Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/581
2026/79
29 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/783 Esas
KARAR NO : 2026/78
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan Sıra Cetveline İtiraz)
DAVA TARİHİ : 20/07/2015
KARAR TARİHİ : 29/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile ... 44.ATM ... Esas sayılı dosyasında ... A.Ş hakkında iflas kararının verildiğini, iflas işlemlerinin ... 2. İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, davalı ... Ticaret Anonim Şirketi'nin iflas eden şirketle birlikte diğer alacaklıları zarara uğratmak kastı ile muvazaalı olarak 30/07/2009 tediye 02/07/2009 tanzim tarihli 3 adet 900.000,00-USD lik protestosuz senet düzenlediğini, bu senetlerin ... 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine konulduğunu, takip borçlu tarafından itiraz edilmeksizin kesinleştiğini, itiraz etmemenin muvazaanın en büyük delili olduğunu, üç adet toplam 2.700.000,00-USD'lik senet alacağının tamamının sıra cetveline TL olarak (toplamda 7.070.137,69-TL) olarak kaydolunduğunu, davalının takibinin protestosuz senede dayandığını, gerçekte senedin tarafları arasında bir ticari ilişki olmadığını, hileli ve muvazaalı senet ve alacak kaydı olduğunu, müflis ile davalı şirket hissedarları ile yönetim kurulu üyelerinin yakın ilişki içinde olduklarını, diğer alacaklıların müflisten olan alacaklarını imkansız hale getirmek amacıyla muvazaalı senetler olduğunu , bu nedenlerle davalının ihtiyati tedbiren ikinci alacaklılar toplantısına katılmamasına karar verilmesini, dava sonunda davalı şirket alacağı olarak sıra cetveline kaydı yapılan toplam 7.070.137,69-TL'nin sıra cetvelinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacı tarafın alacaklı sıfatı olmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının alacak talebinin kaydının tamamen reddedildiğini, davacı kayıt kabul davası açmadan sıra cetvelinden terkin davasını açamayacağını, davacının alacağının müflis şirketten değil dava dışı ... Tic.A.Şden olduğunu, ... 18.İHM ...Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, muvazaa iddiasının doğru olmadığını, davacının iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu, davalı tarafın taşeron olarak yaptığı işler nedeniyle müflis şirketten alacaklarını tahsil edememesi üzerine tarafların taşeron sözleşmesini 01/07/2009 tarihinde karşılıklı olarak feshettiklerini , bu fesih protokolü çerçevesinde müflis şirketin davalı şirkete doğmuş borçlarına karşılık 49 adet toplamı 35.000.000-USD kambiyo senedini 02/07/2009 tarihinde düzenleyerek teslim ettiğini, buna rağmen müflisin davalı şirketin senet borcunu da ödememesi üzerine 4 adet bononun ... 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile takibe geçildiğini, senetlerin protesto edilmesinin kambiyo vasfını ortadan kaldıramayacağını, sadece cirantalara karşı takibe engel olacağını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Davanın konusu davacının davalı lehine müflis şirketin sıra cetveline yapılan kayıt kabulün terkini içtiği sıra cetvelinden terkin davasıdır
Davalı taraf husumet itirazında bulunduğundan öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekir. Davalı cevap dilekçesinde davacının alacağının kayıt talebinin tümden reddedildiği için davacının bu davayı açmakta hakkı olmadığını savunmuştur. Yargıtay içtihatları gereği alacak kayıt talebi tümden reddolunan kişi on beş günlük yasal itiraz süresi içinde hem kayıt kabul davası açmalı hem de bu süre içinde sıra cetvelindeki terkin davası açmalıdır. Davacı da yasal sürede kendi alacağı için ... 1.ATM ... Esas sayılı dosyada kayıt kabul davası açarken , davalının kabul edilen alacağının terkini içinde iş bu davayı aynı gün içinde (20/07/2015 tarihinde ) açmıştır. Her iki davada yasal sürede açıldığından davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir. Bu durumda öncelikle davacının açtığı kayıt kabul davasının bekletici mesele yapılması gerekir. Mahkememizce de davacının kendi alacağı için ... 1.ATM ... Esas sayılı dosyada açtığı kayıt kabul davasının neticesi beklenmiştir. ... 1.ATM ... Esas ...Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiş bu karara karşı yapılan istinaf üzerine İstanbul BAM 17. H D 09/12/2021 tarihli ...Esas ... Karar sayılı kararı ile yerel mahkemenin ilk kararını kaldırmış ve davacının davasının kabulüne karar verilerek 9.998.048,65-TL davacı alacağının müflis iflas masasına kayıt ve kabulüne kararını vermiş ve bu sefer diğer tarafın temyizi üzerine Yargıtay 6.HD 20/02/2023 tarih ...Esas ... Karar sayılı kararı ile İstanbul BAM 17.HD'nin daha sonra kurduğu kararı onamıştır. Böylece davacının alacağının kayıt ve kabulü kesinleşmiş olduğundan davacı mahkememiz dosyasında da aktif hasım (husumet ehliyetine) sahip olmuştur.
