Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/309

Karar No

2024/921

Karar Tarihi

20 Aralık 2024

+T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/309
KARAR NO : 2024/921

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ : 17/05/2024
KARAR TARİHİ : 20/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin gıda sektöründe uzun yıllardır hizmet verdiğini, bu alanda sektörel tanınırlığının yüksek olduğunu, müvekkili şirketin iş alanının pandemi süreci, ... savaşı, ülkede yaşanan deprem ve sel felaketleri nedeniyle ciddi şekilde daraldığını, döviz kurlarının da aşırı esnek olmasıyla, müvekkilinin ekonomik olarak sıkıntılı zamanlar geçirdiğini, özellikle döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve hemen hemen her sektörde yaşanan hızlı fiyat artışları müvekkili şirketin finansal dengesini olumsuz etkilendiğini, yükselen enerji fiyatları, tahıl krizi ve bunun sonucunda yaşanan enflasyonist sarmalın ardından Türk ekonomisi üzerinde oluşan baskı sonucu, müvekkili şirketin nakit döngüsünün bozulduğunu, zamanı gelen ödemelerin yapılabilmesi için nakit fonu üretme güçlüğü yaşadığını, İcra İflas Kanunu’nun 286.maddesinde bulunan ve sunulması gerekli olan belgeler arasında bulunan konkordato ön projesinden, müvekkili şirkete ait tüm mali ve ticari kayıtlardan anlaşılacağı üzere sunulan konkordato teklifinin ciddi, inandırıcı, somut, gerçek bir duruma dayandığını, alacaklıları zarara uğratma kasıtlarının olmadığını, şirketin teklifinin tam olarak uygulanması halinde borçluların herhangi bir zarar görmeyeceğini, şirketin konkordato ön projesinin kabulü halinde yapılacak olan konkordato neticesinde alacaklıların tamamı alacaklarına eksiksiz şekilde ulaşabileceğini, İcra İflas Kanunu’nun 285. vd. maddeleri gereğince konkordato talebinde bulunan müvekkili şirkete ivedi olarak geçici mühlet kararı verilmesine, İcra İflas Kanunu’nun 289. vd. maddeleri gereğince kesin mühlet kararı verilmesine, son olarak İcra İflas Kanunu’nun 305. vd. maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
Talep 2004 sayılı İİK'nun 7101 sayılı yasa ile değişik 285 vd. maddeleri uyarınca konkordato talebine ilişkindir.
Mahkememizce mühlet aşamasında yapılan inceleme ve araştırmalar sonucunda oluşturulan konkordato komiser heyetinin 18/10/2024 tarihli raporu olumsuz yönde olmakla birlikte halihazırda mahkememizce atanacak bilirkişi marifetiyle incelenme yapılmasının gerekmesi, geçici mühletin sona ermesi nedeniyle bu noktadaki incelemenin geçici mühlet aşamasında yapılmasının bu aşamadan sonra fiilen imkansız olması, bu suretle telafisi zor ve imkansız bir hale yol açılmaması, davacının hak arama özgürlüğünün kısıtlanmaması açısından, davacı şirket ... Şirketi hakkındaki kesin mühlet talebinin kabulüne, İİK. 289.maddesi uyarınca davacılara 18/10/2024 tarihi saat: 16:13'den itibaren ve şartları oluştuğunda gerekirse kaldırılması koşulu ile dört (4) ay süre ile konkordato kesin mühleti verilmesine, görevlendirilen komiser heyetinin kesin mühlet içinde görevlerine devam etmesine dair karar verilmiştir.
Kesin mühlete geçilmeden eldeki aşamada konkordato komiser heyetinin sunmuş olduğu 18/10/2024 tarihli raporda "geçici komiser heyetince davacı borçlu şirketin ticari defter kayıt ve belgeleri ile faaliyet adresinde yapılan incelemelere göre –geçici mühlet sürecinde- şirketin sermayesinde, ortaklık yapısında, temsil şeklinde ve faaliyet adresinde herhangi bir değişiklik olmadığı, faal durumda bulunduğu ancak faaliyetlerinin mühlet öncesine göre sınırlı kaldığı, halihazırda 2 çalışanın bulunduğu, davacı borçlu şirketin 01/01/20204 - 30/09/2024 tarihindeki dönemde 13.629.863,76 TL net satış geliri elde ettiği, bu geliri elde etmek için katlandığı gider ve maliyetler nedeniyle 1.539.902,92 TL zarar ettiği, oluşan bu zarara bağlı olarak öz varlığının 1.602.190,42 TL azaldığı, mali durumunun iyileşmediği bilakis kötüye gittiği, davacı şirketin en güncel olan ve en son mali durumunu gösteren 30/09/2024 tarihli bilançosuna göre varlıklarının borçlarını 18.070.446,85 TL fazlasıyla karşılamakta olduğu, aynı bilanço üzerinden komiser heyetimizce alınmış olan kıymet takdir raporlarına göre tanzim edilmiş olan rayiç değer bilançosuna göre ise varlıklarının borçlarını 12.606.892,80 TL fazlasıyla karşılamakta olduğu, davacı şirketin hem kaydi hem de rayiç değer bilançosuna göre borca batıklık halinin bulunmadığı, davacı şirketin konkordato projesinde borçlarını % 5 faiz ile birlikte tasdik kararından sonraki ilk 6 ayı ödemesiz geçecek süreden sonra 36 ayda eşit taksitler halinde ödemeyi teklif ettiği, rapor içerisinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacı şirketin revize projede teklif ettiği % 5 faiz oranın ve ödeme süresinin günün ekonomik koşullarına göre alacaklıların haklarını tam anlamıyla koruyacak şekilde lehine olduğundan söz edilemeyeceği ancak alacaklılar açısından iflasa nazaran ise daha faydalı gözüktüğü, davacı şirketin konkordato projesinin faaliyetlerinin devamı esasına dayandığı, borçlarını mevcuttaki hazır değerleri ve yapacağı alacak tahsilatları ile devam edecek faaliyetlerinden elde edeceği kârları kaynak olarak kullanmak suretiyle tasfiye etmeyi planladığı, davacı şirketin 30/09/2024 tarihli mali verileri ile faaliyet verilerine göre konkordato projesinde hazır değerler ile yaratmayı planladığı kaynağı yaratılabileceği anlaşılmakla birlikte bu kaynağın konkordatonun başarısına katkısının sınırlı olduğu, davacı borçlunun 30/09/2024 tarihli mali verilerine göre konkordato projesinde belirttiği miktardan daha fazla geçmiş dönem alacağının var olduğu anlaşılmakla birlikte mevcut verilere göre alacaklarının miktarları ve tahsil kabiliyetleri ispata muhtaç olduğundan alacakların tahsili suretiyle yaratmayı planladığı kaynağın soyut bulunduğu, konkordato projesindeki en büyük konkordato kaynağının faaliyet kârları olduğu ve konkordatonun başarısının çok büyük ölçüde bu kaynağın yaratılmasına bağlı bulunduğu, ancak rapor içerisinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere konkordato projesinde faaliyet karları ile yaratmayı ön gördüğü miktarda kaynağı yaratmasının mümkün olmadığı, konkordato sürecinde davacı şirketin mali durumunun kötüye gittiği ve hiçbir somut kaynak yaratamadığı, bu sebeplerle davacı borçlunun konkordato projesinin uygulanabilir olmadığı, borçlunun projedeki kaynakları yaratmasının mümkün olmadığı ve bu kaynakları yaratamayacağından dolayı konkordatosunun başarı ihtimalinin bulunmadığının değerlendirilmekte olduğu, İİK. m.292/b gereği konkordato talebinin reddi gerektiği" şeklinde görüş bildirmiştir.
