mahkeme 2023/551 E. 2025/443 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/551

Karar No

2025/443

Karar Tarihi

24 Haziran 2025

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/551 Esas
KARAR NO : 2025/443

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/08/2023
KARAR TARİHİ : 24/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası kapsamında sigortalı olan ... Poliçe numaralı ... plakalı, davalılardan ... adına kayıtla aracın ... hattında dolmuş olarak kullanılmakta iken davalılardan sürücü ...'un kontrolünde olduğu sırada 30.09.2019 tarihinde yaralanmalı trafik kazasına karıştığını, mezkur trafik kazasında dava dışı ...'nun maluliyetine sebebiyet verdiğini, müvekkili şirket aleyhine ... 17. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, müvekkili şirketi tarafından dava dışı ...'na 20.634,93 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından yine dava dışı ...'na 07.07.2020 tarihinde 56.723 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesi yapıldığını, kazadan sonra dava dışı ... tarafından sürücü ... hakkında ... Polis Merkezi Amirliği'nde 02.10.2019 tarihinde şikayette bulunulduğunu, bu ifadelerde davalılardan ... hakkında savcılık soruşturması, ceza davası açılıp açılmadığı hususunun mahkemece araştırılmasını talep ettiklerini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak üzerinden %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... tarafından müvekkili aleyhinde başlatılan icra takibi ve sonrasında itirazın iptaline konu olan sigorta şirketinin Rücu Talibinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müşteki yolcu ...'nun kapısı açık halde seyreden minibüste yolcu olarak bulunduğu sırada tutunma tedbirine başvurması gerekirken tutunma tedbiri almaksızın ücretini ödemeye çalıştığı sırada dengesini kaybederek açık olana kapıdan yol zeminine düştüğü, olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile tali kusurlu olduğu, haksız ve kötüniyetli açılan iş bu dava hasebiyle davanın reddine karar verilmesini, karşı taraf davayı kötüniyetle açmış olduğundan kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
..., ... ve ... tarafından hazırlanan 08.01.2025 tarihli bilirkişi heyet raporu,
..., ... ve ... tarafından hazırlanan 21.05.2025 tarihli bilirkişi heyet ek raporu,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden sicil dökümü, 2019 yılı gelir vergi beyannamesi,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden işe başlama - terk tarihleri, mükellefiyet türü,
...ırköy 32. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyasının tüm UYAP kayıtları,
... 30. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alındı.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe ;
Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacak istemi nedeni ile itirazın iptaline ilişkin olup davacı ... davalılardan ...'a ait olan aracın istiap haddinden fazla yük taşıması sırasında ve bu nedenle kazanın meydana geldiği iddiası ile rücu hakkı bulunduğunu ileri sürmektedir. Bu itibarla uyuşmazlık davalı ...' ait olan ve davalı ...'un sürücüsü olduğu ve davacı tarafından sigortalanan aracın istiap haddi üzerinde yük taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır.
Ticaret Mahkemelerinin görevi 6102 sayılı TTK'nın 5.maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1.bendinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "ticari işletme", "ticari iş", "tacir" ve "ticari dava" kavramları üzerinde kısaca durulmasında yarar vardır.
Belirtmek gerekir ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında esas itibariyle "ticari işletme" temelinden hareket edilmiş ve ticaret hukukunun önemli kurumları ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmıştır. Bu hususa TTK'nın 11. maddesinin gerekçesinde de değinilmiş ve "...ticari işletme kanunun temelidir; yani merkez kavramıdır; bu niteliği ile belirleyici, hatta tanımlayıcıdır..." denilmiştir.
Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.
Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
6102 sayılı TTK'nın 3.maddesinde ise "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.
Ticaret hayatının temel süjesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir" deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1.maddesinde düzenlenmiştir.
Ticari davalar ise mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1.maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. TTK'nın 4-(1).maddesi hükmünde "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, a-f bentleri arasında sayılan hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı" belirtilmiştir. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, tacir tarafların, ticari işletmeleri ile ilgili uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalardır. TTK'nın 4/1.maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olmasına bağlıdır.
Bu itibarla somut olayda, davalıların faaliyetinin esnaf faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediğinin değerlendirilmesi amacıyla müzekkereler yazıldığı, davalılardan ...'un gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, 02/05/2003-28/11/2006 tarihleri arasında basit usul ticari kazan vergi mükellefi kaydının bulunduğu ancak bunun kaza tarihinden ve dava tarihinden çok önceye ilişkin olduğu, 14/02/2000-06/12/2006 tarihleri arasında ise ...'nda kaydının bulunduğu, yine bunun kaza ve dava tarihinden çok öncesi olup tacir vasfını haiz olduğunun kabul edilemeyeceği, davalı ... yönünden ise müzekkere yanıtlarına göre gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, 16/05/2016 tarihinden bu yana ağcılar Kamyon Kamyonet Otobüs Minibüs ve Şoförler Odası'nda kaydının bulunduğu, ancak bunun tacir olması açısından yeterli kabul edilemeyeceği zira vergi dairesi yanıtına göre gelirinin esnaf faaliyeti yasal sınırını aşmadığı, bu itibarla davalıların tacir olduğunun kesin bir şekilde belirlenememesi karşısında görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu (... Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi 25/11/2022 tarihli ... Esas ... Karar) değerlendirilmekle Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
1-Davanın Mahkememizin görevsizliği sebebiyle dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
2-Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine,
Bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,
3-Belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce 6100 sayılı HMK'nın 20.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraf vekillerine bildirilmesine,
4-Yargılama, harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/06/2025

Katip ...

Hakim ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim