mahkeme 2023/651 E. 2024/123 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/651
2024/123
9 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/651 Esas
KARAR NO :2024/123
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:17/08/2012
KARAR TARİHİ:09/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 17/08/2012 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkilinin ... isimli şirketin 2004/Mart tarihinde İstanbul'da mücevher fuarında sonrasında ise ... ... fuarına katıldığını ve en son Türkiye’de şirketin kurulması ile işlerin takibi ve şirketin kurulmasının ardından şirkette işe devam etmesi için anlaşıldığını, şirketin tüzel kişilik kazanmasının ardından da çalışmaya başladığını, müvekkilinin davalı şirket nezdinde 01/03/2004 tarihinde çalışmaya başladığını, iş akdine 03/08/2011 tarihinde haksız şekilde son verildiğini, son ücretinin net 3.000 Euro olduğunu, 2011/6-7-8 aylarına ait aylık ücretlerini alamadığını, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini, yıllık izinlerini kullanamadığını, çoğu zaman hafta sonlarında dahi çalıştığını, şirketin fuara katılması nedeni ile Pazar günleri ve resmi tatillerde çalışmak zorunda kaldığını karşılığının ödenmediğini, mücevher sektöründe çalışanlara yıllık satış ciroları üzerinde %3 oranında prim ödenmesi teamülünün olduğunu, davalı şirketinde vaadi olmasına karşın yapılan satışlar üzerinden ödenmesi gereken primlerin ödenmediğini, çalışmaya başladığı 01/03/2004 tarihinden 2005/7 tarihine kadar sigortası yapılmaksızın çalıştırıldığını, bu nedenle daha düşük emekli aylığı aldığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, prim, fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;Davalı vekili, müvekkili şirket ile Benelüks isimli şirketin hiçbir hukuki ilişkisinin bulunmadığını, ayrı tüzel kişiliklerinin olduğunu, davacının Hollanda’dan gelen müdürün yabancı olmasından istifade ederek bankaya götürüp bir takım imzalar attırdığını ve parayı müdür alıyormuş gibi yaparak parayı kendi çantasına aldığını, müdüre vermemesi ve şirkete iade etmemesi üzerine suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının şirketin parasına el koymak suçundan kurtulmak amacıyla davayı ikame ettiğini, davacının şirketten alacağının bulunmadığını, uhdesinde bulundurduğu paranın aslında şirketin kendisine ödemeye hazır olduğu yasal alacağı olan 2.623 TL olduğunu, bunun haricinde kanunen hiçbir alacağının bulunmadığını, davacının genel müdür olması nedeniyle tüm kayıtları istediği gibi tuttuğunu, tüm izinlerini kullandığını, giriş çıkış saatleri ve izinleri bakımından kimseye danışmadığını, davacıya borcun bulunmadığını, alacağın bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER :
Davalı Şirkete ait Ticaret Sicil Dosyası, SGK kayıtları, Tanık anlatımları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyası, Bilirkişi Heyet Raporu, Bilirkişi Heyet Ek Raporu ve tüm dosya kapsamı.
Mali Müşavir ... ve Ticaret Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... tarafından düzenlenen 03/06/2020 tarihli heyet raporunda özetle; Şirket Müdürü olan davacının davalı şirketçe ödendiği kanıtlanamayan 12.773,74-TL aylık maaşını, hak edilen ancak ödendiği davalı şirketçe kanıtlanamayan 110 günlük ücretli izin karşılığı 22.303,34-TL ücretli izin alacağı isteyebileceği, bunların dışında kalan ve İş Kanunu hükümlerine göre istenebilir diğer alacak istemlerini isteyemeyeceği, prim alacağının varlığının ise kanıtlanamadığı yönünde görüş beyan ettikleri görülmüştür.
Mali Müşavir ... ve Ticaret Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... tarafından düzenlenen 26/11/2020 tarihli heyet ek raporunda özetle; Kök raporlarındaki kanaatlerinde herhangi bir değişikliğe gidilmediği, diğer yandan davacının kök rapora itirazlarının kabulü halinde taleple bağlılık ilkesi gereğince (Kıdem tazminatı, İhbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti toplamı olarak) 45.663,55-TL talep edebileceği, davacının 3 yıllık şirket müdürlüğü süresinin kabul edilmemesi halinde görevsiz mahkemece alının 03/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan tutarın dikkate alınması gerektiği yönünde görüş beyan ettikleri görülmüştür.
Mahkememizin 2019/... esas 2021/... karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonrasında davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği ve karar davacı ve davalı tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/... esas 2023/... karar sayılı ilamı ile"... Dava, Limited Şirket Müdürünün mali haklarının tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda bu konuda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte anonim ortaklıkta yönetim kurulunun mali haklarını düzenleyen TTK 394 maddesi hükümlerinin limited ortaklıklarda da dikkate alınması ve en azından kıyasen uygulanması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta dava başlangıçta iş mahkemesinde, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, prim, fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarının tahsili istemi ile açılmış olup yerel mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince, davacının mali hak taleplerinin iş hukuku mevzuatından kaynaklanmadığı, ticaret mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olduğuna işaret edilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile davacının ücret ve kıdem tazminatı alacağının tahsiline fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. Oysa kesinleşen 9. Hukuk Dairesinin bozma ilamında da vurgulandığı üzere davacının talepleri 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde düzenlenen, yöneticinin mali haklarına ilişkin olup, bu madde gereğince, tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, ikramiye, prim, yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir. 6102 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yönetim yetkisinin yönetim kurulu tarafından, müdür olarak üçüncü kişilere devri mümkün olup, şirket yönetimince şirkete müdür atanması durumunda da, sözleşmede açıkca öngörülmese veya herhangi bir sözleşme olmaması durumunda dahi şirket müdürlerine de aynı şekilde anılan mali hakların ödenmesi mümkündür. Bu durumda 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde belirtilen mali haklar yönünden işçilik hukukundan ayrı olarak davacının görev yaptığı dönemde, şirketin işlem hacmi, kârlılık durumu, davacının fiilen icra ettiği faaliyetler de dikkate alınarak değerlendirme yapmak üzere taraflara ispat hakkının tanınması, ispata yarar delil sunulmaması halinde Anayasa'nın 18 inci maddesindeki angarya yasağı dikkate alınarak uygun bir alacağa hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir..." şeklinde verilen karar kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiş ve yeniden esas alarak yargılamaya devam olunmuştur.
Bozma sonrasında dosya yeniden esas almış ve bozma ilamına uyma kararı verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Bozma sonrası taraflara bozma ilamı doğrultusunda davacının çalışmış olduğu 2004-2011 tarihleri arasında şirketin işlem hacmi, karlılık durumu ve davacının fiilen icra ettiği faaliyete ilişkin olarak ispata yarayan delilleri sunmaları için süre verilmiş ise de davacı taraf beyanlarında sektörün kayıt tutma alışkanlığının zayıf olması sebebi ile belge sunulmasının mümkün olmadığını Anayasa'nın 18 inci maddesindeki angarya yasağı dikkate alınarak uygun bir alacağa hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava, davalı işyerinde şirket müdürü olarak çalışan davacının, iş akdinin haksız yere feshedildiği iddiasıyla ücret alacağı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve sair işçilik alacakları ile sektör teamülünde olduğu belirtilen prim alacağının tahsili istemine ilişkin olarak açılmış ise de bozma ilamları ile de tespit edildiği üzere dava, Limited Şirket Müdürünün mali haklarının tahsili istemine ilişkindir.
TTK 394 maddesinde: (1) Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir. Şeklinde, TTK 370 maddesinde: (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. (2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır. Şeklinde, TTK 630 maddesinde: (1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. (4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır. Şeklinde, TTK 616 (f) maddesinde: (1) Genel kurulun devredilemez yetkileri şunlardır: (f) Müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi ve ibraları. Şeklinde ve TBK 502 maddesinde ise: Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır. Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır. Şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır.
Dosya kapsamında toplanan delillerden, şirketin 2004-2011 tarihleri arasında şirketin işlem hacmi, karlılık durumu ve davacının fiilen icra ettiği faaliyete ilişkin olarak ispata yarar delil sunulmadığı, şirketin 2009, 2010, 2011 yıllarında kurumlar vergisi beyannamelerine göre zarar ettiği anlaşıldığından yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında TTK 370 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yönetim yetkisinin yönetim kurulu tarafından, müdür olarak üçüncü kişilere devri mümkün olup şirket yönetimince şirkete müdür atanması durumunda da, sözleşmede açıkca öngörülmese veya herhangi bir sözleşme olmaması durumunda dahi şirket müdürlerine de aynı şekilde anılan mali hakların ödenmesi mümkündür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kabulüne göre şirket müdürü ile şirket arasındaki ilişki, vekâlet ilişkisidir. 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca şirket müdürlerine ödenecek ücretin belirlenmesi yetkisi, limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. Öte yandan 1982 Anayasası'nın 18 inci maddesi uyarınca angarya yasak olup vekâlet sözleşmesine ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 502 nci maddesi açısından da şirket müdürlerine bir ücret ödenmesi gerekir. Bu durumda, şirket yöneticilerinin alacağı ücretin şirketle yapacağı sözleşme ile belirlenmesi gerekir ise de, taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmaması hâlinde Mahkemece işçilik hukukundan ayrı olarak kıdem ve ihbar tazminatı söz konusu olmaksızın görev yaptığı dönemde, şirketin işlem hacmi, kârlılık durumu, davacının fiilen icra ettiği faaliyetler de dikkate alınarak makul düzeyde bir ücret belirlenerek bu miktara hükmedilmesi gerektiği, dosya kapsamında şirketin işlem hacmi, karlılık durumuna dair ispata yarar delil sunulmadığından mahkememizce Anayasa'nın 18 inci maddesindeki angarya yasağı dikkate alınarak uygun bir alacağa hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından, dosya kapsamına göre 26.000,00TL tazminatın uygun olacağı kabul edilmiş ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: % 29,95)
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kısmen KABULÜ ile; 26.000,00TL nin dava tarihi olan 17/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.776,06-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 1.288,90-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 487,16-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça yatırılan 1.288,90-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 2.639,00-TL yargılama giderinin kabul oranına göre 790,38TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına
5-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan toplam 423,00 TL yargılama giderinin ret oranına göre 296,31TL sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, artan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 09/02/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.