mahkeme 2024/209 E. 2024/274 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/209
2024/274
2 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/209 Esas
KARAR NO : 2024/274
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 11/10/2023
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, 28.03.2016 tanzim tarihli, 31.05.2016 vade tarihli ve 35.000 TL bedelli senedin tahsili amacı ile dava dışı ...Şti. aleyhine icra takibi başlattığını, bu yönde söz konusu şirketin ortağının ve yetkilisi olan müvekkilinin adresine ilk olarak İcra İflas Kanunu'nun 89/1. maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, dosyada mevcut tebliğ mazbatasında muhatabının adreste oturduğu tespit edildiğini, adresin kapalı olması sebebiyle evrakın mahalle muhtarlığına teslim edildiğini, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırıldığının kaydı ile tebligat 07.09.2016 tarihinde yapıldığını, akabinde İcra İflas Kanunu'nun 89/2. maddesi uyarınca ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini yine aynı şekilde muhatabın adreste oturduğunun tespit edildiğini, adresin kapalı olması sebebiyle evrakın 2 nolu haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığının kaydı ile aynı şekilde 14.11.2016 tarihinde tebligat yapıldığını, üçüncü haciz ihbarnamesi gönderildiğini, 27.12.2016 tarihinde tebligat yapıldığını ancak anılan tebligatların müvekkilinin hiçbir şekilde haberinin olmadığını, müvekkilinin komşusuna herhangi bir şey bildirilmemiş olduğunu ve kapısına 2 nolu haber kağıdının yapıştırılmadığını, müvekkil tarafından harici olarak birinci haciz ihbarnamesinden haberdar olunduğu ve 10.01.2017 tarihinde diğer tebligatların gelmesinden habersiz olarak ihbarnameye itiraz edildiğini, ancak icra dairesi tarafından itirazlarının nazara alınmadığını, müvekkilinin hakkında haciz işlemlerine başlanıldığını, 19.06.2020 tarihinde ...Üniversitesi Rektörlüğü'ne maaş haczi yazısı gönderilerek müvekkilinin maaşına 1/4'üne haciz konulduğunu, dosya borçlusu firmanın müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, söz konusu dosyaya itiraz edildiği zannı ile devamında tekrar dosyaya bakılmamış olduğunu, maaş haczi müzekkeresinin müvekkilinin çalıştığı iş yerine gelmesi durumunda dahi şahsen borçlu olduğunun diğer icra dosyalarından birinin olduğunu düşünerek ve müvekkilinin haberi olmaksızın iş yeri tarafından sıraya konularak ödenmeye başlandığını, uyap üzerinde yapılan sorguda icra dosyalarının durumunu öğrendiğini, haciz kaldırılması talep edildiğini, ancak talebin süresinde olmadığından reddedildiğini, müvekkilinin iflas etmiş bahsi geçen şirketin borcundan usulsüz tebligatlar ile sorumlu tutulmaya çalışıldığını, buna rağmen müvekkilden tahsilat yapılmış olduğunu ve yapılmaya devam edildiğini, takip borçlusu şirket ...Ltd. Şti’nin ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile 29.11.2017 tarihinde iflasına karar verildiğini, ... 2. İflas Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 10.06.2022 tarihinde iflasın kapanmasına karar verildiğini, Söz konusu şirketin 2016 yılından itibaren herhangi bir ticari faaliyeti olmadığını ve borca batık bir durumda olması nedeni ile müvekkilinden alacaklı olmasın imkansız olduğunu, tüm bu açıklanan nedenlerle karar kesinleşinceye kadar icra dosyasında devam eden borç tahsilinin durdurulmasının 28.03.2016 tanzim ve 31.05.2016 vade tarihli, 35.000 tl bedelli senet ve davalının sözkonusu senede ilişkin olarak başlatmış olduğu malatya icra müdürlüğü'nün ... e. sayılı icra takibi nedeni ile müvekkilinin borçlu olunmadığının nedeni ile müvekkilinin adına kayıtlı tüm hacizlerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça dava şartı arabuluculuk süreci tamamlanmadan huzurdaki davanın ikame edildiğini, dava şartı yokluğu olduğunu, davacı tarafın tacir vasfının olduğunu, taraflar arasındaki davanın ticari mahiyette olduğunu, takibin dayanağı kambiyo senedinin olduğunu, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, Davanın süresi içerisinde açılmadığını, Davacı tarafa İİK 89 maddesi kapsamında 1. 2. ve 3. Haciz ihbarnamelerinin usulü dairesinde tebliğ edildiğini, yapılan takibe, davacı tarafça süresi içerisinde itiraz edilmediğini, davacı tarafın yapılan tebligatların usulsüz yapıldığını iddia ettiğini ancak icra dosyasının incelendiğinde davacı vekili tarafından 03.10.2023 tarihinde icra dosyasına vekaletnamesinin sunulduğunu, usulsüz tebligata dayanan davacının 7 gün içerisinde usulsüz tebligat nedeniyle İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluna gitmesinin gerektiğini ancak 10.10.2023 tarihine kadar herhangi bir dava açılmadığını, işbu davanın 11.10.2023 tarihinde açıldığını, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğunun, davacı tarafın haciz ihbarnamesinden haberdar olmadığını iddia ettiğini ancak davacı tarafça vekili Av. ... tarafından 10.01.2017 tarihinde icra dosyasına itiraz sunulduğunu, 16.06.2020 tarihinde maaşı üzerine haciz konulduğunu ve 25.07.2023 tarihinden itibaren de kesintiler icra dosyasına aktarılmaya başlandığını, belirtilen nedenlerle davanın reddi ile davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası celp edilmiş, incelenmiştir.
Dava, İİK 89. maddesi hükmü uyarınca açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Yasal düzenlemeye bakıldığında:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 89. maddesi "Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.
Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.
Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur.
5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde hukuk mahkemeleri düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 Sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Dava, İİK'nun 89.maddesine göre açılmış olup; davacı takipte haciz ihbarnamelerinin gönderildiği üçüncü kişinin, takip borçlusuna borçlu olmadığını ispatla yükümlü olduğu özel bir menfi tespit davasıdır. Davanın koşulları İİK'nun 89/3.maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nun 89/3. maddesi gereği açılan menfi tespit davasında maddenin yer aldığı İİK'da görev yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiş olup genel kurallara göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında, dava; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 89/3. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. İş bu eldeki dava ticari dava değildir. Davacı ile davalılar arasında doğrudan bir ticari ilişki de bulunmamaktadır. Uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmakta olup görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Konuya ilişkin Emsal Bölge Adliye Mahkemesi ilamlarına bakıldığında;
İSTANBUL BAM 44. HD. 2022/1569 E. 2022/1571 K. sayılı ilamında:
"...Dava; İcra ve İflas Kanunun 89/3. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; menfi tespit istemine ilişkindir. İş bu eldeki dava ticari dava değildir. Davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmakta olup görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yukarıda izah olunan ticari davalardan hiç bir kategoriye de girmediği, davanın ticari dava olmadığı da değerlendirilmiştir...."
İSTANBUL BAM 16. HD. 2021/2171 E. 2022/168 K. sayılı ilamında:
"...Dava İ.İ.K.’nun 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır. Bu itibarla takip dosyasından gönderilen ihbarnameye karşı açılan menfi tespit davasının asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekeceğinden; mahkemece görevsizlik kararı verilmesi yerinde olduğundan,..." şeklindedir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, davacının üçüncü şahıs olduğu icra takibinin kambiyo takibi olması İİK 89.maddesine göre açılan menfi tespit davasını ticari dava haline getirmez. Zira, davacı takibin tarafı (alacaklısı yahut borçlusu) değildir, tam aksine kendisine haciz ihbarnamesi gönderilen 3. kişidir. Dolayısıyla, tarafı olmadığı takibin, kambiyo takibi olması yahut türü davacı açısından görevli mahkemenin belirlenmesinde esas alınamaz. Diğer taratan, mahkemelerin görevine ilişkin kurallar Kanunla belirlenir. Son olarak, davacı 3. kişi olup icra takibinde taraf olmadığından davacı açısından davalı ile arasında temel bir ilişkinin bulunduğu da ileri sürülemez.
Bu hususta emsal bir karara aşağıda ayrıca yer verilmiştir. Şöyle ki,
İSTANBUL BAM 16. HD. 2021/1990 E. 2021/2070 K. sayılı ilamında:
"...Dava, İİK'nun 89.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık bu davalarda görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğuna ilişkindir.
Somut dava bakımından yapılan incelemede ise, dava konusu takip dosyasında davalı takip alacaklısı tarafından, davalı ...Tic. A. Ş. ve dava dışı takip borçluları aleyhine KAMBİYO SENEDİNE DAYALI OLARAK İCRA TAKİBİ BAŞLATILDIĞI ve davacıya takip dosyasından İİK'nun 89/1 ve 89/2 maddeleri uyarınca haciz ihbarnamelerinin gönderildiği görülmüş olup davacı borçlu olmadığı iddiasıyla İİK'nun 89/3 maddesi uyarınca eldeki davayı açmıştır.
Görüldüğü üzere davanın tarafları arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmamaktadır. Davalı alacaklı ile dava dışı takip borçlusu arasında bir ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır. İİK'nun 89/3 maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasında davacı ile davalı takip alacaklısı arasında doğrudan ticari ilişki bulunmadığından TTK'nın 4.maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari davadan söz edilemeyecektir. Bu itibarla davanın HMK'nın 2.maddesi gereğince GENEL GÖREVLİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDE GÖRÜLMESİ GEREKİR. İlk derece mahkemesince farklı gerekçelerle Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir...." şeklindedir.
Diğer taraftan; YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 2023/5228 E., 2023/6468 K. SAYILI BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ DAİRE KARARLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE İLİŞKİN İÇTİHADINDA, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında, görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının görevin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına karar verilmiş ve kararlar arasındaki farklılık bu şekilde giderilmiştir.
Ayrıca belirtilmelidir ki, Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilirken gerekçede İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin İİK 89/3.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarında Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna yönelik kararları bulunduğu belirtilse de; atıf yapılan kararın eski tarihli olduğu, nitekim az yukarıda değinildiği üzere bu hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/5228 E., 2023/6468 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı verildiği, hatta işbu karardan sonra İstanbul BAM 37. HD. 2023/2461 E. 2024/1131 K. sayılı güncel bir ilamında "Her ne kadar daha önceki kararlarda Dairemizce farklı yönde değerlendirme yapılmış ve aksi yönde kararlar verilmiş olsa da, güncel Yargıtay kararı Dairemizce de uygun bulunarak yapılan değerlendirmede, İİK 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit davalarında, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının, görevin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına ve görevli mahkemenin, davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle, asliye hukuk mahkemesi olduğuna göre davaya bakmak görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır." şeklinde görüş değişikliği güncel kararlarda vurgulanmaktadır.
Açıklanan yasal nedenler, mahkememizce varılan kanaat ve kabul, özellikle Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/5228 E., 2023/6468 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı ile emsal istinaf ilamları uyarınca; davanın tarafları arasında doğrudan bir hukuki ilişkinin bulunmadığı, İİK'nun 89/3. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasında davacı ile davalı takip alacaklısı arasında doğrudan ticari ilişkinin de söz konusu olmadığı, uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklandığı, bu kapsamda TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari davadan da söz edilemeyeceği, dolayısıyla eldeki davanın genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden karşı görevsizlik kararı vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere );
1-HMK 114/1-c. ve HMK 115/2. madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-Mahkememizin görevsizliğe ilişkin davanın usulden reddine yönelik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde, öncesinde İstanbul 38. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı sebebiyle dosya mahkememize tevzi edilmiş olduğundan iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıkacağından görevli mahkemenin tespiti ve merci tayini için dosyanın İstanbul BAM ilgili Daire Başkanlığına resen gönderilmesine,
3-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 02/04/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.