mahkeme 2020/236 E. 2025/570 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/236

Karar No

2025/570

Karar Tarihi

15 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2020/236
KARAR NO : 2025/570

DAVA : TAZMİNAT (Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin ZMSS Poliçesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/05/2020
KARAR TARİHİ : 15/09/2025

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in davacı küçük ...'in annesi olup gebelik takibinin davalı sigorta şirketi nezdinde ... tarih ve ... no.'lu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ... tarafından yapıldığını, sigortalı doktorun gebe olarak takip ettiği davacı anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük ...'in down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, oysa down sendromu gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de 2827 SK'na göre gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür türü olduğunu, Yargıtay'ın bilgilendirme yapmayarak gebeliğin sonlandırılması imkanının elden alınması halinde doktorun kusurlu ve sorumlu olduğunu kabul ettiğini, Yargıtay'ın genel olarak başkaca hiçbir hususa bakmadan aydınlatma yapılmayan tıbbi müdahaleleri hukuka aykırı ve doktoru da zarardan sorumlu gördüğünü (Emsal: Yargıtay 13.HD.nin 04.07.2018 tarih ... E.... K., aynı dairenin 16.02.2017 tarih ve ... E. ...K.), Yargıtay'ın gebelikte saptanamayan özürlere ilişkin davaların nasıl çözümlenmesi gerektiğini hükme bağladığını, Gebelikte tam sonuç vermeyen ve tam sonuç veren testlerle ilgili hastanın bilgilendirildiğine dair dosyada belge olup olmadığının belirlenmesi, akabinde özrün gebelikte tespit edilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi, tespiti mümkün ise gebeliğin 10. haftasından sonra da gebeliğin sonlandırılması mümkün olan özürlerden olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini (Emsal: Yargıtay 13 HD.nin 28.04.2014 tarih ve ... E. ... K., aynı dairenin 24/10/2017 tarih ve ...E. ...K. 22.03.2017 tarih ve ... E....K.), Down Sendromunun hayat boyu devam eden, kişiyi sürekti başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olup öncelikle müvekkili küçüğün bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığı ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını, keza TBK.nun 56/2.maddesi gereğince bedensel zarara düçar olan kimsenin yakınlarına da manevi tazminat ödeneceğinin öngörüldüğünü, küçüğün annesi ... ve baba ...'in de hayat boyu çocuklarını down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceklerini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları mahfuz kalmak kaydıyla küçük ... için 10.000 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı, 40.000 TL manevi tazminat, anne ... için 20.000 TL manevi tazminat, baba ... için 20.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 90.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ilesbirlikte davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevabında; Davacı tarafın delillerinin HMK’nun 121. Madde hükmüne aykırı olarak tebliğ edilmediğini, bu nedenle davaya karşı cevap ve delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, poliçe limitleri ile sorumlu olduklarını, sigortalılarının herhangi bir mesleki faaliyeti sebebiyle meydana gelen bir zarar bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinden kaynaklan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Taraflar arasında sigorta poliçesinin varlığı, davacı annenin hamileliği sonucunda davacı küçüğün doğduğu hususlarında tartışma bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; davacı küçükteki rahatsızlığın (down sendromu) hamilelikte saptanabilecek bir rahatsızlık olup olmadığı, öyle ise gebeliğin sonlandırılması tercihinin sunulması bakımından gerekli bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı ve tazminat miktarı konusunda toplanmaktadır.
Olaya ilişkin tüm tıbbi kayıtlar, tedavi belgeleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin kolluk araştırma sonuçları ve alınan bilirkişi raporları, toplanan sair deliller, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı küçük ...'teki özrün niteliği, ne tür bir özürlülük durumunun olduğu, bir takım test ve tahlillerle mevcut özrün hamilelikte tespitinin mümkün olup olmadığı, ilgili doktor tarafından 21/01/2019, 01/04/2019 ve 02/05/2019 tarihlerinde davacı annenin muayene edildiği bildirildiğinden, hamileliğin bu aşamasında tahlil ve test sonuçlarının tamamlanma aşaması da dikkate alınarak, hamileliğin sonlandırılma ihtimalinin sağlık açısından mümkün olup olmadığı, herhangi bir risk bulunup bulunmadığı, söz konusu özrün yol açtığı maluliyet oranının ne olduğu, doktora atfedilebilecek bir kusur bulunup bulunmadığı, var ise oranı, doktorun eylemi ile sonuç arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususlarında Adli Tıptan rapor istenmesine karar verilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7.İhtisas Kurulunun... tarih ve ... sayılı raporu ile "...Vücut hücrelerindeki kromozom sayısındaki fazlalıktan kaynaklanan genetik bir anormallik olan Down Sendromu tarama testlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testlerin tarama niteliğinde olduğu, bu testin yapılması durumunda doğacak bebekte Down Sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre USG sonuçlarını göz önüne alarak bir risk oranı belirlendiği, tarama testlerinin sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka Down Sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte Down Sendromu görülebileceği, test sonucunun yukarıda söz edilen parametrelere göre kaç gebenin birinde karşılaşabileceğini gösterdiği, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniyosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, tanı koydurucu olan bu ileri girişimsel tetkiklerde %1 oranında düşük riski olduğu, kişinin gebelik takipleri sırasında başvurduğu başka hastanede üçlü tarama testi yapıldığının anlaşıldığı, dosyada ilgili tetkike ait risk düzeyi bulunmadığından gebeliğin risk durumuna yönelik değerlendirme yapılamamakla beraber aynı hastaneye 18/01/2019 tarihli başvurusunda Perinatolojiye yönlendirildiğinin kayıtlı olduğu, davacı vekilinin dilekçesinde; kişinin gebelik takipleri sırasında Down Sendromuna ve tarama testlerine yönelik bilgilendirilmediği iddia edilmekle beraber kişinin dava konusu hastaneye 21/01/2019 tarihli başvurusunda; üçlü test önerildiğinin ve kişinin kabul etmediğinin kayıtlı olduğu, 01/04/2019 ve 02/05/2019 tarihli başvurularında kayıtlı bulgulara takip edilmesinin uygun olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; kişinin tanı, tedavi ve takibinde yer alan hekimin ve sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin organizasyon hatasının saptanmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." denilmiştir.
Adli tıp raporunda da işaret edildiği üzere Down Sendromu tarama testlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik değildir. Kişilerin isteğine ve kabulüne bağlıdır. Tarama niteliğinde olduğu belirtilen bu testin sonucunda da doğacak bebeğin Down Sendromlu olup olmayacağı yönünde kesin bir sonuç vermediği anlaşılmaktadır. Bu testlerle risk oranınının belirlendiği, sonuçların risk sınırı üzerinde çıkması halinde dahi bebeğin kesin olarak Down Sendromlu olacağı anlamına gelmediği, risk sınırının altında olan test sonuçlarına rağmen bebeğin Down Sendromlu doğabileceği belirtilmektedir. Risk sınırının üstünde bir değer çıkması halinde amniyosentez gibi ileri tetkikler önerilebilmektedir. Davacı annenin gebelik takipleri sırasında başvurduğu başka hastanede üçlü tarama testi yapıldığı, ilgili tetkike ait risk düzeyi bulunmadığı, 18/01/2019 tarihli başvurusunda Perinatolojiye yönlendirildiği, 21/01/2019 tarihli başvurusunda üçlü test önerildiğinin ve kişinin kabul etmediğinin kayıtlı olduğu, 01/04/2019 ve 02/05/2019 tarihli başvurularında kayıtlı bulgulara takip edilmesinin uygun olduğu belirtildiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay kararlarında da işaret edildiği üzere davacı çocuk ... yönünden; Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12. maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17. maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan ... tarihli, ... sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10. maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17. maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ...'in de yararlanacağı şüphesizdir. Açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk hakkındaki taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir (Emsal: Yargıtay 11.HD.nin 06.02.2025 tarih ve ...E. ...K. İle 16.05.2024 tarih ve ... E. ... K. İle 11.09.2024 tarih ve...E.... K.)
Davacı anne ve baba yönünden ise; davacıların 21/01/2019 tarihli başvurusunda üçlü test önerildiğinin ve kişinin kabul etmediğinin kayıtlı olduğu adli tıp raporu ile tespit edilmiştir. Ancak davacıların bu talebi reddetmesinden yola çıkarak, tarama testi ve sonuçlarından bilgilendirildiği anlamı çıkarılamaz. Sonuçta onam formu düzenlenmediği gibi, davacı anne ve babanın şifai olarak bilgilendirildiğine ilişkin bir kayıt da yoktur. Bu durumda uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkiler, komplikasyonlar ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskler konusunda bilgilendirmenin, davalının sigortalısı hekim tarafından davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığının, davacı anneyi bu şekilde aydınlatma yükümlülüğü bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen sigortalı hekim, davacı çocuğun down sendromlu olarak doğmasından dolayı değil, bu kapsamda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışından dolayı sorumlu olduğu, davacı tarafça somut olayda davalının sigortalısı hekimin kusuruna dayanılmamış olup aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedenine dayanıldığı, bu nedenle kusur incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiştir. Hekimin sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında meydana geldiği anlaşılan zarardan sorumlu tutulmasında uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından avans faizine hükmedilmesinin de yerinde olduğu kabul edilerek, davacı anne ve babanın olay nedeniyle duydukları üzüntü ve acı ile bozulmuş olan ruhsal sağlıklarını bir nebze de olsa tekrar sağlamak için tarafların sosyal ve ekonomik şartları, paranın olay tarihi itibariyle satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili Yargıtay 11.HD.nin içtihat değişikliği nedeniyle küçük çocuk hakkındaki davanın reddine karar verilecek ise davayı açtıklarında bu tür davaların kabul ile sonuçlandığını, bu nedenle dava açtıklarını belirterek içtihat değişikliği nedeniyle yargılama giderlerine ve avukatlık ücretine hükmedilmemesini istemiş ve 15.09.2025 tarihli beyan dilekçesi ile de Yargıtay 9.HD.nin içtihatlarını sunmuş ise de söz konusu kararların işçilik alacaklarına ilişkin olup, bu davalarda işverene karşı çok zayıf durumda olan işçinin korunmasına yönelik olmak üzere evrensel açıdan hakkaniyete uygun olacağı düşüncesi ile içtihatlar oluşturulduğu, bu içtihatların iş mahkemelerinde yapılan yargılamalar ile ilgili olduğu, ticari davalarda uygulanmasının söz konusu olmadığı, ortada yasa değişikliği olmadığı, davanın başında davanın kazanılmasının kesin olarak öngörülmeyeceği, Yargıtay 11.HD.nin de bu yöndeki içtihatlarına rastlanamadığı gözlendiğinden davacı vekilinin görüşüne iştirak edilmemiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
A-Davacı çocuk ... Yönünden;
Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin REDDİNE,
B-Davacılar anne ... ve baba ... Yönünden;
Davacıların manevi tazminat taleplerinin KABULÜNE,
Her bir davacı için ayrı ayrı 20.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 07/05/2020 tarihinden geçerli avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
1)HARÇ
Davanın başında maddi ve manevi tazminat isteminin toplamı 90.000,00-TL üzerinden toplam 307,40-TL peşin harç yatırıldığı, maddi tazminat istemi olan 10.000,00-TL'ye isabet eden peşin harç tutarının 7,59TL; manevi tazminat istemi olan 80.000,00-TL' ye isabet eden peşin harç tutarının 299,80-TL olduğu anlaşılmakla; (7,59 TL + 299,80 TL = 307,40 TL ) ayrı ayrı hesaplama yapılması gerekmiştir.
1.1.Maddi tazminat yönünden reddedilen dava değeri (10.000,00 TL) üzerinden alınması alınması gereken 683,10-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 7,59-TL'nin mahsubu ile eksik kalan bakiye 675,51-TL harcın davacı ... 'ten alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
1.1.1. Manevi tazminat yönünden reddedilen dava değeri (40.000,00 TL) üzerinden alınması alınması gereken 2.732,40-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 163,18-TL'nin mahsubu ile eksik kalan bakiye 2.569,22-TL harcın davacı ... 'ten alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
1.2.Manevi tazminat yönünden kabul edilen dava değeri (40.000,00 TL) üzerinden alınması gereken 2.732,40-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
1.3. Manevi tazminat yönünden davacı ... tarafından yatırılan 68,31-TL peşin karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde tarafa İADESİNE,
1.4. Manevi tazminat yönünden davacı ... tarafından yatırılan 68,31-TL peşin karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde tarafa İADESİNE,
2) VEKALET
2.1. Davalı ... Sigorta A.Ş. Yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden davacı ...'in reddedilen maddi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AATÜ'nin 13/1,2 maddeleri uyarınca belirlenen 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ... 'ten alınarak DAVALI ... SİGORTA A.Ş'YE VERİLMESİNE,
2.2. Davalı ... Sigorta A.Ş. Yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden davacı ...'in reddedilen manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AATÜ'nin 10/1 ve 13/1 maddeleri uyarınca belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ... 'ten alınarak DAVALI ... SİGORTA A.Ş'YE VERİLMESİNE,
2.3. Davacı ... yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat talebi yönünden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AATÜ'nin 10/1 ve 13/1,2 maddeleri uyarınca belirlenen 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak BU DAVACIYA VERİLMESİNE,
2.4. Davacı ... yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat talebi yönünden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AATÜ'nin 10/1 ve 13/1,2 maddeleri uyarınca belirlenen 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak BU DAVACIYA VERİLMESİNE,
3) YARGILAMA GİDERİ
3.1. Davacılar tarafından sarf edilen 307,40-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı, 7,80-TL vekalet harcı, 3.863,00-TL delil avansı ve 2.485,75-TL gider avansı ücreti olmak üzere toplam 5.398,65-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.399,40-TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kalan bakiye 2.999,25-TL'sinin DAVACILARIN KENDİ ÜZERİNE BIRAKILMASINA,
3.2. Davalı tarafından sarf edilen 19,90-TL vekalet harcı giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 19,00-TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kalan bakiye 0,28-TL'sinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/09/2025

KATİP
¸e-imzalıdır

HAKİM
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim