Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2026/70

Karar No

2026/61

Karar Tarihi

29 Ocak 2026

T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/70 Esas
KARAR NO :2026/61

DAVA:Alacak (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/04/2018
KARAR TARİHİ:29/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... ile davacılar ... ve ... arasında 01.06.2008 tarihinde ekte sunulan dolaylı temsil hukuki temeline dayalı inançlı temlik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye bir taşınmaza ilişkin haklar bakımından (...'teki taşınmaz) ...’nın taraf olduğunu, sözleşme uyarınca temsil olunanlar sıfatıyla ..., ... ve ... tarafından satın alınacak taşınmaz ve taşınmaz mülkiyeti payları ve diğer mallar ile haklar temsil eden sıfatıyla ...'nin şoförü olan davalılardan ... tarafından kendi adına ve fakat ... ve ... hesabına tescil edecek veya devralacağını, temsil olunanlar ..., ... ve ... tarafından yapılacak ilk başvuru üzerine temsil eden ... tarafından sözleşme konusu taşınmaz, bu taşınmaza ilişkin dava dosyası ve bağlantılı tüm haklar hiçbir bedel ya da masraf talebi olmaksızın temsil olunanlar ...'ye, ...ye ve ...'ya devredeceğini, sözleşmenin ..., ... ve ... tarafından asaleten ... adına ise vekâleten ... tarafından 01.06.2008 tarihinde imzalandığını, temsil olunanlar ... ve ... sözleşme uyarınca sözleşme konusu malların kendilerine devir ve tescilini talep etmiş olmalarına rağmen davalılardan ...’un hiçbir şekilde devre yanaşmadığını, tüm ödemelerin ...'a yapıldığını, temsil olunanlardan almış olduğu ödemelerle sözleşme konusu taşınmazları ve diğer hakları devraldığını, kendisinin şekle bağlı olmayan sayısız devir taleplerini red ettiğini ve dayanak sözleşmede öngörülen kesin vade 01.04.2018 tarihi itibariyle de temerrüde düştüğünü, emanetçi sıfatıyla elinde bulundurduğu ve gerçekte mâliki olmadığı malları sözleşme uyarınca temsil olunanlar adına devir ve tescil etmekten kaçındığını, bu noktada, açıkça sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı davranmış olup borcuna aykırı davranıp sözleşmeyi biçimde ihlal ettiğini, sözleşme uyarınca ... tarafından hak sahibi âkit taraflar dışında başkasına yapılacak devir her ne nam altında olursa olsun mutlak surette geçersiz olduğunu, sözleşmede yer alan cezai şart hükmünün de uygulanacağını, ...’un aynı sözleşme uyarınca ...'ya devretmekle yükümlü olduğu ...'teki taşınmaz ile bu taşınmaza ilişkin dava dosyası ve bağlantılı hakları yakın tarihte devrederek sözleşmeyi kısmen ifa ettiğini, sözleşme uyarınca aşağıdaki haklar temsil eden sıfatını haiz ... tarafından temsil olunanlar hesabına ve temsil eden adına satın ve temlik alınacak olup sonrasında ilk şekle bağlı olmayan talep üzerine temsil olunanlara kayıtsız şartsız devrolunacağını, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah., 430 ada 15 parsel, 434 ada 6 parsel, İstanbul İli, ... İlçesi, ..., 445 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah., 1300 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın ...ye, ... İcra Dairesi 2006/... E sayılı dosyasında hacizli ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, 6 ada, 3 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın ...’ye, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, 197 ada 1 parsel bulundan taşınmaz ve bu taşınmazla ilgili ileride açılabilecek dava durumunda dava dosyası ve bağlantılı haklar ...’ya, ... ve ailesi adına ilerde muhtemel kurulabilecek şirketin tüm aktif ve pasifleri ...’ye temsil eden sıfatına haiz davalılardan ... tarafından devredileceği, davalılardan ...’un dava temelini oluşturan dolaylı temsil temeline dayalı inançlı temlik sözleşmesini açıkça ikrar ettiğini, şöyle ki sözleşme konularından biri de davalılardan ... ve/veya ailesi adına muhtemel kurulabilecek şirketin tüm aktif ve pasifleriyle devrinin davacılardan ...'ye yapılması olduğunu, nitekim, bahsi geçen şirket ... adına 22.11.2011 tarihinde ... ... Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin (Vergi No: ...) ticaret unvanıyla kurulduğunu ve faaliyete geçtiğini, anılan şirketin tüm aktif ve pasifleriyle davacılardan ...'ye devredilmesi işbu davanın dayanağını teşkil eden sözleşmenin konularından biri olduğunu, bu devirle ilgili olarak davalı ... tarafından davacılardan ...'ye 12.01.2018 tarihinde gönderilmiş olan “üzerimden üçüncü kişilere yapmış olduğunuz borçlardır ancak uzun zamandır umursamaz tavırlarınız karşısında borçlar şahsımın üzerine kalmış ve tarafımdan tahsil edilmeye çalışılmaktadır” şeklindeki e-postadan anlaşılacağı üzere sarih bir şekilde kabul ve ikrar edildiğini, ayrıca, ... Şirketi'nin tüm ticari defterleri ...'nin mali müşavirinin ofisinde tutulmuş olup bu husus da tek başına davalılardan ...'un söz konusu şirketle hiçbir ilgisinin bulunmadığını sadace kâğıt üstünde şirket sahibi olarak göründüğünü ve sıradan bir emanetçi olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bunun dışında ... Şirketi'nin kuruluş tarihindeki adresi ... ve eşi Nursel Balli'nin ortak sahip oldukları ... ... Ltd. Şti. ile aynı olduğunu, davalılardan ... dayanak sözleşmeyi ikrar ettiği gibi sözleşme için gereken ifa hazırlığını da gerçekleştirip sözleşmeyi kısmen ifa ettiğini, dolaylı temsilci ve “emanetçi” olduğunu kabul ettiğini, ...'teki taşınmaza ilişkin dava dosyası ve bağlantılı hakları sözleşmenin taraflarından ...'ya devrettiğini, huzurdaki davaya konu olan somut olaydaki hukuki ilişkinin dayanağını teşkil eden dolaylı temsil temeline dayalı inançlı temlik sözleşmesi ani edimli ifalı bir sözleşme olup ifaya olan menfaatin bütünlük arz ettiğini, huzurdaki davaya konu olan somut olayda davalılardan ... davacılardan ...'nin şoförü olup aynı zamanda müstahdemi olduğunu ve gündelik işlerini yürüttüğünü, Kendisine ...'nin gündelik işlerini yerine getirmesi için geçmişte 60 aşkın onlarca vekâletname çıkartıldığını, ...’un kademeli olarak ...'nin şoförlüğünü yaptığını, daha sonra ...'nin avukatlık ofisinde da çalışmaya başladığını, ofisboy olarak ...'nin gündelik işlerinde yardımcılığını yaptığını, ...'nin aşırı güvenini kazandığını, davalılardan ...’nun kendisine dolaylı temsilci ... tarafından sözleşmeye aykırı biçimde devredilmiş olan ...'deki taşınmazın halihazırda %13 oranında hissedarı olduğunu, sadece bu hususun dahi ...'nu kötüniyetli kıldığını, 03.07.2008 tarihinde ...'nun ... adına çıkartmış olduğu vekâletname bulunduğunu, mevcut vekâleti ...'nun 12.03.2018 tarihinde yani söz konusu muvazaalı temlik işleminden sadece üç gün sonra ...'yi azletmiş olmasının ...'nun yapmış olduğu muvazaalı işlemi açıkça ortaya koyduğunu, çünkü, ... yıllardan beri süregelen vekâlet ilişkisini muvazaalı işlem yaptıktan hemen sonra sonlandırdığını, başka bir ifadeyle, muvazaalı işleme bağlı olarak etik ve ahlak dışı kazanç sağlamak için ve de muvazaalı işlem açısından inandırıcılık tesis edebilmek için azil işleminde bulunarak vekâlet ilişkisini sonlandırdığını, davanın dayanağını teşkil eden sözleşmenin konularından birinin de ...'deki taşınmazla ilgili icra dosyasının ve tüm hak ve alacaklarıyla dolaylı temsilci ... tarafından davacılardan ... hesabına ve fakat kendi adına devralınıp daha sonra ...'ye devredilmesi olduğunu, ... bu taşınmaza ilişkin dava dosyası ve bağlantılı hakları ... hesabına ve fakat kendi adına sözleşme uyarınca ileride ...'ye devredilmek üzere temlik aldığını, ancak, söz konusu taşınmazı sözleşmeye aykırı davranarak hak sahibi temsil olunan ...'ye devretmek yerine borcuna aykırı davranarak muvazaalı biçimde kötüniyetli üçüncü kişi konumundaki ...'na devrettiğini, dolayısıyla, ...’un sözleşmeyi ihlal ettiğini, temerrüde düştüğünü ve taşınmaza ilişkin hakların bir başkasına (...'na) muvazaalı olarak devredildiğini, muvazaalı işlemin tarafı sözde “devralan” ...'nun ...'deki yüksek bedeldeki taşınmaza ilişkin icra dosyasını ve bağlantılı hakları devralabilecek finansal gücü mevcut olmayıp hayatında hiçbir zaman söz konusu işlemi gerçekleştirebilecek maddi durumunun söz konusu olmadığını, bu somut gerçek dahi sözde temlikin muvazaalı olduğunu tek başına ispatlamaya tereddütsüz elverişli olduğunu, ... ve ... arasında gerçek manada bir alışveriş olmadığını, davalılardan ...’un yukarıda birçok yönüyle sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmeyi ihlal ettiğini ve aynı zamanda temerrüde de düştüğünü, hal böyle olunca, dayanak sözleşmenin beşinci maddesi uyarınca ifaya eklenen cezai şartın işletilmesinin mümkün olduğunu, dolayısıyla, aynen ifa talebi yanında ifaya eklenen 500.000,00 TL tutarındaki cezai şart bedelinin ödenmesi gerektiğini belirterek İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi adresinde bulunan 430 Ada 16 pafta 15 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın davalılardan ... adına tesciline, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi adresinde bulunan 434 Ada 16 pafta 8 parselde kayıtlı bulunanı taşınmaz ... adına tesciline, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi adresinde bulunan 445 Ada 19 pafta 2 parselde kayıtlı bulunan taşınmaz ... adına tesciline, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi adresinde bulunan 1300 Ada 1 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın ... adına tesciline,... İli, ... İlçesi, ... Köyü, 6 ada, 3 parselde kayıtlı bulunan taşınmaz ile bu taşınmaza ilişkin icra dosyası ve bağlantılı hakların (temlik, ve tescil aşamasındaysa tahsilat vs.) ...'ye temlik edilmesine, ... adına kurulmuş olan .... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüm aktif ve pasifleriyle ...'ye devredilmesine, 3. ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, 6 ada, 3 parselde kayıtlı bulunan taşınmaz ile bu taşınmaza ilişkin icra dosyası ve bağlantılı haklara ilişkin olarak davalılardan ...'un, davalılardan ...'yla yapmış olduğu muvazaalı devir İşleminin geçersiz sayılarak anılan taşınmaz ve hakların (temlik, tescil, tahsilat vs.) davacılardan hak sahibi ...'ye TMK m. 508 hükmü uyarınca (kanundan doğrudan doğan yetkiyle) hükmen temlik edilmesine ve/veya tesciline, sözleşmenin beşinci maddesi uyarınca 500.000,00 TL tutarındaki cezai şartın mevduata uygulanan en yüksek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Müteveffa ... mirasçıları ve davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, davacılar ... ve ... ile müteveffa ... arasında akdedilmiş herhangi bir inanç sözleşmesi yada başkaça bir sözleşme bulunmadığını, müteveffa ...’nun ... ili, ... ilçesi, ... köyü 6 ada, 3 parselde kayıtlı taşınmazın ... (%13) payının maliki olduğunu, ... ili, ... ilçesi, ... köyü 6 ada, 3 parselde kayıtlı taşınmazın .../... (%87 ) hissesinin diğer malikinin ise ... olduğunu, müteveffa ...'nun hissesi üzerinde herhangi bir haciz veya takyidat bulunmadığını, taşınmaz üzerinde otel bulunmakta olup ... tarafından otelin uzun yıllar boyunca işletildiğini, hali hazırda ise mirasçıları tarafından işletilmeye devam edildiğini, ... İlçesi ... Köyü 6 Ada, 3 parselde kayıtlı taşınmazın mülkiyetinin hiç bir zaman ...'a geçmediğini, davalı ...’un ... İcra Müdürlüğü'nün 2006/... esas sayılı dosyasını 2008 yılı sonunda ... ...'dan temlik aldığını, ... İcra Müdürlüğü'nün 2006/... Esas sayılı dosyasının alacaklısının ...olduğunu, ... ...’ın iş bu dosyayı ...'a temlik ettiğini, davacı ...’nin, ... İcra Müdürlüğü'nün 2006/... Esas sayılı dosyanın alacaklısı durumuna hiçbir zaman gelmediğini, 10 yıla aşkın bir süredir ...’un söz konusu icra dosyasının alacaklısı durumunda olduğunu, müteveffa ...’nun hissedarı olduğu otelin ... hissesi üzerindeki hacizler nedeniyle yaşadığı zorlukları aşmak ve uzun yıllar boyunca sürüncemede kalan tasfiye sürecinin bir an önce bitmesi ve hukuki ihtilafların ortadan kalkması amacıyla ... İcra Müdürlüğü'nün 2006/... Esas sayılı dosyasını da temlik aldığını, ...’nun ...'dan bahse konu icra dosyasını temlik almadan önce iki ayrı dosyayı daha temlik almış olmasının iyiniyetli olduğunu gösterdiğini, amacının ise hissedarı olduğu otelin hukuki ihtilaflarını en kısa süre de neticelendirmek olduğunu, toplamda 3 ayrı icra dosyasını bedellerini ödemek suretiyle temlik aldığını, davacıların iddia ettiği gibi muvazaalı bir işlem gerçekleştirerek davacıları zarara uğratmak gibi bir kasıt içinde olmadığını, tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere avukat olan davacı ...'nın ticaret yapmasının yasak olması ve ... İcra Müdürlüğü'nün 2006/... esas sayılı dosyasında vekil olması nedeni ile asıl amacı kendi kimliğini gizlemek olduğunu, ... yaptığı her işlemin hukuki neticelerini bilmekte olup kanuna karşı hile yoluna başvurduğunu, müteveffa ...’nun davacılar İle davalı ... arasında yapıldığı iddia edilen temsil maksadıyla İnanç sözleşmesinin tarafı olmadığını, üçüncü kişi durumunda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeden haberdar olmasının mümkün olmadığını ve iyi niyetli olduğunu, bu nedenle temlik sözleşmesi gereği ...'nun kazandığı haklara etkili olmadığını, şayet hukuki bir ihtilaf mevcut ise de bu davacılar ... ile ... arasındaki iç sorun mahiyetinde olduğunu, müteveffa ...’nun ... İcra Müdürlüğü'nün 2006/... esas sayılı dosyasını bedelsiz temlik almadığını, iş bu dosyanın bedelini ...’a ödenmek sureti ile temlik alındığını, ...'nun bahse konu dosyayı temlik alabilecek ekonomik gücünün olmadığı iddiasının asılsız olduğunu, ...’nun davacı ...'yi 2006 yılında vekil tayin etmek amacı ile vekâlet tanzim ettiğini, ancak vekâletnamenin herhangi bir işlemde kullanılmadığını, ... vekil olarak ... adına herhangi bir dava veya icra dosyasının takibini yapmadığını, avukat olarak tanımış ancak aralarında vekâlet ilişkisi oluşmadığını, ...nun geçmişte ... ile vekâlet ilişkisinin bulunması ... ile herhangi bir hukuki veya şahsi bir bağının olduğunu göstermeyeceğini, temsil maksadıyla inanç sözleşmesi" adi yazılı şekilde düzenlenmiş olup iş bu sözleşmenin taraflarca her zaman düzenlenebileceğini ve açığa atılan bir imzanın kötüye kullanılması sureti ile sonradan sözleşme tanzim edilebileceğini, eksik harcın ikmali gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Müteveffa Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkiline açığa imza attırdığını ve sonrasında ise sözleşmeyi hazırladığını, bu sebepledir ki; imzaların aynı tarihlerde imzalanıp imzalanamadığını, sözleşme metni ile imzaların aynı tarihlerde düzenlenip düzenlenmediğinin tespitinin yapılması gerektiğini, sözleşmenin orjinalinin mahkeme kasasına alınması gerektiğini, yani davacı yanın sunmuş olduğu sözleşmenin tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığını, davacının, sözleşmenin taraflarında ...’nın dahi imzasını vekaleten kendi imzaladığını, yargılama aşamasında, davaya konu sözleşmenin oluşumuna ilişkin, ...’yı mahkeme huzurunda dinleteceklerini, sözde taraflar arasında imzalanan sözleşmede bulunan davacı ... 1990 doğumlu olup, sözleşmenin imzalandığı tarih dahi ne tesadüftür ki davacının reşit olduğu tarih olarak ayarlandığını, davacı ...’nin kötü niyetle bu sözleşmeyi düzenlediğini tek amacının kendisini gizlemek ve çıkar sağlamaya çalışmak olduğunu, ... İlçesi ... Köyü 6 Ada, 3 Parsel kayıtlı taşınmazın mülkiyeti ... ve ... adına kayıtlı olduğunu, davaya konu bu taşınmazın hiçbir zaman müvekkilinin adına kayıtlı olmadığını, müvekkilinin, ... İcra Müdürlüğü’nün 2006/... Esas sayılı dosyasında hacizli ... ili, ... ilçesi ... Köyü, 6 ada 3 parselde kayıtlı bulunan taşınmaz ile icra dosyası ve bağlantılı hakları, 2008 yılı sonunda icra dosyası alacaklısı ... ...'dan devir aldığını, müvekkilinin 10 senelik bir süredir o dosyanın alacaklısı olduğunu, ... İcra Müdürlüğü'nün 2006/... E sayılı dosyası borçlusu ...'nun ortağının ... olduğunu, bu sebepledir ki; ... ticari ilişkileri daha fazla zedelenmemesi için, ... İcra Müdürlüğü'nün 2006/... E sayılı dosyasındaki, müvekkilinin adına kayıtlı hak ve alacakları temlik aldığını, müvekkiline de yıllardır tahsil edemediği dosyadan menfaatine uygun teklifler gelince, müvekkilinin ...na 09.03.2018 tarihinde temlik ettiğini, bu temlik iki tarafında ticari sıkıntılarının giderilmesi için yapıldığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği şekilde muvazaalı bir işlemin söz konusu olmadığını, davacı yanın bahsettiği mailin ikrar içermediğini, aksine müvekkilinin mağruriyetini ortaya koyan bir beyan olduğunu, davacı tarafça tek taraflı düzenlenen sözde inanç sözleşmesinin tarihi her ne kadar 01.06.2008 olarak yazılmış ise de, sözleşmenin içeriği kadar tarihinin de davacının çıkarları doğrultusunda hazırlandığını, müvekkili, ... ile aralarında düzenledikleri 10.03.2011 tarihli taahhütnamede görüleceği üzere, ... mevkii, 197 ada, 1 parsel sayılı taşınmazı bir bedel karşılığı olmadan, aralarındaki samimiyet ve dostluğa istinaden, hatır amaçlı yapıldığını ve herhangi bir ödeme yapılmadan aldığını açıkça belirttiğini, bu sebepledir ki, müvekkilinin bu taahhütnamenin gereği olarakta, 10.11.2017 tarihli temlik sözleşmesiyle de ...'ya bu taşınmaza ilişkin hak ve alacaklarını bir karşılık almadan temlik ettiğini, davacının, ileride kurulması muhtemel olacak bir şirketi neden ailesinden biri adına yapmamış da, müvekkili adına kurduğunu, davacı, bu maddeyi sözleşmede belirterek, müvekkilinin adına şirket kurabilecek kadar çok güvendiğinin intibasını uyandırmaya çalışmaktan başka bir amaç gütmediğini, aile üyeleri varken bir şirketi başkasının adına kurmak hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; .... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüm aktif ve pasifleriyle devrine ilişkindir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ve .... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüm aktif ve pasifleriyle devrine ilişkin talebin feragat nedeniyle Reddine dair karar verildiği ancak karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2022/1647 Esas-2025/2579 Karar sayılı ilamıyla "davacının bahse konu talebine ilişkin davası mutlak ticari dava olup, asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girmektedir. İlk derece mahkemesince iş bu talep yönünden dosya tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken feragat nedeni ile reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır..." gerekçeler doğrultusunda .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Kararının kaldırılmasına karar verildiği, istinaf kaldırma ilamı sonrasında .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı numarasına kayıt işlemlerinin gerçekleştirildiği ve ... Esas sayılı dosyasında mevcut 21/11/2025 tanzim tarihli tensip zaptı ile "davacı tarafların ".... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüm aktif ve pasifleriyle devrine ilişkin" taleplerine yönelik davanın TEFRİK edilmesi sureti ile Mahkememizin yeni esas numarasına kaydının yapılmasına" şeklinde ara karar tanzim edilerek, davaya yönelik taleplerin tefrikine karar verilerek ... Esas numarasına kaydedildiği ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2022/1647 Esas-2025/2579 Karar sayılı ilamıyla belirtilen .... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüm aktif ve pasifleriyle devrine ilişkin talebin uyuşmazlığın TTK'deki şirketler hukukunda düzenlenen hükümlere göre giderileceği, mutlak ticari nitelikteki davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu, TTK'nin 4. ve 5. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin (İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri) görevli olduğuna bahisle 28/11/2025 tarihli ... esas sayılı ... karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek mahkememizin yukarıda yazılı esası aldığı anlaşılmıştır.
Davacı ... tarafından 10/09/2021 tarihli dilekçesiyle, talep kısmında ... Sistemleri Sanayi ve Tic. Ltd. Şirketi’nin tüm aktif ve pasifleriyle davacılardan ...’ye devredilmesi taleplerinden feragat ettiklerini bildirmiştir.
Feragat, 6100 sayılı HMK m. 307 belirtildiği üzere davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davasından feragat eden davacı vekili bununla, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu, haktan kısmen veya tamamen vazgeçmektedir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yaptığı tek taraflı bir irade beyanı ile olur ve tamamlanır. Feragatin geçerliliği için, bunun davalı tarafından kabul edilmesine veya feragate muvafakat etmesine gerek yoktur. Feragat sözlü yapılabileceği gibi yazılı olarak da yapılabilir. Ancak feragat beyanının açık olması ve davacının beyanından onun gerçek amacının davadan feragat etmek olduğunun açıkça anlaşılması gerekir.
Feragat beyanı ile dava konusu uyuşmazlık kesin hükmün sonuçlarını (HMKm.311) doğuracak şekilde son bulur ve yargılamanın her aşamasında feragat beyanında bulunulabilir.(HMKm.310)
Madde 312- (1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.
Harçlar Kanunun 22. Maddesine göre; Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.
Her ne kadar davacı tarafından .... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüm aktif ve pasifleriyle devrine ilişkin iş bu dava açılmış ise de; davacı tarafından .... Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan 10/09/2021 tarihli talep dilekçesinde dava konusu olan ... Sistemleri Sanayi ve Tic. Ltd. Şirketi’nin tüm aktif ve pasifleriyle davacılardan ...’ye devredilmesi yönünden feragat ettikleri ve davacı asilin feragata ilişkin yetkisinin bulunduğu ve feragat beyanı kesin hükmün sonuçlarını doğuran irade beyanı olduğundan, davaya konu hakkın özüne ilişkin vaki feragat nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Dosyanın tefrik edilerek görevsizlik kararı üzerine mahkememize gönderildiği ve harçların tamamlanmadığı anlaşıldığından alınması gereken 615,40-TL başvuru harcı ve karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T (madde-6) göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/01/2026

Katip ...
¸e-imzalı

Hakim ...
¸e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim