mahkeme 2023/196 E. 2025/214 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/196

Karar No

2025/214

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/196
KARAR NO:2025/214

DAVA:Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ:13/09/2023
KARAR TARİHİ:16/09/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi : Davacı vekilinin mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle;... Restaurant'ın 1992 yılında ... ili ... İlçesinde yemek, düğün, davet, toplantı ve organizasyon alanlarında hizmet vermeye başladığını, 1992 yılından bu yana kalitesi ve hizmet standartlarıyla belirli bir kalite ve tanınmışlık düzeyine ulaştığını, 2003 yılında yine ... ...'de faaliyet gösteren ... Restaurant'ın işletmecisi ...tarafından yine ... ismiyle kurulan restaurantın ...'de yemek, düğün, davet ve organizasyon etkinliklerinde hizmet vermeye devam ettiğini, "..." işletme adını marka olarak tescil ettirmek isteyen davacının, davalı tarafından .... Marka sınıfında tescil ettirdiğini öğrendiğini, bu tescilin kötü niyetli olduğundan iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafın her ne kadar "..." markasını .... Sınıf için tescil ettirmişse de 5 yıldır bu sektörde hizmet gösteren herhangi bir işletme ya da hizmetleri bulunmadığını, davalı tarafın pastacılık sektöründe faaliyet göstermekte ve bu sektöre ilişkin markaların 30. Sınıfa tescil edildiğini, SMK markanın tescilinden sonra kullanılması yükümlülüğünü getirdiğini, buna göre hiç kimse kullanmadığı markayı tescil ettirerek tekel hakkını kötüniyetli olarak elinde bulunduramayacağını SMK'nın "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.” maddesi tescil ile başlayan hukuki korumanın devam edebilmesi için markanın kullanılması koşulunu getirdiğini, davalının 30. Marka sınıfında faaliyet göstermekte olduğunu .... Sınıf için herhangi bir kullanımının söz konusu olmadığını, iptal talebinin mahkeme tarafından kabul edilmemesi halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, hukukumuzda kabul edildiği üzere markalar için önemli olan markanın tescili değil markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış olmasıdır. Bu sebeple tescil edilmeyen marka sahipleri daha yaygın kullanım ve tanınmışlık sebebiyle, tescilli markaların hükümsüzlüğünü isteyebilir. SMK m.25/1 düzenlemesine göre, markasını uzun yıllar tescilsiz kullanan kişi, itiraz sürecini kaçırmış ve diğer markaya tescil belgesi verildiğinde, markayı ilk kez piyasaya çıkaran kişinin hükümsüzlük davası açma hakkı vardır. Bu düzenlemeyle marka hukukumuzda gerçek hak sahibi olarak kişiler tescilsiz markalarını, mutlak- nispi ret sebepleri ve hükümsüzlük davasıyla koruyabileceklerini, gerçek hak sahipliği ilkesi olarak anılan ilkeye göre marka hakkı, önceden beri o markayı kullanıp piyasada tanıtan kişiye ait olduğunu, ... Restaurant senelerdir hem ... ve Ege Bölgesinde hem de Türkiye düzeyine belli bir tanınmışlık seviyesine ulaştığını, 1992 yılından beri ...'da, 2003 yılından beri ...'de faaliyet gösteren ... Restaurant, kalitesiyle marka değeri kazanmış ve iş insanları, gazeteciler, ... Valiliği, ... Ticaret Odası, ... Sanayi Odası ve daha pek çok tanınmış isim, kurum ve devlet teşkilatı tarafından tercih edildiğini, tüm açıklamaları sebebi ile: Davalıya ait .... Sınıfa kayıtlı ... markasının SMK m.9 gereği iptaline; talep kabul edilmediği takdirde .... Sınıfta markanın üğüne karar verilerek marka sicilinden terkinine; yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Cevap dilekçesi: davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... markasının, müvekkilin babası muteveffa ... tarafından 1990'lı yılların başından bu yana aktif olarak kullanıldığını, ..., ... ili ... doğumlu olup, ...'nin tarihteki eski adının ... olduğunu, müvekkili ve muteveffa babası ..., marka adı ile doğup büyüdükleri isim olması sebebiyle — özdeşleştiğini, Müvekkilinin İstanbul'da insan populasyonun en çok olduğu birden fazla semtte ...) ... markası ile kafe ve restaurant işlettiğini, davayı ikame eden davacı olan ... Gıda Madencilik Turizm Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti. 2003 yılında yeni bir şirket olarak kurulmuş, ortakları ... Turizm ve Ticaret Ltd.Şti. İle farklı olup, bu şirket arasında bir organik bağ bulunmadığını, öyle ki halihazırda davayı ikame eden işbu şirketin davacı sıfatı dahi bulunmadığını, Velhasıl "..." markasının gerçek hak sahibi olmamakla beraber, beyan edildiği üzere 1992 yılından itibaren aynı yerde, aynı şahıs tarafından kesintisiz olarak kullanılmadığını, kaldı ki ticaret unvanının Markasal kullanımını da bulunmadığını, davacı yanın dilekçesinin ekinde yer alan 1992 yılına ait ruhsatnameye dayanarak gerçek hak sahibi olduğu iddiasında bulunmasının abesle iştigal olduğunu, "Ticaret unvanının ve işletme adının kullanılmasındaki amaç, ticari işletmenin kimliğini ortaya koyarak doğrudan işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt edilmesini sağladığını, bu noktada markanın, sadece ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılmasının doğrudan markasal kullanım olarak -değerlendirilmemesi gerektiğini, mevcut dava dilekçesi ve ekleri incelendiği takdirde 1992 yılı ve sonrasına dair herhangi bir markasal kullanım olmadığının görüleceğini, diğer taraftan davacının hak sahipliği iddiasını kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir hakkın uzun süre ileriye sürülmemesi karşısında, 3. Şahısların zımni muvafakat sebebi ile hak sahibi oldukları, Medeni Kanun'un 2. maddesi uyarınca gerçek hak sahibinin uzun süre ses çıkartmaması durumunda fiili kullanımla hak sahibi olan kişiye karşı bu hakkını ileriye süremeyeceğini, Müvekkilinin, 2017 yılında markasının tescilini sağlamış olduğu, "..." markasının 5 yıldan uzun süredir tescilli olduğunu, davacının ... ibaresini tanınır hale getirdiği iddiasının asılsız olduğu, davacı 1992 yılı ve sonrasında Türkiye'de ... markasını markasal olarak kullanmış ve genel tüketici nezdinde tanınmışlığa ulaştırmış değildir, Web sitesinin hangi yılda oluşturulduğu irdelendiğinde ise kurumsal Web sitesinin 2016 yılında oluşturulduğunun görüleceğini, davacının tanınmış olduğunu iddia ettiği "..." adı ... arama motorunda arandığında ekrana gelen arama sonuçları içerisinde 1. Sayfada ve hatta 2. Sayfada dahi ... Restaurant hakkında bir internet alanına rastlanmadığını, dilekçe ekinde sunulu gazete ve dergi haberleri incelendiği takdirde müvekkilinin markasını sadece Türkiye'de değil uluslararası tanıttığının da anlaşılacağını, zira müvekkilinin ...'nin (...) başkanı olarak birçok ülkede etkinlikler katıldığı gibi bireysel olarak da ülkemize yine bu alanda ödüller kazandırmış ve gittiği her ülkede kendi markasını tanıtmış olduğunu, müvekkilinin ... markasını 1990'lı yılların başından itibaren aktif olarak kullanmaya başlamış, markayı tanıtmış, büyük emekler vererek tescilini birçok sınıfta sağladığını, müvekkilinin "..." markası ile ilk baştan beri aynı adreste, hem kendi özel buluşları ile imalat yapmakta, hem satış yapmakta hem de kafe bölümünde Müşterilerine hizmet verdiğini, kanunumuzda yer alan tescil ilkesi gereği faaliyet gösterdiği tüm alanlarda markasını tescil ettirdiğini, gerek dosya kapsamında sunmuş olduğu fotoğraf ve haberlerden gerekse yerinde tespit ile müvekkilinin tescilli "..." markasını .... Sınıfta aktif olarak kullandığının ispatlanacağını, davacı yanın, sayın mahkemeyi yanıltmak maksadı ile dava dilekçesinde sık sık asılsız beyanlarda bulunduğunu, ilk olarak müvekkilinin işletmesinden tescil başvurusu esnasında haberdar olduğunu iddia etmiş ise de bu iddiasının asılsız olduğunu, taraflarınca davacıya gönderilmiş olan 11.07.2023 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname neticesinde asılsız ve mesnetsiz huzurdaki davayı ikame ettiklerini, Yıllardır Türkiye” de "..." markaları kullanan, markanın gerek yaptığı tesciller ile, gerekse 3. Kişilerin haksız kullanım ve tescil başvurularına karşı yaptığı hukuki girişimlerle koruyan müvekkil iken, gelinen aşamada 3. Kişilere karşı hiçbir hukuki girişimde bulunmayan davacının, müvekkile kötü niyet suçlaması yöneltmesinin ne kadar afaki olduğunu, müvekkilinin markasının tescilini sağlamadan önce dahi markayı aktif olarak kullandığı, 1997 yılında ünlü isimlerin katılımı ile yapılan mekanın yenilenmesi sonucu açılışa ait fotoğraflar ve 2002 yılına ait faturalar ile sabit olduğunu, tüm açıklamaları sebebi ile: Haksız ve mesnetsiz açılmış olan işbu davanın tüm talepler yönünden reddine, Yargılama giderleri( ihtarname ve noter vekaletname ücreti dahil) ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Cevaba cevap dilekçesi: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci cevap dilekçesi: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller:
TPMK Kayıtları:
TPMK'dan davalı ... adına kayıtlı markaların celbi istenildiği, Davalı ... adına kayıtlı herhangi bir marka kaydının olmadığı anlaşılmıştır.
.... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası gerekçeli karar evrakının bir örneği celp edilmiştir.
Bilirkişi Raporu: 25/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda " Dosyada mübrez bilgi ve belgeler ile yukarıda incelemeler çerçevesinde; davacı delillerinin hemen hepsinin, davalı marka başvurusundan çok sonraya dayandığı, bir takım delillerin dava dışı ... Turizm ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu, 20.04.2014 tarihli ... adresindeki ... ibareli yazıda, davacı ünvanının açıkça belli olmadığı, kaldı ki bu haberin tek başına gerçek hak sahipliği iddiasını somutlaştırmayacağı, davacı delillerinin içerisinde markasal kullanımları gösterecek iş evraklarının bulunmadığı( ... ibaresini içerir fiş, fatura, reklam ve promosyon araçları), davaya konu edilen 2017 ... tescil nolu ... li marka ile 2017 ... tescil numaralı ... ibareli markanın gerçek hak sahibinin davacı taraf olduğu iddiasına dayalı hak sahipliğini dosyadaki deliller de dikkate alındığında, davacının bu hususu ispat edemediğine, Sayın Mahkeme, dosyada mübrez bilgi ve belgeler ile yukarıda incelemeler çerçevesinde; davaya konu edilen 2017 ... tescil nolu ... | ... ile 2017 ... tescil numaralı ... ii yarkanın davalı tarafından k ü niyetle tescil edildiği yönünde herhangi bir somut husus tespit edilememiş olup, davalının kötü niyetle hareket etmediği düşüncesi heyetimizde hakim olup, nihai ve hukuki takdirin Yüce Mahkemede olduğuna, 6769 Sayılı SMK madde 26/5 kapsamında davalıya ait 2017 ... tescil nolu ... ibareli markanın .... Sınıf “yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri” bakımından kısmi iptal koşullarının oluştuğunun takdirlerinin Yüce Mahkemeye ait olduğu, davalıya ait 2017 ... tescil numaralı ... ibareli markanın .... Sınıf “yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri” bakımından 6769 Sayılı SMK madde 26/4 kapsamında iptal koşullarının oluştuğu," kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişi Ek Raporu: 06/08/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda " Davacı tarafın, davalının marka başvurularını yaptığı 2017 tarihinden öncesine ve marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ispatlar delile rastlanmamış olup, 2015 tarihli Turizm İşletme Belgesi ve 2014 yılında ... adresinde çıkan kısıtlı deliller ışığında davacının marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğu yönündeki itirazların heyetimizce olumlu karşılanmadığı, yine davacı taraf herne kadar ... Turizm ve Ticaret Ltd. Şti. Ünvanlı şirket ile ... Gıda Madencilik Turizm Tekstil Ltd. Şti'nin kurucu ortağının ...olduğu, firmalar arasında organik bağ bulunduğunu iddia etmiş ise de her iki firma farklı tüzel kişiliğe sahip olduğu, marka hukuku açısından bu husussun heyetimizce olumlu karşılanmadığı, bununla beraber davacı taraf, müvekkilinin fiş, fatura vb. Evrakları saklama yükümlülüğü bulunmamakta olduğu, saklamasının da beklenemez olduğunu, işbu evrakların bulunmadığı gerekçesiyle hak sahibi iddialarının ispatlayamadığı sonucuna ulaşılmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etmiş ise de bu durumun Vergi Usul Kanunu ile ilgili olduğu, marka hukuku açısından bir önem arz etmediği, 6769 Sayılı SMK 6/3 kapsamında iddiada bulunan davacı tarafın markasal kullanımlarına bakıldığında ciddi bir kullanıma rastlanmamış olup, davacının bu yöndeki itirazlarının heyetimizce olumlu karşılanmadığına, Davalı tarafın kök rapora itirazlarıyla beraber dosyaya sunduğu kullanımlarınincelenmesi sonucunda: Davalı tarafın ... ibaresini özellikle 2018 — 2019 — 2021 — 2022 tarihlerindeki satış analizleri, Z raporları, sosyal medya paylaşımları, promosyon ürünleri ve resmi belgeleri üzerinde de görüldüğü üzere “yiyecek- içecek sağlanması hizmetleri” kapsamında ciddi bir kullanıma konu ettiği bu haliyle kök rapordaki iptal koşullarının oluştuğu yönündeki görüşlerimizden rücu ettiğimizi, 6769 Sayılı SMK madde 26/5 kapsamında davalıya ait 2017 ... tescil nolu ... ibareli ve 2017 ... tescil numaralı ... ibareli markaların .... Sınıf “yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri” bakımından kısmi iptal koşullarının oluşmadığı" kanaatini bildirmiştir.
Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki dava TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan "..." ibareli 2017/... tescil numaralı markanın iptali ile hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir. Davacı taraf dava konusu markanın tescil edildiği tarihten bu yana kullanılmadığını bu nedenle iptalinin gerektiğini ayrıca dava konusu markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğunu belirterek hükümsüzlük talep etmiştir davalı ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili bilirkişi incelemesi sırasında davalı adına tescilli 2017/... tescil numaralı ve "... pastanesi" ibareli markanın da dava konusu olduğunu belirtmiş ise de dava dilekçesinde bu hususa ilişkin bir açıklama bulunmadığı, ... ibareli marka yönünden değerlendirme yapılmıştır.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan 2017/... tescil numaralı "..." ibareli markanın bulunduğu, davacı adına tescilli markanın bulunmadığı, ticaret sicil kayıtları incelendiğinde "... turizm ve ticaret ltd.şti." ünvanlı şirketin bulunduğu ayrıca "... ... restaurant "şeklinde bir işletmenin bulunduğu anlaşılmıştır.
Gerçek hak sahipliği bakımından yapılan incelemede Yargıtay tarafından “Gerçek Hak Sahipliği İlkesi” ile ilgili olarak verilmiş olan bir kararda; “Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna gerçek hak sahibi denilir ve bu tescil açıklayıcı etkiye sahiptir. Buna mukabil bir markayı ihdas ve istimal etmeksizin seçip tescil ettiren kimsenin bu tescili kurucu etkiye sahiptir. Ancak, bu tescil sadece hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilir. Gerçek hak sahibinin dava açıp bu markayı tescil ettireceği tarihe kadar kurucu etkiye sahipliği devam eder. Çünkü, hakiki, gerçek hak sahipliği
ikinci bağımsız ve münferit mülkiyete hak vermez, markanın hakiki hak sahibi markasının aynısını veya tefrik edilemeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin, bu tecavüz TTK’nun 56. da yer alan haksız rekabet hükümlerine ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki KHK’nin 8/III ve 42/f ve 551 sayılı Markalar Kanunu’nun 47. maddesine göre sonradan tescil edilmiş markanın terkininin istenebileceğini kabul edilmektedir.” (11. HD, 6.6.1999, E.1998/1734, K. 1999/5146- FMR, C.1 s.149).
Davalının ilk markasının başvuru tarihi 13.02.2017’ dir. Davalı tarafından bu tarihten öncede ... ibaresinin davalı markasının tescil edildiği mal ve hizmetler açısından kullanımların bulunduğu, davalının tescil tarihinden önce ve tescil tarihinden sonra "..." ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin satış fişleri, faturalar ve sosyal medya kullanımlarının bulunduğu, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen ticaret sicil kayıtları ve gazete küpürleri incelendiğinde dava konusu marka olan "..." ibaresi içerir kullanımların davacı şirketin kullanımları olduğuna ilişkin bir delilin bulunmadığı bu nedenle davacının gerçek hak sahipliği iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır.
SMK 6/9 gereğince yapılan incelemede ; Yargıtay 11.HD’nin 20.11.2018 tarihli ve 2017/1345 E., 2018/7216 K. sayılı ilamı, ,1.03.2021 T. ve 2020/1726 E. - 2021/1838 K.; 03.03.2021 T. ve 2020/1913 E. - 2021/1928 K. Sayılı yerleşik ilamlarına göre; daha ziyade markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel kötü niyet sebepleri olarak görülmektedir. Ayrıca tanınmış markanın aynısını veya benzerini tescil ettirmek dahi tek başına kötü niyetli marka tescili olarak yorumlanmamaktadır. Zira kanun koyucu, tanınmış markanın aynısı veya benzerini tescil ettirmeye mülga KHK'nın 8/4 (6769 s. SMK'nın 6/5 m) maddesinde ayrı bir sonuç bağlamıştır. Kötü niyetin tezahürü değişik şekil ve koşullarda olabilir. Bu anlamda marka tescilini kullanarak başkalarının ticaretine engel olmak, bu amaçla şantaj yapmak ve para koparmak, markayı satmayı teklif etmek gibi eylemler olabilir. Kötü niyetin varlığını ispat bunu iddia eden davacı tarafa aittir.
Dolayısıyla yerleşik uygulamada işaret edildiği üzere sırf işaretsel benzerlikten yola çıkılarak, davalı tescilinin kötü niyetle yapıldığı olgusuna ulaşmak mümkün olmadığı, ihtimaller üzerinden hareketle davalının ileride davacının ticaretine engel olabileceğinin kabulü doğru olmadığı gibi, tek başına kötü niyet emaresi olarak görülemeyeceği bilinmektedir.
6769 sayılı “SMK m.6/(9) maddesinde Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde gerek yasa hükmü gerek de yerleşik içtihatlar çerçevesinde kötü niyetli olarak tescil ettirilen markaların hükümsüz kılınması gerektiği noktasında herhangi bir duraksama bulunmamakla beraber, hukukumuz çerçevesinde, kural olarak asıl olanın “iyi niyet” olduğu; kötü niyetin ise iddia eden tarafından ispatlanması gerektiği de ifade edilmelidir. Zira Yargıtay aynı tarihli başka bir kararında, dayanak markanın tanınmış marka olduğu kabul edilse dahi, “asıl olan iyi niyetin varlığı olduğu için, tescilin kötü niyetli olduğunun bunu iddia edenin ispatlaması gerektiği, her ne kadar, markanın tanınmış olması ve tacirlerin aynı sektörde iştigal etmeleri ispat kolaylığı sağlamakta ise de, kötü niyetle tescil ettirildiği iddia edilen markanın tanınmış olmasının, kötü niyetin kabulü için tek başına yeterli olmadığı” kabul edilmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 02.04.2013 Tarih,2012/7350 Esas, 2013/6540 Karar)CIBU, 2013 tarihli ...kararında, önceki markayı bilmenin, kötü niyetin varlığının kabulü için tek başına yeterli olmadığı ve bunun için başvuru anındaki tüm faktörlerin göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Avrupa Adalet Divanı bu konuda, “kendisinden önce bir başkasının diğer üye bir devlette aynı veya karışıklığa yol açacak kadar benzer bir markanın tescilli olduğunu bilip bilmediği, bilmesinin gerekip gerekmediği, bu kimsenin, bir başkasına ait markanın kullanılmasına engel olma amacı taşıyıp taşımadığı ve önceki markanın sahip olduğu hukuki korumanın ölçüsünün ne olduğu, önceki markanın kullanımının ne kadar eski olduğu, tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı olup olmadığı ” hususlarının ve tescil başvuru tarihi itibariyle “markanın sahip olduğu ün”ün göz önünde bulundurulmasını içtihat etmiştir (2009 tarihli ... sayılı ... ...-... kararı için bkz.: ÇOLAK, S.901, dn. 2239).
Dosyada davalı yanın dava konusu marka tescil başvurularını gerçekleştirir iken kötüniyetli olduğunu gösterir herhangi bir veri yada delil bulunmadığından kötüniyetli tescile dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
İptal talebi bakımından yapılan incelemede : 6769 Sayılı SMK Madde 26 (Marka İptali) bakımından açılan davalarda, davacının markayı ciddi bir biçimde ticaret alanında kullandığını ispat yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu bağlamda huzurdaki davada davalının delilleri incelendiğinde, davalının işletmede "... pastanesi" ibaresini kullandığı ve ... ibaresinin markasal şekilde kullanıldığı, bu haliyle kullanmamaya dayalı iptal talebinin yerinde olmadığı, dosya kapsamında alınan ek bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiği anlaşılmakla iptal talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, tarafların kullanmaya veya kullanmamaya ilişkin sunduğu deliller dikkate alındığında TPMK nezdinde tescilli "..." ibaresinin gerçek hak sahibinin davacı olduğunun ispatlanamadığı, "..." ibaresinin davalı tarafça kullanılageldiği, ayrıca dava konusu markanın tescil edildiği sınıflar bakımından davalı tarafça kullanıldığı anlaşılmakla açılan davanın terditli her iki talep yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;
1-Davanın her iki talep yönünden ayrı ayrı REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan, daha önce ödenen 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 345,55 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3- İptal davası yönünden Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarının kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2025

Katip ...

Hakim ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim