Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/839

Karar No

2026/107

Karar Tarihi

9 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2024/839
KARAR NO : 2026/107

DAVA : TAZMİNAT (Rekabet Yasağına Aykırılıktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30.12.2024
KARAR TARİHİ : 09.02.2026

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin yerli ve yabancı müşterilerine Türkiye'nin çeşitli destinasyonlarında düğün, kurumsal toplantılar, grup ve bireysel otel, tur, konaklama ve transfer hizmetleri sunduğunu, davalı işçinin müvekkili şirkette 01.10.2023 tarihinde imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesi uyarınca "..." olarak çalıştığını, taraflar arasındaki sözleşme gereği davalının hizmetini ifa etmeyken bir süre çalışmak istemediğini beyan edip başkaca makul bir sebep göstermeksizin 15.09.2024 tarihinde iş sözleşmesini tek taraflı olarak fesh ederek istifa ettiğini, çok geçmeden müvekkili şirketin ticari çevresinden aldığı bilgi ile davalının ...Ltd. Şti. nezdinde bilinen adıyla "..." isimli rakip firmanın ... adresindeki ... şubesinde çalışmaya başladığını öğrendiklerini, söz konusu şirketin müvekkili şirket gibi turizm sektöründe hizmet vermek amacıyla kurulmuş ve halen aktif olarak Türkiye genelinde faaliyetini sürdürmekte olan bir şirket olduğunu, davalının görev tanımı gereği müvekkili şirketle akdettiği "Rekabet Etmeme Taahhütnamesi" ile gerek iş sözleşmesinin devamı sırasında ve gerekse iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra iki yıl süre ile sınırlı olarak ...'da işveren ile kendi adına rekabet edebilecek bir faaliyetin yürütmemeyi ve bunlara ilişkin danışmanlık, pazarlama, komisyonculuk yapmamayı, sektöründeki rakip diğer işletmelerde çalışmamayı, söz konusu işletmelerde ve firmalarda ortak yahut başka bir sıfatla herhangi bir menfaat ilişkisine girmeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, bunun yanında aynı tarihte işçi ile işveren arasında "Gizlilik Taahhütnamesi"de imzalandığını, dolayısıyla, işçinin teknik, ticari iş sırlarına ve müşteri bilgilerine ve çevresine hakim konumu sebebiyle iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren İstanbul ili sınırları içinde 2 yıl süre ile benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene 1.000.000.000 TL cezai şart (Doğrusu 1.000.000,00.-TL) ödeyeceğinin öngörüldüğünü, davalı işçinin, müşteri bilgilerine erişen önemli bir pozisyonda hatırı sayılır bir süre çalıştıktan sonra istifa ederek aynı işi yapan rakip firmada çalışmaya başlaması ile neticelenen davranışları ile TBK.nun 396 ve 446.maddeleri gereğince gerek sadakat yükümlülüğüne, gerekse rekabet etmeme taahhüdüne ve gizlilik sözleşmesine aykırı davrandığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, davalının haksız rekabet koşuluna uymaması sebebiyle şimdilik 200.000 TL cezai şartın ve tespiti halinde uğranılan aşkın zararın, işçinin arabuluculuk başvurusu ile temerrüte düşmüş olması sebebiyle temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından imzalanmış rekabet etmeme taahhütnamesinin hem şekil hem de içerik olarak TBK md.444'e aykırı ve hükümsüz olduğunu, ortada davacı şirket tarafından ispatlanmış hiç bir zarar bulunmadığından dava konusu rekabet etmeme kaydının da doğal olarak geçerli olmayacağını, bunun dışında bu taahhütnamenin TBK md 445'e aykırı olarak tamamen karşılıklılık esasının dışında, uygulanabilirlikten ve hakkaniyetten yoksun, Anayasa'da düzenlenmiş çalışma hakkını sınırlayıcı ve iş verene tek taraflı fayda sağlayan geçersiz bir taahhütname olduğunu, müvekkilimin davacı şirketin müşteri çevresinin bilgilerine ulaşmasının yaptığı işin doğasında var olan ve tüm turizm şirketlerinde geçerli olan bir işleyiş olduğunu, müvekkiline firma ya da kişilerden mail geldiğini, taleplerin müvekkili tarafından işleme konulduğunu, aralarında tek yetkililik anlaşması bulunmuyorsa tüm acentalarla çalışma hakkına sahip olduklarını, bu çerçevede böyle özel bir anlaşma olmadığı takdirde müşterilerin diledikleri tüm turizm acentaları ile iş yapabilme, sözleşme imzalayabilme hakkına sahip olduklarını, davacının amacının sanki tüm müşterilerle tek yetkililik anlaşması varmış gibi bir algı yaratma çabasında olduğunu, oysa sektördeki işleyişin bunun tam tersi olduğunu, zarar varsa bunun kanıtlanması gerektiğini, müvekkilinin sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak davacı şirketin hangi anlaşmalarını bozup müşterileri yeni çalıştığı şirkete aktardığına ve bunun sonucunda zarara uğradıkları konusuna açıklık getirmesi gerektiğini, müvekkilinin 12 yıldan bu yana turizm sektöründe bir çok firmada çalıştığını, iş sözleşmesinin makul bir sebep göstermeksizin müvekkilince tek taraflı feshedildiği iddia edilmiş olsa da, müvekkilinin davacı iş yerinden ayrılma sebebinin, iş yerinde sürekli olarak mobbinge uğraması, iş tanımı dışında çalıştırılması, davacı iş yerinin sigorta yükümlülüklerinden kurtulabilmek için maaşının bankaya yatırmak yerine elden ödeme yapılması ve müvekkilinin bu durumu kabul etmemesi sonucu adeta istifaya zorlanması olduğunu, halen çalışmakta olduğu dava dışı ...A.Ş.de çalışmaya başladığını, dava dilekçesinde hatalı olarak müvekkilinin yeni çalıştığı iş yerinin ... Ltd. Şirketi olarak belirtildiğini, tüm iş yaşamını turizm sektöründe geçirmiş olan müvekkiline bu dava ve dayandığı taahhütname ile adeta çalışma yasağı getirilmek istendiğini, Anayasal güvence altında olan çalışma özgürlüğünün açıkça ihlal edildiğini, taahhütname ile ekonomik geleceğinin de tehdit edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; rekabet yasağına aykırılık nedeniyle sözleşme gereği ödenmesi gereken cezai şart alacağın tahsili istemine ilişkin kısmi alacak davasıdır.
Taraflar arasında hizmet ilişkisinin varlığı tartışma konusu değildir. Hizmet sözleşmesi her iki tarafın da kabulündedir.
Çözümlenmesi gereken sorun, davalının işten ayrılmasının sözleşmenin rekabet yasağı hükümlerine ilişkin şartlara aykırı olup olmadığı, dolayısıyla davalının sözleşme gereği tazminat ödeme yüküm bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Davacı şirketin "Gayrimenkul Müşavirliği" meslek grubunda gayrimenkul acentelerinin faaliyetleri (gayrimenkulü ücret veya sözleşme temeline dayalı olarak satın alınması, satılması ve kiralanmasında aracılık, vb.) işi ile iştigal ettiği ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Davalının davacı şirketten operasyon elemanı olarak çalıştığı işinden 23.08.2024 tarihli, ... A.Ş.ne hitaben yazılan dilekçesi ile "... adresinde bulunan işyerinizde 01.10.2023 tarihinden beridir çalışmış bulunmaktayım. 23.08.2024 tarihinde kendi istek ve rızamla herhangi bir baskı olmadan ayrılmak istiyorum. Gerekli çıkış işlemlerin yapılmasını arz ederim." denilerek işten SGK kayıtlarına göre 15.09.2024 tarihi itibariyle ayrılmıştır.
Yargıtay 11.HD.nin 16.11.2020 tarih ve ...E.... K. sayılı kararında da işaret edildiği gibi davalının iş sözleşmesini nedensiz ve haksız olarak fesh ettiği, cevap dilekçesinde belirtilen mobbing iddiaları ile ilgili tanık gösterilmemiştir.
Davalının davacı şirketten istifa ettikten sonra cevap dilekçesinde de belirttiği üzere SGK kayıtlarına göre 20.09.2024 - 16.05 2025 tarihleri arasında dava dışı ... ticaret sicil numaralı... Şirketi'nde satış sorumlusu olarak çalıştığı, ticaret sicil kayıtlarına göre söz konusu şirketin yurt içinde ve yurt dışında bir yerden bir yere yolcu, yük, posta, canlı hayvan ve her türlü ticari veya gayri ticari emtiaya ilişkin tarifeli veya tarifesiz hava taşımacılığı yapmak ve bu amaçla ilgili her türlü faaliyette bulunmak, hava taşımacılığı ile ilgili olarak uçak ve diğer hava taşıtları ile bunların motorları, aksam, bilumum teçhizatını, malzemelerini, yedek parçalarını, takım ve avadanlıklarını satın almak, satmak, kiralamak, kiraya vermek, ithalatını, ihracatını, pazarlamasını, bayiliğini, mümessilliğini, komisyonculuğunu yapmak, yaptırmak, bunların bakımı için hangar, barınak, park yeri, depo, özel antrepo ve tamirhaneler gibi hava taşımacılığı ve komünikasyonla ilgili her türlü tesisi kurmak ve işletmek vb.olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce alınan 05.11.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;
Rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiği, nitekim dosyaya mübrez sözleşmeden de açıkça anlaşıldığı üzere, taraflar arasında akdedilen Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin bu geçerlilik şartını taşıdığı, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için aranan ikinci şartın, işçinin fiil ehliyetine sahip olmasına ilişkin olduğu; dosyaya mübrez belgelerden davalının, sözleşme kurulduğu sırada ayırt etme gücüne sahip olmadığına ve hakkında herhangi bir kısıtlılık kararı bulunduğuna ilişkin bir ibareye rastlanmadığı, akdedilen sözleşmenin davalı için 01.10.2023 tarihi itibariyle fiil ehliyetine ilişkin aksi husus gündeme gelmedikçe geçerlilik koşulunu taşıyacağı, rekabet yasağı sözleşmesinin diğer bir geçerlilik şartının rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin olmasına bağlandığı; bunun söz konusu olabilmesi içinse, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olmasının gerektiği; davalının davacı şirkette “Operasyon Sorumlusu” dava dışı üçüncü şirkette; benzer kolda çalıştığının iddia edildiği, davacı firma tarafından davalının istifa sonrası İventum Global isimli turizm sektöründe faaliyet gösteren şirketin ...'un ... semtinde çalışmaya başladığı iddialarını tevsik eden bir belge yahut belgeye dosya kapsamından ulaşılamadığı, heyetimiz teknik üyesince turizm şirketinde operasyon müdürü iş gereği müşteri sırlarına ve ticari bilgilere erişim imkânı bulabilir şeklinde tespite varıldığı, şayet Mahkeme davalının, dava dışı şirkette benzer kolda çalışmaya başladığı kanaatine varır ise -zira belge eksikliği nedeniyle tarafımızca tespit edilemediği- davacı şirketin iş sırrını ve/veya müşteri portföyünü bilmesi, bu bilgilere vakıf olması hususunda bu yönü ile davalının rekabet yasağına ilişkin hükme aykırı eylemde bulunduğu sonucuna varılacağı, mahkeme tarafından davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmadığı ve davacıya önemli zarar verebilme ihtimalini taşımadığı kanaatinde olunması halinde ise davalının rekabet yasağına aykırı davranmadığından bahsedileceği, TBK m. 445 uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinde işçinin ne kadar süre ile hangi türden işleri ve nerede veya nerelerde yapamayacağı konuları düzenlenmiş olması gerektiği; dosyaya sunulan sözleşmedeki rekabet yasağının, süre bakımından “2 yıl” konu olarak, konu olarak iş veren tarafından halihazırda yürütülen faaliyetlerle ile bunlara danışmanlık, pazarlama ve komisyonculuk faaliyetleri de dahil olmak üzere bunlara ilişkin her türlü faaliyetin yürütülmesi, coğrafi olarak İstanbul ile sınırlandırıldığı; Taraflar arasındaki sözleşme hükmünün süre ve yer yönünden TBK m.445 hükmüne bir aykırı olmadığı, ancak ilgili sözleşme hükmünün konu bakımından uygun olmayan sınırlamalar içerip içermediği hususunun da irdelenmesi gerektiği; bu yönüyle sözleşmenin uygun olmayan sınırlar içerdiğinin düşünüldüğü, davalının mesleki alanda edindiği tecrübe ve portföy bilgilerini; davacı şirketin bünyesinden çalıştığı süreçte edindikleri ve bu bilgilerin istifa sonrasında da davalı şirket faaliyetlerinde kullanıldığının dosyaya mübrez belgeler ile tevsik olunmadığı; hâl böyle olunca davalının TTK m. 55/d uyarınca haksız rekabete sebebiyet verdiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı; şayet mahkeme tarafından aksi kanaatte olunması halinde davalının bu yönden sorumluluğuna gitmenin mümkün olmayacağı, sözleşmede cezai şartın 1.000.000,00 TL olarak düzenlendiği, Mahkemece cezai şartın uygulanmasına kanaat getirilmesi durumunda dahi aşırı ceza koşulunun varlığı halinde söz konusu ceza koşulunu hâkim TBK m. 182/f.3 çerçevesinde indirime tâbi tutabileceği veya cezaya ilişkin sözleşme, ahlaka veya kişilik haklarına aykırı görülecek derecede ağır ise oluşan duruma göre, bu cezanın geçersizliği dahi karar verilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
İş sözleşmelerinde rekabet yasağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444.maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre;
"Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir."
Taraflar arasında imzalanan 01.10.2023 tarihli "Belirsiz Süreli Hizmet Akdi" sözleşmesinin eki olan "Rekabet Etmeme Taahhütnamesi" gereğince davacı işveren ile ilişiği kesildiği andan itibaren 2 (iki) yıl süre boyunca haksız rekabetin konusunu oluşturacak eylemlerden kaçınacağını, işveren tarafından halihazırda yürütülen ve yürütülmesi muhtemel faaliyetler ile bunlara ilişkin danışmanlık, pazarlama ve komisyonculuk faaliyetleri de dahil olmak üzere bunlara ilişkin her türlü faaliyetin yürütülmesi hususunda İstanbul ili sınırları dâhilinde faaliyette bulunmayacağını, işveren ve onun külli ve cüz'i halefleriyle doğrudan ve dolaylı işveren ve personel olarak rekabet etmeyeceğini, işveren'in müşterilerinin mevcut ticari ilişkilerini sona erdirmeleri konusunda herhangi bir telkinde bulunmayacağını, İşveren'in çalışanlarını ayartmayacağını, işten ayrılmaları konusunda telkinde bulunmayacağını kabul ve taahhüt etmiş, bu taahhüdüne aykırı hareket etmesi durumunda 1.000.000 TL ( Bir milyon Türk Lirası) cezai şart tutarını davacı işverene nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.
Sözleşme ve sözleşmenin eki olan Rekabet Yasağı Taahhütnamesinin yasa hükmü karşısında geçerli olduğu anlaşılmaktadır.
Rekabet yasağı, çalışanın iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından belirli bir süre boyunca eski işvereniyle aynı faaliyet alanında kendi veya başkası adına rekabet etmesini yasaklayan bir yükümlülüktür. Rekabet yasağı sözleşmesi ile işveren, çalışanın işyerindeki işi sırasında edindiği işletme organizasyonu, üretim süreci ve müşteri çevresi hakkında edindiği bilgileri iş ilişkisi sona erdikten sonra kullanmasını engellemek suretiyle rekabet piyasasında bir zarara uğrama tehlikesini bertaraf etmeyi amaçlar.
Davacı şirketin faaliyet alanının"Gayrimenkul Müşavirliği" meslek grubunda gayrimenkul acentelerinin faaliyetleri (gayrimenkulü ücret veya sözleşme temeline dayalı olarak satın alınması, satılması ve kiralanmasında aracılık, vb.) işi olduğu, davalının çalıştığı dava dışı ... Şirketi'nin ise faaliyet alanının yurt içinde ve yurt dışında bir yerden bir yere yolcu, yük, posta, canlı hayvan ve her türlü ticari veya gayri ticari emtiaya ilişkin tarifeli veya tarifesiz hava taşımacılığı yapmak olduğu, her iki şirketin faaliyet alanlarının aynı olmaması nedeniyle, davalının davacı firmada çalıştığı dönemde sahip olduğu bilgilerin davacı yönünden dava dışı firmada çalıştığı dönemde işvereni önemli bir zararına sebep olacak nitelikte bir tehlike oluşturmadığı veya böyle bir tehlike ve zararın ispatlanamadığına kanaat getirildiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın REDDİNE;
1-Alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 3.415,50-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.683,50-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,
2-Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafın sarf ettiği yargılama gideri bulunmadığından BU HUSUSTA DEĞERLENDİRMEYE YER OLMADIĞINA,
5-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İLGİLİ TARAFA İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/02/2026

KATİP - HAKİM -
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim