mahkeme 2024/98 E. 2024/693 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/98

Karar No

2024/693

Karar Tarihi

25 Ekim 2024

T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/98 Esas
KARAR NO : 2024/693
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/02/2024
KARAR TARİHİ : 25/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 15/02/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirket; elektrik üretimi konusunda faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, üretimini ..., Hakkari’de 16.86 Mw kurulu güce sahip Hidro Elektrik Santralinde gerçekleştirdiğini, tesisin kurulduğu 2013 yılından beri 2021 yılına kadar olan dönemde santralin sigorta poliçeleri ... acentalığında davalı ... Sigorta A.Ş tarafından kesildiğini, müvekkili Şirket'in HES tesisi; bu uzun ... Sigortalılık döneminde yalnızca 2018 yılında bölgede yaşanan sel nedeniyle hasar aldığını, yaşanan sel felaketi ile tesis maddi zarar aldığını ve çalışamaz hale geldiğini, HES tesisine bir süre ara verilmek durumunda kalındığını, zararın tazminine yönelik davalı sigorta şirketine yapılan başvurular neticesinde; oluşan maddi hasarların muafiyet kapsamında değerlendirildiği gerekçesiyle hiçbir ödeme yapılmadığını, HES tesisinin yeniden faaliyete geçebilmesini ve zararın katlanmaması adına müvekkili şirket tüm zararları kendisi karşıladığını, ... Bankasından kredi kullanmak suretiyle ilave finansman maliyetine katlanarak geri ödemede bulunulduğunu, 2022-2023 Dönemine (30.09.2022 - 30.09.2023) ilişkin olarak davalı şirket; müvekkili şirket'e sürenin bitiminden hemen önce iletmiş olduğu mail ile yeni dönem teklifini sunduğunu, davalı şirket tarafından bilgilendirme yükümlülüğü yerine getirilmediğini yeni dönemden çok kısa bir süre önce gönderilen poliçe teklifi üzerine; hemen akabinde (30.09.2022) tarihinde Davalı Şirket'e dönüş yapıldığını ve kurumsal bir firma olarak haklarının, özel olarak dikkat etmesi gereken hükümlerin ve bunlara dair gerekli iç görüşme ve iç yazışmaların, inceleme ve değerlendirmelerin yapılması için süre talep edildiğini, davalı şirket ile aralarında şifaen yapılan görüşmeler neticesinde kendilerine 20.10.2022 tarihinde yazılı bir dönüş yapıldığını, davalı Şirket'in teklifi üzerine devam edilemeyeceği anlaşıldığından; 2022-2023 dönemine ilişkin olarak müvekkili şirket; dava dışı başka bir sigorta şirketinden (... Sigorta) sigorta yaptırdığını, müvekkil'inin dava dışı ... Sigorta'dan yaptırdığı sigorta poliçe kapsamı Davalı ...'ın poliçesine göre hem daha kapsamlı hem daha uygun fiyatlı hem de daha az muafiyet içerdiğini, ...'ın prim bedeli 1.147.896,37 TL olup dava dışı ... Sigorta'nın prim bedeli 750.905,833 TL olduğunu, müvekkili şirket adına ve müvekkili şirket'in kesinlikle istemediği dar kapsamda bir poliçe ürettiğini ve poliçe bedelini müvekkili şirket'e yansıtarak icra takibi başlattığını, takibin iptaline ve müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle alacağın yüzde %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına ve müvekkilin dava ve icra takibi sebebi ile uğradığı zararın ve itibar kaybının tespitine ve davalıdan tazminine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 22/03/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi vekilinin davaya cevap dilekçesinde, özetle; Davacının, müvekkil sigorta şirketi ile aralarında anlaşma bulunmadığı yönündeki iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, davacı, müvekkil şirketten korumanın devam etmesi yönünde irade beyanında bulunduğunu; rizikolara karşı teminat korumasının devam etmesini talep ettiğini, Poliçede, dain-i mürtehin olduğundan küvertür koruması verilemediği, poliçenin uzatılması gerektiği bildirilerek poliçenin sigortalıya iletildiğini, Poliçe iletimi akabinde herhangi bir itiraz veya cayma iradesinde bulunulmadığını, itiraz ve cayma süresi geçtikten sonra iptal talebi iletildiğini, dolayısıyla, sigorta ettiren poliçe iptal talebine kadar geçen süredeki primleri ödemekle yükümlü olduğunu, Davacı dilekçesinde sigorta şirketi ile çalışmak istemediğini ve yeni poliçe tanzim edilmesini istemediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, mail yazışmalarında da görüleceği üzere davacı şirketin, müvekkil şirketten korumanın devam etmesi ve hatta Kuvertür verilmesi talebinde bulunduğunu, Kuvertür uygulamada sigortalıyla sigortacı arasındaki sözlü anlaşma neticesinde yürürlüğe giren bir güvence olduğunu, tarafların bir sigorta paketi üzerinde karar birliğine varmasıyla sigorta poliçesinin hazırlanıp imzalanması arasında geçen süreyi kapsayan kuvertür, poliçe imzalanmadan önce sigorta konusu olan gayrimenkul, araç ya da eşyanın zarar görmesi durumunda sigortalıya tazminat ödenmesini sağlayacağını, Kuvertürün kelime anlamı ve uygulamadaki konumu dikkate alındığında esasında davacı ile müvekkil sigorta şirketi arasında anlaşma sağlandığı ve korumanın devam etmesi yönünde irade beyanında bulunulduğunun açık olduğunu, davacı, basiretli bir tacir olarak 6 yıldır devam eden poliçeye ilişkin irade beyanının korumanın bir süre daha devam etmesi yönünde açıkladığını bilincinde olması gerektiğini, davacı tarafından Müvekkil şirkete ve Acente'ye gönderilen mail yazışmasında da görüleceği üzere taraflar arasından yazılı ve sözlü olarak görüşmeler yapıldığını, bu görüşmelere istinaden teminatın devam etmesi yönünde bir irade açıkladığını, bunun üstüne poliçe tanzim edildiğini, poliçenin davacı taraf ile paylaşıldığını ancak süresi içerisinde poliçeye karşı herhangi bir itiraz veya fesih talebi sunulmadığı açıkça görüldüği Müvekkil sigorta şirketi tarafından tanzim edilen sigorta poliçesi 30/09/2022 tarihinde Davacı ile paylaşıldığını, ancak davacı taraf sigorta sözleşmesi istemediğini poliçe düzenlendikten ve sigorta teminatı koruması verildikten çok sonra müvekkil sigorta şirketine 20/10/2022 tarihinde ilettiğini, Buna ilaveten, Müvekkil sigorta şirketi ile davacı şirket arasında uzun yıllardan beri sigorta poliçesi tanzim edildiğini, her iki şirket arasındaki ilk poliçe 30/09/2017 tarihinde tanzim edildiğini. Ekte sunulan SBM tarafından yapılan sorgulamada da görüleceği üzere poliçe her sigorta döneminin sonu olan 30/09 tarihinde tanzim edildiğini, 6 yıldır taraflar arasında süregelen poliçe ve ticari ilişki dikkate alındığında müvekkil sigorta şirketinin davacı şirkete sözleşmenin müzakere edilmesi için zaman verilmemiş olması veya gerekli bilgilendirmenin yapılmadığı yönünde iddiaların gerçekler ile uyuşmadığını, tam tersi, yukarıdaki ve ekteki mail yazışmasında da görüleceği üzere, poliçe korumasının devam etmesini isteyen tarafın davacı taraf olduğunu, Davacı taraf sigorta sözleşmesi istemediğini ise müvekkil sigorta şirketine 20/10/2022 tarihinde ilettiğini, söz konusu bu tarihler dikkate alındığında davacı 14 günlük cayma hakkını kaybettiğini, TTK' 1423/2. maddesi bu hususu açıkça hüküm altına alındığını, Bu madde hükmüne göre, "Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur." Denildiğini, bu hüküm uyarınca davacı taraf” cayma hakkını kaybettiğini ve sigorta sözleşmesi kurulduğunu, davaya konu olay dikkate alındığında, Davacı'nın korumanın devam etmesi yönündeki irade beyanı karşısında müvekkil sigorta şirketinin prime hak kazandığının açık olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER :
.... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı icra dosyası, poliçe bilgisi, e-mail yazışmaları, sigorta teklifi, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi Duygu Boydaş tarafından hazırlanan 16/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...30/09/2022 tarihinde 17:34 de tanzim edildiği, (poliçe gönderilenin poliçe olmadığı açıktır) Ayrıca sigortalı tarafından da teklifin 29/09 tarihine gönderildiğinin mail yazışmalarında bulunduğu, 30/09/2022 tarihinde saat 16:48 “de ... bey tarafından (sigortalı) ... hanıma gönderilen mailde; “... Firmasının poliçesi ile ilgili 07/10/2022 tarihine kadar kuver verilmesini talep ediyoruz, yönetimiz ile görüşüp netleştirip, nihai kararımızı tarafınıza ileteceğiz, bu süre zarfında toplantıda Nihat Bey'le görüştüğümüz gibi ekspertiz gönderip riskin tekrar güncellenmesini rica ederiz” denildiği, buna rağmen davalı sigorta şirketinin poliçeyi 17:34 de batığına dair poliçe nüshasının dosyaya sunulduğu, (kuver talebinin poliçenin üretilmesine onay iradesi anlamını taşımadığı) Davalı sigorta şirketi ürettiğini iddia ettiği ve 20/10/2022 tarihinde de iptal zeyilini düzenlediğini iddia ettiği ve bu üretimden ve teminattan kaynaklı prim tahakkuk ettirerek icra kanalı ile tahsilat yaptığı (dava konusu icra takibi) poliçe kaydının Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi kayıtlarında bulunmadığı, Bir başka değişle, üretilen ve iptali yapılan, 30/09/2022-20/10/2022 arasında teminat verildiği iddia olunan poliçe kaydının bulunmadığı, (bu hususun mebdeinden (Başlangıcından) iptal yapılmış olsa dahi SBM kayıtlarında çıkması gerektiği, kayıt silme işleminin yapılmasının WEB üzerinden mümkün olmayacağı/ acente bankanın üretilen bir poliçeyi kayıttan tamamen çıkarabilme yetkisinin olup olmadığının bilinemeyeceği- Hiçbir kaydı olmayan bir sözleşmeden kaynaklı borçtan söz edilemeyeceği) Davacı şirketin ... Sigorta A.Ş, poliçe karşılaştırıldığında ise; tarafından düzenlenen poliçesi ile davalının hazırladığı iki Sigortalının 30/09/2022 de riskin tekrar değerlendirilmesi için ekspertiz talebinde bulunduğunu belirtiği dikkate alındığında, davalı tarafından yapılan poliçede sigorta bedelinin 22.640.000,00 TL olduğu ve Makine kırılması ile kar kaybının aynı limit içinde verildiği, ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan poliçede ise sigorta bedelinin 159.225.000,00 TL Makine Kırılması + 30.564.000,00 TL kar kaybı teminatı olarak düzenlendiği, bu hususunda bize, davalı tarafından verilen poliçe teklifinin eksik irta olduğu ve sigortalının tekrar bir ekspertiz ve teknik inceleme ile yapılması gerektiğini, sigortalının böyle bir çalışma talep etmesindeki haklılığını gösterdiği, inin; Sigorta Gözetim Merkezi kayıtlarında bulunmayan, bir poliçe olduğu iddiası ile sigortalısının üretim/ basım onayını almaksızın, sadece daini mutein olduğu için kuver verilemeyeceğini belirterek (ister rehin alacaklısı olsun ister olmasın kuver; poliçenin hazırlanması ve teknik konular ile teminat bedeli ve özel şartlarının güncellenme: poliçe basıma kadar olan süre için verilen teminattır), ki 30/09/2022 de üretildiği iddia olunan poliçenin de 20/10/2022 de iptaline ilişkin de herhangi bir kayıt bulunmazken, hak edildiği belirtilen poliçe primini dava konusu icra takibi ile tahsil ettiği görülmekle, Davacının takibe konu poliçeden dolayı borcu olmadığı kanaatine ulaşılmış olup, hukuki takdiri elbette Sayın Mahkemeye ait olduğu..." görüş ve kanaatini bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı taraf .... İcra Müdürlüğünün 2023/... esas sayılı dosyasında takip dayanağı poliçeden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. İncelenen icra dosyasından tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. İcra takibinin yapıldığı yer itibari ile mahkememiz yetkili ve taraflar tacir oluğundan görevlidir.
Öncelikle, menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Türk Ticaret Kanunun 1423 maddeside: (1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. (2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. Şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır.
Dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile, davalı sigorta şirketinin poliçe vadesinden önce 26/09/2022 tarihinde saat
15:26 ‘da “poliçeyi davacı sigorta şirketine mail yolu ile ilettiğini belirten” bir mailin bulunduğu ancak 20 Ekim 2022 tarihli mailde gönderilen ekin bir teklif olduğu, poliçenin gönderilmediği, 30/09/2022 tarihinde saat 16:48‘de davacı tarafından gönderilen mailde; “... Firmasının poliçesi ile ilgili 07/10/2022 tarihine kadar kuver verilmesini talep
ediyoruz, yönetimiz ile görüşüp netleştirip, nihai kararımızı tarafınıza ileteceğiz, bu süre zarfında
toplantıda Nihat Bey’le görüştüğümüz gibi ekspertiz gönderip riskin tekrar güncellenmesini rica
ederiz” denildiği, poliçenin 30/09/2022 tarihinde 17:34 de tanzim edildiği görülmüştür. Kuvertür, sigortalı ve sigortacı arasında poliçenin imzalanması sürecini beklerken sigorta konusu olan araç, yapı veya eşyanın olası zararlarına karşı koruma sağlar. Bu sayede, sigortalı poliçeyi beklerken oluşabilecek mağduriyeti en aza indirir. Kuvertür sigorta sürecinde güvence sağlamak adına önemli bir araçtır. Sigortalının poliçenin henüz imzalanmamış olması durumunda dahi belirli bir koruma altında olmasını sağlar. Poliçe hazırlanana kadar taraflar üzerinde anlaşılan sigorta paketinin şartlarını ve rizikoyu inceleyebilir, belirli maddelerde değişiklik talep edebilir. Bu süre zarfında sigorta ettirilecek varlık herhangi bir zarara uğramaz ve kuvertür hakkı kullanılmazsa poliçede değişiklik yapılabilir. Ancak, kuvertür hakkının kullanılması durumunda poliçe ilk anlaşıldığı haliyle geçerli kabul edilir ve madde değişiklikleri için yeni bir işlem yapılması gerekebilir. Açıklandığı üzere kuver talebinde bulunulmasının poliçeye onay verildiği anlamına gelmediği, gönderilen mailde de poliçe hakkında görüşme yapılıp kararın bildirileceğinin ifade edilerek çekince konulduğu, üretilen ve iptali yapılan 30/09/2022-20/10/2022 arasında teminat verildiği iddia
olunan poliçe kaydının Sigorta Bilgi Gözetim kayıtlarında bulunmadığı görülmekle davacı tarafından kuver talep edilmesinin poliçeye onay verildiği anlamına gelmediği, davacı tarafından sunulan teklif formu incelenerek poliçe ile ilgili kararın iletileceği bildirilmesine rağmen davalı sigorta tarafından poliçenin düzenlendiği, davacının onay ve talebinin bulunmadığı görülmekle davacının iş bu poliçe ile bağlı olmadığı, dolayısı ile poliçeden dolayı sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının kötü niyet tazminatı talebi yönünden; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir delil bulunmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğünün 2023/... esas sayılı dosyasında davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Kötüniyet ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı ve diğer taleplerinin REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 12.212,15TL harçtan peşin ve tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 9.159,11TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan başvuru harcı, peşin harç, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 8.643,44TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 30.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.25/10/2024

Katip ...
¸e-imzalı

Hakim ...
¸e-imzalı

Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim