mahkeme 2025/577 E. 2026/8 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/577
2026/8
6 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/577 Esas
KARAR NO : 2026/8
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/08/2025
KARAR TARİHİ : 06/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şirketi ile ... Şirketi arasında tanzim olunan kredi sözleşmeleri ile dava dışı borçlu şirkete krediler kullandırılmış olduğunu, davalıların murisi ... ve davalı ... ile ...'nün de işbu kredi sözleşmelerinde müşterek müteselsil borçlu ve kefil konumunda olduğunu, davalı/borçluların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ifa etmemesi üzerine, kredi kullandıran banka tarafından kredi hesabı kat edildiğini, ... 6. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi davalılar murisi ...'ye ve ... ile ...'ye 08.08.2000 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, alacağın tamamı muaccel hale geldiğini, 30.05.2013 tarihinde davalılar murisi ... ve davalılar ... ile ... hakkında davaya konu ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. (Eski Esas: ... E.) sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalılar murisi ... ve davalılar ... ile ...'ye usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmiş olduğunu, borçluların haksız itirazları ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, taraflarınca borçlu ...'nün 28.01.2019 tarihinde vefat ettiğinin öğrenilmiş olduğunu, ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... E. - ... K. Sayılı kararı ile murisin mirasçılarının davalılar ..., ..., ... ve ... olduğunun tespit edildiğini, davalıların ve davalılar murisinin ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları borca ve tüm ferilere yönelik itirazın iptali ile ile takibin asıl alacak, BSMV ve asıl alacağa yıllık %27,5 oranından az olmamak kaydı ile değişen oranlarda ticari temettüt faizinin iki katı faiz oranı uygulanmak suretiyle devamına, davalılar aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; İtirazın iptali davasında davalının yerleşim yeri ... olduğundan yetkili yer mahkemesinin ... Mahkemeleri olduğunu, davanın açıkça hak düşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğini, dava konusu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, iddia edilen borç ilişkisine taraf olan şirketin tasfiye edilmiş olduğunu ve ticaret sicil kayıtlarının incelenmesi halinde şirketin pasif durumda bulunduğunun görüleceğinin bu kapsamda, tasfiye sürecinin tamamlanmış ve aktif olmayan bir şirketin borçlarının müvekkiline yüklenemeyeceğini, dolayısıyla davacı tarafın müvekkili aleyhine ileri sürdüğü alacak talebinin dayanaksız olduğunu, davaya konu genel kredi sözleşmesinin 2000 yılında imzalanmış olduğunu, aradan 25 yıl geçtiğini, yıllar sonra dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, alacak zamanaşımına uğramış olduğunu, Borçlar Kanunu m.146 uyarınca genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın iddiası doğrultusunda alacağın 2002 yılında ...’ye devredildiği ve bu nedenle 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu varsayılsa dahi, bu sürenin 2022 yılı itibariyle dolduğunu, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle alacağın 20 yıllık zamanaşımı süresini de aştığını, borca, faize ve tüm fer’ilerine itirazlarının bulunmakta olduğunu, davanın usulden ve esastan reddi gerektiğini, davanın, yetki, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları doğrultusunda öncelikle usulden reddine, Mahkememiz aksi kanaatte ise davacının alacaklı sıfatını ve alacağın varlığını ispat edememesi ve talep edilen faiz ve fer’ilerin yasal ve sözleşmesel dayanağı bulunmadığından esastan reddine, davacının haksız ve kötü niyetli şekilde dava açması nedeniyle İİK m.67/2 uyarınca %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Cevap: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; İtirazın iptali davasında davalının yerleşim yeri ... olduğundan yetkili yer mahkemesinin ... Mahkemeleri olduğunu, davanın açıkça hak düşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğini, dava konusu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, iddia edilen borç ilişkisine taraf olan şirketin tasfiye edilmiş olduğunu ve ticaret sicil kayıtlarının incelenmesi halinde şirketin pasif durumda bulunduğunun görüleceğinin bu kapsamda, tasfiye sürecinin tamamlanmış ve aktif olmayan bir şirketin borçlarının müvekkiline yüklenemeyeceğini, dolayısıyla davacı tarafın müvekkili aleyhine ileri sürdüğü alacak talebinin dayanaksız olduğunu, davaya konu genel kredi sözleşmesinin 2000 yılında imzalanmış olduğunu, aradan 25 yıl geçtiğini, yıllar sonra dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, alacak zamanaşımına uğramış olduğunu, Borçlar Kanunu m.146 uyarınca genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın iddiası doğrultusunda alacağın 2002 yılında ...’ye devredildiği ve bu nedenle 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu varsayılsa dahi, bu sürenin 2022 yılı itibariyle dolduğunu, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle alacağın 20 yıllık zamanaşımı süresini de aştığını, borca, faize ve tüm fer’ilerine itirazlarının bulunmakta olduğunu, davanın usulden ve esastan reddi gerektiğini, davanın, yetki, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları doğrultusunda öncelikle usulden reddine, Mahkememiz aksi kanaatte ise davacının alacaklı sıfatını ve alacağın varlığını ispat edememesi ve talep edilen faiz ve fer’ilerin yasal ve sözleşmesel dayanağı bulunmadığından esastan reddine, davacının haksız ve kötü niyetli şekilde dava açması nedeniyle İİK m.67/2 uyarınca %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır.
Toplanan Deliller:
... 2. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, ...'ye devredilen banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla kefil aleyhine yürütülen ... 2. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın mirasçı olan davalılar yönünden iptali isteminden ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... 2. İcra Dairesi'nin ... Esas (eski ... Esas) sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalılar murisi ... aleyhine, 25/06/2013 tarihinde, 4.856,70-TL kredi alacağı ve 40.659,91-TL faiz alacağı olmak üzere toplam 45.516,61-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının 07/08/2000 tarihli kredi şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine yasal süresinde olan 19/03/2014 tarihli itiraz ile takibin durduğu, borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 07/08/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, müflis ... Şirketi ile ...Tic. A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalılar murisinin söz konusu 07/08/2000 tarihli kredi sözleşmesine kefil olduğu, sözleşme uyarınca kefil olan ...'nün vefat etmesi sebebiyle mirasçıları olan davalılar hakkında ... 2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (eski ...Esas) sayılı icra takibinin yürütüldüğü, icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle işbu davanın açıldığı görülmüştür.
26/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanunun 27. maddesiyle 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesiyle, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu, 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı kanunun 141. maddesinde de Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunun hükme bağlandığı, 5411 sayılı Kanunun geçici 16. maddesinde ise 141. maddede öngörülen 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olduğunun belirtildiği, bu durumda 26/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. madde ile bu tarihte on yılını doldurmamış tüm fon alacaklarının zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı bilinmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 04/06/2014 tarih ... Esas ...Karar sayılı ilamı ile Bankacılık Kanunu'nun 141.madde hükmünün iptal edilmediği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 16.maddesine ilişkin esas incelemenin "zamanaşımı" sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasına ve bu maddede yer alan "zamanaşımı" sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği açıktır.
6098 sayılı TBK’nın 598/3. maddesi, ''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'', 598/4. maddesi ise, ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' hükmünü içermektedir.
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde akdedildiği anlaşılan genel kredi sözleşmesi, 6101 sayılı 6098 sayılı kanunun yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1.maddenin 2.cümlesi uyarınca, TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonraki sona erme, tasfiye ve temerrüd 6098 sayılı TBK hükümlerine tabi olup, buna göre kefaletin 10 yıl için verildiğinin kabulü gerekmektedir. 6098 sayılı Kanunun 598. maddesinde kefalet için öngörülen 10 yıllık sürenin kendiliğinden sona ereceği düzenlenmesi karşısında; süre kamu düzenine ilişkin resen nazara alınması gerekli hak düşürücü süredir. Türk Borçlar Kanunu ile 10 yıllık hak düşürücü süre ilk defa öngörülmüş olup, başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolduğundan, hak sahipleri 6101 Sayılı 5. maddesi uyarınca Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanabilecektir.
Davaya esas kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda gerçek kişi kefillerin kefaletlerinden sorumlu olacakları süre yönünden bir zaman sınırlaması öngörülmemiştir. Ancak 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nın 598. maddesinin üçüncü fıkrası ile gerçek kişilerin kefaletinin kefalet tarihini takip eden 10 yılın sonunda kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiştir. Yine 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5. maddesinin ikinci fıkrasında, Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olduğunda başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahiplerinin Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanacakları, ancak, bu ek sürenin, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamayacağı öngörülmüştür. Madde de belirtildiği üzere kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesi ile kefalet kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Kefalete konu borcun muacceliyeti maddede öngörülen hak düşürücü sürenin başlamasına etkili değildir. Kefalet tarihinden itibaren on yıllık hak düşürücü süre içinde kefil hakkında borçtan dolayı takip başlatılmaması halinde kefalet sözleşmesi kendiliğinden sona ereceğinden kefalete dayalı olarak takip yapılmasına olanak bulunmamaktadır.
Somut olayda borcun dayanağını oluşturan genel kredi sözleşmesi 07/08/2000 tarihli olduğu, TBK’nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce, 2010 yılında 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve 6101 sayılı yasanın 5/2 maddesinde ifade edilen 1 yıllık ek sürenin de 01/07/2013 tarihi itibariyle sona erdiği, eldeki davaya konu icra takibinin ise hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra başlatıldığı anlaşılmakla 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, davalı mirasçıların sorumluluğunun kaynağı olana kefalete ilişkin hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle, fon alacakları için uygulanan 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçip geçmediğinin artık davalı kefilin sorumluluğuna bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi 10/07/2025 tarih ...Esas ...Karar).
Şu durumda davalı olan kefiller yönünden takip tarihine kadar borcun hak düşürücü süreye uğradığı değerlendirilmiş, tüm mirasçılar yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ve takdire bağlı aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
1-Davacı tarafından davalı mirasçılar aleyhine açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin olarak yatırılan 615,40-TL peşin harç ile 162,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 777,40-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 45,40-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 2.045,00-TL posta ve tebligat gideri olan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalılar ... ve ... kendilerini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... ve ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/01/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.