Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/919

Karar No

2026/64

Karar Tarihi

3 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/919
KARAR NO : 2026/64

DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/11/2025
KARAR TARİHİ : 03/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı taraf arasındaki tek ticari ilişki 2018 yılında gerçekleştirilen bir ay süren ELEKTİRİK DAĞITIM ŞEBEKELERİ YAPIM İŞİ ile sınırlı olduğunu, işin tamamlandığını, sonrasında taraflar arasında hiçbir ticari ilişki veya cari hesap işlemi gerçekleşmediğini, buna rağmen davalı taraf, takip talebi ekinde sunduğu belgelerde 2024–2025 yıllarına ait cari hesap hareketleri oluşturduğunu ve bu dönemlere ilişkin gerçeğe aykırı alacak iddialarında bulunduğunu, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, davalı tarafa ait herhangi bir borç kaydı bulunmadığı ve hatta müvekkilinin 2019 yılında -iş bitiminde- davalıdan 4.882,57-TL alacaklı olduğunu, .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas takip başlatıldığını, cari hesap alacağına dayandırılan 83.791,68 takip çıkış meblağı yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, müvekkili aleyhine başlatılan .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyasının icrasının öncelikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararının verilmesi mahkeme aksi kanaatte ise takdir edilecek uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek icra takibinin yargılama sonuna kadar durdurulmasına ve dosyadaki tüm hacizlerin kaldırılmasına, davalı alacaklının kötü niyetli olduğu sabit olduğu takdirde, İİK m. 72/5 uyarınca takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi'nin adi ortaklık olması serbebi ile tüzel kişiliği bulunmadığını, müvekkilinin 02.12.2023 tarihinde tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edildiğini, davacı, müvekkili ile akdetmiş olduğu sözleşmeye açıkça aykırı davrandığını, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca malzemelerin temini, kullanımı ve mülkiyeti davalı müvekkiline ait olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca malzemelerin temini, kullanımı ve mülkiyeti davalı müvekkiline ait olduğunu, hak ediş, teminat ve malzeme iade borcu hukuki nitelik itibarıyla birbirinden farklı borç ve alacak kalemleri olduğunu, 31.08.2025 tarihli faturalara süresinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriği kesinleştiğini, davacı malzeme mutabakatı yapmamış olup, uhdesinde bulunan malzemeleri davalı müvekkiline iade etmediğini, davacının haksız ve kötü niyetli davranışı nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının, taraf ehliyeti bulunmayan ve ayrıca tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edilmiş bir yapı aleyhine dava açmış olması nedeniyle, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, davacının, .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E. sayılı icra takibine süresinde itiraz etmeksizin kesinleşmesine rağmen açtığı menfi tespit davasının reddine, davacının, borcun varlığını bilmesine rağmen haksız ve kötü niyetli şekilde menfi tespit davası açmış olması nedeniyle, takip konusu alacağın 9020'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Dava, davacı aleyhine başlatılan .... İcra Dairesi'nin 2025/... esas sayılı icra takibinden dolayı borçlu olunmadığına dair menfi tespit talebine ilişkindir.
Adi ortaklık, belli bir amacı gerçekleştirmek isteyen kimselerin bir araya gelerek oluşturdukları, ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayan, kuruluş ve işleyişlerinde sıkı şekil kurallarına tabi olmamaları ve basit bir yapıya sahip bulunmaları nedeniyle uygulamada sıkça karşılaşılan özel borç ilişkisi mahiyetindeki birlikteliklerdir. 6098 sayılı Kanun'un 620/1 inci maddesinde adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda bir ortaklık kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, adi ortaklık sayılır (6098 sayılı Kanun md. 620/2).
Adi ortaklığın 4721 sayılı Kanun'un 47 ve devamında düzenlenen hükümler çerçevesinde tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu sebeple adi ortaklığın 4721 sayılı Kanun'un 48 ve 49 uncu maddeleri anlamında hak ve fiil ehliyeti mevcut değildir. Adi ortaklığın taraf ehliyetinin mevcut olup olmadığı ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenecektir. Zira taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin sujesi olabilme yeteneği olup maddi hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin medeni usul hukukundaki görünümüdür. Buna göre medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her tüzel kişi (4721 sayılı Kanun md. 46) davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir (6100 sayılı Kanun md. 50). Gerçek veya tüzel kişiliği olmayan kuruluş yahut toplulukların taraf ehliyeti de bulunmadığından adi ortaklığın da davalarda taraf ehliyetleri bulunmamaktadır.
Bu durum icra takipleri için de geçerlidir. Zira icra takiplerinde de alacaklı veya borçlu taraf olarak yer alabilmenin ilk koşulu; taraf ehliyetinin mevcudiyetidir. Dolayısıyla adi ortaklığın taraf ehliyeti mevcut olmadığından, icra takiplerinde de alacaklı veya borçlu olarak yer alamazlar. Bu nedenle, adi ortaklık için yahut ortaklığa karşı dava açılacak ise adi ortaklığı oluşturan her bir gerçek veya tüzel kişiye dava dilekçesinde veya icra takip talebinde yer verilmesi zorunludur ve adi ortaklık tarafından açılacak davaların yahut icra takiplerinin de el birliği mülkiyeti kuralları gereğince (6098 sayılı Kanun md. 638., 4721 sayılı Kanun md. 702) bütün ortaklar tarafından mecburi dava arkadaşı olarak (6100 sayılı Kanun md. 59) birlikte hareket edilmesi gerekir.
Taraf ehliyeti 6100 sayılı Kanun'un 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından biri olup aynı zamanda icra takipleri bakımında da bir takip şartıdır. Bu sebeple hem davalarda hem de icra takiplerinde taraf ehliyeti, davalarda mahkemece, icra takiplerinde ise takip hukukunun doğasına uygun ölçüde icra memurunca/mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Aynı zamanda bu durum, taraflarca takibin/davanın her aşamasında ileri sürülebilen bir takip şartı olarak değerlendirilmelidir (6100 sayılı Kanun md. 115/1). Zira bu husus aynı zamanda kamu düzenine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 115/2 nci maddesi gereğince Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Maddenin üçüncü fıkrası gereğince ise dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.
Somut olayda, .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı takip dosyasının tetkiki neticesinde davalı Adi Ortaklığı tarafından davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve davacı tarafından borçlu olmadığından bahisle işbu davanın ikame açıldığı; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesine göre, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından davalı Adi Ortaklığının taraf ehliyeti bulunmadığı, dosya kapsamında adi ortaklığı oluşturan ortakların icra takibinde ve dava dosyasında taraf olmadıkları, ortaklara davanın yöneltildiğine dair bir kayıt bulunmadığı gibi ortaklar tarafından ayrı ayrı cevap sunularak husumetin benimsenmediği anlaşılmakla davanın, davalı adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından pasif taraf ehliyeti yokluğundan (dava şartı) reddine karar verilmiş olup davanın konusu olan icra takibinde Adi Ortaklığının takip alacaklısı sıfatıyla yer alması nedeniyle, davanın adı geçene yöneltilmesinde davacının kusuru bulunduğundan (veya davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığından, davayı açmakta haksız olduğundan) söz etme olanağı olmadığından taraflar lehine veya aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın pasif husumet yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 732,00-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 1.430,96-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 698,96TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasına,
5- Davalı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,

Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 03/02/2026

Katip ...

Hakim ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim