Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/108
2026/125
11 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2026/108
KARAR NO : 2026/125
DAVA : MENFİ TESPİT (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05.02.2026
KARAR TARİHİ : 11.02.2026
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen MENFİ TESPİT davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirket ile davalı ... Şirketi arasında yapılan anlaşmaya göre; ... 386.000,00 TL miktarlı, 14.01.2025 Tanzim Tarihli, ... seri numaralı çek verildiğini, ancak davalı ... Şirketi'nin davacı müvekkiline istenilen malları tedarik ederek veremediği gibi, verilen çeki de iade etmediğini, davalı...Şirketi'nin de işbu davaya konu çeki bankaya ibraz ederek karşılığını tahsil etmek istediğini, çekin faktoring şirketi tarafından ... 18. İcra Müdürlüğü'nün...sayılı dosyasında icra takibine konulduğunu, davacı ile ...Şirketi arasında yapılan şifahi anlaşma gereğince edim yerine gelmediğinden çekin bedelsiz hale geldiğini, davalı, edimini yerine getirmediğinden temel borç ilişkisinin oluşmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, icra takibinin takdiren teminatsız olarak durdurulmasına, davaya konu çekten dolayı davacı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, müvekkili şirket hakkında başlatılan ... 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin iptaline, davalıların takip miktarından %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; dava konusu çekin bedelsiz olduğu iddiasına dayalı olarak borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin, İİK.nun 72/3.maddesine göre açılmış Menfi Tespit davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur.
Yargıda ihtisaslaşmaya ilişkin olmak üzere Yargıda Reform Stratejisi belgesinde yer alan "ihtisas mahkemelerine ve uzmanlaşmaya yönelik uygulamalar arttırılacaktır" ve yine İnsan Hakları Eylem Planı belgesinde yer alan "İhtisas Mahkemelerinin Güçlendirilmesi" başlıklı hedefler kapsamında HSK'nın 25/11/2021 tarihli kararına istinaden finansal uyuşmazlıklarla ilgili finans davalarına bakmak üzere ticaret mahkemelerinin HSK tarafından belirlenmesi öngörülmüştür.
Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin, İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin ... tarihli ... sayılı kararı ile;
"Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesi hususu görüşülerek;
.... tarihli ve ... sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir.
Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.
Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir.
Bu itibarla;
- 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,
- 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. Maddelerinden,
- 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç),
- 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,
- 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,
- 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,
- 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere;
a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı,
b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı,
c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı,
d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı,
e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı,
f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına,
(Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere;
a) Kayseri’de iki asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 2 numaralı,
b) Konya’da dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 4 numaralı,
c) İzmir’de yedi asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 numaralı,
d) İstanbul Anadolu’da on üç asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 ve 7 numaralı,
e) Ankara’da on dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7 ve 8 numaralı,
f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına)
Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine, 25.11.2021 tarihinde karar verildi" dair karar verilmiştir.
Adı geçen HSK kararı uyarınca 15/12/2021 tarihinden itibaren, adı geçen kararda belirtilen kanuni düzenlemelerden kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere sadece yukarıda anılan mahkemelerce bakılacaktır.
Yasal düzenlemelere bakıldığında:
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/2. maddesi "Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz."
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/3. maddesi "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun."
Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5/1. maddesinde "Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması;
a) Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi,
b) İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması,
c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veri tabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur." şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan yasal hükümler uyarınca somut olayın ele alınması zorunludur.
Bu itibarla, iddianın ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre davaya konu çekin, bedelsiz olduğunu ileri sürmektedir. Açıkça belirtilmese de HMK.nun 30.maddesi gereğince hukuki vasıflandırma ve niteleme hakime ait olmakla, davalı faktoring şirketinin dava konusu çeki alacağın temliki hükümlerine göre diğer davalıdan devraldığı, bedelsizlik def'inin faktoring şirketine karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği, sürülebiliyor ise çekin devralınması sırasında 6361 Sayılı Finansal Kiralama Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesi uyarınca davaya konu edilen ve faktoring şirketi tarafından temlik alınan dava konusu çekin davalı faktoring şirketi tarafından yasadan kaynaklanan sorumluluklarının ihlal edilip edilmediği ile Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5/1. maddesindeki yasal prosedürlerin yerine getirilip getirilmediği noktasında; anılan Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, anılan Yasa ve Yönetmelik hükümleri incelenmeksizin davalının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin tespit edilemeyeeceği, esasen bu noktada anılan Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca faktoring mevzuatı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması da gerekeceğinden uyuşmazlığın hallinde Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı'nın ...tarihli ve ... sayılı İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine yönelik kararı uyarınca, finans ihtisas davalarına bakmakla belirlenmiş İstanbul 6, 7, 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerince bakılması gerekmektedir.
Bu konuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.10.2017 tarih ve ...E. ... K.sayılı kararı emsal nitelikte olup, söz konusu kararda;
''Dava, rıza hilafına elden çıktığı iddia olunan ve ödenen çek bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, çekin yedinde iken çalındığı, davalının sahte imza ve cirolarla kendisine gelen çeki tahsil ettiği oysa, bir faktoring firmasının kendisine ibraz edilen çeklerin gerçek bir alışveriş için keşide edilip edilmediğini, hangi ticari işlemler sonucu kendisine ciro edildiğini, ciro eden kişi ya da şirketin gerçek hamil olup olmadığını araştırmak zorunda olmasına rağmen davalının çalıntı olduğunu bilerek çeki aldığı iddia etmiştir. Davalı tarafça da, çekin faktoring işlemi kapsamında alındığı hususunda fatura sunularak faturaya dayalı alacak karşılığında fatura borçlusundan müşterisine ve ondan da faktoring sözleşmesi doğrultusunda kendisine ciro edildiği, çeki elinde bulunduranın yasal yetkili hamil olduğunu, faktoring mevzuatı uyarınca üzerine düşen yükümlülüklerin tamamının yerine getirildiği savunulmuştur.
Bu itibarla, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere TTK'nın kambiyo senetlerine dair genel hükümlerine nazaran faktoring işlemleri bakımından özel bir hüküm niteliğinde olan ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle uygulanması gereken gerek 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ve buna dair Yönetmelik ile BDDK Genelgeleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılıp, davalının çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olup olmadığı, çek bedelinin istirdadının gerekip gerekmediğinin tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu bakımdan, davalı tarafça dosyaya sunulan faktoring sözleşmesi, fatura ve belgelerle faktoring mevzuatı uyarınca üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğinin tevsik edildiğinin kabulüyle davanın reddine karar vermek gerekir.'' denilmektedir. Buna göre davalının yukarıda belirtilen lasal düzenlemeler karşısında üzerine düşün edimi yerine getirip getirmediği, çeki kötü niyetle ve haksız olarak elinde bulundurup bulunmadığının takdirinin finans mahkemelerince yapılması gerekmektedir.
Her ne kadar faktoring şirketinin yanı sıra diğer şirket hakkında da dava açılmış ise de incelemenin ve toplanacak delillerin bir arada değerlendirilmesi gerektiği, bedelsizlik iddiasının doğru olup olmadığı sonucuna göre alacağın temliki hükümlerine göre faktoring şirketine devredilen çekin bedelsizlik def'i karşısındaki değerlendirmenin bir arada değerlendirilip incelenmesinin zorunlu olduğu, tefrik halinde bir mahkemenin diğer mahkemenin vereceği kararın sonucunu beklemesi gerekebileceğinden, davalılar arasındaki fiili ve hukuki irtibat nedeniyle dava ve usul ekonomisi düşünülerek tefrik kararı verilmemiştir.
Yine 1957 yılında yürürlüğe giren 6762 sayılı TTK ile asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasında iş bölümü ayrımının getirildiği, iş bölümüne dayalı olarak hukukumuzda sadece adı geçen mahkemeler arasında gönderme kararı verilmesinin mümkün hale geldiği açık ise de 01/07/2012 tarihinde 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesiyle beraber bu mahkemeler arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüşmüş, usul hukuku tekniği anlamında artık "gönderme kararı" verilebilmesi de mümkün olmaktan çıkmıştır. Gönderme kararı hukukumuzda, 6762 sayılı TTK döneminde iş bölümü itirazı üzerine ve yasal koşulların oluşması durumunda, asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemeleri arasında ancak verilebilen ve bağlayıcılığı olan bir karardır. Bu nedenle ihtisas mahkemesi olmayan asliye ticaret mahkemesinin, ihtisas mahkemesi sıfatı olan asliye ticaret mahkemesine yönelik olarak bir "gönderme kararı" verebilmesi artık usul hukuku tekniği açısından mümkün değildir (Emsal: Mahkememizin 28.02.2025 tarih ve ... E. ... K.).
Yapılan açıklamalar karşısında Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için görevsizlik kararı verilerek dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HSK Birinci Dairesinin ... tarih ... kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna İADESİNE,
2-Esasın bu şekilde KAPATILMASINA,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, kararın niteliği gereği kesin olmak üzere karar verildi. 11/02/2026
KATİP - HAKİM -
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.