mahkeme 2025/974 E. 2026/2 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/974
2026/2
5 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/974 Esas
KARAR NO :2026/2
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:08/12/2025
KARAR TARİHİ:05/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.12.2023 tarihinde davalı ...’nun tam kusuruyla meydana gelen trafik kazasında müvekkili olduğu şirkete ait aracın hasar görmesi nedeniyle oluşan zararların, davalı sigorta şirketince poliçe limiti dahilinde yapılan ödemenin mahsubuyla kalan kısmının yargılama giderleri ve vekâlet ücretiyle birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini dava ile talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava ve uyuşmazlık, taraflar arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle, davacının aracında oluşan hasar bedeli, nakliye bedeli ve ikame araç tazminat talebine ilişkindir.
26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
Davalı gerçek kişinin, tacir olup olmadığını araştırmak için yazılan müzekkerelere, ... Vergi Dairesi’nin 09/12/2025 tarihli cevabi yazısı ile davalının "... Herhangi bir mükellefiyetinin bulunmadığının...", İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 11/12/2025 tarihli cevabi yazısı ile de davalının "...gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının..." bildirildiği, davalının dava tarihi itibariyle tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacı tarafça açılan davanın 6098 sayılı TBK'nin 49 ve devamı maddeleri uyarınca haksız fiil hükümlerine dayalı olarak açıldığı, davanın taraflar arasındaki bir ticari ilişkiden kaynaklanmadığı, tarafların ticari işletmesini ilgilendiren tacirler arası haksız fiil niteliğinde de olmadığı, davanın "haksız fiile tabi tazminat" davası niteliğinde olduğu, taraflardan birinin ya da ikisinin aracının ticari nitelikte olmasının davayı ticari dava haline getirmeyeceği, olayda mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı, nisbi ticari davadan söz edilebilmesi için de kazaya konu objenin ticari amaçla kullanılıyor olması değil, her iki tarafında tacir olmasının gerektiği,
Yargıtay 17.HD. 13/11/2017 T., 2016/18623 E.-2017/10432 K. sayılı kararı ile, "...Somut olay incelendiğinde; gerçek kişi davacının maliki bulunduğu davaya konu aracın, (küçük otobüs) ruhsatında kullanım amacının yolcu nakli- ticari araç olarak yer aldığı, kaza tarihi olan 18.11.2014 tarihini kapsayacak şekilde zorunlu mali sorumluluk sigortası, zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası ve karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası poliçelerinin mevcut olduğu, dosya kapsamından (.... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.İş sayılı dosyasında davacının tespit talebinde bulunduğu dilekçesinden) aracın Sarayköy hat minibüsünde ve öğrenci servisinde çalıştığı belirtilmekle, davacı ...'un, tacir veya esnaf sıfatının bulunup bulunmadığı, gelirinin belirli bir matrahı aşıp aşmadığı, vergi dairesi ya da esnaf odasında kaydının bulunup bulunmadığı araştırılmak ve davacıdan da sorulmak suretiyle davacının durumu tespit edilip, az yukarıda yazılı hükümler gözetilerek mahkemenin görevli olup olmadığı değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinin..." doğru görünmeyerek bozma sebebi sayıldığına,
İstanbul BAM 8.HD.,05/04/2017 T., 2017/116 E.- 2017/142 K. sayılı kararı ile, "...davalıların ... Ticaret ve Sanayi Odası'na kayıtlı olmadıkları; davalılardan ...'ın, ... Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'na kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı tacir olmakla birlikte; davalılar tacir değildir ve olayın da ticari işletme ile ilgisi bulunmamaktadır. Taksicilik işi ticari nitelik taşımadığı gibi; esnaf faaliyeti niteliğindedir. Bu anlamda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4/1'de düzenlenen nispi; m.4/1-a ve m.4/1-f hükümleri arasında ön görülen mutlak ticari dava kurallarının uygulanması söz konusu değildir. Yargısal uygulamalar, bu konuda yerleşiktir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin; 2016/17069-12160; 2015/1174-2881; 2015/1267-2928; 2014/24362-2015/69 sayılı kararları). Açıklanan nedenlerle, davanın genel görevli bulunan Asliyle Hukuk Mahkemesi'nde çözümlenmesi ..." gerektiğine,
İstanbul BAM 9.HD.,30/09/2024 T.,2024/1525 E.-2024/1603 K. sayılı kararı ile,"...davacının ...plakalı aracının ticari işletme kapsamında kalan ...Büyükşehir Belediyesi ... tarafından verilen ... plakalı ticari araç olduğu, trafik sicil kaydının da ticari olarak işlendiği anlaşılmış ise de... Somut uyuşmazlıkta davacının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca davacının işletmesinin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davacının tacir olur olmadığı değerlendirilerek eğer davacı tacir ise davalı ... Sis. ve Plastik San. Tic. Ltd. Şti. tüzel kişi tacir olması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi..." gerektiğine,
İstanbul BAM 37 HD. 04/07/2023 T., 2022/3561 E.-2023/1903 K. sayılı kararı ile, "...Somut olayda uyuşmazlık trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybından kaynaklanmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/I-a maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir
Dosya kapsamına göre somut olayda davacı tüzel kişi tacir ise de davalı gerçek kişilerin tacir olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, aracın kullanım amacının ticari olması davayı mutlak ticari dava haline getirmeyeceği anlaşılmakla uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması..." gerektiğine,
İstanbul BAM 37 HD.13/03/2024 T., 2023/2920 E.- 2024/935 K. Sayılı kararı ile; "...Karşı görevsizlik kararı veren mahkemece ilgili kurumlara yazılan yazı cevaplarına göre, davacının bilanço usulüne göre defter tutup tacir sayıldığı, davalının ise basit usulde defter tutup, taksi yolcu taşımacılığından kaynaklı şoförler odasında esnaf kaydının bulunduğu, dolayısıyla davalının tüketici konumunda olmadığı, zira tamirat sözleşmesine konu araçtan mesleki ve ticari amaçla yararlanan bir kişinin tüketici sayılamayacağı, giderek tacirler arasında ticari işletmeden kaynaklanan nisbi nitelikte bir ticari dava veyahut mutlak ticari dava bulunmadığına ve davalının da tüketici sıfatı bulunmadığına göre, HMK 2 maddesi uyarınca,... uyuşmazlığın İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması..." gerektiğine, dair verilen kararlar kapsamında, davalının, mahkememizce yapılan araştırmalar sonucu tacir olmadığı,sonuç olarak dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, davanın ticari dava olmadığı, haksız fiile dayalı olarak açılan dava, TTK madde 4 kapsamında ticari dava sayılmayacağı, iş bu nedenle Mahkememizin bu davada görevsiz olduğu, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, HMK 114. Maddesinde; Mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceğinin açıklandığı, iş bu davanın mahkememizin görev alanında bulunmayıp, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde olduğu kanaatine varılarak, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekmiş ve mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın tebliğ itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, HMK nun 20.maddesi gereğince re'sen davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize verilecek ya da başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/01/2026
Kâtip ... Hâkim ...
¸e-imzalıdır e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.