mahkeme 2024/109 E. 2024/380 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/109
2024/380
21 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/109 Esas
KARAR NO : 2024/380
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/02/2024
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı şirketin Türkiye’de ... ve İzmir Bölgesi için münhasır distribütörü olarak ... Bölgesi için 20/09/2010 tarihinden ve İzmir Bölgesi için 23/05/2011 tarihinden 17/07/2023 tarihine kadar faaliyet gösterdiğini, işbu münhasır dağıtım sözleşmeleri davalının nedensiz ve keyfi olarak 17/07/2023 tarihli ihtarname ile feshettiğini, davalının sözleşmenin sona erme sebebi olarak; "Türkiye genelinde yeniden yapılanma ve ticari değerlendirmelerinden kaynaklanmaktadır" belirttiğini, davalının; borca aykırı, kusurlu ve kötüniyetli davranışı nedeniyle sözleşmeyi sona erdirmesi neticesinde müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, davalının 01/01/2022 tarihinde revize edilen sözleşmelerde tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaksızın feshin yapılabileceğinin öne sürülmesinin yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin; birçok müşterisi ile ticari ilişkisinin bitmesi, gelir kaybı ve yüksek masraflı yatırımları sebebi ile tazminat taleplerinin olduğunu, müvekkilinin yıllar içinde oluşturduğu müşteri çevresine, geliştirdiği pazar ve müşteri tabanına başka bir şirket aracılığı ile emek harcamaksızın satış yapması ve mahrum kalınan kar nedeniyle; portföy tazminatı, maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin olduğunu iddia ederek; sözleşmenin neden olmaksızın feshedilmesi nedeni ile sözleşmenin fesih tarihinden başlamak üzere ticari faiz işlemek kaydı ile şimdilik 10.000,00-TL portföy tazminatı, 10.000,00-TL maddi tazminat, maliyetle karşılanmayan yatırımlarla ilgili olarak şimdilik 10.000,00-TL maddi tazminat ve 500.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 530.000,00-TL tazminat taleplerinin kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davacının taraflar arasında münhasır distribütörlük anlaşmasının bulunduğu yönündeki iddiasının gerçek olmadığını, müvekkili ve davacı arasında sadece faaliyet bölgeleri İzmir ve ... olmak üzere 01/01/2022 tarihli 2 adet Dağıtım Sözleşmesi imzalandığını, bahsi geçen dağıtım sözleşmelerinde fesih konusuna ilişkin olarak; "Şirket 3 ay önceden dağıtıcıya bildirimde bulunmak kaydıyla dilediği zaman hiçbir sebep göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak ve herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaksızın feshedebilir." şeklinde ifadenin olduğunu, müvekkilinin davacı ile aralarındaki sözleşmeleri; sözleşmelerin 17.7. Maddesine uygun fesih bildirimi ile bildirimin tebliğinden itibaren 3 ay sonra feshettiğini, bu nedenle davacının müvekkilinden talepte bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, diğer yandan davacının iddia ettiği zarar kalemlerinin; soyut, mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, davacının sadece müvekkili için çalışmadığını ve bu nedenle salt sözleşme feshiyle zararının oluşamayacağını, davacının münhasır distrübütör değil sadece dağıtıcı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin sözde müşteri çevresini oluşturduğundan bahisle denkleştirme talebinde bulunmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu iddia ederek; delil gösterilmeden gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun; usul ve yasaya aykırı olan davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Davalı ile davalı arasındaki 01/01/2022 tarihli Dağıtım Sözleşmeleri, ... Noterliği'nin 13/04/2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, arabuluculuk son tutanağı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, dağıtım sözleşmesinden kaynaklanan portföy(denkleştirme) tazminatı, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin Türkiye'de ... ve İzmir bölgeleri için münhasır distribütörü olarak faaliyet gösterdiğini, münhasır dağıtım sözleşmesinin davalı tarafından 17/07/2023 tarihinde ihtarname ile haklı neden olmaksızın feshedildiğini, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, müşteri kaybına uğrayarak saygınlığının zedelendiğini, müvekkili tarafından sözleşmenin uzun yıllar boyunca devam edeceğine güvenilerek önemli yatırımlar yapıldığını, bu nedenle davalı tarafından sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle TTK 122. Maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL portföy tazminatı, TBK 112. Maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat, maliyetle karşılanmayan yatırımlar için şimdilik 10.000,00 TL tazminat ve 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında münhasır distrübütörlük sözleşmesinin bulunmadığını, davacı ile davalı arasında faaliyet bölgeleri İzmir ve ... olmak üzere 01/01/2022 tarihli iki adet dağıtım sözleşmesinin düzenlendiğini, dağıtım sözleşmelerinin müvekkili tarafından tazminatsız sözleşmeye uygun olarak feshedildiğini, davacının maddi ve manevi tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 06/11/2023 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
TTK’nun 122/5 m. uyarınca TTK 122.m. hükmü, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacaktır. TTK 122.m. uyarınca tazminat talep edebilmek için, öncelikle karşı tarafla tek satıcılık vb. bir ilişki içinde olunduğunun ispatı gerekir. Tek satıcılık sözleşmesi; üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşmedir(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 28.09.2016 tarihli 2016/5707 E., 2016/12723 K. sayılı emsal kararı).
TTK 122/4 m. uyarınca denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekmekte olup, taraflar arasındaki ilişkinin sona erdiği tarih(en erken 13/04/2023) dikkate alındığında, istem hakkının hak düşürücü sürede ileri sürüldüğü kabul edilmiştir.
Davacı taraflar arasında münhasır distribütörlük yani tek satıcılık ilişkisi olduğunu ileri sürmüş ise de, davalı bunu inkar etmiş, taraflar arasında dağıtım sözleşmesinin bulunduğunu ve davacıya hiçbir zaman münhasır satış yetkisi verilmediğini belirtmiştir.
Taraflar arasında akdedilen 01/01/2022 tarihli iki adet dağıtım sözleşmesi incelendiğinde; “Konu” başlıklı 2.1.m uyarınca sözleşmenin konusunun davalı şirket tarafından üretilen, ithal edilen veya ticareti yapılan ve EK 1'de listelenmiş olan gıda maddelerinin, dağıtıcı aracılığıyla perakende satış noktalarına satılması ve/veya yapılması ile dağıtıcı tarafından e platformlarda doğrudan tüketicilere satılmasını oluşturmaktadır. 2.3 maddesi uyarınca "Dağıtıcı, bağımsız bir tacir vasfını haiz olup, sözleşmedeki hiçbir hüküm, taraflardan birini, diğerinin vekili, ticari temsilcisi, müstahdemi, acentesi, hukuki temsilcisi, ortağı veya müşterek iş ortağı durumuna getirdiği veya zımni olarak diğer tarafı temsil etmek, diğer tarafın nam veya hesabına ya da diğer tarafı bağlayacak nitelikte taahhütler üstlenmek veya borç altına sokmak yetkisi verdiği şeklinde yorumlanamaz." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. "Faaliyet Bölgesi" başlıklı 3.1 maddesi uyarınca dağıtıcının faaliyet bölgesinin sınırları belirlenen bölgede, şirket tarafından kendisine temin edilen müşteri uzay datası kapsamına giren müşterilere yönelik olarak yürütüleceği, bu hükmün dağıtıcının faaliyeti ağırlıklı olarak yoğunlaştıracağı alanı belirlemekte olup hiçbir şekilde aktif veya pasif satış yasağı anlamına gelmeyeceğinin kararlaştırıldığı, 3.3 maddesi uyarınca dağıtıcının iş bu sözleşme ile kendisine faaliyet bölgesinde herhangi bir tekel hakkı tanınmamış olduğunu ve buna istinaden şirketin, ürünleri dilediği kuruluş ve kişilere satabileceğini, sattırabileceğini, dağıtabileceğini, üçüncü kişilere dilediği yerde ve sayıda dağıtıcılık verebileceğini kabul edeceğinin hüküm altına alındığı, "sözleşmenin süresi ve fesih" başlıklı 17.7 maddesine göre; şirketin 3 ay önceden dağıtıcıya bildirimde bulunmak kaydıyla dilediği zaman hiçbir sebep göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak ve herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaksızın feshedebileceğinin kararlaştırıldığı, 17.8 maddesine göre dağıtıcının sözleşmenin iş bu 17. maddesine uygun olarak feshedilebileceğinin bilincinde olan basiretli bir Tacir olarak sözleşme kapsamındaki yatırım ve harcamaları kendi rızasıyla yaptığını, sözleşmenin iş bu 17 maddesine uygun olarak feshedilmesi veya sona ermesi halinde, şirketten O ana kadar sözleşmenin ifası nedeniyle doğmuş alacakları haricinde, sözleşme ve bundan Doğan borçlarının ifası kapsamında yaptığı yatırımlar ya da harcamalar nedeniyle veya başka herhangi bir sebeple herhangi bir hak altında hiçbir kar kaybı, zarar vb. Sebeple tazminat talebinde bulunamayacağını kabul beyan ve taahhüt ettiği, sözleşmede davacı ve davalı şirketin imzalarının bulunduğu ve tarafların sözleşmeye herhangi bir itirazların bulunmadığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşme maddelerinin incelenmesinde davalı tarafından davacıya belirlenen faaliyet bölgesinde münhasır olmamak üzere davalı şirket tarafından üretilen, ithal edilen veya ticareti yapılan gıda maddelerinin, dağıtıcı aracılığıyla perakende satış noktalarına satılması ve/veya yapılması ile dağıtıcı tarafından e platformlarda doğrudan tüketicilere satılması konusunda dağıtıcı görevinin verildiği, sözleşmenin 2.3 maddesine göre davacının davalının acentesi olmayacağının ve sözleşmenin 3.3 maddesine göre davacıya faaliyet bölgesinde herhangi bir tekel hakkının verilmemiş olduğunun kararlaştırıldığı, acentelik sözleşmesinde varolması gereken faaliyetin önceden belirlenmiş bir bölge içinde tekel halinde yürütülmesi unsurunun somut olayda gerçekleşmediği, bu durumda taraflar arasındaki ilişki tek satıcı/acente ilişkisi değil, kendine özgü bir sözleşme ilişkisidir. TTK 102 m. uyarınca ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denilmekte olup, somut olayda ise davacının davalı sözleşmelerine aracılık etmesi söz konusu olmadığı gibi ürünleri davalı değil kendi nam ve hesabına satmaktadır, dolayısıyla acentelik hükümlerinin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda somut olayda TTK 122. m. uygulama alanı bulamayacağından, denkleştirme tazminatı koşullarının da oluşmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir. (emsal nitelikte Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2012/14877 E. 2013/12375 K. Sayılı ilamı)
Davacı taraf sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiği ve bu nedenle maddi ve manevi zararlarının tahsiline karar verilmesini talep etmişse taraflar arasında düzenlenen dağıtım sözleşmesinin 17.7 maddesine göre; davalı 3 ay önceden dağıtıcıya bildirimde bulunmak kaydıyla dilediği zaman hiçbir sebep göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak ve herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaksızın feshedebileceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından sözleşmeye uygun olarak ... Noterliğinin 13/04/2023 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih bildiriminde bulunduğu ve 3 ay sonrasında hüküm ifade edeceğinin ihtar edildiği, sözleşmenin 17.8 maddesine göre dağıtıcının sözleşmenin iş bu 17. maddesine uygun olarak feshedilebileceğinin bilincinde olan basiretli bir tacir olarak sözleşme kapsamındaki yatırım ve harcamaları kendi rızasıyla yaptığını, sözleşmenin iş bu 17 maddesine uygun olarak feshedilmesi veya sona ermesi halinde, şirketten o ana kadar sözleşmenin ifası nedeniyle doğmuş alacakları haricinde, sözleşme ve bundan doğan borçlarının ifası kapsamında yaptığı yatırımlar ya da harcamalar nedeniyle veya başka herhangi bir sebeple herhangi bir hak altında hiçbir kar kaybı, zarar vb. sebeple tazminat talebinde bulunamayacağını kabul beyan ve taahhüt ettiği, davacının basiretli tacir olduğu gözetilerek sözleşme maddelerinin ne şekilde hüküm doğuracağı konusunda bilinçli olduğu ve sözleşme maddelerinin uygulanmaması hususunu ileri süremeyeceği, davalı tarafından sözleşmeye uygun olarak sözleşmenin feshedildiği, haksız fesih olmadığı ve davacının sözleşmenin 17. Maddesine uygun olarak feshedilmesi halinde davalı şirketten o ana kadar sözleşmenin ifası nedeniyle doğmuş alacakları haricinde, sözleşme ve bundan doğan borçlarının ifası kapsamında yaptığı yatırımlar ya da harcamalar nedeniyle veya başka herhangi bir sebeple herhangi bir hak altında hiçbir kar kaybı, zarar vb. sebeple tazminat talebinde bulunamayacağını kabul beyan ve taahhüt ettiği de gözetilerek maddi ve manevi tazminat isteminin koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 9.051,08-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 8.623,48-TL'nin davacıya iadesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Maddi tazminat istemi yönünden; davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4 maddesi gereğince Tarifenin İkinci Kısmının İkinci Bölümüne göre hesap olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Manevi tazminat istemi yönünden; davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/3 maddesi gereğince Tarifenin İkinci Kısmının İkinci Bölümüne göre hesap olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7- Taraflarca yatırılan artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 21/05/2024
Katip ...
E-İmzalıdır*
Hakim ...
E-İmzalıdır*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.