Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/135

Karar No

2026/105

Karar Tarihi

17 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/135
KARAR NO :2026/105

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:03/09/2025
KARAR TARİHİ:17/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin sahibi olduğu okul.com.tr portalı üzerinden eğitim kurumlarına yönelik internet reklam ve tanıtım hizmeti sunduğunu, davalı ... ile 02.06.2023 tarihli, ... numaralı 12 aylık taahhütlü üyelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı adına portalda tanıtım sayfası oluşturularak hizmet verildiğini, buna rağmen bakiye ödemelerin davalı tarafından yerine getirilmediğini, bu nedenle .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca, faize ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinin 2025/... numara ile başlatıldığını ve görüşmeler sonunda anlaşamama ile sonuçlandığını, alacağın sözleşmeye, internet üzerinden sunulan hizmete ve cari hesaba dayandığını, sözleşmenin 12 aylık taahhütlü olduğu ve taahhüt süresi içinde ödeme yapılmaması halinde indirimlerin ve katılım bedelinin fatura edileceğinin düzenlendiğini, bu hüküm gereği indirimler ve gecikme faizi fatura edildiğini, sözleşmede davacı şirketin defter ve muhasebe kayıtlarının kesin delil olarak kabul edildiğinin kararlaştırıldığını, davacı tarafından sözleşmeye uygun şekilde davalıya reklam ve tanıtım hizmeti verildiğini, sayfa görüntülenme veya teklif garantisi verilmediğini, buna rağmen kullanıcı paneli üzerinden davalıya ait sayfanın 490 kez ziyaret edildiğini ve bu ziyaretler sonucunda 14 adet teklif talebi oluştuğunu, davalının bu tekliflerin bir kısmına dönüş yaptığını, verilen hizmetten fiilen fayda sağlandığını, okul.com.tr sitesinin arama motorlarında üst sıralarda yer aldığını, taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğunu ve talep edilen faizin ticari avans faizi olduğunu, davacının tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının borcunu ödemediğini, bu nedenle davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin 02.06.2024 tarihinde süresinin sona ermesi suretiyle geçerliliğini yitirdiğini, bu tarihten sonra taraflar arasında yeni bir sözleşme imzalanmasına yönelik herhangi bir teklif veya bildirimin yapılmadığını, dolayısıyla taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığını, davacının herhangi bir hukuki dayanak olmaksızın
ve rıza dışında işlem tesis ederek icra takibi başlattığını, bu işlemin kötü niyetli olduğunu ve haksız kazanç elde etme amacı taşıdığını, taraflarca düzenlenen iade faturaları, ödeme kayıtları, banka hesap dökümleri ve e-posta yazışmaları ile herhangi bir hizmet alınmaksızın tahsilat yapıldığının ortaya konulduğunu, bu nedenle davacının taleplerinin mesnetsiz olduğunu, mahkemece düzenlenen tensip tutanağında bu hususların değerlendirilmeden yalnızca davacının
iddiaları üzerinden sürece yön verildiğini, tensip tutanağının bu yönlerden düzeltilmesi gerektiğini, sözleşmenin 02.06.2024 tarihinde sona erdiğinin ve yeni bir sözleşme yapılmadığının dikkate alınması gerektiğini, geçerli bir sözleşme olmaksızın yapılan tahsilatların iadesine karar verilmesi gerektiğini, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, bu nedenle İİK m.67 uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir. Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur. Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
01.10.2011 tarihinde yürülüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemeleri diğer dava ve işler bakımından da görevli mahkemedir.
Somut olayda, dava faturaya dayalı fatura alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali talebine ilişkin olup Atışalanı Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında "davalı ...'ın Vergi Usul Kanunu 177/1 maddesindeki limitleri aşmadığı, 2.sınıf tüccar olduğu ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu" şeklinde bildirildiği, yapılan incelemeler sonucunda davalının tacir olmadığı, yapılan işin esnaf işletme düzeyini aşarak ticari işletme düzeyinde gelir elde ettiğinin söylenemeyeceği, davanın mutlak ticari davalar arasında da düzenlenmediği anlaşılmakla davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup mahkememizin görev alanında değildir.
HMK 114.maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 17/02/2026

Katip ...

Hakim ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim