Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2026/23

Karar No

2026/36

Karar Tarihi

6 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/278 Esas
KARAR NO : 2026/19

DAVA : Hak sahipliğin tespiti &tecav;üzün önlenmesi
DAVA TARİHİ : 16/12/2022
KARAR TARİHİ : 27/01/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan hak sahipliğin tespiti & tecavüzün önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Şirket, Türkiye'nin müzik sektöründe müzik yapımı, dağıtımı ve organizasyonu ile uzun süredir iştigal eden müzik yapımcılarından olduğunu,
Davacının, FSEK md.80/B kapsamında dava konusu müzik albümlerinin fonogram yapımcısı haklarına sahip olan bağlantılı hak sahibi olduğunu, davalılardan ...’ın ise icracı sanatçı sıfatını haiz olduğunu, davalı ... ise Türkiye'de adresi bulunan ve Türk vatandaşları olan ... ve ...'in sahibi olduğu bir paravan şirket olduğunu, Amerika Birleşik Devletleri'nde paravan şirketlerin kolaylıkla kurulması ile ünlü, sağlam dayanak, kayıt ve belgeler olmadan internet üzerinden şirket kurmanın mümkün olduğu Delaware eyaleti menşeili bir şirket olduğunu, ..., A.B.D.'de herhangi bir müzik faaliyetine sahip olmayıp tamamen Türk sanatçı ve yapımcılar tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nde yapımı gerçekleşmiş müzik albümleri üzerinde hak iddia ettiğini, taciz amacıyla ,,,, ,,, ,,, gibi dijital müzik platformları üzerindeki uyar-kaldır mekanizmalarından yararlanarak Türk müzik yapımcılarının müzik yayınlarını durdurarak onlara zarar verme amacı güden bir şirket olduğunu, davalı şirketin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda kaydı bulunmadığını, kanuni olarak zorunlu olan "Yapımcı Belgesi" ve "Eser İşletme Belgesi" ne de sahip olmadığını, herhangi bir meslek birliğinde kaydı bulunmadığını, Türk müzik sektörüne zarar verme amacıyla hareket etmekte olduğunu, Davacı şirketin ise dilekçelerinde liste halinde verilen albümlerin hak sahibi ve eser işletme belgelerine sahip olduğunu, Davalı sanatçının, müzik meslek birliği üyesi olup ,FSEK md.25 kapsamında dijital umuma iletim haklarına ilişkin lisans verme, dijital yayınlara ilişkin izin verme ve dijital ortamda yayınlanan müzik eserlerinin gelirlerini tahsil etme yetkisini münhasıran müzik meslek birliğine devretmiş olduğunu, Davalı ...’nin dava konusu müzik eserleri üzerinde hak sahibi olduğu iddiasıyla davacı şirketin müzik dağıtım faaliyetlerini durdurmaya çalışarak başkaca birçok Türk yapım şirketine yönelik ihtiyati tedbir ve tecavüzün durdurulması talepleri ile talep ve dava ikame ettiğini, oysa dava konusu müzik eserlerinin dijital veya dijital olmayan yollarla yayının, davacı şirketin izin ve onayı olmaksızın yapılamayacağını, aksi uygulamanın davacının sahip olduğu haklara tecavüz teşkil edeceğini, Davalılar arasında, dava konusu müzik eserlerinin dijital ortamda yayını konusunda bir sözleşme olsa dahi, FSEK md.80/B kapsamında fonogram yapımcısı haklarına sahip olan, dava konusu müzik eserlerinin ana bandının (masterband) ve dolayısıyla yapılan ilk tespitin hak sahibi olan davacıdan izin ve onay alınmadığı müddetçe dava konusu müzik eserleri dijital veya dijital olmayan yollarla yayınlanamayacağını, bu sebeple huzurdaki davada fonogram yapımcısı haklarına davacı şirketin sahip olduğunun tespiti ile dava konusu müzik albümlerinin davalılarca izinsiz yayının önlenmesinin talep edilmesinin gerektiğini,
Davacı şirketin, dava konusu müzik albümlerinin ilk tespiti üzerinde hak sahibi olarak eser sahipleri ve icracı sanatçılardan aldığı izinlerle birlikte tespitlerin üzerinde münhasıran hak sahibi olduğunu, söz konusu eserlerin çoğaltma, yayma, temsil, yayın ve yeniden yayın ve kamunun erişimine sunma yoluyla umuma iletim hakkını davacının kullanabildiğini, davacı ile umuma iletim hakkının devrine ilişkin herhangi bir sözleşme yapmaksızın ve davacının yazılı iznini alınmaksızın; işbu dava konusu eserlerin kullanılmasının hukuken mümkün olmadığını; FSEK'te Yapılan 2001 Değişikliği Öncesinde Yapımı Gerçekleştirilen Eserlerde de Fonogram Yapımcısının Hak Sahipliği Bulunmakta olduğunu;
Dava konusu müzik albümlerinin FSEK md.25 üzerinde 2001 yılında yapılan değişiklikten önce vücuda getirildiğini, bu nedenle davacının dijital umuma iletim hakkının bulunmadığını davalıların iddia etmekte olduğunu, davacı dijital umuma iletim hakkına, müzik meslek birliklerinin verdikleri yetkiler ve albümün vücuda getirildiği esnada verilen izinler ile birlikte sahip olduğunu, Bununla birlikte; davacının dijital umuma iletim hakkına sahip olmadığı ve icracı sanatçılardan yeniden izin alması gerektiği farz edilse dahi, aynı şekilde icracı sanatçı veya davalı şirket gibi yetki vereceği üçüncü kişilerin de, dijital umuma iletim yetkisini kendilerinin kullanabilmesi için aynı şekilde hem fonogram yapımcısı olarak davacıdan hem de eser sahiplerinden ayrı ayrı izin alması gerekmekte olduğunu, 2001 değişikliği ile icracı sanatçılar veya eser sahiplerine vücuda getirilen tüm eski müzik albümleri üzerinde otomatik olarak dijital umuma iletim hakkı tanınmamış olduğunu, halen bu albümler üzerinde, ilk tespiti gerçekleştiren fonogram yapımcılarının ve haklarını devrettikleri başkaca müzik yapımcılarının kanundan kaynaklanan hakları devam etmekte olduğunu, Davalı ... şirketi, kötü niyetli olarak diğer davalı da dahil olmak üzere icracı sanatçıları tam aksi şekilde yönlendirmekte olduğunu, 2001 öncesindeki albümlerin tek hak sahibi icracı sanatçılarmış ve yapımcıların anılan bu albümler üzerinde hiçbir hakkı yokmuşçasına yanıltmakta olduğunu, Davalı sanatçının FSEK md.25 kapsamında dijital umuma iletim hakkına ilişkin kendi adına lisanslama, izin verme ve dijital yayınlardan elde edilen gelirleri tahsil etme yetkisini münhasıran müzik meslek birliğine vermiş olduğunu, Müzik meslek birlikleri, üyelerinden FSEK md.52'ye uygun yaptıkları sözleşme ile aldıkları yetkileri kullanmakta, dijital platformlara ve müzik yapımcılarına dijital umuma iletim yetkisi vermekte, yayınlanan müzik eserlerine ilişkin elde edilen gelirleri üyesi sanatçı adına tahsil etmekte ve nihayetinde sanatçıya ödemekte olduğunu, Müzik Meslek Birliğine Verilen Yetkiden Daha Sonraki Tarihte Davalı ...'ye Verilecek Her Türlü Yetkinin Geçersiz olduğunu, davalı ..., müzik meslek birliklerinin yetkisini gasp ederek yayınlar ve tahsilatlar üzerinde herhangi bir işlem yapma yetkisine sahip olmadığını, FSEK md.80/B-3'te umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahip olacak kişinin fonogram yapımcısı olduğu belirtilmiş olduğunu, kanun hükmü doğrultusunda, "müzik meslek birliği" veya "fonogram yapımcısı" sıfatına sahip olmayan ...'nin Kanunla düzenlenen izin verme ve yasaklama yetkilerini kullanamayacağının açık olduğunu, buna rağmen davalı sanatçının albüm üzerindeki hakları, söz yazarı, besteci, icracı sanatçı, fonogram yapımcısı, müzik meslek birliği dışında hiçbir sıfata sahip olmayan ...'ye vermesinin açık bir kötü niyet göstergesi olduğunu, dilekçelerinde listesi verilen dava konusu müzik eserlerine ilişkin Fsek Md. 80/B Kapsamında Fonogram Yapımcısı Haklarına Davacı Şirketin Sahip Olduğunun Tespitine, davacıdan izin almaksızın dijital ve dijital olmayan tüm mecralarda yapılacak olası yayınlarının engellenmesi suretiyle Fsek Md. 69 Kapsamında Olası Tecavüzün Önlenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ve kardeş şirketleri ... ..., ... vb. Şirketleri, uzun yıllardır gerek dava dışı ...'in 2007 yılındaki iflası sonrası iflas masasından satın aldığı eser işletme belgeleri, gerek içerisine sızdığı ...'ten usulsüz işlemlerle devraldığı eser işletme belgelerine dayanarak, böyle bir hakları olmamasına rağmen sanatçılara ait dijital haklara tecavüz ederek, bunlardan haksız şekilde gelir elde etmekte ve sebepsiz zenginleşmeye devam etmekte olduklarını, sanatçılar tarafından kendilerine açılan veya bu şirketler tarafından sanatçılara açılan davaların sonucunda, eserlerin dijital mecralarda kullanım haklarının münhasıran sanatçılara ait olduğunun kesinleşmiş Mahkeme ve Yargıtay kararları ile anlaşıldığını, sanatçıların, dijital mecralarda haklarının daha doğru ve adaletli şekilde yöneteceğine inandıkları davalı şirkete dijital haklarını devrettiğini, kesinleşmiş mahkeme kararıyla ve davalı şirket tarafından Amerika Birleşik Devletleri'nde açılan dava ile ortaya konan telif ihlalleri nedeniyle ..., ..., ..., ... gibi dijital mecralarda yer alan kanalları kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış ve gelirleri büyük ölçüde kesilmiş olduğunu, Davacı ve kardeş şirketlerinin ABD'de aleyhlerine açılan davaları uzatabilmek amacıyla sanatçıların dijital mecrada eserlerini yayınlaması ve bunlardan gelir elde etmelerinin önüne geçmek için müvekkillerine seri şekilde davalar açmaya başlamış olduklarını, Eser İşletme Belgelerinin bir hükmünün olmadığı ve bir hak tesis etmediğini, 25. ve 50. madde uyarınca dijital hakların eser sahiplerinde olduğunu, 52. maddesi ve Borçlar Kanunu 13. ve 14. Maddeleri uyarınca; eser üzerinde hak sahipliğinin ancak belirlenen sözleşmelerle ispat edilebileceğini ancak davacının böyle bir sözleşmesinin olmadığını,
FSEK 80/B Maddesi uyarınca bağlantılı hak sahibi sayılabilmesi için, yine bu maddede belirlenen "ilk tespiti gerçekleştirme" şartının yerine getirilmesi ve yine FSEK 52. Maddedeki şekil şartlarına uygun izin alması gerektiği, ancak "ilk tespit"i gerçekleştirmediği gibi, yazılı izne de sahip olmadığını, 49/1 ve 52. maddesi uyarınca eser üzerindeki hakları öngörülen şekilde elde etmediği, 54. Maddesi uyarınca şekle uygun yapılmayan devrin de geçersiz olduğunu , Davaya konu albüm ve eserler ilk olarak ... ve/veya Grup Şirketleri tarafından piyasaya çıkartılmış olduğunu, ancak ...ve grup şirketleri 2007 yılında iflas etmiş ve sonrasında içinde davaya konu albüm ve eserlerin de bulunduğu birçok eser işletme belgesi ... İflas Müdürlüğü tarafından satışa çıkartılmış olduğunu, dava dışı ..., yapılan ihale ile eser işletme belgelerini satın almış ve ardından Davacı şirkete devretmiş olduğunu, davacının dava konusu eserlerin Fsek 80/b maddesi uyarınca "ilk defa tespitini yapan fonogram yapımcısı" olmadığından ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisi almadığından eserler üzerlerinde bağlantılı hak sahibi olmadığını, bu eserlerin ilk tespitini yapanın yani fonogram yapımcısının ... A.Ş. olduğunu, ...şirketinin, bu eserlerin ilk tespiti sırasında; organizasyon yeteneğini kullanmış, söz ve besteler satın almış, eserler üzerinde çalışacak müzisyenleri ve aranjörleri belirleyip organize etmiş, stüdyo kiralamış, ilk tespitin yapıldığı medyaya para ödemiş, emek ve para harcamış ve tüm mali riskleri üstlenmiş olduğunu, Ancak bu eserlerin fonogram yapımcısı olan ... şirketi nin 2007 yılında iflas ettiğini, Dava dışı ..., bu albümlere ait eser işletme belgelerini, .... İflas Masasından satın aldığını, kanuna aykırı şekilde sembolik bir bedelle davacı şirkete devretmiş olduğunu, Davacının, bu eserin yapımında organizasyon yeteneğini kullanmamış, söz ve beste satın almamış, eserler üzerinde çalışacak müzisyenleri ve aranjörleri belirleyip organize etmemiş, stüdyo kiralamamış, ilk tespitin yapıldığı medyaya dahi para ödememiş, hiç emek ve para harcamamış, mali hiç bir risk üstlenmemiş olduğunu, FSEK MD 80 ile hedeflenen, ilk tespiti gerçekleştiren fonogram yapımcısının, ilk tespiti gerçekleştirirken harcamış olduğu emek ve paranın, yani üstlendiği riskin korunması olduğunu, Burada kanun koyucu, hak sahibi olmanın koşulunu, sadece "ilk tespiti yapan" ile sınırlayarak, yapımcının kişiliğine bağlanmış bir hak yarattığını, Bu hakkın ne devir, ne iflas, ne de haciz yoluyla bir başkasına devredilemez olduğunu, FSEK 80/2.6 maddesi uyarınca; "Komşu hak sahipleri ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların verdikleri izinlerin yazılı olmasının zorunlu olduğunu, özünde rekabet avantajı sağlayan fonogram yapımcısı hakkı, emek ve para harcayan ve tüm riski yüklenerek "ilk tespit"i gerçekleştiren fonogram yapımcısının ... şirketi olduğunu, 2007 yılındaki iflası ile tüzel kişiliğin son bulduğu, sonra yapılacak devirler veya çoğaltımların, fonogram yapımcısı hakkının devri anlamına gelmez olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için eser işletme belgesinin İflas masasından satın alınması ile hak devri sağlanabileceği düşünülecek olsa dahi, bu ancak eser işletme belgesinde yer alan kaset ve CD gibi fiziki taşıyıcılarla çoğaltma ve yayma hakkının devri niteliği taşıyabileceğini, Davacının, dava konusu eserlerin "ilk tespiti"ni yapmadığı ve icracı sanatçıdan yazılı izin almadığını, eser işletme belgelerinin dava konusu eserlerin sadece plak, kaset ve kompakt disk vb. fiziki ses taşıyıcılar ile çoğaltılmasını ve yayılmasını içermekte olduğunu, Dijital haklara veya cep telefonu şebekesi haklarına dair herhangi bir ibare bulunmadığını, Beyoğlu İflas Müdürlüğü'nün 2006/10 Sayılı dosyasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'ne yazılan 16.12.2009 tarihli müzekkere ve ekinde görüleceği üzere; her müzik albümüne "Kaset" ve "Kompakt Disk (CD)" olarak iki ayrı eser işletme belgesi tesis edilmiş olduğunu ,yorum yoluyla bu hakların davacı lehine genişletilmesi ve dijital hakların kullanımında da etkili kılınmasının mümkün olmadığını, "Eser İşletme Belgesi" isimli belgenin, hak ihdas etme niteliği olmadığını, bu belgelerin icra yoluyla haczedilmesi ve satılmasıyla, bu belgeleri satın alan, fonogram yapımcısının yüklendiği hiç bir yükümlülüğü yüklenmeden, bu eserlerin kanun nezdinde doğmuş veya doğacak tüm mali haklarının sahibi olduğununun değerlendirilmesinin kanuna aykırı olduğunu, Sanatçının, dava konusu eserler ile ilgili herhangi bir hak kaybına uğramamak adına Fsek md.58 uyarınca cayma hakkı kullanmış olduğunu, Dava konusu icraların sahibi, eserlerinin izinsiz olarak dijital mecralarda kullanılması ve pursantaj payını alamaması nedeniyle ... 13. Noterliği'nden gönderilen ...tarih ve. ... numaralı ihtarname ile 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 58. Maddesi uyarınca cayma hakkı kullanmış olduğunu ,Davacı, işbu cayma ihtarnamesine 4 haftalık hak düşürücü süre içerisinde dava açmadığından, cayma tamam olduğunu, caymanın tamamlanması nedeniyle, Davacı, artık eser işletme belgesinde yazan haklara dahi sahip olmadığını, Başka bir ifadeyle, Davacının, sanatçıya ait eserler üzerinde hiçbir hakkı kalmamış olduğunu, davacının hak sahibi olamadığından huzurdaki davanın dinlenemeyeceğini, Davacının, hak sahibi olduğunu ancak FSEK md 52'de belirlenen şekil şartlarına uygun, iki tarafın imzalarını taşıyan sözleşmeler ile ispat edebileceği, ancak dosya kapsamına böyle bir belge sunamadığını, Dava konusu eserlerin, 2001 yılında FSEK’e eklenen 25. Madde “Dijital İletim Hakkı” ve 80. Madde “Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar”dan önce icra edildikleri, bu nedenle FSEK Md 51 ve 25 uyarınca sanatçının dijital haklar konusunda münhasıran hak sahibi olduğunu, Dava konusu eserleri vücuda getiren sanatçının FSEK Md. 52 kapsamında, şekil şartlarına uygun bir devir sözleşmesi ile benliğinde doğmuş dijital iletim haklarını davalı ...'ye devrettiği ve davalı dava konusu eserler üzerindeki tek dijital hak sahibi olduğunu, haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın esastan REDDİNİ, bu talebin reddedilmesi halinde, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıya ait hakların sadece kaset ve CD gibi fiziki taşıyıcıları kapsadığını, dijital hakları kapsamadığının tespit edilmesini beyan etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlığın; icracı sanatçısı davalılardan ... olan "işte ... adlı" müzik albümünün FSEK 80.madde kapsamında fonogram yapımcı haklarını davacı şirketin sahip olduğunun tespiti, izin alınmadan dijital mecralarda ve dijital olmayan tüm mecraları kapsayacak şekilde olası tecavüzlerin FSEK 69.madde kapsamında önlenmesi taleplerine ilişkin olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
Bilirkişiler ...,...,... tarafından düzenlenen 29/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafından sunulan tespite konu bahsi geçen “...- ...” isimli albüme ait... isimli davaya konu müzik eserlerinin ... isimli dijital platformlara ait belirtilen linklerde güncel olarak yayında olduğu, ekran görüntülerinin raporlarında değerlendirme bölümünde sunulduğu, İlk Fonogram yapımcısı olan ... A.Ş’ye devrin yapıldığı tarihte internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hak FSEK 80’de düzenlenmediğini, FSEK 51 hükmü dikkate alındığında davaya konu eserlere ilişkin dijital iletim haklarının ... şirketine sonrasında ise davacıya devredilmediği , keza davacının ilk fonogram yapımcısı olmaması nedeni ile de dijital iletim haklarına sahip olmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ...tarafından düzenlenen 23/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafından sunulan tespite konu bahsi geçen “...- ...” isimli albüme ait ... isimli davaya konu müzik eserlerinin ... isimli dijital platformlara ait belirtilen linklerde güncel olarak yayında olduğunu, ekran görüntülerinin raporlarında detaylıca değerlendirme bölümünde sunulduğu, FSEK 51 hükmü dikkate alındığında davaya konu eserlere ilişkin davacının dijital iletim hakkına sahip olmadığı, davacının eser işletme belgesinde yer olan ses kasedi çoğaltam yayma hakkına sahip olduğunu bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ...tarafından düzenlenen 29/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacının dava konusu edilen albüm üzerinde FSEK m. 25 hükmünde düzenlenen haklara sahip olmadığı, Davacının eser işletme belgesinde belirtilen haklara (Ses Kasedi çoğaltma, yayma) sahip olduğunu, dijital umuma iletim hakkına sanatçı üstünden sahip olmadığı yönündeki önceki rapordaki tespitlere aynen katıldıklarını, Yine meslek birlikleri üzerinden sahip olduğu lisans hakkının da sanatçı ve devralan davalılara karşı a) tekelci inhisari nitelikle bir hak olmadığından, Meslek birliğinin başka firmalarla lisans sözleşmesi yapmasında bir engel bulunmaması b) davalı sanatçı ile meslek birliği arasında iç hukuk ilişkisinden kaynaklı ihlale karşı dava açma yetkisinin meslek birliğine ait olması c) sanatçılar ve meslek birlikleri arasındaki yetki belgelerinde (...,...) başka kişilerle sanatçıların hak devri hususunda anlaşma yapma imkanının tanıdığının bu yönde maddelerin bulunması; bu sebeple bu yönden haklarını davalılara karşı ileri süremeyeceği tespitinde bulunulduğunu, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinin 6100 sayılı HMK 'nın 266/c.2 hükmü uyarınca takdirin mahkememize ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Feri müdahil tarafından ve davacı tarafından dosyaya uzman görüşü sunulmuş olup;
... tarafından düzenlenen 19/11/2024 tarihli uzman görüşünde ve ...tarafından düzenlenen 25.10.2024 tarihli uzman görüşünde özetle; tespit üzerindeki hakkın ilk tespiti yapan fonogram yapımcısına ve bu hakkı devralan kişilere ait olduğunu, FSEK'in 80/1-B maddesinde yer alan fonogram yapımcılarına tanınan münhasır mali hakların Roma Sözleşmesi'nin 10. maddesi ile aynı doğrultuda olduğunu, fonogram yapımcılarının tespitleri üzerinde münhasır çoğaltma, yayma ve kamuya erişilir kılma haklarına sahip olduklarını ifade etmişlerdir.
...Toplanan deliller, Meslek birliklerinden gelen yazı içerikleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı eser işletme belgesi ve devir belgeleri, bilirkişi raporları, uzman görüşleri, icra sanatçının meslek birliğine verdiği yetki belgesi, farklı uyuşmazlıklarda farklı mahkemelere sunulan ve taraflarca ibraz edilen bilirkişi raporları, bilimsel görüşler, yüksek yargı uygulamaları, taraf iddia ve savunmaları ve feri müdahilce sunulan uzman görüşü ve beyanlar hep birlikte değerlendirildiğinde:
TOPLANAN DELİLLERİN GEREKÇELENDİRİLMESİ
Dava da tartışılması gerekli uyuşmazlık konuları; dava konusu edilen müzik eserlerine ilişkin davacının fonogram yapımcısı haklarına sahip olup olmadığı, varsa hakkın niteliği ve bu hakların devir yoluyla davacıya geçip geçmediği, 2001 yılı değişikliği sonrasında icracı sanatçının haklarının ve fonogram yapımcısının haklarının niteliğine göre önlenmeye yönelik taleplerin haklı olup olmadığı incelenecektir.
Huzurdaki uyuşmazlık da HMK 266 kapsamında linkler üzerinde teknik olarak inceleme yapılmış, ancak hukuki nitelendirmemenin mahkemeye ait olduğu hususu bilirkişilerce tespit edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 inci maddesinde belirtilen "hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle bilirkişi raporundaki hukuki nitelendirme ve gerekçeler Mahkememize bağlamamaktadır. Mahkememizce uyuşmazlık ihtisas Mahkemesi sıfatıyla sunulu uzman görüşleri de incelenerek, yüksek yargı uygulamalarına ve yasal düzenlemelerin amaç ve ruhuna göre incelenmiş ve gerekçelendirilmiştir.
Fonogram yapımcısının hakları hukuki niteliği itibariyle eserin veya icranın korunması mahiyetinde olmayıp, eser veya icranın tespiti yapılan vasıtalar ile bunları imal eden şahsın menfaatlerinin korunması niteliğindedir.
Söz konusu bağlantılı haklar, eser sahibinin haklarını ne değiştirebilir, ne sınırlayabilir ne de ortadan kaldırabilirler. Bu sebeple, FSEK'in hem 1/B Maddesinin (j) bendinde geçen bağlantılı haklar ve (k) bendinde geçen komşu haklar düzenlemesi ve hem de 80. Madde düzenlemesi “eser sahibinin manevi ve maddi haklarına zarar vermemek kaydıyla” bağlantılı hakların var olduklarına işaret etmektedir.
FSEK.m.80/1-B'ye göre, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra, eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama haklarını münhasıran haizdir.
Yasal düzenleme çerçevesinde fonogram yapımcısının hakları şunlardır;
1. Tespitin doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması,
2. Tespitin her türlü yöntemle satılması ve dağıtılması,
3. tespitin kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi,
4. Tespitin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalarla umuma iletimi ve yeniden iletimi( Radyo- televizyon aracılığıyla yayın),
5. yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerin aslının veya kopyalarının satış ve diğer yollarla dağıtılması,
6. Tespitin telli veya telsiz araçlarla veya diğer yöntemlerle umuma iletilmesi,
7. Tespitin internet ortamında umuma iletilmesi.
FSEK 80/1-B hükmünde de açıkça belirtildiği üzere fonogram yapımcısının eser sahibinden mali hakları FSEK 48 ve FSEK 52 çerçevesinde devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere FSEK m.48'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır. Devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusudur. Bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerekir. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür. Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir.
Huzurdaki davada her ne kadar davalı yan davacının ilk tespiti yapan firma olmadığından hareket ile davacının fonoğram yapımcısı olmadığını ve aktif dava ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüş ise de; ... 1. İflas Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden ihale yoluyla yapılan hak devirlerinin geçerli olduğu, iflas aşamasında ileri sürülmüş bir itiraza rastlanılmadığı, dolayısıyla ilk tespiti yapan firmanın haiz olduğu hakların bu hakları ihale ile alan firmalar ve devir edildiği firmalar tarafından kullanabileceğinin açık olduğu nitekim aynı yönde benzer yüksek yargı gerekçelerinin bulunduğu( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nin 07.06.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamının Yargıtay 11. HD’nin ...esas, ... karar ve 3.4.2024 tarihli ilamları ile onanmasına karar verildiği) ,dolayısıyla ilk tespiti yapan firmanın haiz olduğu hakların bu hakları ihale ile alan huzurdaki davacı firma yada devir ettikleri firmalar tarafından kullanabileceğinin açık olduğu, bu nedenle aktif husumete ilişkin itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan fonogram yapımcısı haklarının kullanılması için ilk defa tespitini yapanların fonogram yapımcısı olarak anılacağı ve bu hakların ise salt ilk tespiti yapanlarca kullanılacağı yönündeki savunma yerinde görülmemiş, var olan bir hakkın devre konu olacağı ve bu hakkın devr alınanlarca kullanılacağı hususu da tartışmasız olduğundan davalı savunmasına itibar edilmemiştir. Kaldi ki davalı bir yandan davacıyı hak sahibi olarak görmezken bir yandan da ihtar çekerek (... 13. Noterliği'nden gönderilen ... tarih ve... numaralı ihtarname ile) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 58. Maddesi uyarınca cayma hakkı kullanmış olduğunu da ileri sürmektedir.
5846 sayılı yasının 80. maddesinde “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar” başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır.
5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
İhtisas mahkemesi olarak uygulamada gerek bilirkişilerce gerek davanın taraflarınca yasal düzenlemelerde yer alan kavramların yanlış yorumlandığı gözlemlenmektedir. Uygulamada yapımcılar ve bu hakları devir alanlar ilk tespitleri yapan olarak yoğun bir emek ve masraf sonucu tespitlerin ortaya çıktığından bahisle umuma iletimin digital alanı da kapsadığını aksi düşüncenin hak arama özgürlüğünün engellenmesi, mülkiyet haklarının ihlali olduğunu ileri sürmektedir.
Fonogram yapımcılığından doğan hakkın kaynağı fiziki bir materyale tespit edilen ses kaydıdır. Bu seslerin bir araya gelmesive kaydın oluşması için bir ön hazırlık gereklidir. Yapımcı stüdyo kiralar,
organizasyon yeteneğini kullanarak sanatçı ile sözleşmeler yapar, söz yazarları ve bestekarlardan eserleri satın alır, eserleri icra edecek sanatçıya eşlik edecek müzik aletlerini kullanacak müzisyenleri(saz, kemençe, ud,gitar, tambur,arp, klarnet, darbuka, davul, trompet..vs) ve eserleri aranje edecek kişileri belirleyerek ne kadar süre çalışılacak ise sözleşmeler yapar, ses tespiti ortaya çıktığında ise reklam için ayrıca reklam mecraları ile görüşmeler yaparak ücretler öder , dolayısıyla yapımcı bir ses tespitini ortaya koyarken büyük bir emek ve para harcayarak ve tüm mali riskleri üzerine alarak bir ses tespitini meydana getirir ve bu tespit üzerinde fonoğram yapımcısı haklarına haiz olur.Bu hak devre konu olduğunda ise devir alan bu hakları ilk tespiti yapanın haiz olduğu haklar ile devir almış olur.