Aktif husumet ehliyeti bu şekilde tamamlandıktan sonra davalı şirketin müflis şirkette kaydı yapılan alacağının olup olmadığının tespiti gerekir. Bu konuda alınan 1.raporda bilirkişiler ...,..., ve ... tarihsiz raporlarında"Bilindiği üzere HMK m. 190 uyarınca, “ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Kayıt terkin davalarında ispat yükü alacağının esasına, miktarına veya sırasına itiraz edilen alacaklıya ait olup davalının, alacağının varlığını gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Bir başka ifadeyle, başka bir alacaklının, sıra cetvelinde yer verilmiş olan alacağının esasına (örneğin; “bu alacağın gerçek bir alacak olmadığını, müflis ile alacaklının anlaşarak (muvazaalı olarak) bu alacağı yaratmış olduklarını”, “alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu” ileri sürerek) miktarına ya da sırasına itiraz edilmiş olması halinde, ispat yükü davalı-alacaklıya düşer. Yani, davalı-alacaklı, “sıra cetveline kabul edilmiş olan alacağının varlığını, miktarını ya da kendisine verilen sıranın doğru olduğunu” ispat etmek zorundadır. İşbu dava Davalısı, alacağını, müflis ...AŞ tarafından lehtarı... Tic. AŞ olacak şekilde keşide edilmiş 900.000,00 USD bedelli dört adet bonoya dayandırmıştır. Heyetimiz tarafından yapılan inceleme sonucunda davaya konu bonoların tümünün lehtar.... AŞ tarafından ciro yapılmak suretiyle Davalı...AŞ'ye temlik edildiği tespit edilmiştir. Kayıt terkin davaları bakımından, kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da bunlar tek başına alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Kambiyo senetlerinin hangi alacak nedeniyle verildiği hususu Davalı tarafça ispatlanmalıdır. Bu durumda Davalı alacaklı, kayıt başvurusuna dayanak yaptığı” bonoların hangi hukuki ilişkiye istinaden elinde bulundurulduğunu ispatlamalıdır. Söz konusu ispat meselesi, işbu huzurdaki dava konusu ile benzer mahiyetteki bir davada Yargıtayın önüne gelmiş ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 09.04.2014 tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı kararı ve 14.05.2004 tarih, ... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile meseleyi şu şekilde değerlendirmiştir: - *...Kambiyo senetleri iflas sıra cetveline alacağın kaydı için tek başına yeterli delil teşkil etmez; kambiyo senedine dayanan Davacının alacağının varlığını ve miktarını, alt ilişkiyi gösterecek uygun delillerle ispatlaması gerekir. Kambiyo senedini ciro yolu ile elinde bulunduran alacaklının yetkili hamil olduğunu ispatlaması lazımdır (Deynekli, A./Kısa, S. Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, 3.b., Ankara 2005, s.716)- “...Davacı bono hamili, elindeki bonoların mücerret bir alacağı temsil ettiğini bu belgeler dışında ayrıca bir kanıt sunmasına gerek bulunmadığını iddia ederek bunlar dışında herhangi bir belgeye dayanmamıştır. Kayıt kabul davası hukuki niteliği itibariyle bir alacak davasıdır. Alacak davalarında alacağın varlığının kanıt yükü Davacıdadır. Kayıt kabul davalarında da, kanıt yükü yine Davacıdadır. Ne var ki, kayıt kabul davalarında mücerret bononun her zaman düzenlenmesi olanaklı bulunduğundan alacak davalarından farklı olarak kambiyo senetleri tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli değildir. Bu durumda Davacının alacağın varlığını inandırıcı ve birbirini doğrulayan diğer somut delillerle kanıtlaması gerekir. İhtisas Dairesi Yüksek 19.Hukuk ve Yüksek 12.Hukuk Daire'lerinin yerleşmiş ilke ve inançları bu doğrultudadır. (19.HD 12.12.1996 gün ve ..., 12.HD. 20.06.1986 gün ve ... sayılı kararı)...”- “Kayıt terkini davalarında ispat yükü üzerinde bulunan davalı alacaklının bonoya dayanan alacağının gerçek bir alacak olduğunu kanıtlaması gerekeceğini, Müflisin usulüne uygu tutulmamış olan ticari defterlerindeki kaydın, davalı alacaklı lehine önem taşımayacağını (19. HD, 27.05.1999 T, ...) - “Temlik sözleşmesinin taliki şarta bağlı olarak düzenlenmiş bulunması halinde, “şartın gerçekleştiği'nin davacı alacaklı tarafından ispat edilmesi gerekeceği” (19. HD, 05.12.1996 T. ....” Emsal Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, kambiyo senetlerinin ibrazı kayıt terkin davaları için yeterli delil teşkil etmemekte, lehtar bakımından temel ilişkinin ispatı, yetkili hamil ciranta bakımından ise senedin teslimine konu alt ilişkinin ispatı gerekmektedir. Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 21.05.2014 tarih...Esas ve...Karar sayılı kararında bu hususa ilişkin şu şekilde değerlendirmeler yapılmıştır: Kayıt terkin davalarında ispat yükü alacağının esasına, miktarına veya sırasına itiraz edilen alacaklıya aittir. Davalı alacaklı sıra cetveline kabul edilen alacağının varlığını ve miktarını usulüne uygun deliller ile ispatlamalıdır. Müflisin, davalının başlattığı takiplere itiraz etmemesi ve takibin kesinleşmesi, davacıyı bağlamaz. Müflis ile davalı alacaklı arasındaki borcun doğumunu ispat eden delil ve belgelerin mevcut olması gerekir. Eğer borcu doğuran sebep bir senede dayanıyorsa ve salt bu senet borcun varlığına kabule yeterli görülmüyorsa, davalı alacaklının alacağının varlığını ispatlayamadığı kabul edilmelidir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22.04.1999 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamı bu yöndedir. Senetler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli haleflerine karşı ileri sürüleceğinden, borçlu müflisi ile davalı arasındaki temel ilişkinin dışında kalan davacı üçüncü kişi bakımından bir ispat vasıtası olamazlar...” Somut olayda, sunulan deliller ve dosya içeriği de incelenerek Yargıtayın aradığı ispat faaliyetinin yerine getirilip getirilmediği buna bağlı olarak da Davalının alacaklı olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Davalı vekili alacaklı cevap dilekçesi ve sonrasında sunduğu beyan dilekçeleri ile Müvekkilinin dava dışı müflisten değil dava dışı taşeron .... AŞ'den alacaklı olduğunu ve bu alacağın ifası için dava dışı taşeron Şirket'in keşidecisi dava dışı müflis Şirket olan dört adet 900.000,00 USD tutarında bonoyu taraflarına verdiğini iddia etmiştir. Buna göre, Davalı Şirket'in kambiyo keşidecisi ile değil kambiyo lehtarı ile bir hukuki ilişkisinin bulunması gerektiği tespit edilmiştir. Yukarıda metinlerine yer verilen Yargıtay kararlarından da anlaşıldığı üzere Davalının taşeron ... Tic. AŞ'den olan alacağını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Davalı vekili 25.07.2023 tarihli beyan dilekçesi ile delillerinin; dosyaya sunulan sözleşme, ticari defterler, icra müdürlüğü dosyası, iflas dosyası, iflas masası kayıtları ve Müvekkilinin tüm defter ve kayıtlarından ibaret olduğunu beyan etmiş Öncelikle Davalı vekilinin delil olarak dayandığı ticari defterlerin ispat kabiliyetine ilişkin teorik açıklamalara yer verilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere, ticari defterler kesin delillerden olup ancak HMK m.222'deki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Bu koşullar aşağıda gösterildiği gibidir: - Her iki tarafın da ticari defter tutma yükümüne tabi kişilerden olması (HMK m.222/5 istisna olmak üzere), Uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari defterlerine geçirmesi gereken bir ticari işten kaynaklanması, - Delil oluşturması istenen ticari defterlerin Kanun'a uygun şekilde tutulması, - Ticari defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, Karşı tarafın ileri sürülen iddiayı kendi ticari defter kayıtları veya diğer kesin delillerle çürütmemiş olması Yargıtay uygulamasında, kural olarak, yalnızca ticari defterlerdeki kayıtlar alacağın varlığını ispatta yeterli görülmemektedir. İspat yükü üzerinde olan taraf, ticari defterlerine ek olarak alacağın varlığını gösterir dayanak belgeleri de sunmak zorundadır. Buna göre, dayanak belgeler sunulmaksızın yalnızca ticari defterler dayanak gösterilerek alacağın ispat edilemeyeceği değerlendirilmektedir. Başka bir deyişle somut olayda borca dayanak olan belgelerin incelenmesi gerekmektedir. Davalı vekili, kambiyo senedi altında yatan temel ilişkinin taşeron ... AŞ'den olan demir ve inşaat malzemesi satışından kaynaklandığını iddia etmiştir. Cevap ve beyan dilekçelerinde bu hususa ilişkin fatura ve teslim tutanakları olduğu iddia edilmişse de Heyetimiz tarafından yapılan incelemede Davalı tarafından bu hususa ilişkin mal/hizmetin ifa edildiğini gösterir teslim tutanağının sunulmadığı görülmüştür. İşbu açıklanan sebeplerle, davanın kayıt terkin davası olduğu ve bu tür davalarda yalnızca kambiyo senedi sunmanın alacağın ispatı yönünden yeterli olmadığı emsal Yargıtay içtihatlarından da anlaşıldığından ispat yükü üzerinde olan Davalı alacaklının alacağını usulüne uygun olarak ispat edemediği kanaatine varılmıştır. Son olarak ifade edilmelidir ki, kayıt terkini davasını açabilecek -bunda hukuki yararı bulunan- alacaklı, alacağının miktar ve sırasına itiraz edilen alacaklı ile aynı sırayı paylaşan veya sonra gelen sırada yer alan alacaklıdır. Bir alacaklının, kendisinden sonraki sırada yer alan alacaklının alacağına veya sırasına karşı bu davayı açmakta hukuki yararı yoktur. davacı ve davalının sıra cetvelinde dördüncü sırada olduğu görülmüştür. Bu itibarla davacının, aynı sırada yer alan davalı bakımından kayıt terkin davası açmasında hukuki yararı bulunduğu değerlendirilmektedir.1)Yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda ispat yükü üzerinde olan Davalının Yargıtay emsal içtihatlarında belirtilen şekilde alacağını ispat edemediği, 2) ... 2. İflas Müdürlüğü tarafından kabulüne karar verilen ve 4. sırada 5. no ile kaydedilen 7.070.137,69 TL tutarında alacağın terkinin gerektiği, "demişlerdir.
İstanbul 18.İHM ...Esas sayılı dosyada açılan dava dosyamızda davacı olan ...A.Ş lehine sonuçlanmış davacının reddine verilen karar kesinleşmiştir.
Alınan ilk rapora karşı yapılan 11/11/2025 tarihli ek raporda da bilirkişiler kök raporlarında geçtiği gibi davacının alacağını ispat edemediğini müflis şirketin iflas masasına yapılan 7.070.137,69-TL alacağın terkini gerektiğini beyan etmişlerdir.
Gerek alınan ilk rapor gerekse de bu rapora yapılan itirazlar üzerine alınan ek rapor mahkememize hükme esas alınmıştır. Raporlarda da izah edildiği üzere kayıt terkin davalarında kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret iseler de bunlar tek başına alacağın varlığının ispatına yeterli değildir. Yani bu senetlerin hangi alacak nedeniyle verildiğinin davalı tarafça ispat edilmesi gerekir. Davalı taraf bu bonoların hangi hukuki ilişkiye istinaden verildiğini ispat edememiş olup kayıt kabul davalarında mücerret bononun her zaman düzenlenme imkanı vardır. Müflis şirketin ve davalı şirketin usulüne uygun tutmuş olduğu ticari defterler ve diğer somut delillerle ispatı lazımdır. Yani bu tür davalarda Yargıtay davanın niteliği gereği ticari defterlerdeki kayıtları dahi davanın ispatı için yeterli görmemiş ek deliller ile ispatını aramıştır. Davalı taraf alacağın demir ve inşaat malzemesinin satışından kaynaklandığını iddia etmiş ise de buna ilişkin fatura ve teslim tutanaklarını sunmamış yani bu satışların (mal ve hizmetin) ifa edildiğini gösteren deliller sunulmamıştır. Sonuç olarak ispat yükü kendisinde olan davalı alacağını ispatlayamadığından davacının iflas masasına yapılan kayıt terkin davasının kabulü yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM;Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının KABULÜ ile davalı ...Şirketinin ... 2.İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı iflas masasının 4.sırasının 5 numarasına kaydı yapılan 7.070.137,69-TL'lik alacağının sıra cetvelinden TERKİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 27,70TL harcın mahsup edilerek 704,30-TL bakiye ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL peşin harç ve 27,70TL başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından harcanan 441,50 tebligat posta masrafı, 7.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.941,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Yürürlükteki AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davalı tarafından harcanan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.29/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.