mahkeme 2017/370 E. 2024/157 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2017/370
2024/157
27 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/370 Esas
KARAR NO : 2024/157
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/04/2017
KARAR TARİHİ : 27/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ve oğlu ...'ın 12/06/2012 günü yolun karşısına geçerken, davalı ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu hayati tehlike geçirecek, basit bir müdahale ile giderilmeyecek ve vücutlarında kırık meydana gelecek şekilde yaralandığını, müvekkili ... ve oğlu ...'ın olay sonrası hastaneye kaldırıldığını, her iki yaralının da hayati tehlikesi bulunduğunu, ...'ın kaza sonucu vücudunda kemik kırıklıkları meydana geldiğini ve iyileşme süresi boyuncu kendisinin bakım ve gözetimine ihtiyacı olan 2 yaşındaki oğlu ...'in bakımını yapamadığını, iyileşme süreci uzun süren müvekkilinin bu süreçte tedavi masraflarında bulunduğunu, hastane masraflarını ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile tedavi giderleri ve kazanç kaybı olarak müvekkili ... ve oğlu ... lehine ayrı ayrı 5.000 TL olmak üzere maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin kaza sonucu psikolojik ve ruhsal yönden çöküntü yaşadığını, aynı şekilde ...'in de kaza sebebiyle yaşadığı acı ve üzüntü nedeniyle manevi zararın tazmininin gerektiğini, ...'ın eşi ...'ın eşi ve çocuğunu kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, büyük bir üzüntü yaşadığını, müvekkillerinin çektiği elemin bir nebze hafifletilmesi için her üç müvekkili lehine ayrı ayrı 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini, yaralamalı kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın, kaza tarihinde davalı ...Ş'ye sigortalı olduğunu, davalı ... şirketinin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi açısından sigorta poliçesinin celbini talep ettiklerini, davanın kabulünü, tedavi giderleri ve iş görememe neticesi kazanç kaybı için her müvekkili aleyhine olası kusur oranı tenzil edildikten sonra fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ... ve ... için ayrı ayrı 5.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davalı ... şirketi yönünden maddi tazminat taleplerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte poliçe limitleri dahilinde müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava: Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça müvekkili şirkete yapılan başvuruya istinaden şirket nezdinde... numaralı hasar dosyası açılmışsa da yukarıda sayılan ibrazı zorunlu evrakların eksik olduğunu, yeterli değerlendirme yapılamadığını, eksik olan evraklar yasal süresi içinde davacı yana bildirildiğini, ancak davacı tarafça eksikliklerin giderilmediğini, bu nedenle de ödeme yapılamadığını, müvekkili şirkete yapılan başvurunun KTK'nın 97.maddesi kapsamında geçerli bir başvuru sayılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle davacının talep ettiği geçici iş göremezlik giderinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, zira bu hususta sorumluluğun sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu, davacının herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacı yanın gelir durumu somut belgelerle ispat etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu, davacı yanca, müvekkili şirkete geçerli bir başvuru yapılmadığını, dolayısıyla başvuru şartı yerine getirilmediğinden müvekkili şirketin temerrüdüdünün söz konusu olmadığını, mahkememizce faize hükmedilmesi halinde faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, aleyhlerine açılan davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava: Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Açılan dava haksız ve mesnetsiz olduğunu, istenilen maddi ve manevi tazminatın karşılığının olmadığını, işbu davanın usulden ve esastan reddi gerektiğini, davaya zamanaşımı yönünden itiraz ettiklerini, davaya konu olayın 12/06/2012 tarihinde meydana geldiğini, ... 51.Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı kararının 09/12/2014 tarihinde kesinleştiğini, davacının kesinleşmeden yaklaşık 3 yıl sonra iş bu davayı ikame ettiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler gözönüne alınarak davanın usulden reddi gerektiğini, davanın müvekkili ...yönünden husumetten reddi gerektiğini, müvekkili Mehmet Şahin'in, 12/06/2012 saat 10:30'da meydana gelen kazaya sebebiyet veren ... plaka no'lu aracın maliki olduğunu, kaza esnasında aracı kullanan sürücü ... olduğunu, müvekkilinin davaya konu kazayla hiçbir ilgi ve alakasının bulunmadığını, müvekkili aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilesini talep etmiştir.
Davacılar vekilinin 22/05/2023 tarihli dava değeri arttırım dilekçesinde özetle; ... için: 2.134,87 TL geçici iş göremezlik zararı, 55.591,96 TL sürekli iş görmezlik zararı, 976,18 TL bakıcı gideri olmak üzere 58.703,01 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte - davalı ... şirketi yönünden maddi tazminat taleplerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte- davalılardan müteselsilen tahsiline, ... için: 5.000,00 TL maddi , 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte - davalı ... şirketi yönünden maddi tazminat taleplerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte- davalılardan müteselsilen tahsiline, ... için :15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerleri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekilinin 27/11/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; 2.134,87 TL geçici iş göremezlik zararı, 72.927,12 TL Sürekli iş görmezlik zararı, 976,18 TL bakıcı gideri olmak üzere ... 76.038,17 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte - davalı ... şirketi yönünden maddi tazminat taleplerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte- davalılardan müteselsilen tahsiline, dava ,harç arttırım ve ıslah dilekçelerimizdeki taleplere göre davanın kabulüne mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
... 51. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası aslı,
İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun ... tarih, ... sayılı raporları,
İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun ... tarih, ... sayılı raporları,
... ve ... tarafından 04/11/2021 tarihinde hazırlanan bilirkişi heyet raporu,
... ve ... tarafından 07/02/2023 tarihinde hazırlanan bilirkişi heyet ek raporu,
... ve ... tarafından 08/09/2023 tarihinde hazırlanan bilirkişi ek raporu, celp edilerek dosya arasına alındı.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, trafik kazasından kaynaklı kalıcı iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminat tazmini istemine ilişkindir.
Davanın Niteliğine Yönelik;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107.maddesi ile 1086 sayılı HUMK'da bulunmayan ''belirsiz alacak davası'' türü kabul edilmiş olup alacaklının belirsiz alacak davası açabilmesi için, dava açacağı miktarı ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı veya bu durum objektif olarak imkansız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tesbit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukuki yarar aranacak olup böyle bir durumda hukuki yararın bulunduğundan söz edilemez (Prof. Dr. Baki Kuru, Medeni Usul hukuku Ders Kitabı 2011 Baskı sf.277).
Dosya kapsamına göre davanın niteliğinin, maluliyet ve tazminat miktarının ya da değerinin tam ve kesin olarak belirlemesinin davacıdan beklenilmesinin mümkün olmamasına göre (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi 2021/360 Esas 2021/703 Karar), davanın belirsiz alacak olarak açılmasında usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı görülmekle dava bu yönde görülmüş, sunulan 22/05/2023 tarihli dilekçe değer artırım dilekçesi, 27/11/2023 tarihli dilekçe ise ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiştir.
Haksız Fiile ve Maddi Tazminat İstemine Yönelik;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre tazminat davası için, genel olarak, hukuka aykırı bir fiilin varlığı, failin kusuru (meğer ki kusursuz sorumluluk hali somut olayda bulunmasın), bir zararın meydana gelmesi ve meydana gelen zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağının olması gerekir. Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; fiil, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve zarar unsurlarının tümünün birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Uyuşmazlığa konu somut olayda, 12/06/2012 tarihinde davalı sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki, davalı ... adına tescilli, davalı ...Ş. tarafından 08/03/2012-08/03/2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ölüm ve sakatlık hallerinde kişi başına azami 225.000,00-TL limitli... numaralı ZMS (Trafik) sigorta poliçesi ile teminat altına alınmış, ... plakalı ticari otomobil ile seyir halinde iken aracın ön kesimleri ile sol tarafından kaplama üzerine çıkıp içinde 2 yaşındaki ...'ın bulunduğu bebek arabası ile karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı ...'a çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiği, olayda ... ile ...'ın yaralandığı, haksız fiilin özel bir türü olan trafik kazası nedeniyle tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla kusur, zarar ve illiyet bağına ilişkin yapılan araştırmalar ile maddi tazminata ilişkin tüm koşulların oluştuğu kabul edilmiştir.
Mevcut Delil Durumuna ve Raporlara Yönelik;
Kural olarak trafik kazası sonucu çalışma gücünün kaybedildiği iddiasına yönelik maddi tazminat istendiğinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının, kazadaki kusur oranının ve tarafların ekonomik durumunun belirlenmesi gerekir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede, ... 51.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından söz konusu haksız eylem nedeniyle yürütülen yargılama neticesinde davalı davalı ... hakkında davacılara karşı birden fazla kişiyi taksirle yaralama suçunu işlediğinden bahisle 3.000,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Toplanan tüm delillere göre uyuşmazlık konusu trafik kazasında tarafların kusur durumunun tespiti için dosyada tanzim edilen rapor ile, önlenebilir veya sonuçları nispeten azaltılabilir nitelikteki olayda aksine davranarak yönetimindeki ... plakalı ticari otomobil ile 50 km/saat azami hız sınırlamalı meskun mahal cadde yolunun icap ve şartlarına uygun olmayan bir hızla seyir halinde olan, yolun yaya geçidi bulunmayan kesiminde yayalara nazaran ilk geçiş hakkına sahip olmasına yavaşlamadan yaklaşan, tehlikeleri ön görmeyen, müteyakkız davranmayan, yolun solundan karşıdan karşıya geçmek isteyen yayayı dikkate almayan, kontrol altında tutmayan, korna veya selektör gibi işitsel ve görsel donanımlarını kullanarak varlığı hususunda uyarmayan, gerekirse durup tehlike bölgesinden uzaklaşmasını beklemeyen, zamanında etkili fren veya direksiyon manevra tedbiri uygulayamayan, uyguladığı anda ise süre ve mesafe nedeniyle etkisiz kalan, emniyetle duramayacak mesafede yaklaştığı esnada da otomobilin ön kesimleri ile elinde çocuk arabalı yayaya çarpmak durumunda kalan, dikkatsiz, özensiz ve tedbirsiz davranan davalı sürücü ...'nun olayın meydana gelmesinde ve dava konusu zararın doğmasında ve artmasında %35 (yüzde otuzbeş) oranında tali kusurlu olduğu; yolun kaşrısına geçmeden önce için sağ tarafından doğru düz yaklaşmakta olan otomobili, hızını, mesafesini, konumunu dikkate almayan, tehlike ve riskleri ön görmeyen, müteyakkız, tedbirli ve emniyetli davranmayan, kendi can güvenliği ve sağlığına azami dikkat ve özeni göstermeyen, geçiş hızını ayarlamayan, gerekirse durup otomobilin geçmesini beklemeyen, kendisini emniyetli bölgeye zamanında sakınamayan, yolu ve çevresini gereği gibi etkin şekilde kontrol etmeyen, ilk üç şeridi diğer taşıtların önünden kazasız geçip sağ şerit içerisinde girerek kaldırıma çıkmasına yaklaşık 1,5-2 metre mesafe kala emniyetle duramayacak mesafede yaklaşan ticari otomobilin önüne tehlike bölgesine doğru ilerlediği anda da sadmesine maruz kaldığı anlaşılan, dalgın, dikkatsiz, tedbirsiz, kontrolsüz ve özensiz hareket eden davacı yaya ...'ın olayın meydana gelmesinde ve yaralanması ile sonuçlanmasında, dava konusu zararın doğmasında ve artmasında %65 (yüzde altmışbeş) oranında asli kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği; nitekim düzenlenen raporun ceza yargılaması sırasında alınan ATK raporu ile uyumlu olduğu anlaşıldığından, hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır.
Yargıtay uygulamasında kabul olunduğu üzere, haksız fiil sonucu sürekli iş göremezlik kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise, Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Dosya kapsamında, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 25/07/2022 tarih 10373-A karar numaralı raporunda davacı ...'ın geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının; sürekli maluliyetine neden olacak maluliyet oranının %5.1 (beşnoktabir) olduğu, iyileşme/geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, 3 (üç) ay süreyle bakıma muhtaç olduğu; Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 25/07/2022 tarih 10373-B karar numaralı raporunda davacı ...'ın geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, %0 (yüzdesıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği ve 1 (bir) ay süreyle bakıma muhtaç olduğu hususlarının mütalaa edildiği tespit edilmiştir.
Dosya son olarak davacılar ... ve ...'in sürekli ve geçici iş göremezlik zararına ilişkin tazminat alacağının hesaplanması için aktüerya bilirkişisine gönderilmiştir. Davacı ...'in 2.134,87-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 72.927,12-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 976,18-TL bakıcı gideri tazminatına hak kazandığı, davacı ...'in ise sürekli maluliyetinin bulunmadığı hususlarının bildirildiği, anılan raporun bilimsel verilere ve içtihatlara uygun olarak tanzim edildiği, dosya kapsamı ile uyumlu olduğu ve bu itibarla hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır.
Kusura ve Sorumluluğa Yönelik;
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" yine aynı Kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" hükmü yer almaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan müteselsil borçluluğun bir türü olup aynı zararın oluşumunda rolü olan birden fazla kimsenin tazminatın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu ve zarar görenin dilediği sorumludan tazminatın tamamını veya bir kısmını talep edebileceği sorumluluk türüdür.
Zarar gören, zararın tamamını veya bir kısmını dilediği sorumlu veya sorumlulardan talep edebilir. Bu husus Hukuk Genel Kurulu'nun 24/06/1983 tarih 1981/9-533 Esas 1983/724 Karar sayılı kararı ile "Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK.'nun 61.maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163.maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz. Çünkü Hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26.maddesi buna engeldir" şeklinde kabul edilmiştir.
Birden fazla kimseyi müteselsil sorumlu tutmak isteyen zarar gören, bu kimselere karşı dava açarken bu niyetini göstermesi, dava dilekçesinden müteselsil sorumlu tutmak istediği kişiyi göstermesi gerekir. Hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup teselsülden yararlanma hakkı zarar görene ait olduğundan zarar gören bu hakkı kullanmadıkça mahkeme onun yararına teselsül kuralını kendiliğinden uygulayamaz.
Yine 6098 sayılı TBK'nın 61.maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.
Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7214 Esas 2019/2775 Karar, 2016/7805 Esas 2019/3209 Karar).
Ayrıca; ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususlarının doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kabul edilmekte olduğu, bunun yanında, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıdığı, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 23/01/1985 tarih 1983/10-372 Esas 1985/21 Karar) ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgular hakkındaki kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturacağı, bunun nedeninin, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasından kaynaklandığı, (Mustafa Çemberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s. 22 vd; Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, S. 844; YHGK'nın 28.03.2012 gün ve 19-24 esas, 243 karar sayılı ilamı) böylece, kural olarak hukuk hakiminin ceza yasasındaki hükümlerle ve ceza hakiminin kararıyla bağlı tutulmadığı, ancak ceza yargılamasındaki mahkumiyet kararı, kusurun takdiri ve zarar tutarının saptanması konusunda hukuk hakimini bağlamaz ise de; mahkumiyet kararı, eylemin haksızlığını ve sanık tarafından işlendiği hususları hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir.
Bu bilgiler ışığında somut olayı incelediğimizde; davacı taraf, dava dilekçesinde açıkça davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmasını istediği, davalıların açıklanan kanun hükümleri gereği müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, teselsül hükümlerine dayanıp müteselsilen tahsilin istendiğine göre zararın belirlenmesinde kusur oranları gözetilerek sigorta şirketinin ve karşı araç malik ve sürücüsünün sorumluluklarının kusur oranında (%35) sorumluluk olduğu belirlenmiş ve bu ilkelere göre tazminatların tahsiline karar verilmiştir.
Manevi Tazminata Yönelik;
Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi 2021/761 Esas 2021/885 Karar).
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 23/06/2004 tarih 13/291-370)
Trafik kazalarında maddi zararın yanı sıra mağdurun manevi zararının da ortaya çıkacağı gerçektir. Kaza gibi asla istenmeyen maddi ve manevi varlığımızı ve bütünlüğümüzü tehlikeye sokan bir durumun bir takım manevi zararları da olacaktır. Çekilen acı, üzüntü, korku, endişe, manevi zarar olarak açıkladığımız olguların başında gelmektedir. Mağdur kaza sonucu yaralanmışsa kaza sebebi ile yaşadığı korkunun üzüntünün çektiği acılar onun manevi varlığında meydana getirdiği zararın tazmini talep edebilir. Bu nedenle yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, davacıların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumu, tespit edilen kusur oranı, Adli Tıp Kurumu raporları ile tespit edilen davacıların trafik kazası sonucunda geliştiği bildirilen geçici ve kalıcı maluliyet düzeyi, haksız fiilin meydana geldiği tarih, olayın oluş şekli dikkate alındığında, davacı ... lehine 10.000,00-TL, davacı ... lehine 6.000,00-TL, davacı ... lehine 5.000,00-TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmakla manevi tazminat takdir olunmuştur.
Zamanaşımı Def'ine Yönelik;
6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.
Mutlak nitelikteki "uzun süreli zamanaşımı"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Diğer bir anlatımla iki yıllık zamanaşımı süresi on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih 2017/3-2786 Esas 2017/2016 Karar)
6098 sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.
Dava konusu olayda, davacının yaralanmasıyla sonuçlanan kaza 12/06/2012 tarihinde meydana gelmiş, dava 17/04/2017 tarihinde açılmış, ıslah 27/11/2023 tarihinde yapılmıştır.
Bu nedenle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66.maddesi uyarınca öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup ıslah tarihi itibariyle ceza zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. Ancak bazı durumlarda zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihe göre ceza zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile davacının zararını tam anlamıyla öğrenememesi söz konusu olabilir. Bu nedenle zararı öğrenme ile amaçlanan şeyin ne olduğu ve buna göre zamanaşımı süresinin hangi tarihte başlayacağı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Kısa süreli zamanaşımının başlaması için zarar görenin zarar ile birlikte zararın sorumlusunu da öğrenmesi gerekir. Zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması, bu iki koşulun da gerçekleşmesine bağlıdır. Bu koşullardan birinin gerçekleşmemesi hâlinde zamanaşımı süresi işlemeye başlamaz. Zarar ve tazminat sorumlusundan hangisi daha sonra öğrenilirse, zamanaşımı süresi son öğrenme gününden itibaren işlemeye başlar. Belirtmek gerekir ki, kısa süreli zamanaşımının işlemeye başlaması için zarar görenin, zarar veren eylem veya olayı değil, zararı öğrenmesi gerekir.
Zarar, zarar verici fiil veya olayın zarar görenin hukuki varlık ve değerleri üzerindeki olumsuz etki ve sonuçlardır. Zararın öğrenilmesinden amaç, zarar verici olayı değil, zararın varlık ve niteliğini, unsurlarını, kapsamını öğrenmektir. Zararın varlığı ve bütün unsurları öğrenilmeden, zarar görenin dava yoluyla talep edeceği tazminat hakkında yeterli bir değerlendirme yapamayacağı açıktır. Hukuka aykırı bir eylem işlenilmesine karşın, onun doğuracağı zarar henüz ortaya çıkmamış, zararın ortaya çıkması için eylem tarihinden itibaren bir takım etkenlerin gerçekleşmesi veya belli bir zamanın geçmesi gerekiyor ise zararın bütün unsurlarıyla birlikte öğrenilmesi mümkün değildir. Oysa ki, zarar görenin mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. Aksi hâlde, doğal olarak zamanaşımı süresi de işlemeye başlamayacaktır.
Bazı hâllerde, gerek zararı doğuran eylem veya işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse zararın kapsam ve miktarı aynı anda ve tam bir açıklıkla belirlenebilir. Böyle durumlarda, zarar görenin uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren, zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağı açıktır.
Buna karşılık, ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır.
Önemle belirtilmelidir ki, burada sözü edilen “gelişen durum” kavramı, uygulamada çoğu kez yanlış anlaşıldığı şekilde zararın kapsamının zarar görence tam olarak öğrenilmesinin herhangi bir nedenle geciktiği (örneğin buna ilişkin bilirkişi raporunun geç alındığı) durumlara ilişkin olan, böylesi bir durumu ifade eden bir kavram değildir. Eş söyleyişle gelişen durum kavramı, salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade eder.
Özellikle somut olayda olduğu gibi bedensel bütünlüğün zarar gördüğü ve tedavinin uzunca bir süreye yayıldığı durumlarda, oluşan zararın miktarı tıbbi bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşmaktadır. Yukarıda anlatılan şekilde gelişen durumun bulunduğu, zararın niteliği ve kapsamının bu nedenle sonradan öğrenildiği hallerde zamanaşımının zararın kesin miktarının öğrenildiği tarihten başlayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir çok kararında (21.03.2001 gün ve 2001/4-258 E., 2001/276 K.; 05.06.2002 gün ve 2002/4-470 E., 2002/477 K.; 15.05.2015 gün ve 2013/21-2035 E., 2015/1345 K. ve 01.03.2017 gün ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K.) belirtilmiştir.
Kaldı ki, henüz tedavinin tamamlanmadığı, zararın kapsam ve miktarı konusunda belirsizliğin devam ettiği bir aşamada, zarar göreni süre aşımı kaygısıyla dava açmaya zorlamak hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkına da zarar verecektir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı).
Mahkemece dava açıldıktan sonra Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 25/07/2022 tarih 10373-A,B karar numaralı raporları alınmış, davacıların maluliyetinin bu rapor ile tespit edildiği görüşünden hareketle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmiştir. Bu tarihten evvel davacıların tedavi gördüğü, maluliyetin devam ettiği anlaşıldığından zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir.
Muacceliyet Tarihine ve Temerrüte Yönelik;
Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte, sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/I.maddesi hükmü uyarınca, sigortacı maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Davadan önce böyle bir başvurunun bulunmaması halinde ise zararın tamamı için dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. Zarar gören, davaya veya talep artırımına konu ettiği kısma ilişkin olarak temerrüt tarihinden itibaren faiz isteme hakkına sahiptir (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2013/3311 Esas 2014/9781 Karar, 2015/2687 Esas 2017/9536 Karar, 2015/11370 Esas 2018/5446 Karar, 2015/6958 Esas 2018/107 Karar, 2015/6613 Esas 2018/556 Karar). Bu doğrultuda somut olayda, ... ve ... yönünden temerrüdün ihtar veya ihbara gerek olmaksızın haksız eylem tarihi olan 12/06/2012 tarihinde gerçekleştiği, davalı ... Şirketi için ise başvuru tarihinden sekiz iş günü sonrası olan 27/01/2017 tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, ıslah edilen kısımlar içinse faiz başlangıç tarihinin bu suretle belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Tüm Dosya Kapsamına Göre;
Yukarıda izah olunan gerekçelerle, taraf iddia ve savunmaları, ceza mahkemesi dosyası, kusur raporu, maluliyet raporları, aktüerya raporu, taraflarca ibraz edilen ve mahkememizce celp edilen deliller ve tüm dosya kapsamı nazara alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : İzah olunan nedenlerle;
A) Maddi Tazminat Talepleri Yönünden:
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
a-2.134,87-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ...Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 27/01/2017 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden haksız eylem tarihi olan 12/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davalı ...Ş.'nin poliçe limiti dahilinde sorumlu olmasına),
B-Toplam 72.927,12-TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 55.591,96-TL'lik kısmının davalı ...Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 27/01/2017 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden haksız eylem tarihi olan 12/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 17.335,16-TL'lik kısmının tüm davalılar bakımından ıslah tarihi olan 27/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte , davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davalı ...Ş.'nin poliçe limiti dahilinde sorumlu olmasına),
c-976,18-TL bakıcı gideri tazminatının davalı ...Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 27/01/2017 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden haksız eylem tarihi olan 12/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davalı ...Ş.'nin poliçe limiti dahilinde sorumlu olmasına), fazlaya ilişkin istemin reddine,
d-Davacı ...'ın bakıcı gideri ve tedavi giderini kapsayan 5.000,00-TL maddi tazminat isteminin reddine,
2) Manevi Tazminat Talepleri Yönünden:
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
a-10.000,00-TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 12/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
b-5.000,00-TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 12/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
c-6.000,00-TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 12/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3)Yargılama Giderleri:
a-Harçlar Kanunu uyarınca maddi ve manevi tazminat isteminin toplamı olan 126.038,17-TL üzerinden 170,78-TL peşin harç, 183,51-TL tamamlama harcı ve 566,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 920,29-TL harç yatırıldığı, maddi tazminat istemi olan 81.038,17-TL'ye isabet eden peşin harç tutarının 591,65-TL; manevi tazminat istemi olan 45.000,00 TL'ye isabet eden peşin harç tutarının 328,64-TL olduğu anlaşılmakla; (591,65-TL + 328,64-TL = 920,29-TL) ayrı ayrı hesaplama yapılması gerekmiştir:
1)Maddi tazminat yönünden kabul edilen dava değeri (76.038,17-TL) üzerinden alınması alınması gereken 5.194,16-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 591,65-TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 4.602,51-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
2)Manevi tazminat yönünden kabul edilen dava değeri (21.000,00-TL) üzerinden alınması gereken 1.434,51-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 328,64-TL harcın mahsubu ile eksik olan 1.105,87-TL harcın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
3)Maddi tazminat yönünden davacı taraflarça dava açılırken peşin olarak yatırılan 591,65-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
4)Manevi tazminat yönünden davacı taraflardan tahsil edilen 328,64-TL harcın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
b-Davacılar tarafından yargılama nedeniyle yapılan 8.108,75-TL yargılama giderinin davanın kabul oranına isabet eden 6.242,92-TL'sinin (... Sigorta Anonim Şirketi'nin bu yargılama giderinin 4.891,32-TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, kalan yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
c-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
d-Kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı ... dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
e-Kabul edilen manevi tazminat yönünden davacılar dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
f-Davacı ... yönünden reddedilen maddi tazminat sebebiyle davalılar ... ve ... Sigorta Anonim Şirketi dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınıp davalılar ... ve ... Sigorta Anonim Şirketi'ne verilmesine,
g-Davacı ... yönünden reddedilen manevi tazminat sebebiyle davalı ... dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretinin reddedilen karşı taraf lehine hükmedilecek miktarı geçmemek koşulu ile belirlenecek 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...'e verilmesine,
ğ-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/02/2024
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.