Bir müzik eserinin icracı sanatçısı ve eser sahibi aynı kişi olsa dahi eser sahibi , albümün ilk ses tespit kaydı üzerinde tek başına hak sahibi olamayacaktır. Bunun istisnası ise İcracı sanatçının farklı müzisyenler ile aynı enstrümanları kullanarak yeni bir kayıt yapması halinde tespit ilk tespitten farklı bir tespit olacağından ve icracı aynı zamanda yapımcı olarak ilk tespiti yaptığı takdirde yapımcı haklarına sahip olacaktır. Ancak icracı sanatçı ilk tespiti yeni bir mecrada umuma iletecek ise ilk tespiti yapan yada bu hakkı devir alandan izin almak zorundadır. 5846 sayılı yasada eser sahibi, icracı sanatçı ve fonogram yapımcılarının haklarının ayrı ayrı düzenlenmesinin ve her birinin haklarının ayrıca belirtilmesinin sebebi de, bu hakların birbirinden bağımsız ve müstakil haklar olmasından kaynaklanmaktadır.
Somut olayda icracı sanatçı ... icra ettiği eserler yönünden yeniden stüdyoya girip aynı albümün bir başka kaydını yapmamıştır. Dolayısıyla ham albümün(ilk albümün) fonogram yapımcılığından doğan haklarını kullanması ancak ve ancak fonoğram yapımcısının izni ile mümkün olacaktır. Keza bir müzik eserini beste ve güfte oluşturmaktadır. İcracı sanatçının beste ve güfteyi seslendirmek istemesi halinde beste ve güfte /söz yazarından izin almaları da gereklidir.
Dosya kapsamına göre fonogram haklarına sahipliğin tespiti talebi yönünden, ... TİC AŞ firmasının dava konusu müzik albümünün ( ...) yapımcısı olması sebebiyle eser işletme belgesine göre ses kasedi tespit aracı olarak 9.12.1994 tarihinde eserin kayıt edildiği, ‘bağlantılı hak sahibi’ konumunda olup, firmanın iflası sonrasında ihale ile ... yapım.. firması adına kayıtlandığı ve 10.2.2010 tarihinden itibaren ise noter satışı ile huzurdaki davacı ... ne devir edilmiştir. Davalılardan ... FSEK m. 80/1-A hükmü uyarında icracı sanatçı olup bağlantılı hak sahibi konumundadır. Somut olayda dava konusu bu icraların davalı Sanatçıdan izin alınmadan FSEK m. 80/1A.4’de düzenlenen umuma iletim hakkını devralmadan davacı tarafından dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün değildir.
Zira FSEK 25. madde işaret, ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı başlığını taşımaktadır. 4630 sayılı kanunla 21/02/2001 tarihinde kabul edilmiştir. Bu hükme göre, telli-telsiz uydu kablolu araçlarla veya radyo televizyonla yayınlar, dijital iletim ve sair ses, görüntü nakli yapan araçlarla yayın konusunda münhasır hak eser sahibinindir. Bilindiği üzere çağın ve toplumsal alışkanlıkların değişmesi ile 2001 yılında hükmün kapsamı genişletilmiş ve düzenlenmiştir. Buna göre, internet ortamında ve dijital gereçlerle dağıtım kendine özgü yeni bir hak tasarruf alanıdır. Müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hakkın 5846 sayılı FSEK’in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin ve davacı yanca verilen muvafakatin değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada gözetilmesi gerekir.
Bu haliyle davacının icracı sanatçı tarafından icra edilen eserlerin dijital umuma iletimi hakkına sahip olmadığı mevcut FSEK hükümleri uyarınca anlaşılmaktadır. Buna karşın davacı , icra edilen eserleri tespit eden firmanın iflası nedeniyle devir yoluyla fonogram yapımcısı haklarını kullanma sıfatına haiz olmuş, FSEK m. 80/1-B hükmü uyarınca bağlantılı hak sahibi olduğu; söz konusu eserlerin ses kasedinin sınırlı olarak yayma, çoğaltılma mali haklarının geçerli bir tasarruf işlemi ile sahibi olduğu dolayısıyla dijital umuma iletimi hakkı dışında davacının fonogramlar üzerindeki hak sahipliği noktasında bir tereddüt bulunmadığından; fonogram yapımcısının haklarına sahiplik yönünden davanın kısmen kabulü ile; Davacı şirketin dava konusu " ..." isimli albüm ve bu albümde yer alan "..." eserlerin 9.12.1994 tarihli eser işletme belgesinde belirtilen ses kasedinin çoğaltma, yayma haklarının kullanma hakkının noter devri ile davacıya geçmiş olması gözetilerek icraların FSEK MD. 80/B KAPSAMINDA dijital yolla umuma iletim hakkı dışındaki fonogram yapımcısı haklarını kullanma hakkına sahip olduğunun tespitine, davacının eser işletme belgesindeki haklarla sınırlı olmak üzere tespit edilen hakları yönünden davalıların olası tecavüz oluşturacak kullanımlarının önlenmesine, davacı yanın digital yolla umuma iletim hakkına sahip olduğu yönünde bir delil olmadığından fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Öte yandan Davalı icracı tarafından ...'e verilen dava konusu eserlerin dijital yolla umuma iletim hakkının kullanımıyla ilgili yetki belgelerinin de mali hakların devri anlamına gelen bir belge niteliği bulunmadığı, yetki belgesine konu hakları münhasıran takip etmeye yetkisinin dava dışı ...'e ait olması halinin meslek birliği yönünden devren iktisap hali olmadığı, meslek birliklerince bu hakların takip ediliyor olmasının , uyuşmazlık konusu bakımından önem taşımadığı yani dava yetkisinin devri anlamına gelmediği anlaşılmaktadır.
Tecavüzlerin önlenmesi talebi yönünden ise, her ne kadar davacı şirket dava konusu icraların dijital umuma iletimi hakkı sahibi değil ise de, davalıların dava konusu tespitleri dijital yolla umuma iletimini önleme imkanı sair münhasır bağlantılı hakları (FSEK m. 80/1B.3 uyarınca icra tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkı) nedeniyle mevcuttur. Zira bir musiki eserinin icrasının ürünü olan seslerin ilk tespitinin Dijital müzik platformlarında gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda erişime sunulabilmesi için fonogram yapımcısından yazılı izin alınması gerekmektedir. Müzik eserin icrasının ham tespitinin(ses kasedinin umuma iletilmesi) belirtilen dijital mecralarda tek başına eser sahibi ve/veya icracı sanatçı tarafından kullanılması, fonogram yapımcısının sahip olduğu umuma iletim hakkının ihlaline sebebiyet verecektir.
Öyle ki digital yolla umuma iletim, umuma iletim hakkının özel bir görünüm şekli olduğundan; davacı tarafından dava konusu tespitlerin icracı sanatçından izin almadan dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün olmadığı gibi, bu eylemin davacıdan izin alınmadan davalılarca gerçekleştirilmesi de mevcut yasal düzenlemeler uyarınca mümkün değildir. Kaldi ki icracı sanatçı ...’a ait Mesam tarafından gönderilen yazı kapsamına göre eserlerin söz yazarları... olup, bestelerin bır kısmı da ... ,...ve ...’a aittir. Dolayısıyla davalı sanatçının da bestekar ve söz yazarlarından izin almadan salt icracı sanatçı olmasından kaynaklı olarak digital mecrada umuma iletim hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Sanatçı kendinde mevcut olmayan bir hakkın takibi için diğer davalı ...’ye yetki veremez. Zira olmayan bir hakkın devri söz konusu olamaz .
Dolayısıyla davacının ve davalı sanatçının ham fonogram üzerinde digital yönden umuma iletim hakkına tek başına sahip olabilmesi için icracı sanatçının ayrıca söz yazarları, bestekarlar ile anlaşmasının gerektiği, davacının ise icracı sanatçıdan digital alanda yayın için izin almasının gerektiği, davalı Tüzel kişinin ise bu hakların tümüne sahip olmayan icracı sanatçıdan aldığını iddia ettiği haklar kapsamında hareket etmesinin yetkisiz temsil niteliğinde bulunduğu gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE
-Davacı şirketin dava konusu " ..." isimli albüm ve bu albümde yer alan "..." eserlerin 9.12.1994 tarihli eser işletme belgesinde belirtilen ses kasedinin çoğaltma, yayma haklarının kullanma hakkının noter devri ile davacıya geçmiş olması gözetilerek icraların FSEK MD. 80/B KAPSAMINDA dijital yolla umuma iletim hakkı dışındaki fonogram yapımcısı haklarını kullanma hakkına sahip olduğunun tespitine, davacının eser işletme belgesindeki haklarla sınırlı olmak üzere tespit edilen hakları yönünden davalıların olası tecavüz oluşturacak kullanımlarının önlenmesine, davacı yanın digital yolla umuma iletim hakkına sahip olduğu yönünde bir delil olmadığından fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-732 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 651,3 TL eksik harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-davanın kısmen kabulü nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davanın kısmen reddi nedeniyle; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 80,70 TL başvuru harcı 80,70 TL peşin harç 3.116 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 50.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 53.277,4 TL yargılama giderinin taktiren 2/3 ünün davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı ... Tarafından yapılan 200 TL yargılama giderinin 1/3 ünün davacıdan tahsiline,
7-Davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
8-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair, HMK'nın 341 ve 345 maddeleri gereğince, davacı ve davalı vekilleri ile fer'i müdahil vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/01/2026

Katip ...
¸

Hakim ...
¸

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim