mahkeme 2021/549 E. 2023/919 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/549
2023/919
29 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/549 Esas
KARAR NO : 2023/919
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27/09/2021
KARAR TARİHİ : 29/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 28/09/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin 27/09/2021 tarihli dava dilekçesinde, özetle; 28/09/2019 günü davalı sigorta şirketi tarafından ... numaralı ZMMS poliçesi ile teminat altında olan ... plakalı aracın , Müvekkilinin Arnavutköy'de bi benzin istasyonunda aracının yıkanmasını beklerken duvara sıkıştırarak çarpması sonucu ağır yaralandığını ve malul kaldığını, 61 gün hastanede tedavi gördüğünü ve 2 kez ortopedik 3 kez de plastik cerrahi ameliyatı geçirdiğini, müvekkilinin geçici ve sürekli iş gücü kaybına uğradığını, SGK tarafından karşılanmayan yol, bakıcı gibi masraflara katlanmak durumunda kaldığını, servis şoförü olarak 30 yıldır çalışan müvekkilinin maddi zarara uğradığını, 18/11/2019 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak herhangi bir tazminat ödemesi alınmadığını belirterek, 28/09/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.500,00 TL geçici iş göremezlik, 7.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 1.500,00 TL yol, bakıcı, hastane bakıcı vb. giderler olmak üzere toplam şimdilik 10.000,00'TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 20/10/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin davaya cevap dilekçesinde, özetle; Dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın 24/09/2019-2020 vadeli ... numaralı ZMMS poliçesi ile müvekkil sigorta şirketi nezdinde teminat alında olduğunu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami teminat limiti ile sınırlı olduğunu, dava konusu olayda müvekkil sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, öncelikle dava konusu kazada kusur durumunun tespitinin gerektiğini, davacının maluliyet durumunu gösteren raporun ATK tarafından düzenlenmesinin gerektiğini, SGK tarafından davacıya ödenen herhangi bir ödeme mevcut ise hesaplanacak tazminattan tenzilinin gerektiğini, dava tarihinden itibaren yaşsal faiz talep edilebileceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili tarafından sunulan dava değeri arttırım dilekçesinde; Dava dilekçesindeki 1.500,00TL talep edilmiş olan Geçici İş göremezlik tazminat taleplerini 42.867,22 TL artırarak 44.367,22 TL olarak( Tedavi giderleri teminatından),
b.-Dava dilekçesinde 7.000,00TL olarak talep ettikleri sürekli iş göremezlik tazminat talebimizi,382.000,00 TL artırarak, 390.000,00TL (ölüm/maluliyet teminatından),
c.- Dava dilekçesinde 1.500,00 TL olarak talep ettikleri bakıcı gideri taleplerini 6.175,20 TL artırarak 7.675,20 TL (Tedavi Giderleri Teminatından)
Olarak arttırmışlardır.
DELİLLER :
Hastane evrakları, SGK kayıtları, Sigorta poliçesi, ... Mahkemesi 2020/221-Ceza Dava Dosyası, 25/11/2021 tarihli adli tıp kurumu trafik ihtisas raporu, 11/11/2022 tarihli adli tıp kurumu ikinci ihtisas raporu, 20/03/2023 tarihli adli tıp kurumu trafik ihtisas raporu, 10/05/2023 tarihli adli tıp kurumu ikinci ihtisas raporu, 06/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas daire tarafından gönderilen 25/11/2021 tarihli adli tıp raporunda; "meydana gelen olayda; Sürücü ... ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, ... ...'nın kusursuz olduğu..." görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
... Adli Tıp Kurumu ... İhtisas daire tarafından gönderilen 11/11/2022 tarihli adli tıp raporunda; ... oğlu 20/09/1970 doğumlu, ... ...’nın 28/09/2019 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; E cetveline göre %25.2 (yüzdeyirmibeşnoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, B) 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik dikkate alındığında; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %29 (yüzdeyirmidokuz) olduğu, C) İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği..." görüş ve kanaatini bildirmiştir.
... Adli Tıp Kurumu ... İhtisas daire tarafından gönderilen 20/03/2023 tarihli adli tıp raporunda;"... Sürücü ... ...’in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu, Yaya ... ...’nın kusursuz olduğu..." görüş ve kanaatini bildirmiştir.
... Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas daire tarafından gönderilen 10/05/2023 tarihli adli tıp raporunda;"... oğlu 20/09/1970 doğumlu, ... ...’nın 28/09/2019 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması nedeniyle iyileşme (işgöremezlik) süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği..." görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Aktüerya ve Sigorta alanında uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan 06/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda;"... Maddi Zarar; Hesap / Rapor tarihi itibariyle, Davacının 28/09/2019 tarihinde geçi kazası sonrası; iş olduğun trafik 18 ay süre ile geçici iş göremezlik zararının, kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığının kabulü ile 44.367,22 TL olduğu, davacıya SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödemelerinin işbu tutardan tenzilinin gerektiği, (Tedavi giderleri/ sağlık giderleri teminatından talep edilebileceği) %29 maluliyet oranı dahilinde sürekli maluliyet zararının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığının kabulü ile 932.361,56 TL olduğu, SGK tarafından 01/02/2021 tarihinden itibaren bağlanan İş Kazası aylıklarının ilk Peşin Sermaye Değerinin işbu tutardan rücuya tabi kısmının tenzilinin gerektiği, ancak SGK tarafından iş göremezlik aylığı davacıya bağlanmış olmasına karşın, herhangi bir rücu işleminin yapılmadığının müzekkere cevabına belirtildiği, işbu zararın sadece 390.000,00 TL'sinden davalı sigorta şirketinin azami sorumluluğunun bulunduğu, 3 ay süre ile Geçici Bakıcı Giderleri zararının ise kazada kusurunun bulunmadığının kabulü ile 7.675,20 TL olduğu, (Tedavi giderleri/ sağlık giderleri teminatından talep edilebileceği) 28/09/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketine yapılan yazılı başvuru dilekçe tarihinin 18/11/2019 olduğu, davacının iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği göz önünde alındığında ve talebin kazadan 2 aydan az bir süre sonra davalıya gönderildiği görülmekle, 17/07/2020 tarih 2019/40 E. 2020/40 K sayılı Anayasa Mahkemesinin kararında da ayrıntılı olarak açıklanmış olmakla, dava tarihi 27/09/2021 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilebileceği avans faizi işletilebileceğinin (sigortalı araç ticari- kamyonet tipi araçtır) hukuki takdirinin elbette Yüce Mahkemeye ait olduğu..." görüş ve kanaatini bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (geçici/sürekli iş göremezlik, bakıcı giderleri ) istemine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İncelenen sigorta kayıtları ve tutanaklara göre tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde davanın açılması gerekmekte olup olayımızda sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulu sigorta poliçesinin incelenmesinde; 28/09/2019 kaza tarihini kapsar, ... plakalı (2004 model ...- ... Kamyonet Panelvan tipi) aracın 24/09/2019-2020 vadeli, davalı ... Sigorta Şirketi tarafından ... numaralı 24/09/2019 tarihinde tanzim edilen poliçe ile sigortalandığı ve söz konusu poliçe kapsamında vefat/maluliyet tazminatı için teminat limitinin 390.000,00 TL ve 390.000,00TL sağlık gideri teminatı olduğu, poliçenin 01.06.2015 tarihinden sonra geçerli olan genel şartlar dahilinde tanzim edildiği, davalı sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami teminat limiti ile sınırlı sorumluluğunun bulunduğu gtörülmüştür.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden 28/09/2019 tarihinde ... plakalı dava dışı araç sürücüsü ... ...'in aracı teknik özelliklerini gözeterek kendi ayrılan yol bölümünde hareket etmesi gerekirken kontrolsüz sevk ve idaresi sebebi ile yayaya çarptığı olayda %100 oranında kusurlu olduğu, yayanın alabileceği bir önlem bulunmadığından kusursuz olduğu değerlendirilmiştir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; ... Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir.
Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ceza hukuku ile ilişkisinde kenar başlıklı 74.maddesi “ Hâkim zarar verenin kusurunun olup olmadığını, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumluluk ile ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı ile de bağlı değildir. Aynı şekilde ceza hâkiminin kusurunun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk hakimi ceza mahkemesince verilen, suçun fail tarafından işlenmediği yönündeki kesin olgu saptayan beraat kararı ile bağlıdır çünkü yargısal bir kararla maddi bir olgu tespit edilmiştir. Ancak hukuk hakimi ceza mahkemesince yapılan kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini kararı ile bağlı değildir. Çünkü ceza hukukunda asıl kusur çeşidi kasttır. Taksir ancak kanunda yazılı olduğu sürece sorumluluk oluşmaktadır. Hukuk mahkemesinde ise kusurun her çeşidinde sorumluluk söz konusu olabilmektedir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 17/04/2003 tarihli 2003/3586 Esas ve 2003/3516 Karar sayılı kararında "Borçlar Kanununun 53.maddesi gereğine göre hukuk hâkimi ceza dosyasında alınan kusur raporu ile bağlı olmayıp kesinleşen maddi olgularla karar vermek durumundadır. Dolayısıyla mahkememizce, yargılama için gerekli incelemeler yapılıp, raporlar alındıktan sonra sırf ceza yargılamasındaki dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi, mevcut davanın daha da uzamasına ve makul bir sürede yargılanmayı içeren adil yargılanma hakkının ihlaline neden olacaktır. Geç oluşan adalet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği pek çok kararında da yerinde görülmemekte ve devletler bu sebepten tazminata mahkum edilebilmektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı hukuk hakiminin ceza yargılamasının sonucunun, her şart ve koşulda beklenmesi zorunluluğu şeklindeki bir algının adil yargılanma hakkı ihlaline sebebiyet vereceği düşüncesiyle gerekli araştırmalar yapılıp raporlar alınmış, alınan raporlar arasında da herhangi bir çelişki doğmadığı ve ceza dosyasında da mahkumiyete karar verildiği ve istinaf incelemesinden geçerek 04/10/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüş, yaşanan olayın şartlarına göre kusur oranının tespiti mahkemeye ait olduğundan mahkememizce toplanan deliler ışığında davalı ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla tazminat hesaplaması yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; maddi tazminat (geçici/sürekli iş göremezlik, bakıcı giderleri ) tazminat talepli açılan davada davacı, sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu eylemi nedeniyle trafik kazasına sebebiyet vermesi sonucu sigortacısı davalıya husumet yöneltmiştir. Yapılan incelemelerde, davacının iş bu trafik kazası geçirerek iş göremez durumuna düştüğü, bu kaza sonucu çalışamayarak tedavi görmek durumunda kaldığı, davacının ücret bordrolarından asgari ücret üzerinden prime esas kazanç bildirildiği, davacının gelirinin daha yüksek olduğu savunulmuş ise de gelirin daha yüksek olduğuna dair belgelendirme yapılamadığı, tazminat hesaplamasının belgelendirilmiş gelir üzerinden yapılması gerektiğinden hesaplama belgelenen bu ücrete göre değerlendirme yapılmıştır. 17/11/2021 tarihli cevabi yazıda davacıya sürekli iş göremezlik gelirinin bağlandığı bildirilmiş, 13/12/2021 tarihli müzekkere cevabında, davacının geçirdiği kaza sebebi ile rücuya tabi bir işlem yapılmadığının bildirilmiştir. Dosya kapsamında sunulan hesap raporu ile davacının 7.675,20TL bakıcı gideri ile 44.367,22TL geçici iş göremezlik zararı ve 932.361,56TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplanmış olup dosya kapsamına uygun denetime elverişli bilirkişi hükme esas alınmış, bakıcı gideri ile geçici iş göremezlik zararı sağlık gideri teminatı kapsamında kaldığından bu zararların bu teminat limitinden karşılanmasına karar verilmiş, trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında sorumluluk Borçlar Hukuku yönünden haksız fiil sorumluluğu olup zarar ve dolayısıyla da tazminat alacağı olay anında ortaya çıktığı için haksız fillerde temerrüt olay tarihinde gerçekleşmekte ise de sigorta şirketleri yönünden temerrüt usulüne uygun olarak yapılan başvurudan 8 iş günü sonrasında oluşacağından trafik kazası nedeniyle hüküm altına alınması gereken tazminata temerrüt tarihi olan 29/11/2019 tarihinden itibaren avans faiz (araç ticari olduğundan ) yürütülmesine ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, 7.675,20TL bakıcı gideri ile 44.367,22TL geçici iş göremezlik zararının ( 390.000,00TL sağlık gideri teminatı kapsamında olmak üzere) ve 932.361,56TL sürekli iş göremezlik zararının davalı sigortanın vefat/sakatlık tazminatı için teminat limiti 390.000,00TL olduğundan, 390.000,00TL den sorumlu olmak üzere toplam 442.042,42TL tazminatın davalının temerrüt tarihi olan 29.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.195,91TL nispi karar harcından peşin ve tamamlama harcın mahsubu ile bakiye kalan 28.549,48-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan toplam 11.209,93TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 67.885,93TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 29/12/2023
Katip ...
¸e-imzalı
Hakim ...
¸e-imzalı
Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.