Mahkememizce oluşturulan 18/10/2024 tarihli ara kararda dört ay süre ile kesin mühlet verilmesi takdir olunmuştur. Ayrıca aynı duruşmada "18/10/2024 tarihli komiser raporunu inceleyip beyanda bulunmak üzere davacı vekiline ve alacaklılar vekillerine iki hafta süre ve imkan verilmesine, aksi halde mevcut dosya kapsamına göre bilirkişi incelemesinin icra olunmasına, komiser heyetinin 18/10/2024 tarihli ve 18 sayfadan ibaret raporunu ve yasal süresi içinde davacı vekilinin bu rapora yönelik dilekçesini incelemesi, ayrıca davacı şirkete ait mali tablolar, davacı şirketin mevcut dönen ve duran varlıkları, stoklar, fiilen davacı şirketin borca batık olup olmadığını tespit etmeye yarayacak tüm aktif ve pasiflerin rayiç değerleri üzerinde daha önce yapılan incelemeler dikkate alındığında davacı şirketin hedeflemiş olduğu satışlardan uzak kalıp kalmadığı, mevcut kaynaklardaki en önemli kaynağı oluşturan kaynakların mevcut olup olmadığı, projedeki kaynakları davacı şirketin yaratmasının mümkün olup olmadığı, buna göre şirketin mali, işletmesel, muhasebesel, sektörel açısından başarıya ulaşılıp ulaşamayacağının irdelenmesi, bu noktada davacı vekilinin konkordato komiser heyeti raporuna yönelik gerekirse sunacağı itirazları üzerinde de mali, işletmesel, muhasebesel ve sektörel açından durulması, sonuç olarak davacının mali durumunun kötüye gidip gitmediği, rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığı, konkordato projesinin uygulanabilir olup olmadığı, projedeki kaynağın yaratılmasının mümkün olup olmadığı, teklif edilen faiz oranının ve batıklık süresinin diğer oranlar dahi gözetildiğinde ve mevcut duruma göre borçlunun sağlayabileceği teklif olup olmadığı, ayrıca yapılacak değerlendirmeler sonrası davacı şirketin borca batık olmadığına dair alınan rapor ile diğer tespitlerde iştirak edilmeyen bir husus olup olmadığı, sonuç olarak konkordato komiser heyetinin hazırlamış olduğu 18/10/2024 tarihli rapora gerekçe ve sonuç açısından iştirak edilmeyen hal olup olmadığı noktalarının irdelenmesi, açısından bilirkişi incelemesi yapılmasına, davacı şirketin konkordato talebinin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı hususu ile ilgili muhasebesel, işletmesel ve sektörel açıdan gerekli bilirkişi incelemesinin icra olunmasına" dair ara karar oluşturulmuştur.
Anılan konkordato komiser heyeti, kesin mühlete geçilmesi noktasında olumsuz nitelik taşımakla birlikte projenin başarısız olup olmadığının ehil bilirkişi kurulu aracılığıyla araştırılmasının takdir olunduğu, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği değerlendirilmiştir. Geçici mühletin dolması nedeniyle kesin mühlete geçilmiş ise de bu konuda ayrıca bilirkişi inceleme ara kararı dahi oluşturulmuştur.
Mahkememizce konusunda ehil beş kişilik bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan 24/11/2024 tarihli raporda davacı borçlu şirketin faaliyetleri ve revize projesi, yine şirketin tüm mal varlığı, hak ve alacakları dikkate alınmak suretiyle konkordato projesinin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı irdelenmiştir.
Bilirkişi kurulunun 24/11/2024 tarihli raporunda da belirtilmiş olduğu üzere, "borçlu şirket tarafından sunulan revize projesine genel olarak yer verildiği, şirketin rapor tarihine konu 30.09.2024 tarihli bilançosuna göre kısa ve uzun vadeli olmak üzere toplam 53.903.906,16 TL olduğu, bu borcun 52.308.661,86 TL tutarındaki kısmı tedbir öncesine kalan bakiyenin ise komiser heyetinin onayı ile oluşan ve imtiyazlı borçlar olduğu, şirket alacaklılarına, şirketin faaliyetlerinden elde edilecek gelirler, bilançosunda varlık olarak gösterilen kasa, banka, alınan çekler ve ticari alacaklardan yapılacak tahsilatlar ile birlikte elde edilecek kaynaklar ile borçlarının tamamını %5 faiz ile birlikte tasdik kararından sonraki ilk
altı ayı ödemesiz geçecek süreden sonra 36 ayda eşit taksitler halinde ödeme teklifinde bulunduğu, proforma nakit akım tablosunda nakit girişi olarak, hazır değerler grubunda yer alan nakit ve nakit benzerleri ile ticari alacaklar ve faaliyetlerin devamı ile öngörülen karlılık hedeflendiği, borçlu şirketin gelir tablosu projeksiyonlara bakıldığında; projesinde öngördüğü tutarın çok altında net satış tutarına ulaştığı ve şirketin zarar ettiği, yani hedeflerinin tutturamadığının tespit edildiği, konkordatonun başarıya ulaşması kavramının içinde borçlunun mali durumunun iyileşmesi ihtimalinin mevcudiyeti ve konkordatonun alacaklılar tarafından kabulü ve tasdiki ihtimalinin birlikte yer aldığı, konkordato sürecinin mahiyeti yani borçlunun devam etmekte olan ticari faaliyetinin başarısının kısmen genel ekonomik durumdaki gelişmeler gibi harici unsurların da etkisi dolayısıyla tam bir kesinlikle tahmin edilmesinin mümkün bulunmaması dikkate alındığında borçlunun mali durumunun iyileşmesi ihtimalinin komiser raporunda kesin bir ifade ile sonuca varılacak şekilde belirtilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda şirketin mali durumunun iyileştirmesinin gerçekçi olarak öngörülebileceği”nin tespit edilmesinin yeterli olduğu, Mahkeme önünde derdest konkordato talebinde geride kalan mühlet sürecinde borçlu şirketin gerek hedeflemiş olduğu satış ve kârlılığı yakalayamamış olması gerek kaynak olarakgösterilen ticari alacaklarını somutlaştırmaması gibi hususlar nazara alındığında şirketin mali durumunun iyileştirme ihtimalinin bulunmadığı, bu itibarla takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, konkordato revize projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, borçlu şirketin 30.09.2024 tarihi itibariyle kaydi değerli özkaynakları (+) 18.070.446,85 TL iken, 30.09.2024 tarihi itibariyle rayiç değerler üzerinden hazırlanan bilançoya göre öz kaynakları (+) 12.606.892,80 TL olmakla borçlu şirket hem kaydi ve hem de rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı, borçlu şirketin yapılan açıklamalar ışığında hedeflemiş olduğu satış ve kârlılığı yakalayamamış olması, kaynak olarak gösterilen ticari alacaklarını somutlaştırmaması ve ayrıca borçlu şirkete 7 aylık süre içerisinde nezaret komiser heyetinin olumsuz görüşü birlikte değerlendirildiğinde, borçlu şirketin sunmuş olduğu projesinde yer alan kaynakların yetersiz kalma ihtimalinin yüksek bir ihtimal olması nedeniyle borçlu şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırabilmesinin kuvvetle muhtemel olmadığı" şeklinde görüş bildirmiştir.
Böylelikle gerek konkordato komiser heyeti ve gerekse konkordatonun finansal ve muhasebesel açıdan başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair inceleme yapan bilirkişi kurulu raporlarında davacı şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı açıklanmıştır.
Bilindiği üzere 2004 sayılı İİK'nın 292/1.b bendine göre, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılıyor olması konkordato talebinin reddine yol açan bir haldir.
"Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur.
Konkordato iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu değildir. Alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçlamaktadır. Konkordatonun tasdik şartlarından biri alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesidir. Bu aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biridir.
Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılması vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir." (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı)
Nitekim mahkememizce görevlendirilen konkordato komiser heyeti ve gerekse bilirkişi kurulu raporu gerek geçici mühlet aşamasında ve gerekse kesin mühlet aşamasında yapmış oldukları muhasebesel ve finansal incelemeler ve gözlemler sonucunda görüşlerini ortaya koymuşlardır. Bu görüşler dikkate alındığında mevcut duruma göre alacaklıların eline olası bir iflas durumunda geçecek bedelden daha yüksek bir bedelin geçmesini sağlayabilecek bir kaynak yeterliliği olmadığı anlaşılabilmektedir.
Mahkememizce atanan bilirkişi kurulu konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşamayacağı noktasında görevlendirilen, konkordato komiserliği dahi yapan bilirkişilerden atanmıştır.
Konusunda ehil bilirkişiler yardımıyla davacının konkordato talebinin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı noktasında gerekli şartlar araştırılmıştır. Bu araştırmanın inceleme konuları dikkate alındığında bilirkişiler yardımıyla yapılması ise zorunluluk arz etmektedir.
Belirtmek gerekir ki "bilirkişi, özel ve teknik bilgiyi oluşturan tecrübe prensipleri hakkında hâkimde eksik olan bilgiyi veren ve bu tecrübe prensiplerine dayanarak, sabit olan bir olaydan sonuçlar çıkaran veya kendi özel bilgisine dayanarak uyuşmazlık konusu olayları tespit eden üçüncü kişi veya kişilerdir. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. III, 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 2621-2622; Atalay, Pekcanıtez; Usûl Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2017, s. 1914-1915).
Bilirkişi, incelemesi sonunda aydınlatılması istenen husus hakkında, kendisine yöneltilmiş olan sorulara cevap verir. Bilirkişi kendisinden istenen sorulara hasren bir inceleme gerçekleştirir. (Süha Tanrıver, Hukukumuzda Bilirkişilik, Ankara 2017, s. 110) Bilirkişi raporlarının gerekçeli olması gerekir. Gerekçe sayesinde hâkim ve taraflar, bilirkişi raporundaki sonucun doğru olup olmadığını denetleme olanağına sahip olurlar. (Ejder Yılmaz, Uygulamada Bilirkişilik ve Bilirkişi Raporları, Makaleler (1973-2013), 1.Cilt, Ankara 2014, s.823). Bilirkişi uzmanlık alanları dikkate alındığında bilirkişiler inceleme konularını tek tek ve gerekçeli şekilde ele almışlardır.
Gerek konkordato komiser heyeti raporu ve gerekse bilirkişi kurulu rapor içeriği dikkate alındığında projede öngörülen faaliyet kârları ile öngörülen kaynağın yaratılmasının finansal, muhasebesel, işletmesel açıdan mümkün olmadığı, somut kaynağın dahi yaratılamadığı, ticari alacakların ise somut talep taşımadığı, yedi aylık mühlet içinde de kesin mühletin devamı ve konkordato talebinin tasdiki açısından gerekli bir ekonomik görünümün oluşmadığı, bu nedenle konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı noktasında mahkememizde tam bir kanaat oluşmuştur.
"İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da, ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir... Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa 792) Oysaki davacının ortaya koymuş olduğu konkordato talebinin muhasebesel, finansal ve işletmesel açıdan başarıya ulaşabileceği noktasında somutlaştırabildiği herhangi bir vakıa ve delil yoktur.
Hal böyle olunca konkordato talebinin reddi gerekir.
Bilindiği üzere Yargıtay uygulamasında da benimsendiği üzere "başarıya ulaşma şansı bulunmayan konkordato talebinin davacı yönünden reddine karar verilmekle birlikte iflasa tabi olan davacı açısından şartları bulunması halinde iflasa kararı verilmesi" gerekir. (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı)
Mahkememizce, gerçekleşen kabul karşısında davacı olan şirketin borca batık olup olmaması da önem arz etmektedir. Gerek konkordato komiser heyetinin atamış olduğu bilirkişilerin hazırlamış oldukları rapor içerikleri, gerek mahkememizce atanan bilirkişiler yardımıyla alınan rapor içerikleri karşısında davacı olan şirketin borca batıklığının tespitinde İİK’nın 376. maddesi uyarınca borçlu malvarlığının rayiç değerleri dikkate alınmış, yalnızca şirket hesap ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonuçları ile yetinilmemiştir.
Borca batıklığın güncel ve fiili olarak araştırılmasına dönük olacak şekilde mahkememizce atanan muhasebeci, finansçı, ziraat mühendisi, makine mühendisi olan ehil bilirkişilerin dahil olduğu beş kişilik bilirkişi kurulu yardımıyla dahi gerekli inceleme ve araştırmalar tamamlanmıştır.
Borca batıklık, sermaye şirketlerinin veya kooperatifin mevcut ve alacaklarının borçlarını karşılayamaması şeklinde tanımlandığı, TTK m.324/II’de “şirketin aktifleri şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmemesi”; TTK md. 546 ve md. 446/II’de “şirket borçları mevcudundan fazla tutması”, KK md. 63/I’de “mevcudun borçları karşılamaması”, İİK md. 179’da “sermaye şirketleri ile kooperatifin borçlarının aktifinden fazla olması”, şeklinde ifade edildiği, 6102 sayılı TTK‘nın 376.maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğde ise; borca batık olma durumu, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması hali olarak tanımlandığı, 26/12/2020 tarihli 31346 sayılı Resmi Gazete ile 6102 sayılı TTK ‘nın 376.maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik yapılarak 14/9/2018 tarihli ve 30536 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin yürürlüğe giren hükümleri dahi komiser heyeti ve bilirkişi raporunda dikkate alınmıştır.
Esasen bir icra hukuku kurumu olan konkordatodaki hükümlerin uygulanmasında alacaklı ve borçlular arasında mutlak bir dengenin gözetilmesi icra hukuku disiplinin ana amacıdır. Somut olayın özellikleri ve konkordato talep eden davacıların borca batık olmama durumu dikkate alındığında muhasebesel, işletmesel ve finansal yönden iflas kararı verilmesinin gerekip gerekmediği irdelenmiştir.
İİK m.292 hükmünde belirtilen şekilde, davacı şirketin konkordato talebinin başarısızlığı halinin ortaya çıkması karşısında mahkememizce konkordato talebinin reddedilmesi gerekir. Bir başka deyişle konkordato talebinin reddedilmesi usulen zorunluluk arz etmektedir. Ancak davacı şirketin halihazırda batık olup olmadığı, güncel ve fiili değerlere göre konusunda ehil bilirkişi kurulu marifetiyle araştırılmıştır. Davacı şirketin güncel ve fiilen batık olmadığı, hatta çalışma kabiliyetini kaybetmediği, faaliyetine belli ölçüde devam ettiği, yine yukarıda açıklandığı üzere iflasların açılmasında gereklilik bulunmadığı hususları finansal, muhasebesel ve işletmesel yönden açıklanmıştır.
Yapılan açıklamalar ışığında, davacı şirketin borca batık bulunmadığı, yine İİK m.292 hükmü çerçevesinde muhasebesel, işletmesel ve finansal açıdan konkordato talepleri reddedilecek olan davacı şirketin iflâsının açılmasını gerektirir veri bulunmadığı, yine borçlunun komiser talimatlarına uymamak ve alacaklıları zarara uğratmak noktasında somutlaştırılmış vakıa ve delillerin ortaya konulamadığı, İİK m.292 hükmünde belirtilen başkaca bir halin ise davacı aleyhine oluşmadığı ve ispatlanamadığı, yine sadece konkordatonun başarıya ulaşamaması durumunda davacı hakkında iflas kararı verilmesine yol açabilecek bir halin ise bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı olan şirket yönünden, İİK m.292 hükmü uyarınca konkordato taleplerinin reddi gerekse de bu şartlarda iflas kararı verilmesinin yasal şartı oluşmamıştır. Doktrinde de kabul olunduğu üzere, kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebi ret olunsa da borçlunun iflasına karar verilmesi "son çare" olarak kabul edilen bir durumdur. Davacı olan şirketin fiilen borca batık olmayan, belli ölçüde çalışan, en önemlisi iflâsı açılması gerekmeyen şirket olması karşısında, davacı şirket hakkında "son çare" olarak iflas kararın verilebilmesi mümkün bulunmamaktadır. Buna göre "iflasa tabi olan davacı şirket açısından şartları bulunması halinde" iflas kararı verilebileceği belirtilmiştir. Bir başka deyişle son yıllardaki Yargıtay 6.HD uygulamaları dahi gözetildiğinde münhasıran "konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması" bir iflas sebebi olarak görülmemiştir. Esasen Yargıtay'ın bu uygulaması doktrin görüşleri ile dahi tam uyumludur.
Yargıtay'ın son yıllardaki emsal kararlarında da "iflasa tabi davacı şirketin ödeme süresinin uzunluğu nedeniyle alacaklılar aleyhine olacak şekilde menfaat dengesini bozan, bu çerçevede ise İİK m.292 hükmü uyarınca başarıya ulaşamayacağı anlaşılan ve konkordato talebi reddolunan davacı şirket yönünden ancak ve sadece "doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin mevcut olması halinde" şirketin iflasına karar verilebileceği benimsenmiştir. (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararlarından hareket edilmiştir) Bu nedenle İstanbul 45.HD ...E. ...K.sayılı kararına itibar edilmemiştir.
O halde gerek doktrin ve gerek Yargıtay 6.HD'nin son uygulamaları ve gerekse açıklanan gerekçeler karşısında "İİK m.292 hükmünde düzenlenen konkordatonun başarıya ulaşamayacağı hal" dışında başkaca aleyhe bir halin varlığının ispatlanamaması gözetildiğinde davacı şirket hakkında iflas kararı verilmesi şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Yapılan açıklamalar karşısında ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davacı ...ŞİRKETİ'nin konkordato talebinin reddine, davacı hakkında iflas kararı verilmesi şartları oluşmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına, davacı lehine mahkememizce verilmiş olan tüm geçici mühlet kararlarının, tüm kesin mühlet kararlarının 20/12/2024 günü saat:16:50'den geçerli olmak üzere kaldırılmasına ve mahkememizce atanan konkordato komiserlerinin görevine son verilmesine, davacı lehine mahkememizce verilmiş olan tüm tedbir kararlarının 20/12/2024 günü saat:16:50'den geçerli olmak üzere kaldırılmasına, konkordato komiserlerinin görevine 20/12/2024 günü saat 16:50'de son verildiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, davacı şirket hakkındaki konkordato talebinin tümden red olunduğunun, geçici mühlet ve kesin mühlet kararlarının tümünün kaldırıldığının, tüm tedbir kararlarının kaldırıldığının ve konkordato komiserlerinin görevine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili tüm yerlere derhal bildirilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin konkordato talebinin reddine,
2-Davacı hakkında iflas kararı verilmesi şartları oluşmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına,
3-Davacı lehine mahkememizce verilmiş olan tüm geçici mühlet kararlarının, tüm kesin mühlet kararlarının 20/12/2024 günü saat:16:50'den geçerli olmak üzere kaldırılmasına ve mahkememizce atanan konkordato komiserlerinin görevine son verilmesine,
Davacı lehine mahkememizce verilmiş olan tüm tedbir kararlarının 20/12/2024 günü saat:16:50'den geçerli olmak üzere kaldırılmasına,
4-Konkordato komiserlerinin görevine 20/12/2024 günü saat 16:50'de son verildiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine,
5-Davacı şirket hakkındaki konkordato talebinin tümden red olunduğunun, geçici mühlet ve kesin mühlet kararlarının tümünün kaldırıldığının, tüm tedbir kararlarının kaldırıldığının ve konkordato komiserlerinin görevine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili tüm yerlere derhal bildirilmesine,
6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
7-Davacı tarafından harcanan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair; davacı vekili ile bir kısım alacaklı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta yasal süre içinde ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim