mahkeme 2025/63 E. 2025/236 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/63
2025/236
25 Mart 2025
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/63 Esas
KARAR NO : 2025/236
DAVA : Tazminat (Maddi-Manevi Tazminat)
DAVA TARİHİ : 20/05/2015
KARAR TARİHİ : 25/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Maddi-Manevi Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf 18/12/2012 tarihinde müvekkilin babası aleyhine kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davası açtığını, müvekkilinin yetkili hamil olduğu 05/11/2012 düzenleme tarihli, 50.000,00 TL bedelli bononun iptalini ve bono ile ilgili olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, davadan sonra 15/01/2013 de ... 3. İcra Müdürlüğünde söz konusu bono bedelinin tahsili amacıyla ... esas sayılı dosya ile icra takibine rağmen menfi tespit davası ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi takibin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına karar verdiğini, tedbirin kararı haksız olduğunu, sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına karar verdiğini, tedbirin kararı haksız olduğunu, müvekkil maddi ve manevi zarara uğradığını, mahkeme talep üzerine ihtiyati tedbir üzerine ihtiyati tedbir kararı verdiğini, bu tedbir kararının adva lehimize sonuçlandığında kaldırıldığını, müvekkilin zararını tazmin etmesi gereken karşı tarafın kusursuz sorumluluğunun söz konusu olduğunu, müvekkil lehine 10.000 TL maddi tazminatına ve 50.000 TL manevi tazminatla tedbirin konulduğu tarihten itibaren yasal faizi ile hükmedilmesini, tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı taraf verilen ihtiyati tedbir kararı ile zarara uğradığını iddia etmekte olduğunu, bu iddiası asılsız ve dayanaksız olduğunu, iddia edilen maddi ve manevi zarara ait delil göstermediğini, davacı ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...soruşturma numarasıyla müvekkil davalı tarafından kendisini hırsızlık, bedelsiz senedi kullanma gibi suçlamalara maruz kaldığını, davalı müvekkili alacağının 50.000 TL olduğunu, başka alacağı olmadığına dair 19/10/2012 tarihli protokolü baskı ve tehdit altında imzalamak zorunda kaldığını, davacının babası Adil bononun bankada verdiğini iddia ettiğini, ancak müvekkili davalı ile birlikte bankaya hiç gitmediğini haksız ve yersiz açılan davanın reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Dava, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Tazminat" kenar başlıklı 399.maddesinde "(1)Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.
(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.
(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar." düzenlemesi yer almaktadır.
İhtiyatî tedbir kararı verilirken, ihtiyatî tedbirin niteliği gereği tam bir inceleme yapılmadan yaklaşık ispatla yetinilerek karar verildiğinden talep edenin sonuçta davada haksız çıkma ihtimali de bulunmaktadır. Bundan başka tedbirin uygulanması sonucu, karşı tarafın ya da üçüncü kişilerin zarar görmesi her zaman imkân dahilindedir. Nitekim bu ihtimalleri gözeten kanun koyucu tedbir kararı verilirken talepte bulunandan teminat alınmasını öngörmüştür (HMK md. 392).
Tedbir talep eden tarafın bu talebinde haksız olduğu anlaşılırsa bu tedbirden zarar görenler, talepte bulunana karşı tazminat davası açabilirler. Burada bir kusursuz sorumluluk hâli düzenlenmiştir. Ancak sorumluluğun haksız fiil veya tehlike sorumluluğundan ziyade, fedakârlığın denkleştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira sorumluluğun kaynağını oluşturan fiil (ihtiyatî tedbir kararı veya tedbirin icrası), mahkeme kararına dayanmaktadır ve bu nedenle haksız fiil veya tehlike sorumluluğunun temel unsuru olan "hukuka aykırı fiilden" söz edilemez (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi ...Esas...Karar).
Bu bağlamda ihtiyatî tedbirin hukuka aykırı olması ile haksız olması arasında ayrım yapmak daha uygun olur. Yargılama yapılarak verilen bir mahkeme kararının hukuka aykırı olduğundan bahisle tedbir talebinde bulunan sorumlu tutulamaz; olsa olsa tedbirin haksız olması nedeniyle aleyhine tedbir uygulananın uğradığı zararları telafi edilebilir. Kusursuz sorumluluk olması sebebiyle talep edenin dava sonucu haksız çıkması ve tedbirden dolayı bir zararın doğması yeterlidir. Bunun dışında tedbiri talep ederken iyiniyetli olması veya başlangıçta haklı görülmesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davasının şartlarına değinmekte de fayda vardır. İlk olarak ihtiyatî tedbir kararının icra edilmiş olması gerekir. Tazminat davasının açılabilmesi için ihtiyatî tedbire karar verilmiş olması yeterli olmayıp tedbirin infaz edilmesi de gereklidir. Ayrıca tedbir uygulanmamış olsa dahi, bu kişiler tedbirin uygulanmaması ya da kaldırılması için teminat göstermişlerse tazminat talep edebilirler. Çünkü, bu durumda teminat göstermek suretiyle bir zarar ortaya çıkacaktır.
Tazminat davasının açılabilmesi için bir diğer şart ise, ihtiyatî tedbir talep edenin talepte bulunduğu anda haksız olması gerekir. Bu haksızlık da kural olarak asıl davanın sonuçlanması ile belli olur. Buna göre üç hâlde sorumluluk söz konusu olabilecektir. İhtiyatî tedbir talep etme anında haksız olma, ihtiyatî tedbirin kendilinden kalkması ve tedbirin itiraz üzerine kaldırılmasıdır.
Teminat karşılığında veya durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbir kaldırılmış ise, hemen tazminat davası açılamaz. Zira bu iki ihtimalde, ihtiyatî tedbirin verildiği anda haksız olduğu ortaya çıkmamış, ihtiyatî tedbir ileriye etkili olarak kaldırılmıştır. Örneğin tedbir kararı verilmesini gerektiren tehlikeli hâl dava devam ederken sona ermişse ihtiyatî tedbir HMK'nın 396.maddesine göre kaldırılır. Ancak ihtiyatî tedbir kararı verildiği tarihte tehlike mevcut olduğu için tedbir haksız değildir. Buna karşılık asıl dava reddedilip kesin hüküm teşkil ederse tedbire esas hakkın bulunmadığı anlaşılmış olacağından tazminat davası açılabilir.
Teminat karşılığında tedbirin kaldırılmasında esasen tedbir, teminat üzerinde devam etmiştir. Asıl dava reddedilip kesin hüküm teşkil ederse karşı tarafın teminat göstermek zorunda kalmasından dolayı uğradığı zararın, örneğin bankaya teminat mektubu temin etmek için ödediği komisyonun ödetilmesi için tazminat davası açabilir.
Tazminat davasının bir diğer şartı ise zararın doğmasıdır. Ortada doğmuş bir zarar yok ise bu dava açılamaz. Zira tazminat yönünden hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören, ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararı haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Malvarlığına yönelik haksız eylemlerde gerçek zarar, mal varlığının haksız eylemden önceki durumuna gelmesi, bir başka anlatımla haksız eylem meydana gelmemiş olsa idi ne durumda olacak ise o duruma getirilmesi için gerekli olan tutardır. Haksız ihtiyatî tedbirden kaynaklanan tazminat davasında, haksız ihtiyatî tedbire maruz kalan taraf somut olayda davacının paranın kullanım hakkından bir süre mahrum kaldığı için zarara uğradığı iddiası, zarar görenin malvarlığında fark teorisi bağlamında herhangi bir eksilme meydana gelmese de bazı hususların zarar kalemine eklenmesi sonucu ortaya çıkan normatif zarar teorisine göre isteme yaklaştırmaktadır (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi... Esas .. Karar), ve zarar ihtiyatî tedbir kararının icra edildiği tarih ile ihtiyatî tedbirin kalktığı tarih arasındaki dönemde meydana gelmiş olan zarardır.
Son olarak haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için zarar ile haksız ihtiyatî tedbir arasında nedensellik bağı bulunmalıdır (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı, İstanbul, 2001, s.4378 vd.; Pekcanıtez Hakan, ..., Medeni Usul Hukuku, 14. Baskı, s.1022 vd.). Başka bir anlatımla, davacının talep ettiği zararın, haksız olduğu anlaşılan ihtiyatî tedbirden kaynaklanması gerekir.
Uyuşmazlığa konu olayda, keşidecisi işbu dosya davalısı ..., lehdarı davacının babası ..., sonraki cirantası ise davacı ... olan, 05/11/2012 düzenleme tarihli, 24/12/2012 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bonodan kaynaklı olarak, davalı ... tarafından 18/12/2012 tarihinde ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ... aleyhine menfi tespit istemiyle açılan davada 01/03/2013 tarihinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/2.maddesi uyarınca bononun takibe konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına dair ihtiyati tedbir kararı verildiği, yine davalı ... tarafından davacı ... aleyhine 08/01/2015 tarihinde menfi tespit davası açıldığı, söz konusu dosyada verilen bir tedbir kararı bulunmadığı, yürütülen yargılama neticesinde ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07/10/2021 tarihli ... Esas... Karar sayılı görevsizlik kararı sonrası dosyanın tevzi edildiği ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 20/12/2022 tarihli ... Esas ...Karar sayılı karar ile asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 13/05/2024 tarihli ....Esas ... Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği ve yine aynı dairenin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin miktar sebebiyle reddine karar verilerek ilgili kararın kesinleştiği, davacı tarafından haksız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi sebebiyle alacağına geç kavuştuğundan ve bir kısım masraf yaptığından bahisle uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla 06/05/2015 tarihinde işbu davanın açıldığı, davalı tarafından iddiaların inkar edildiği anlaşılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılacağından ve davanın dayanağı ihtiyati tedbire konu olan dava ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 20/12/2022 tarihli ... Esas ... Karar sayılı karar ile karara bağlandığından maddi ve manevi tazminat istemli açılan bu davada Mahkememizin görevli ve yetkili olduğu değerlendirilmiştir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi ... Esas...Karar).
... 2.Asliye Ticaret Mahkemes,'nin 20/12/2022 tarihli ...Esas ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, asıl davanın davalı tarafından ...aleyhine, birleşen davanın ise yine davalı tarafından dosya davacısı ... aleyhine açıldığı, asıl dava dosyasında icra takibinden önce menfi tespit istemli dava açılması sebebiyle 01/03/2013 tarihinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/2.maddesi uyarınca bononun takibe konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına dair ihtiyati tedbir kararı verildiği, ancak bononun asıl davalının cirosuyla üçüncü kişi olan dosyamız davacısına ciro edilmesi sebebiyle tedbir kararının uygulanmadığı gibi dosyaya yatırılan teminat dahi bulunmadığı, bu sebeple birleşen dava konusu olan ... 3.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile davacı hamil tarafından davalı ve... aleyhine icra takibine başlanıldığı, tedbir nedeniyle asıl davada davacı ...'in alacağına geç kavuşmasının söz konusu olmadığı, bu sebeple zarar doğduğundan bahsedilemeyeceği, zaten davanın ... tarafından açıldığı, dosyamız davacısı bakımından değerlendirme yapmak gerekirse birleşen davanın dosyamız davalısı tarafından 08/01/2015 tarihinde açıldığı ve söz konusu dosyada verilen herhangi bir tedbir kararının bulunmadığı, kaldı ki yargılama sırasında alacağın tahsil edilmesi sebebiyle davaya istirdat davası olarak devam edildiği, tüm bunlarla birlikte davalı tarafından bononun teminat senedi olduğuna dair def'i ileri sürüldüğü ancak kişisel def'ilerden olması sebebiyle dosyamız davacısına karşı ileri sürülemeyeceği kabul edildiğinden davanın reddine karar verildiği, öyleyse tedbir kararının uygulandığı değerlendirilecek olsa dahi 6100 sayılı HMK'nın 399.maddesine göre lehine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğundan söz edilemeyeceği (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar), nitekim tüm bu hususların esasen Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 13/05/2024 tarihli ...Esas... Karar sayılı onama ilamı gereği ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 20/12/2022 tarihli ...Esas ... Karar sayılı dosyasının da kabulünde olduğu, bunlara ek olarak davacının yurt dışı eğitim masraflarını ödeyememesi ve Türkiye'ye ifade vermek üzere gelmesi sebebiyle uğradığı iddia edilen masraflar ile asıl dosyada verilen ihtiyati tedbir kararı arasında illiyet bağı bulunduğundan da bahsedilemeyeceği, öyleyse tüm bu sebeplerle haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın mevcut olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmakla davacı tarafından haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı aleyhine açılan işbu davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdire bağlı aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
1-Davacı tarafından haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın başlangıçta peşin alınan 1.024,65-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 409,25-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 598,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 32,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi tazminat istemi bakımından hesaplanan ve takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminat istemi bakımından hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, E-duruşma ile katılan davacının ve davalının yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/03/2025
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.