Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/217
2026/29
4 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/217 Esas
KARAR NO : 2026/29
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini, Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/11/2024
KARAR TARİHİ : 04/02/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini, Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Oyunculuğuyla ... döneminde iz bırakan, rol aldığı filmlerin kendi ismiyle anılmasına varan özgünlüğüyle sinemamızda kült bir yer edinen ve halen yer aldığı tüm yapımların jeneriklerinde taltif edilen, bu hususları aldığı sayısız ödülle ortaya koymuş olan müvekkilleri ..., ... döneminde imza attığı yapımların çoğu bakımından, o dönem var olmayan haklarını doğal olarak devretmediğini, hatta çoğu yapımda yazılı bir sözleşme dahi akdetmediğini, Buna rağmen, müvekkillerinin ismiyle ve performansıyla ünlenen bu yapımlar, on yıllardır çeşitli suretlerde, müvekkillerinin izni olmaksızın kullanıldığını; müvekkillerinin ise bu kullanımlardan en ufak karşılık elde edemediğini, Yeşilçam döneminde icracı sanatçı olarak sinema yapımlarında rol alan oyuncular bakımından, FSEK m. 51 hükmünün kıyasen uygulanması sonucunda, HENÜZ MEVCUT OLMAYAN HAKLARIN, O DÖNEM YAPILAN BİR SÖZLEŞMEYLE DEVREDİLMİŞ OLAMAYACAĞI, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, ... Esas, ... Karar sayılı ve 01.12.2022 tarihli ilamıyla [EK-1, (Buradan itibaren "YHGK-...")] sabit hale geldiğini, Haliyle, 21.2.2001 tarihinde FSEK m. 80 hükmü altında icracı sanatçılara tanınan haklar ve anılan içtihat uyarınca, Yeşilçam filmlerine ilişkin olarak, yapımcılar veya iyi niyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın üçüncü kişiler (FSEK m. 54/1) tarafından, İCRACI SANATÇININ KOMŞU HAKLARI BAĞLAMINDA BU MADDENİN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNDEN SONRA GEREKLİ İZİNLERİ ALINMADAN (FSEK m. 80/I-1-A, B) YAPILAN UMUMA İLETME, ERİŞİME AÇMA, ÇOĞALTMA VE GENEL İTİBARIYLA YAYMA FAALİYETLERİ, İCRACI SANATÇININ MALİ HAKLARINA AYKIRILIK TEŞKİL ETTİĞİNİ, Müvekkilleri ... bakımından yapılan araştırmalar ışığında, müvekkillerinin başrol olarak yer aldığı ve “...” olarak tanınan birçok yapım bakımından, davalı yan ile müvekkilleri arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığı bulunamayacağı, bir sözleşmenin varlığı öne sürülse dahi davalı yanın gelir elde ettiği mevcut yayma biçimlerinin (...vb…) anılan dönemde ilgili teknolojilerin mevcut olmamasından ve sözleşmelerin yalnızca sinema salonlarında gösterime ilişkin olmasından ötürü ilgili sözleşmelerde FSEK m. 52 hükmünün gereği gibi anılmış olamayacağı, münhasır bir sözleşmeden bağımsız olarak, müvekkilden icracı sanatçı sıfatıyla bu kullanımların gerçekleştirilmesi için 21.02.2001 tarihinden sonra bu kullanımlara ilişkin yeni komşu hakları doğrultusunda alınmış olması gereken izinlerin alınmadığının ortaya çıktığını, Bunlar ışığında, sinema salonlarında gösterimleri sonlanmış olmasına rağmen, bu yeni teknolojilere dayanan yayma yöntemleri üzerinden üzerinden davalı yanca ciddi gelirler elde edilmiş, anılan kullanımlardaki hukuka aykırılığın tespiti için işbu davanın açılması gereği doğduğunu, Genel itibarla davalı yanın her türlü ticari kaydının (defter kayıtları, banka dökümleri vb...) incelenerek, telli ve telsiz umuma iletim/erişime açma faaliyeti gösteren aşağıdaki şirketler ile davalı arasındaki transfer hareketlerinin de ortaya konulması, davalıların yakın tarihli hiçbir yapıma imza atmadıkları da gözetilerek müvekkillerinin icracı sanatçısı olduğu 1995 yılı öncesi yapımlardan gelir elde edip etmediklerinin tespiti gerektiğini,... Şirketi (...), MERSİS:... ... Şirketi (...), ... ... Şirketi (...), ... ...Tic. A.Ş (...), ... ... Şirketi (...), ... ... Şirketi (...), ... ...Şirketi (...), ... ...Şirketi (...), ... ...Şirketi (... ), ... ... Şirketi (...), ... ...Şirketi (...), ... ... Şirketi (...), ..., ... Şirketi (...), ... ... A.Ş. (...), ... ... Şirketi (...+), ... Aynı zamanda ilgili şirketlere müzekkere yazılarak, uydu (..., ..., yeniden dağıtım vb...) üzerinden telsiz veya ... gibi vasıtalar üzerinden kablolu/telli yayınlar da dahil olmak üzere, bünyelerindeki televizyon kanalları dahil her türlü yayın vasıtasını kullanmak suretiyle EK-2 listesindeki sinematografik eserlere dair gerçekleştirdikleri yayın faaliyetlerinin; davalının lisanslamasına, kullanım ruhsatı tanımasına veya benzeri bir muvafakat tanımasına dayalı olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin sorularak, bu konudaki her türlü sözleşme ve belgenin ibrazı ile yine, bir edim karşılığı söz konusu olmuşsa bunlara dair dökümün istenilmesi gerektiğini, ÖZETLE; Müvekkilleri ...’ın icracı sanatçı ve başrol olduğu birçok yapımın ve bu yapımlardan elde edilen kesitlerin, komşu haklara dair yasal düzenlemenin vazedilmesinden sonra çeşitli internet veya televizyon mecraları başta olmak üzere, CD/DVD/Blu-Ray gibi formatlarda çoğaltım sureti dahil olmak üzere yayınlandığı, çoğaltıldığı, satıldığı, umuma arz edildiği, erişime açıldığı ve davalı yanca bu doğrultuda çok ciddi gelirler elde edildiğinin tespit edildiğini, İşbu tespitler delil dilekçesinde detaylı olarak arz edileceğini, Bu kullanımlar doğrultusunda; Müvekkilleri ile davalı yan arasında anılan yapımlarla ilgili olarak yazılı bir sözleşme bulunmadığından, var olduğu öne sürülse dahi müvekkillerinin ileride ortaya çıkmış komşu haklarının bu sözleşmenin yapıldığı tarihte devredilmiş olması mümkün olmadığından, ayrıca TBK m. 19 kapsamında gerçek iradenin gözetilmesi bakımından bugün elde edilen gelir biçimlerini kapsayamayacak olmasından ve dahi hakkaniyet ile genel ahlaka aykırılıkla hükümsüz olacağından, Dolayısıyla komşu haklara dair yasal düzenlemenin vazedilmesinden sonra müvekkilin bu hakları bakımından icracı sanatçı sıfatıyla vermiş olması gereken izinler alınmadan yapılan kullanımlar hukuka aykırı olduğundan, Ortaya çıkan hak ihlalleri, işbu davanın açılması gereğini ve anılan kullanım biçimlerinin her birinin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi gereğini doğurduğunu, Yukarıda açıklanan nedenlerle ve tecavüzün men'ine, ref'ine, maddi ve manevi tazminata, iadeye, FSEK m. 71 bağlamında cezai süreçlere başvurulmasına, vekaletsiz iş görme hükümlerine ve her türlü fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle DAVANIN KABULÜNE, Müvekkillerinin EK-2 suretinde yer alan icralarının içerildiği yapımların, komşu hakların devredildiği bir sözleşmenin yokluğundan yahut varsa dahi bu sözleşmenin geçersizliğinden ötürü herhangi bir surette davalı yanca kullanılmasının HUKUKA AYKIRILIĞININ TESPİTİNE, Müvekkillerinin EK-2 suretinde yer alan icralarının içerildiği yapımların, komşu hakların devredildiği bir sözleşmenin yokluğundan yahut varsa dahi bu sözleşmenin geçersizliğinden ötürü herhangi bir surette davalı yanca kullanılmasının REF'İNE VE MENİNE, Müvekkillerinin icracı sanatçısı olduğu eser işletim belgelerinden görülebilen yapımlardan, davalının uhdesinde veya tasarruf yetkisinde bulunanların, bunların üçüncü kişilere devrinin, ruhsat/lisanslanmasının ve tasarruf mahiyetinde sair biçimlerde kullandırılmasının TEDBİREN DURDURULMASINA VE ÖNLENMESİNİ talep ve beyan ettikleri görülmüştür.
SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Husumet itirazında bulunduklarını, Davadaki husumetin müvekkilleri şirkete yönlendirilemeyeceği açık olduğundan davanın husumet itirazları nedeniyle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, Davacının müvekkilleri şirket yönünden aleyhe olan beyanlarını asla kabul etmediklerini, Davacı/Oyuncu ... ile ...isimli sinema filmine dair dava dışı ...Ltd.Şti arasında 14.04.2000 tarihli yazılı sözleşme akdedildiğini, Bu sözleşme kapsamında sözleşmenin ikinci sayfası 5-Mali ve Fikri Haklar Başlıklı maddeye göre, " Eserin tek sahibi yapımcıdır.Yapımcı eserin yurtiçi ve yurtdışı pazarlaması ile sinema tv özel gösterimler ve resmi kurum ve kuruluşlar ile festivaller nezdinde gerek pazarlama ve gerekse gösterim izni verme konusunda tek yetkili de yapımcıdır.Oyuncu film üzerindeki bütün haklarını yapımcıya devretmiştir. Yapımcı, eserin dizi film kitap video klip kısa veya uzun metrajlı sinema filmi,Dvd,VCD,VHS kaset,film müziklerinin çeşitli ses dağıtıcı malzemelerle(kaset veya Cd gibiR) çoğaltılması ,pazarlanması ve sesli sessiz tüm formatlarda(Digital Tv,Pay Tv,İnternet yoluyla),yan eserler de de sonsuz kadar hak sahibidir.Yapımcı bu hakların bir kısmını veya tamamını dilediği bedel ile ve dilediği kişi veya kuruluşlara devir edebilir." hükümlerinin yer aldığını, Dolayısıyla davacının iddialarının ne derece mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, Ayrıca Davacı ...'ın Dava Dışı .... Ltd.Şti ile aralarında akdedilen 14.04.2000 tarihli sözleşme gereğince rol almış olduğu ... isimli uzun metrajlı sinema filmindeki oyunculuk görevi nedeni ile 14.04.2000 tarihli sözleşme ile ilgili olarak da sözleşmeden doğan hiçbir alacağının kalmadığını bu sözleşme nedeni ile gayrikabili rücu olmak üzere ve tamamen ibra ettiğine ve sözleşmeden doğan tüm haklarından da feragat ettiğine dair 25.12.2001 tarihli ibraname imzaladığını, Davacı tarafın iddialarının tamamen soyut ve hiçbir somut bilgi ve belge sunulmadan açılan bir dava olduğunun bariz olduğunu, ve iş bu davadaki husumet müvekkilleri şirkete yöneltilemeyeceğini, Kaldı ki ...Ltd.Şti ne de filmin mali ve fikri haklarının davacı tarafça devredildiği de açıkça bariz olduğunu, ...Ltd.Şti tarafından mali ve fikri hakları sözleşme ile davacı tarafından devredilmesi sebebiyle de sözleşmede açıkça belirtildiği üzere yapımcı bu hakların bir kısmını veya tamamını dilediği bedel ile ve dilediği kişi veya kuruluşlara devir edebilir hükmünün yer aldığını, Davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte talepleri de zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı iddiasında bulunduklarını, Dolayısıyla müvekkilleri şirket hakkındaki haksız ve mesnetsiz hukuka aykırı olarak açılan davanın reddi gerektiğini, Davacının açmış olduğu davanın öncelikle husumet nedeniyle reddi'ne, Davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve beyan ettikleri görülmüştür.
Bilirkişiler ..., ... ve ... 02.11.2025 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; ... sinema eserinin vücuda getirildiği tarihte sahip olduğu hakların davalı yapımcıya, 21.2.2001 tarih, 4630sayılı kanun 15. madde ile FSEK m. 25 hükmünde yapılan değişiklik neticesinde ihdas edilen hakların davacıya ait olduğu, ... sinema eserinin vücuda getirildiği tarihte sahip olduğu hakların dava dışı ...’e, 21.2.2001 tarih, 4630sayılı kanun 15. madde ile FSEK m. 25 hükmünde yapılan değişiklik neticesinde ihdas edilen hakların davacıya ait olduğu, eser iletme belgesinin devredilmesi nedeniyle .... A.Ş.’nin eser işletme belgesine konu hakların sahibi olduğu Dosyada davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... linkinde bulunan ...kanalının 02 Ekim 2011 tarihinde oluşturulduğu, kanalda mevcut durumda 121 Bin abone – 1037 video – toplamda 64.589.739 görüntüleme olduğu, iletişim bilgisinde... yazdığı, hesap açıklamasında Yönetmen ...'in resmi ... sayfasıdır. .... yazdığı, Davacı tarafça dosyaya sunulan CD içerisinde bulunan delil listesindeki dosyalar, video, ekran görüntüleri incelendiğinde ... linkinin belirtildiği, linkte bulunan videonun @... youtube kanalında ... ismiyle 24 Haziran 2022 tarihinde yayınlandığı, videonun 1 saat 38 dakika 48 saniye uzunluğunda olduğu, inceleme tarihi olan 21.10.2025 tarihi itibariyle 112.652 görüntüleme olduğu, Davacı tarafça dosyaya sunulan CD içerisinde bulunan delil listesindeki dosyalar, video, ekran görüntüleri incelendiğinde ... linkinin belirtildiği, linkte bulunan videonun ... kanalında ... ismiyle 18 Nisan 2013 tarihinde yayınlandığı, videonun 21 saniye uzunluğunda olduğu, inceleme tarihi olan 21.10.2025 tarihi itibariyle 12,250 görüntüleme olduğu, Davacı tarafça dosyaya sunulan CD içerisinde bulunan delil listesindeki dosyalar, video, ekran görüntüleri incelendiğinde... linkinin belirtildiği, linkte bulunan videonun ... kanalında... ismiyle 18 Nisan 2013 tarihinde yayınlandığı, videonun 2 dakika 4 saniye uzunluğunda olduğu, inceleme tarihi olan 21.10.2025 tarihi itibariyle 17,898 görüntüleme olduğu, Davacı tarafça dosyaya sunulan CD içerisinde bulunan delil listesindeki dosyalar, video, ekran görüntüleri incelendiğinde ... linkinin belirtildiği, linkte bulunan videonun ... kanalında ... ismiyle 24 Ekim 2022 tarihinde yayınlandığı, videonun 18 dakika 33 saniye uzunluğunda olduğu, inceleme tarihi olan 21.10.2025 tarihi itibariyle 31,954 görüntüleme olduğu, Davacı tarafça dosyaya sunulan CD içerisinde bulunan delil listesindeki dosyalar, video, ekran görüntüleri incelendiğinde ... linkinin belirtildiği, linkte bulunan videonun ... kanalında ...ismiyle 08 Ağustos 2022 tarihinde yayınlandığı, videonun 3 dakika 5 saniye uzunluğunda olduğu, inceleme tarihi olan 21.10.2025 tarihi itibariyle 8,125 görüntüleme olduğu, Davacı tarafça dosyaya sunulan CD içerisinde bulunan delil listesindeki dosyalar, video, ekran görüntüleri incelendiğinde ... linkinin belirtildiği, linkte bulunan videonun ...kanalında...ismiyle 03 Ekim 2022 tarihinde yayınlandığı, videonun 4 dakika 27 saniye uzunluğunda olduğu, inceleme tarihi olan 21.10.2025 tarihi itibariyle 31,700 görüntüleme olduğu, Yapılan inceleme sonucunda, sinema sektöründeki genel uygulamalar, dijital platform gelir sistemleri ve izlenme verileri birlikte değerlendirilmiş; bir sinema filminde yapımcının, projenin gerçekleşmesinden sorumlu kişi olarak finansmanı sağlayarak bütçeyi oluşturduğu, çekim sürecinin lojistiğini planlayarak tüm yapım aşamalarını yönettiği, Senaryonun seçiminden oyuncu kadrosunun belirlenmesine, çekimlerin yürütülmesinden filmin dağıtımına kadar her aşamada aktif rol aldığı; böylece filmin idari olduğu kadar yaratıcı yönüne de katkı sunduğu, başrol oyuncusunun ise senaryoda yer alan karakteri canlandırarak filmin duygusal merkezini oluşturduğu, dramatik çatışmayı ve karakterin gelişimini seyirciye aktardığı, performansıyla filmin etkileyiciliğini ve inandırıcılığını doğrudan belirlediği, bu bağlamda davacı ...’ın başrol oyuncusu olarak yer aldığı filmde karakterin ruh halini, anlatımın derinliğini ve eserin sanatsal değerini güçlendiren bir performans sergilediği, Yapımcı ile başrol oyuncusunun sinema eserlerinde birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak uyum içinde çalışmasının filmin sanatsal ve ticari başarısını doğrudan etkilediği, ...platformunun video bazında ayrı ödeme yapmayıp kanal genelinde izlenme, reklam gösterim oranı ve içerik performansına göre toplu gelir dağıtımı yaptığı, bu nedenle bireysel bir videoya ait net kazancın doğrudan tespit edilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, dijital yayıncılıkta bu durumun “tahmini gelir hesaplaması (...)” yöntemiyle değerlendirildiği, bu yöntemde ...’un Türkiye ortalaması olan ...değerinin esas alınarak videonun izlenme sayısı, reklam gösterim oranı (%70–80 aralığında) ve süresinin dikkate alındığı, bu yaklaşımın dijital medya ve sinema ekonomisi alanında genel kabul gören bir yöntem olduğu, Yapılan incelemede ... kanalının 02.10.2011 tarihinde açıldığı, 121.000 aboneye ve toplam 64.589.739 izlenmeye sahip olduğu, kanalın yönetmen ...’e ait filmler, fragmanlar ve sahne kesitlerinden oluştuğu, davaya konu videoların toplam izlenme sayısının 214.579 olduğu, ...’un 2025 yılı ortalama CPM 3,0 USD / 1000 izlenme oranının %50 artırılarak 4,5 USD / 1000 izlenme düzeyinde esas alındığı ve bu verilere göre dava konusu videolardan elde edilmiş olabilecek toplam reklam gelirinin yaklaşık 1.080 USD (45.307,73 TL) olarak hesaplandığı, sinema sektöründe dijital platform gelirlerinde icracı sanatçılara ortalama %30 oranında pay verildiği dikkate alındığında davacı ...’a ödenmesi gereken tahmini bedelin 13.592,31 TL olduğu, bu hesaplamanın izlenme oranları, reklam gösterim ortalamaları ve sektör standartları dikkate alınarak yapıldığı tespit edilerek tüm bu veriler doğrultusunda hesaplamanın dijital platform gelirlerinin tespitinde genel kabul gören yöntemlere uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalığın; Davanın, davacının mali hakları devredilmemiş bazı icralarını çoğaltan, çoğaltılmış nüshalarını yayan, umuma ileten, erişime açan, başka şirketlere devrettiği iddia olunan davalının, söz konusu faaliyetleri kapsamında ortaya çıkan hukuka aykırılığın tespiti, kullanımların ref'i ve meni şirketin uhdesindeki yapımların başka şirketlere devrinin tedbiren önlenmesine ilişkin olduğu tespit edildi.
Tüm dosya içeriği incelendiğinde; dosya kapsamına alınan cevabi yazılar, bilirkişi raporu ve eser kayıt belgeleri incelendiğinde, davacı yanca iddia olunun eylemlerin davalı tarafından gerçekleştiğine ilişkin herhangi bir delil olmadığı, davalı tarafın da davanın başından bu yana husumetin yanlış gösterildiği noktasında beyanlarının bulunduğu, yapılan incelemede Bakanlık nezdinde gönderilen cevabi yazıda dava konusu eser yönünden yapımcının dava dışı şirket olarak gözüktüğü, davalı yanca sunulan sözleşmede de dava konusu eser yönünden ...Tic.Ltd.Şti ile sözleşmenin yapıldığı ve yine dosya kapsamına alınan ... tarafından gönderilen cevabi yazıda da dava konusu eser yönünden lisans sözleşmesinin ....Ltd.Şti ile yapıldığı, tüm bu hususlar nazara alındığında davalı yanın davacı yanca iddia olunan eylemleri gerçekleştirdiği noktasında hiçbir delil olmadığı gibi aksine bahse konu eylemlerin yukarıda bilgileri yer alan dava dışı şirket tarafından yapıldığının anlaşıldığı, nitekim davacı tarafça dosyaya sunulan taraf değişikliği talebini ihtiva eden beyan dilekçesinde de davacı yan davalının düzeltilerek ... San.Tic.Ltd.Şti. Olarak değiştirilmesini talep etmiş olup, esasen bahsi geçen talebin de husumetin davalıya değil bahsi geçen dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiği hususunun davacı tarafça da zımnen kabulü mahiyetinde olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı taraf her ne kadar aşamalardaki beyanlarında davalı ile bahsi geçen dava dışı şirketin bağlantılı olduğunu iddia etmiş ise de, sunulu kayıtlar incelendiğinde davalı ile dava dışı şirket arasında organik bağın mevcut olduğu, bu hususta niza bulunmadığı ancak dava dışı şirketin davalı ile bağlantılı olması husumetin davalıya yönlendirilmesi için yeterli bir sebep olmadığı, bağlantılı dahi olsa iki şirketin ayrı şirketler olduğu, iddia olunan eylemlerin hangi şirket tarafından gerçekleştiriliyor ise o şirkete davanın yöneltilmesi gerektiği, nitekim mahkememiz nezdinde ... esasında kayıtlı yakın zamanda karara bağlanan başka bir dava dosyasında, dosyanın davacısı tarafından aynı iddialarda bulunulmuş ancak mahkememizce yukarıda belirtili gerekçeler ışığında davacı yanın talebi uygun bulunmamış, verilen karar derecattan geçerek kesinleşmiş olup, ilgili gerekçeli karar kısmı incelendiğinde;
"Bir an için davacı vekilinin beyan ettiği gibi davalı şirketin ve sözleşmede bahsi geçen dava dışı şirketin(Nuance
...) aynı grubun şirketleri olduğu varsayılsa dahi, her bir şirketin ayrı bağımsız kişiliği bulunmakta olup, sözleşmeyi davalı ile aynı unvana sahip olsa da farklı uyruğa haiz başka bir şirket imzalamış olup, aralarındaki bağlantıya dair herhangi bir açıklama iddia yer almayıp ve yine davalı şirket ile dava dışı şirketlerin uyrukları farklı olduğu dosya kapsamında anlaşılmakla birlikte bir an için davalı ile sözleşmede imzası bulunan şirketin bağlantılı olduğu varsayımında dahi sözleşmede imzası bulunan şirketin bağımsız ayrı bir tüzel kişiliği olan şirket olması sebebiyle husumetin her halükarda sözleşmede ismi yer alan şirkete yöneltilmesi gerektiği ancak davacı vekili 04/03/2024 tarihli dilekçesi ile kendi iradesi ile bilerek davalı şirkete davasını yönelttiğini açıklaması sebebiyle somut olayda HMK 124. Maddesi kapsamında düzenlenen taraf değişikliği gerekçeleri olan maddi hata ve tarafın yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir yanılgı kapsamında olduğuna ilişkin sebeplerin de var olmadığı iş bu sebeple davacı vekiline sözleşmede imzası bulunan davalıya husumet yöneltip davaya dahil etmesi için süre verilmemiş, anılı sebeplerle bahsi geçen şirket yönünden de davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir." şeklinde olup, ilgili karara ilişkin olarak İstanbul Bam 44. Hukuk Dairesi ... Esas,...Karar sayılı ilamı ile kararın tasdiklendiği ve sonrasında Yargıtay incelemesinden de geçerek kararın kesinleştiği, bu durumda davalı şirket ile dava dışı şirketin bağlantılı şirketler olduğu varsayımında dahi bahse konu eylemlerin davalı şirket tarafından değil sözleşme ile hakları devralan aynı zamanda yukarıda bilgileri yer alan dava dışı şirket tarafından gerçekleştirildiğinden , husumetin dava dışı şirkete yöneltilmesi gerekeceği, bu durumda davalı yanın sorumlu kılınmasına imkan tanıyacak eylemlerinin saptanmaması hasebiyle davanın reddini karar verilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar 02/02/2026 tarihli talep dilekçesi ile HMK 124/4 maddesi gereği taraf değişikliği talebinde bulunarak davalı tarafın düzeltilerek ...TİC. LTD. ŞTİ'nin davalı olarak eklenmesini talep etmiş ise de;
Hukuk Muhakemeleri Kanunu MADDE 124 4. Fıkra uyarınca " Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.
HMK 124. Maddenin somut olaya tatbiki için tarafın yanlış gösterilmesinde kabul edilebilir bir yanılgı bulunması gerektiği, ancak somut olay incelendiğinde davacı yanın ikame ettiği davasında tarafın yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir yanılgıya dayanmadığı, nitekim davalı şirket ile yukarıda bahsi geçen dava dışı şirketin farklı şirketler olduğu davacı yanca da bilindiği, bilinmese dahi basit bir araştırma ile öğrenilebilecek mahiyette olduğu, nitekim davacı yan 03/12/2025 tarihinde sunduğu rapora karşı beyan dilekçesi ile davalı ile dava dışı şirketin ortaklarının aynı olduğunu, hatta dava dışı şirketin tasfiye halinde olduğunu beyan etmiş ekinde de ticaret sicil kayıtları sunmuş olup, bu durumunda dava dışı şirketin varlığının davacı yanca bilindiğinin göstergesi olduğu, yukarıda da açıklandığı üzere davalı şirket ile dava dışı şirketin ortaklarının ve faaliyetinin aynı olmasının dava dışı şirket tarafından gerçekleşen eylemler sebebi ile husumetin dava dışı şirket yerine davalıya yöneltilmesini hukuken doğru kılmadığı gibi dava dışı şirketin tasfiye halinde olması durumu da husumetin davalıya yönlendirilmesi için de geçerli bir sebep olmadığı zira tasfiye halinde olan şirketlere de davanın açılmasının mümkün olduğu, anılı sebeplerle davacı yanın HMK 124 kapsamında talebinin uygun olmadığı gibi bir diğer husus davalı yan aşamalarda süreklilik arz edecek şekilde husumetin yanlış kişiye yapıldığını beyan etmiş ancak davacı yan 03/12/2025 tarihindeki beyan dilekçesinin verildiği tarihe kadar bu konuda dava dışı şirketin davaya dahil edilmesi gerektiğine dair hiçbir açıklama ve beyanda da bulunmamış olup, ilk defa 03/12/2025 tarihli beyan dilekçesi ile HMK 124. Maddesine atıf yapmış, tahkikat aşamasının sonlandırılarak sözlü yargılama aşamasına geçilmesine yönelik ara kararın kurulduğu 10/12/2025 tarihli ara karardan sonraki tarihte olan 02/02/2026 tarihli talep dilekçesi ile ilk defa taraf değişikliği talebinde bulunmuş olup, bu durum da davacının ikame edilen davayı isteyerek davalı yana açtığının göstergesi olduğu ve yine davalı yanın husumet itirazının bildirildiği cevap dilekçesine karşı davacı vekilince sunulan cevaba cevap dilekçesinde;
" Husumete ilişkin ileri sürülen iddialar asılsızdır. Dava dilekçemizde belirttiğimiz hususlar ve eklerde sunduğumuz deliller incelendiğinde de detaylı görüleceği üzere davalı taraf müvekkilin icracı sanatçısı olduğu eserleri dijital ortamda izinsiz kullanımla paylaşmıştır. Davaya konu olayın muhatabı davalı şirket olup husumet izninin reddi gerekmektedir." şeklinde belirterek davanın iradi olarak ve isteyerek davalı yana karşı açıldığının ve yanılgı durumunun olmadığının göstergesi olduğu, tüm bu açıklamalar ışığında HMK 124. Maddesinin somut olaya tatbiki mümkün olmadığından; HMK 124. Maddesine dayanan taraf değişikliği talebinin reddi ile, ikame edilen davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-HMK 124. Maddesine dayanan taraf değişikliği talebinin reddi ile, ikame edilen davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine,
2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 04/02/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.