mahkeme 2020/653 E. 2024/475 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/653
2024/475
25 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/653 Esas
KARAR NO : 2024/475
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/11/2020
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Şirketinin, davalı ... Şirketi ile davalı şirketin, müvekkili şirkete PVC profil çıtaları imalatı yaptırmak hususunda anlaşmaya varıldığını, davalı şirketin yapılan anlaşmaya aykırı davrandığını, kalitesiz ve bozuk ürünler göndermek suretiyle müvekkili şirkete ayıplı mal üretildiğini, davalı şirketçe üretilen PVC profil çıtıları üretici ve satıcı tarafından bildirilen ve olması gereken standartta yapılmadığını, kendisinden beklenen kullanımı sağlayamadığını, müvekkili şirketin PVC profil çıtalarının hangi kalitede ve nasıl olması gerektiğine dair davalı şirkete numune bırakıldığını, sipariş verilirken de bu malzemelerin nerede, nasıl kullanılacağı, hangi sıcaklığa dayanacağı ve benzeri hususların anlatıldığını, müvekkili şirketçe verilen numuneler de davalı şirket tarafından kontrol edildiğini, üretimin söylendiği gibi yapılacağını beyan edildiğini, müvekkili şirketçe üretilen PVC çıtalarının ayıplı olduğu karşı tarafa bildirildiğini, karşı taraf sorunu kabul edip üzgün olduklarını, yazışmalarda davalı şirketin PVC imalatı yapmadığı ve bu konuda uzman olmadığını, bu konuyu bilmediklerini, taraflarınca davalı şirkete ... 35. Noterliği aracılığıyla .... yevmiye numaralı... tarihli ihtarname gönderildiğini, varılan mutabakata ve ticari teamüle aykırı davranıldığını, müvekkili şirkete satılan malın ayıplı olduğu ve zararlarının karşılanmasını talep ettiğini, davalı tarafça bu sefer yazışmalardaki tutumun tam tersine, hatanın kendilerinden kaynaklandığına dair iddialarla ihtarnameye cevap verildiğini, davalı şirketin müvekkiline ayıplı mal satması nedeniyle müvekkilinin iş yapamadığını, tüm Avrupa'da iş yaptığı müşterilerini de kaybettiğini, taraflarınca işbu davadan önce arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere taraflar arasında akdedilen satım sözleşmesine aykırılık ve ayıplı mal satışı nedeniyle davacı müvekkilinin uğramış olduğu zararın tespiti ve vermiş olduğu zararlar ile satışa konu malın bedeli ile belirsiz olarak şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın, 25.000 TL manevi tazminatın davalıdan temerrüt tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, davalının mal kaçırma ihtimali bulunduğunu, bu sebeple malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firma inşaat, yapı, Alüminyum Paspas Sistemleri, Alüminyum Genleşme Derzleri, Alüminyum Profili, dilatasyon profilleri, pro - dizayn dekorasyon profilleri, viny duvar ve köşe koruma sistemleri, flymat paspas sistemleri, ve çeşitli plastik profiller ile çok farklı sektörlerin ihtiyacını karşıladığını, davaya konu üründen numune üretildiğini, bu numune, tarafları tanıştıran aracı ...'nın huzurunda davacıya teslim edildiğini, daha sonra davacı tarafın onayı ile ürün imal edildiğini, müvekkili firma, davacının sunmuş olduğu numuneye ve sipariş formunda yazan boyutlara uygun şekilde numune imal ettiğini, davacının numuneyi onaylaması üzerine esas üretime geçildiğini, müvekkili firma davaya konu ürünler için garanti ve özellik ihtiva eden unsur taahhüt etmediğini, her iki tarafında tacir olduğunu, bu hususta taraflar arasında yazılı veya sözlü bir kayıt bulunmadığını, ürünlerin garantili olduğu iddiasının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin zararı ve davacının beyanlarının kabul edilebilecek nitelikte olmadığını, davacının yaptırdığı tespit ve incelemelerin davaya esas teşkil edemeyeceğini, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının ön görülü tacir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, fazlaya dair tüm talep ve haklarının saklı kalması kaydı ile, davacının dava dilekçesinde belirttiği tüm hususlara itiraz ederek, haksız ve hukuka aykırı taleplerinin ve davasının reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
..., ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 27/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu,
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi ve teknik şartname uyarınca ayıp iddiasına dayalı zararın maddi ve manevi tazmini istemine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/02/1979 gün 1977/11-393 Esas 1979/80 Karar sayılı kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2013 tarih ve 2012/5835 Esas 2013/129 Karar sayılı ilamında esasları ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere; eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK'nın 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir.
Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir.
Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir.
6098 sayılı TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır. Bu külfetlerin yerine getirilmemesi iş sahibinin yükleniciye karşı sorumluluğunu gerektirmemekte, sadece ayıplı eser teslimi dolayısıyla sahip olduğu haklardan yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 477/1.maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zaman aşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ilamı). YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta, davacının dava dilekçesinde açıkca ticari satımdan kaynaklı ayıba dair seçimlik hakkını kullandığı, dava ve uyuşmazlık eser sözleşmesi ilişkisinde davalı yüklenicinin imal ettiği pvc ürünlerde dosya kapsamına ve taraf delillerine göre ayıp olup olmadığı, var ise ayıbın tespit edilebileceği süre de nazara alınarak makul sürede yükleniciye ihbar yapılıp yapılmadığının davacı yazışma ve ihbar delilleri de dikkate alınarak tespiti, yine var ise ayıbın TBK m.475/1-1 gereğince sözleşmeden dönmeye imkan verir nitelikte olup olmadığı, bu nitelikte bir ayıp halinin dahi var olup olmadığı, bu kapsamda taraf delilleri dosya kapsamındaki tanık anlatımları, yabancı mahkeme incelemesi ile elektronik posta yazışmaları da gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği ve uyuşmazlığın anılan noktalarda düğümlendiği anlaşılmaktadır.
Ayıp ihbarı maddi vakıa olup, şekil koşuluna bağlı olmaksızın tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceği, dosya kapsamına göre; her ne kadar davacı tarafça pvc ürünlerde ayıp olduğu iddia edilmişse de, ayıplı olduğu iddia olunan ürünlere ilişkin numune verilmediği, yabancı mahkeme incelemesinin takdiri nitelikte olduğu, davacının ayıp iddiasına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı gibi ayıp ihbarının yapıldığı tarihlerin de belirsiz olduğu, bu itibarla ayıbın mahiyeti de tespit edilemediğinden ayıp ihbarının yasal süresinde yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, ayıbın tespiti yapılamadığından sözleşmeden dönme koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilemediği, nitekim bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27/05/2024 tarihli bilirkişi raporu ile de ürünün ayıplı olup olmadığının, süresi içinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığının ve ayıbın TBK m.475/1-1 gereğince sözleşmeden dönmeye imkan verir nitelikte olup olmadığı değerlendirmesinin mümkün olmadığına dair kanaat bildirildiği, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine ve davacı tarafa yapılan kesin ihtarlara ve oluşturulan ara kararlara rağmen kanaat oluşmasını sağlayabilecek herhangi bir delil ibraz edilmediği, davada ayıba ilişkin ispat yükünün davacıda olduğu ve fakat davacı tarafça bu iddianın usulüne uygun delillerle ispat edilemediği kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamında dinlenen tanıklardan bir kısmının beyanlarında ürünlerin beyaz olması gerekirken siyah çıktığının belirtildiği, anılan şekilde bir ayıp olduğunun kabul edilmesi halinde dahi bu ayıbın açık ayıp mahiyetinde olacağı ve derhal satıcıya bildirilmesi gerektiği, oysa ihbarın uygun bir süre içinde yapılıp yapılmadığının tespitinin mümkün olmadığı; bununla birlikte her ne kadar tanıkların gerçeği söylemeleri asıl ise de tanık anlatımlarının birbiriyle çeliştiği, zira talep edilen ürünlerin renklerine ilişkin beyanların dahi birbiriyle farklılık gösterdiği; tanıklardan bir kısmının ise ürünlerde lekelerin olduğunun ve bunların ufak rötuşlarla giderilebileceğinin bildirildiğini beyan ettiği ve bu yöndeki bir ayıbın sözleşmeden dönmeye imkan verir mahiyette olmadığının kabulünün gerekeceği bu durumda dahi davacının ayıp iddiasının sübut bulmayacağı değerlendirilmiştir.
Öyleyse, taraf iddia ve savunmalarına, ibraz olunan ve toplanan delillere, tanık anlatımlarına, bilirkişi heyet raporuna, yabancı mahkeme tespitine ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesinden kaynaklı davacının ayıp nedeniyle sözleşmeden dönmeye ilişkin iddiasının sübut bulmadığı, bu durumda açılan davanın reddi gerektiği kanaatine varılmakla takdire bağlı aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : İzah olunan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 1.707,75-TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 1.280,15-TL-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 16.431,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi tazminat istemine göre hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminat istemine göre hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/06/2024
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.