Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/658
2024/843
3 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/658 Esas
KARAR NO : 2024/843
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 25/10/2024
KARAR TARİHİ : 03/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ şirket nezdinde sigortalanan, sürücü...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araç 23.07.2022 tarihinde saat 11:20 sıralarında ... km'sinde ... ili istikametinden .... ili yönünde seyir halinde iken yola birdenbire çıkan başıboş köpeğe aracının sağ ön kısmı ile çarptığını ve tek taraflı maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, ...'nce takip konusu kaza tespit tutanağı incelenmiş ve Kurum'un 06.12.2022 tarihli yazısı ile "..kaza tespit tutanağında bahsi geçen kazanın meydana geldiği kesimin bakım işletme sorumluluğu... Şirketi konumunda bulunan ... A.Ş.'ye aittir." şeklinde kaza mahallinden sorumlu şirketin belirtildiğini, kaza sonrası eksper çalışmaları yapıldığını, müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalıya aracında meydana gelen hasar sebebi ile eksper raporunca tespit edilen 43.073,56-TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin ise davalı şirkete rücu edildiğini, davalının KTK, TBK ve TTK ilgili hükümleri uyarınca sigorta şirketince sigortalısına ödemiş olduğu hasar meblağını, işlemiş faiz ve masrafları ile birlikte kusuru oranında müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini, söz konusu kazada davalı yanın asli ve tam kusurlu olduğu dikkate alındığında açılan icra takibinde sigortalıya ödenen tutarın tamamının davalı yana rücu edildiğini, bu sebeplerle ... 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Esaslı dosyası ile taraflarınca icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça borca itiraz dilerek alacaklarının engellenmeye çalışıldığını, 6102 sayılı TTK madde 1472 uyarınca "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." maddesinde sigortacının üçüncü kişilere rücu hakkının düzenlendiğini, Genel Şartlar hükümlerince "Sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur" halefiyet ilkesine göre sigortacı ödediği tazminat ile sigortalının hakkına sahip olacağını ve dava açabileceğini, 23.07.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı şirket yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebi ile kusurlu olarak tespit edildiğinden müvekkili şirketin davalı yana rücu hakkı doğduğunu, açıklanan sebeplerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, davanın kabulüne ve borçlunun .... 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Esaslı dosyasındaki haksız itirazının iptaline, likit borcun inkarı nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... Arabuluculuk Bürosu ...Esas sayılı arabuluculuk son tutanağı, hasar dosyası, kasko poliçesi, sigortalı aracın ruhsat sureti, icra dosyası celp edilmiş incelenmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan sigorta şirketinin ödediği bedelin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur.
Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." hükmü karşısında davacının dava dışı sigortalısının dava haklarına halefiyet yoluyla sahip olduğu açıktır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun... tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Bu nedenle, halefiyet davası mutlak bir ticari dava değildir.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, pekala görevli Mahkemenin tespitinde de, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Davacı ... A.Ş ile dava dışı sigortalı... arasında 18/06/2022 - 18/06/2023 tarihleri arasında geçerli Genişletilmiş Kasko Sigorta sözleşmesinin akdedildiği, işbu sözleşme uyarınca dava dışı sigortalıya ait ... plaka sayılı aracın kasko poliçesi ile sigortalandığı, poliçe süresinde içinde 23/07/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın davalı şirketin işletmecisi ve sorumluluğu altında bulunan ... başı boş köpeğe çarpmak suretiyle maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, davacının kasko poliçesi uyarınca dava dışı sigortalısının aracında oluşan hasar bedelini ödediği, bu suretle sigortalısının haklarına halef olarak 6102 s. TTK 1472. maddesi hükmü uyarınca ödediği hasar bedelinin rücusunu otoyolun işletme sorumluluğu bulunan davalıdan talep ettiği, bu amaçla başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Sigortalı aracın kasko poliçesi, ruhsat kayıtları ve hasar dosyası celp edilmiştir.
Mahkememizce yapılan incelemede, sigortalı ... plaka sayılı aracın özel hususi araç olduğu, başka bir anlatımla ticari araç olmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren
6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Davacının sigortalısı olan dava dışı... ile ... plakalı (özel - hususi araç) otomobil için kasko sigorta poliçesi imzalanmıştır. Davalı dava konusu trafik kazasının meydana geldiği otoyolun işletmecisi olup, otoyoldan geçenlere hizmet sunan şirket konumundadır. Sigortalı araçta davalının verdiği hizmetinin ifası sırasında hasar oluşmuş ve davacı sigorta şirketi hasar bedelinin ödeyerek sigortalısının haklarına halef olmuştur. Dava dışı sigortalı, 6502 sayılı Kanun’un 3.maddesinin k bendi kapsamında tüketici; sigortalı ile davalı arasındaki hizmet sözleşmesi ise aynı Kanun’un 3.maddesinin l bendi gereğince tüketici işlemidir. Bu durumda davacının halefiyete dayalı olarak açtığı bu davada Tüketici Mahkemesi görevli olacaktır.
Konuya ilişkin misallere de bakılmıştır.
Nitekim, BİREBİR EMSAL
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ 2024/602 E. 2024/504 K. sayılı ilamında :
"... Dava, sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davalarında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Somut olaya bakıldığında; davacının sigortalısı olan dava dışı ..., ...plakalı otomobil için kasko sigorta poliçesi imzalanmıştır. Davalı dava konusu trafik kazasının meydana geldiği otoyolun işletmecisi olup, otoyoldan geçenlere hizmet sunan şirket konumundadır. Sigortalı araçta davalının verdiği hizmetinin ifası sırasında hasar oluşmuş ve davacı sigorta şirketi hasar bedelinin ödeyerek sigortalısının haklarına halef olmuştur. Dava dışı sigortalı, 6502 sayılı Kanun’un 3.maddesinin k bendi kapsamında tüketici; sigortalı ile davalı arasındaki hizmet sözleşmesi ise aynı Kanun’un 3.maddesinin l bendi gereğince tüketici işlemidir. Bu durumda davacının halefiyete dayalı olarak açtığı bu davada Tüketici Mahkemesi görevli olacaktır.
Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair kararda isabetsizlik bulunmadığından, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir...." şeklinde aynı yönde karar verilmiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında, emsal nitelikteki İstanbul BAM 9. HD. ...E. ... K sayılı kararında da vurgulandığı üzere; somut olayda davanın 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasadan sonra açılması, sigortalı aracın ticari araç olmaması, halefiyet davasının mutlak ticari dava olmaması, davacının sigortalısının tüketici konumunda olup davalı ile aralarında hizmet ilişkisinin bir tüketici işlemi olması, tüketici işleminden kaynaklanan eldeki uyuşmazlığın 6502 sayılı Yasanın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğinin anlaşılması ve görev kuralları kamu düzenine ilişkin dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) davanın her aşamasında dikkate alınması (tarafların adalete mümkün olduğu ölçüde hızlı ulaşması ilkesi gereğince, dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin görevsizlik kararı verilebileceğine ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ...Esas ... Karar sayılı emsal içtihadı ile, yargıda hedef süre kriterleri, HMK'nın 30. maddesindeki usul ekonomisi ilkesi göz önünde bulundurularak) zorunlu olmakla, davaya konu uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemeleri görevli olduğundan, davanın görev yönünden dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: ( Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı üzere);
1-HMK.'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) TÜKETİCİ MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Harç, yargılama gideri, vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 03/12/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.