tüm fiilleri engelleme hakkı vardır. Marka hakkına tecavüz de bunların başında gelir. Marka hakkına tecavüzün varlığı için Sınai Mülkiyet Kanun’ da belirtilen eylemlerden birinin gerçekleşmiş olması ve somut olayda bu eylemin hukuka uygunluk sebeplerinden birinin bulunmaması gerekir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. Maddesinde ise;
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır.
a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
6769 sayılı SMK’ nin yukarıdaki ilgili maddeleri genel olarak, marka sahibinin tescilli markası ile iltibasa neden olacak işaretlerin kullanılmasını yasaklamaktadır. Madde metninde de belirtildiği üzere; tescilli marka ile aynı veya benzer olan bir işaretin tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlerde kullanılarak halk tarafından karıştırılma ihtimaline yol açılması marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir. Aynca işaret ile tescilli marka arasında halk nazarında “ilişkilendirme” olduğu ihtimali de “karıştırılma ihtimali” kavramına dahil sayılmıştır. Marka sahibi tescilli markası ile bağlantı kurulması ve veya karıştırılma olasılığı taşıyan markaların aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılmasını önleme yetki ve hakkına sahiptir.
Bu açıklamalar ışığında mevcut olayda ;
Her ne kadar davalı taraf husumet itirazında bulunmuş ise de, basiretli tacir olan davalı tarafın,davalı şirket yetkilisinin internet sitesindeki kullanımlarından sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Yine her ne kadar davacı tarafça başka dosyalarda alınan uzman görüşü emsal olarak sunulmuş ve marka vekili tarafından hazırlanan görüşlerde dosyada mevcut bilirkişi raporundan aksi yönde tespit ve değerlendirmeler yer almakta ise de, mütalaalarda mevcut olan alan dışı değerlendirmelere itibar edilemeyeceği gibi, görüşün, içerisinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu alanında uzman kişilerce sunulan değerlendirmelerle çelişki olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı sunulan deliller, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporu ve davaya dayanak kullanımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı kendisine ait "..." ibareli markasına -davalının "..." şeklindeki kullanımının- tecavüz oluşturduğunu belirtmiş ise de, içerisinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporla tespit olunduğu üzere, davacının "..." markasında ve davalının kullanımına konu "..." ibaresinde mevcut "..." ibaresinin zayıflama cihazları ve zayıflama hizmeti sunan güzellik işletmeleri tarafından yoğun olarak kullanıldığı, ...'in zayıflama ve vücut şekillendirme cihazı olarak dünyada bir çok ülkede kullanıldığı, bu noktada güzellik bakım hizmetlerine konu zayıflama hizmetleri bakımından ibarenin tamamlayıcı nitelikte olduğu ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu, Avrupa Marka ve Tasarım Ağı Ortak Bildirgesinde de belirtildiği üzere, markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılması gerektiği, (Karasu, Rauf/ Suluk, Cahit/ Nal Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2018, s. 189), başka bir deyişle önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise markaların örtüşmeyen bileşenlerinin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınarak sonuca gidilmesi gerektiği, tarafların kullanımlarında "..." ibaresi ortak olsa da, görsel ve işitsel anlamda karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, açıklanan tüm bu hususlar çerçevesinde dosyada mevcut somut olayda SMK'nın 7. ve 29. Maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davanın tümden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın tümden REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan, daha önce ödenen 870,96 TL harcın düşümü ile artan 255,56 TL 'nin davacıya iadesine,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen;
a-)Marka hakkına tecavüz davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
b-)Maddi tazminat davası bakımından 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
c-)Manevi tazminat davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, karşı tarafın yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.