mahkeme 2023/238 E. 2025/72 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/238
2025/72
25 Mart 2025
T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/238 Esas
KARAR NO : 2025/72
DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti &Önlenmesi
DAVA TARİHİ : 28/11/2023
KARAR TARİHİ : 25/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti &önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in Türkiye'nin ilk sürdürülebilir köy projesi olan “...” “...” asıl ve ana unsuru ile hayata geçirdiğini, bunu takiben “... ”, “... ” ile seri markalar oluşturduğunu, özellikle “...” projesi ile dikkat çektiğini, müvekkili firmanın tüm projelerinde “...” ifadesinin tüm marka isimlerinde ana ve asıl unsur olduğunu, “...”markasının gayrimenkul/konut sektöründe müvekkili ile özdeşleşmiş ve geniş kitlelerce tanınmış olduğunu, davalının tescilsiz olarak kullandığı “ ...” markasını, müvekkiline ait ... başvuru numaralı “...”, ... başvuru numaralı “... ”, ... başvuru numaralı “... ” ve ... başvuru numaralı “... A.Ş.” markaları ile aynı sınıfta kullandığını, davalının Türk Marka ve Patent Kurumu nezdinde başvurusu olmayan ve tescilsiz kullanılan “ ...” markasının davacının ... başvuru numaralı ... sınıflarda tescilli “...", ... başvuru numaralı ... sınıflarda tescilli markası “... ”, ... başvuru numaralı ... sınıflarda tescilli markası “...”, ... başvuru numaralı ... sınıflarda tescilli markası “...A.Ş.” markalarının ana ve ayırt edici unsuru olan “...” kelimesini asli unsur olarak kullandığını, bu kullanımın müvekkili aleyhine bir “marka hakkına tecavüz” olduğunu, “ ...” markasının müvekkili adına tescilli markalarla benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, Davalı tarafın tescilsiz olarak kullandığı,“ ...”marka ve görselinin otel ve konaklama sektöründe tescilsiz olarak kullanmak suretiyle müvekkiline ait markaların ... sınıflarda yani birebir aynı sektörlerde kullanıldığını, aynı hedef kitle ve tüketici kitlesine yönelik hizmetler sunduğunu, üçüncü kişilerce bu markaların karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref-i , ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Müvekkili firmanın 1995 yılından bu tarafa aktif şekilde inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, “...” markasını ... başvuru numarası ile ... Sınıflarda tescil ettirdiğini, bu marka ile ...”, “...” gibi tescili yapılmış markalı projeleri gerçekleştirdiğini, dava konusu olan “ ...” projesinin de bunlardan biri olduğunu, hakkaniyet gereği tescilsiz markaların da korunmasına ilişkin düzenlemeler olduğunu, “...” markasının 2017 yılında tescil edildiğini, dava konusu “ ...” projesine 2018 yılında başlandığını, davacı tarafın markalarının 2020 yılı ve sonrasında tescil ettirdiğini, öncelikli hak sahipliği ilkesi gereği, davacının taleplerinin kabul edilemeyeceğini, “ ...” ismi verilen projenin kaliteli bir yaşam, ışıldayan bir şehir manzarası ... aldıracak ... havasını ve manzarasını içinde barındıran bir misyonu olan bir proje olduğunu, “ ...” markasında markanın ... ifadesi ile başladığını, “...” ifadesinin asli unsur olmadığını, bu ifadenin ayırt edici vasfının da bulunmadığını, davacı tarafın markalarının tamamı “...” kelimesi odaklı olduğu, “...” ve ...” projelerinin farklı illerde olduğunu, markaların amblem, logo, tabela, reklam gibi görsel unsurlarının ilgisinin olmadığını, iltibas yaratmadığını, logoda yazılı yazı tipi, yazı boyutu ve renk açısından benzerliğin olmadığını, işbu nedenlerle de davanın reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref-i , ihtiyati tedbire hükmedilmesi taleplidir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ...,..., ...,... , ...' tarafından düzenlenen 04/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Taraf markaların sektörel incelemeleri yapılması suretiyle, yapılan değerlendirmede taraf markalarının kapsamları, sınıfları itibariyle aralarında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olduğunu, “ ...” markasının kullanımı nedeniyle “ortalama tüketici nezdinde” ortaya çıkabilecek karıştırılma ve iltibas tehlikesini gerekçesiyle davalı tarafın marka kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet unsurunu ortaya çıkarabileceğini, iltibas ihtimaline yönelik ilk şart meydana geldiğinden, “...” marka adına ilişkin taraf markaları arasında işitsel veya kavramsal bir benzerliğin olduğu noktasından hareketle karıştırılma ihtimalinin oluştuğunu, bu nedenle tescil yaptırmak suretiyle hukuki bir korumanın da şemsiyesi altında yer alan gerçek hak sahibi olan davacı tarafın marka hakkına sahip olduğunu, internet incelemeleri sonucunda “ ...” ibaresinin davacı firmanın tescil tarihinden önce kullanılmaya başlandığının tespit edildiğini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ...' tarafından düzenlenen 31/01/2025 tarihli bilirkişi EK raporunda; taraf markalarının kapsamları, sınıfları itibariyle aralarında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olduğu, “ ...” markasının kullanımı nedeniyle “ortalama tüketici nezdinde” ortaya çıkabilecek karıştırılma ve iltibas tehlikesini ortaya çıkardığı gerekçesiyle davalı tarafın marka kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet unsurunu ortaya çıkarabileceği hususundaki görüşlerinin korunduğunu, iltibas ihtimaline yönelik ilk şart meydana geldiğinden, “...” marka adına ilişkin taraf markalar arasında işitsel veya kavramsal bir benzerliğin olduğu noktasından hareketle karıştırılma ihtimalinin oluştuğunu, bu nedenle tescil yaptırmak suretiyle hukuki bir korumanında şemsiyesi altında yer alan gerçek hak sahibi olan davacı tarafın marka hakkına sahip olduğu ve sair hususlarda kök rapordaki görüşlerinin korunduğunu, kötü niyet iddialarının hukuki bir değerlendirme olmasından ötürü takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Türk Patent ve Marka kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiştir.
Davalı ... Şirketinin "..." markasının ... başvuru numarası ile ... Sınıflar için 15.03.2017 başvuru tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davacı adına tescilli ... esas unsurlu markalar Türk Patent ve marka kurumundan celp edilmiştir.“...” markasının (Başvuru No....) ... sınıflarda 15.06.2020 tarihinden itibaren, “... ” markasının (Başvuru No. ...) ... sınıflarda 22.01.2021 tarihinden itibaren, “...” markasının (Başvuru No....) ... Sınıflarda 8..11.2021 tarihinden itibaren, “... A.Ş.” markasının (Başvuru No. ...) ... sınıflarında 12.6.2022 tarihinden itibaren Davacı ... adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
İncelenen marka tescil belgesi kayıtlarına göre davacının ... ibaresi üzerinde üstün hak sahibi olduğu, davalının ise ... ibaresi ile tescilli bir markası bulunmadığı, davalı tescilinin ... ibareli marka olduğu anlaşılmıştır.
MARKA HAKKINI İHLAL VE HAKSIZ REKABET İDDİLARININ İNCELENMESİ
6769 Sayılı SMK'nın 7. maddesinde öngörülen marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları şu şekilde düzenlenmiştir.
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
6769 Sayılı SMK m. 29/l-(b) hükmü uyarınca markanın hak sahibinin izni olmaksızın aynı veya ayırt edilemeyecek şekilde benzerinin kullanılması yoluyla taklit edilmesi doğrudan marka tecavüzü olarak öngörülmüştür.
Bununla birlikte tescilli marka ile aynı olan işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması da marka tecavüzü olarak öngörülmüştür (SMK m, 7/2-(a)), Öte yandan tescilli marka ile aynı veya benzer olan ibarenin tescilli markanın kapsadığı aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılması durumunda halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin söz konusu olması halinde ilgili kullanım marka hakkına tecavüz teşkil edecektir (SMK m. 7/2-(b)).
TTK MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
Yasal mevzuatta da işaret edildiği üzere TTK m. 54 hükmü, haksız rekabetin tanımlanmasında “dürüstlük kuralı”nı temel kriter olarak görmüştür. Buna göre bir eylemin haksız rekabet olup olmadığının belirlenmesindeki, o eylemin dürüstlük kuralı ile örtüşüp örtüşmediğine bakılmalıdır . Haksız rekabetin genel tanımını veren bu hükmün yanı sıra, TTK m. 55 hükmü uygulamada sıkça karşılaşılan haksız rekabet hallerini sınırlayıcı olmayacak şekilde saymıştır. Bununla birlikte TTK m. 55’te sayılan haksız rekabet hallerinin sınırlayıcı olmadığı, sadece TTK m. 54/2’de belirtilen haksız rekabet eyleminin örnekseme yoluyla sayılmış örnekleri olduğu açıktır. Ayrıca TTKm.55 özel olarak bazı haksız rekabet eylemleri sayılmıştır. Bunlardan TTK m.55/4’de yer alan “Başkasının malları, işi ürünlerini, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki eylem açısından davalı tarafın eyleminin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, bir kimsenin bir başkasının iş ürünlerini, mallarını, faaliyet veya eylemlerini veyahut haklı olarak kullandığı işaretlerini haksız yere vere karıştırılmaya sebep olacak şekilde kullanması gerekli ve yeterlidir.
Yargıtay 11.HD’ haksız rekabete ilişkin son dönemde verdiği kararlarda 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabileceğine dair kararları bulunduğu ancak daha önce verilen kararlarda ise kümülatif korumanın geçerli olduğu yani eylemin hem özel yasa hem genel yasa hükümleri ile korunmakta olduğu yönünde verdiği kararlar bulunduğu dolayısıyla içtihadı birleştirme yönünden henüz yüksek Mahkemeden çıkmış bir karar bulunmadığından , mahkememizin kanaatıne göre ; eylemin gerek özel gerekse genel yasada ifadesini bulan hükümlere aykırılık teşkil ettiği gözetilerek Davalının davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin ve eyleminin haksız rekabete neden olduğunun tespitine, men ve ref’ine karar verilmesi gerekmiştir.
Somut olayda alınan bilirkişi raporları kapsamına göre davacının ... esas unsurlu markaları ile seri markalar yarattığı, davalı’nın ise “ ...” markasını kullandığı, davalının kullanımındaki esas unsurun ... ibaresi olduğu, her iki markayı gören tüketicinin davalının markasını davacının seri markalarından biri olarak algılamasının kaçınılmaz olduğu dolayısıyla somut olayda hem marka hakkını ihlal hemde eylemin haksız rekabete neden olduğu anlaşılmıştır.
Davacı adına tescilli olan “...” ana unsurlu markaların ... Sınıfta yer alan hizmetleri bakımından tescilli olduğu görülmektedir.
Davalı ise savunmasında ...sınıflarda tescil ettirdiğini, esas unsuru “...olmak üzere projeler gerçekleştirdiğini, Dava konusu olan “ ...” projesinin de bu marka ailesinin bir parçası olduğunui ileri sürmüştür.
Davacı tarafında özellikle 2020 yılı itibariyle davalının da ticari faaliyetlerini yürüttüğü inşaat sektöründe aldığı marka tescilleriyle “...” esas unsurlu bir “marka ailesi” oluşturmaya çalıştığı anlaşılmıştır. Davalının ise aynı şekilde projelerine verdiği “...” ibaresi ile bir marka ailesini oluşturmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Nitekim “Avend” markasının tescili 2017 yılında yapılmışsa da gerçek hak sahipliği yönünden “...” markasının incelemeye alınması mümkün olmayıp , ... ibaresi ile davalının markasal bir faaliyet gösterip göstermediği hususunun incelenmesi, tescilsiz de olsa davalı kullanımının önceki hak sahipliği bakımından kabul edilebilmesi için davalının bu kullanımının markasal kabul edilmesi için ... unsuru ile kullanımların varlığı gereklidir.
“ ...” ibaresinin davacının tescilli markalarının tescil tarihinden önce alan adındaki tanıtımlarda kullanılmaya başlandığı tespiti yapılmışsa da bu kullanımın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/3 maddesi kapsamında işaret edilen gerçek hak sahipliği hakkı oluşturacak şekilde olmadığı anlaşılmıştır. SMK m. 6/3 anlamında gerçek hak sahipliğinin söz konusu olabilmesi için yurt içinde, yerelden daha geniş bir coğrafyada yoğun ve sıkı kullanım sonucu , nizasız, fasılasız şekilde kullanılması gereklidir. Burada söz konusu olan tescilsiz olarak kullanılmakta olan bir işaret veya ticaret hayatında kullanılan ticaret unvanı, işletme adı, alan adı gibi unsurların markasal nitelik gösterir mahiyetteki kullanımlarıdır. Bu noktada önemli olan tescilsiz işaretin, ticaret sırasında markasal etki doğuracak nitelikte kullanılmış olunmasıdır. Başka bir ifadeyle ticaret sırasında kullanma kavramından anlaşılması gereken marka hukukuna özgü kullanmadır. Keza tescilsiz kullanım ile kast edilen husus, öncelik hakkının işareti ilk defa alelade bir şekilde kullanan kişiye ait olması demek değildir. Başka bir ifadeyle 6/3 maddesi anlamında aranan ayırt edicilik, markasal etki doğurmayan veya oldukça sınırlı bir kitle için doğuran kullanımlar değil, tescilsiz işaretin ticari alanda ciddi suretle kullanılması suretiyle, ilgili piyasada bilinir hale gelmesi ve o işareti ihdas edenle birlikte tanınır olması biçiminde anlaşılmalıdır. Bir diğer ifadeyle, 6769 s. SMK 6/3 maddesi kapsamında, tescilsiz işaretin belirli bir çevre veya piyasa ile sınırlı bir bilinirlik düzeyine erişmesi, maddenin sağladığı korumadan istifade için yeterli görülmelidir.
Bilirkişi raporunda tespit edilen internet sitelerinin linklerindeki kullanımda ise ... ibaresi ön planda olup , yerelden daha geniş bir coğrafyada ... ibaresinin yoğun bir marka kullanımına yol açmadığı yani davalının ... ibaresi üzerinde gerek ticari evrak, gerek tabela ve tanıtım materyalinin davacının tescil tarihinden öncesinde nizasız fasılasız ve markasal hak tanıyacak şekilde kullanıldığı yönünde delil sunulmadığı, bilirkişi raporunda yer alan Resim 3’te “ ...” ibaresi sadece URL olarak yer almakta olup ilgili web sayfasında “...” ibareli marka kullanımının mevcut olduğu da anlaşılmaktadır. Yine bilirkişilerce dosyaya eklenen doğalgaz kullanım sözleşmesinde de site yönetimi adına ilk başvurunun 11.10.2022 tarihinde yapıldığı dolayısıyla bu tarihlerin davacının tescil tarihlerinden sonrasına ilişkin olduğu, ,davalının SMK md. 6/3 anlamında gerçek hak sahipliğini ispat eden delillerin davalı yanca sunulmadığı anlaşılmıştır.
Bilirkişilerce kök raporda da ifade edildiği gibi, davaya konu olan unsurun davalı tarafın “ ...” projesi için kullandığı kullanımlara ilişkin olduğu, ortalama tüketici bazında düşünülmesi gereken bu sektörde müşterilerin satın alma süreçlerinde bakacakları ana unsurun “...” ibaresi olmayacağı, iki kelimeden oluşan “ ...” ibaresi olacağı, tüketicilerin marka ibaresinin bir kelimesini (...) markanın asıl unsuru, diğer kelimenin ise (...) markanın uzantılı kısmı olduğunu anlayabilmesinin mümkün olmayacağı, “ ...” ibaresini beraber görecek, beraber algılayacak, değerlendirecek ve gerekirse satın alma kararını da buna göre vereceği, davalı tarafın projeleri için kullandıkları marka logolarının farklılıkları da arada benzerlik ve karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıramadığı, diğer taraftan davacı tarafın da “...” kelimesi asıl ve ortak olmak üzere davaya konu olan ... başvuru numaralı “...”, ... başvuru numaralı “...”,... başvuru numaralı “... ” ve ... başvurulu numaralı “... A.Ş.” tescilli markaları ile bir “marka ailesi “ortaya çıkardığı , “ ...” projesinin bir konut projesi olduğu dolayısıyla benzerlik taşıyamayacağı savunulsa da her ikisinin de farklı konseptleri içermekle beraber inşaat sektörü içinde konut ağırlıklı projeler olduğu, dolayısıyla yine ortalama tüketici açısından projelerin aynı firma veya firmalar tarafından yürütüldüğüne dair bir algının oluşmasının beklenen bir durum olacağı, davacı ve davalı tarafın projelerin bulunduğu bölgelerin farklı olması markanın kullanım hakkını etkileyen bir durumu ortaya çıkarmayacağı, davacı firmanın ilgili tescilli markalarının sınıfı ile davalı tarafın projesinin aynı veya benzer sınıfta olduğunun aşikar olduğu, kullanılan markalar dışında emtiaların “mal ve hizmet sınıfları” bakımından değerlendirilme yapıldığında aynı sınıflarda yer alan mal ve hizmetler olduğunu her iki tarafın da ticari ürünlerinin inşaat sektörü üzerine olduğunun görüldüğü, davacı tarafın markalarının tescilli olduğu sınıflarda davalı tarafın “ ...” markasını kullanması nedeniyle “ortalama tüketici nezdinde” karıştırılma ve iltibas tehlikesini ortaya çıkardığı ve davalı tarafın marka kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet unsurunu oluşturduğu anlaşıldığından hükme dayanak olarak alınan HMK 266 madde kapsamına göre düzenlenen bilirkişilerin kök ve ek raporları, sunulu deliller, marka tescil belgeleri, ticari sicil kayıtları, görsel tanıtım kayıtları,bir arada incelendiğinde; Davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabete neden olduğunun tespitine, men ve ref’ine , 6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159.maddesi gereğince ; Davacıya ait ... esas unsurlu marka ile karıştırma ihtimali yaratan davalı kullanımındaki “ ...” ibaresi içinde yer alan ... ibaresinin davalı yanca davacının tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarında geçerli olmak üzere her türlü mecrada kullanılmasının tedbiren önlenmesine, 6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince iş bu kararın 1 haftalık süre içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının talep eden tarafa ihtarına, 6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince iş bu tedbirin, ... İcra Dairesi aracı kılınarak infazına,... sitesine keza ... avendnefes uzantılı sosyal medya hesabına karar kesinleştiği takdirde erişimin engellenmesi için...’ne müzekkere yazılmasına karar verilerek yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
DAVANIN KABULÜNE
1-Davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabete neden olduğunun tespitine, men ve ref’ine ,
2-6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159.maddesi gereğince ;
A-Davacıya ait ... esas unsurlu marka ile karıştırma ihtimali yaratan davalı kullanımındaki “ ...” ibaresi içinde yer alan ... ibaresinin davalı yanca davacının tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarında geçerli olmak üzere her türlü mecrada kullanılmasının tedbiren önlenmesine,
B-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince iş bu kararın 1 haftalık süre içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının talep eden tarafa ihtarına, (ihtar yapıldı)
C-6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince iş bu tedbirin, İstanbul İcra Dairesi aracı kılınarak infazına,
D-... sitesine keza ... uzantılı sosyal medya hesabına karar kesinleştiği takdirde erişimin engellenmesi için ESB’ne müzekkere yazılmasına,
3-2.732,40-TL ilam harcının 269,85-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 2.462,55-TL harcın davalıdan tahsiline,
4-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 269,85-TL başvuru harcı, 269,85 peşin harç, 32.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 754,50-TL tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 33.294,20-TL davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 25/03/2025
Katip
¸
Hakim
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.