mahkeme 2025/988 E. 2025/1027 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/988
2025/1027
31 Aralık 2025
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/697
KARAR NO : 2025/964
DAVA : Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
DAVA TARİHİ : 29/09/2025
KARAR TARİHİ : 18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ortağı olduğunu, şirketin müvekkili ile birlikte 2 ortağının olduğunu, diğer ortağın ... isimli şahıs olduğunu, bu şahıs ile tüm bağlantısı kopan müvekkilinin şirketteki ortağına ulaşma şansının da olmadığını, şirketin 2007 yılında kurulduğunu, hiçbir zaman faaliyete geçemediğini ve 31.05.2009 tarihinde de ... Vergi Dairesi'ne işi terk işlemi yapılarak kaydının dondurulduğunu, şirkete tasfiye memuru olarak atanan ... isimli şahsın da öldüğünü, bu nedenle tasfiyeye dair herhangi bir işlemin de yapılamadığını, bu işlemlerin devamı için ... Ticaret Odası'na giden müvekkilinden 2009 yılından itibaren ödenmemiş oda aidat borçlarının ve fer'ilerinin talep edildiğini, ... Vergi Dairesi'nden şirkete ait işi terk işlemi yapan müvekkilinin bu evrak ile...'ya giden müvekkilinin ticaret sicilinden terk işlemini tescil ettiremediğini, bu yönde davalı odaya yazılı başvuru yapıldığını ve odanın bu talebi reddettiğini ve cevap dahi vermediğini, emeklilik işlemleri için SGK'ya başvuran müvekkilinin faaliyette olmayan ve yıllardır terk halindeki şirketteki ortaklığı nedeni ile Bağ-kur kapsamına dahil edilmesi nedeni ile prim gün sayısının fazlalığından dolayı emekli olma hakkını da kaybetmek üzere olduğunu beyanla davalarının kabulünü, Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin resen terk nedeni ile 31.05.2009 tarihi itibariyle vergi mükellefiyetinin sona ermesi ile şirketin kaydının 6552 Sayılı Kanunun 77. maddesi gereğince ... Ticaret Odası kayıtlarından terkinini, bu yönde şirketin aktif olmamasından dolayı ...'daki terkin işlemi için kararın tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 35 gereğince ve bu hükümde belirtildiği şekilde bir red kararı yazılmadığını ve aslında davacının bir tescil başvurusunda dahi bulunmadığını, bu bakımdan davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, şirketin ticaret sicilinden terkini talepli işbu davada müvekkili müdürlüğe husumetin tevcih edilemeyeceğini, buna göre de işbu davada müvekkili müdürlüğün pasif husumet ehliyeti bulunmadığından bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili müdürlüğe husumet yöneltmesinin mümkün bulunmamasının yanı sıra TTK m. 34 kapsamında hukuki yararının da bulunmadığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, limited şirketlerde tasfiye usulünün Türk Ticaret Kanunu m. 643'te düzenlenmekle tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulandığını, aksi kabul edilmemekle birlikte işbu davada TTK Geçici 7. maddenin uygulanma olanağının da bulunmadığını, davaya konu şirketin herhangi bir mahkeme kararı bulunmaksızın veyahut da limited şirketlerin tasfiye usulüne uygun işlemler tamamlanmaksızın müvekkili tarafından re’sen terk kapsamına alınarak re’sen terk edilemeyeceğini, bir an için dava konusu şirketin mevzuatın öngördüğü şartları taşıdığı (kabul edilmemekle birlikte) kabul edilse dahi mezkur hüküm gereğince dava konusu şirketin müvekkili müdürlük tarafından hukuken silinmesinin mümkün olmayacağı açık olduğunu, vergi dairelerince vergi mükellefiyetinin re'sen terkinine ilişkin bildirimlerin bir şirketin mahkeme kararı ya da gerekli organ kararı olmaksızın tasfiyesi ya da ticaret sicilinden terkini sonucunu doğurmasının mümkün olmadığını, bir an için işbu davanın şirketin faal olmadığının tespiti/şirketin sicil kaydının terkinine (şirketin feshine) ilişkin olarak açıldığı düşünülürse de bu dava konusu bakımından müvekkiline husumetin yöneltilemeyeceği açık olduğunu, işbu davanın dava konusu şirkete karşı açılması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağının beyanla öncelikle pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Terkin edilmesi talep edilen ...Şirketi'n sicil kaydı dosya içine alınmış, şirketin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil nosunda kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün kararına itiraza ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacının dava dışı şirketin sicil kaydının terkin edilmesi talebi ile ilgili olmak üzere davalı sicil müdürlüğüne TTK'nın 29. maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 23. maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde yapılmış bir başvurusu bulunup bulunmadığı, davacının hangi tarihte başvuru yaptığı, dava dışı şirketin sicilden silinme koşullarının oluştuğunun ve davacının usulüne uygun başvurusu bulunduğunun kabulü halinde ise bir şirketin sicil kaydının geçmişe etkili olacak şekilde terkininin mümkün olup olmadığı, dava şartlarının mevcut olup olmadığı konularından ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddesi (geçici 7. madde) uyarınca belirli koşulların varlığı hâlinde şirketler, ilgili mevzuattaki tasfiye usullerine uyulmaksızın hızlı bir şekilde ticaret sicilinden terkin edilebilecektirler. Bu sebepler anılan maddenin 1. fıkrasında; “(1) 1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.
a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.
b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler.
c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler.
d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler.
e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler.” şeklindeki ifade edilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi kapsamında gerçekleştirilecek olan terkin işlemi için gerekli olan prosedür ise aynı maddenin 4. fıkrasında detaylı olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda geçici 7. maddenin uygulanması için ticaret sicil müdürlükleri, 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan veya sayılan şirketleri belirleyerek aynı maddede gösterilen şekilde yapılacak ihtar ve ilanlarla bu şirketler tasfiyeleri için bu maddede öngörülen şekilde gerekli hususları yerine getirmeye veya sermayelerini 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre asgari sermaye tutarına çıkarmamış olma dışındaki hâller için münfesih olma nedenini ortadan kaldırmaya davet etmekle ve bazı hâllerde şirketleri tasfiye yapılmaksızın ticaret sicilinden resen silmekle yetkili ve yükümlü kılınmıştır. Geçici 7. madde kapsamında münfesih olan veya sayılan şirketin tespitinden sonra aynı madde kapsamında işlem yapılabilmesi ise maddede belirtilen usule uygun şekilde ihtar ve ilanın yapılmış olmasını gerektirmektedir (geçici md. 7/4-a). Bunun için tespit edilen şirketlerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve ticaret sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar gönderilmesi, ihtarın ulaşmadığı durumlarda da tebligat yerine geçmesi için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilanın yapılması öngörülmüştür. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanmalıdır. Münfesih sayılan şirketin niteliği ve münfesih sayılma sebebine göre geçici 7. madde kapsamında izlenecek olan prosedüre aykırı şekilde gerçekleştirilen terkin işlemi usul ve yasaya aykırı olarak kabul edilerek iptal edilebilecektir.
Anılan yasal düzenleme gereği Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün res'en terkin işlemini 01.07.2015 tarihinden sonraki tarihte gerçekleştiremeyeceği açıktır. Bununla birlikte öncelikle dava şartlarının mevcut olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Ticaret Sicili Yönetmeliğinin "başvuruya yetkili kişiler"başlıklı 22 (1).maddesinde; Tescil başvurusu ilgililer veya temsilcileri yahut hukuki halefleri tarafından yetkili müdürlüğe yapılır. İlgililer; tacirin gerçek kişi olması halinde kendisi veya vekili ya da sözleşme ile kendisine yetki verilmiş temsilcisi, tacirin tüzel kişi olması halinde ise onun yetkili organları veya yetkili temsilcileridir.Anonim şirketlerde tescil olunacak hususlarda; tescil olunacak hususlarda tasfiyeden çıkılması hariç olmak üzere ; yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri olarak belirlenmiştir.,hükmünü haizdir.
Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 30 maddesi; Tescil talebi ilgililer veya mümessilleri yahut hukuki halefleri tarafından salahiyetli sicil memurluğuna yapılır."denilmektedir.
Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 23. maddesinde "(1) Müdürlüğe başvuru yazılı şekilde ya da elektronik ortamda yapılır. (2) Dilekçede istem açıkça belirtilir ve tescil edilecek olgular gösterilir. Dilekçeye doğrulayıcı belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri eklenir. Belgeler, hukuki gereklere uygun şekilde onaylanarak imzalanır. Onaylı örnekler elektronik ortamda da hazırlanabilir.(3) Başvurunun elektronik ortamda yapılması halinde dilekçe ve belgeler güvenli elektronik imza ile imzalanır.(4) Dilekçe tescil isteminde bulunmaya yetkili kişi veya kişilerce imzalanır. (5) Dilekçe sahibi kimliğini ispat etmek zorundadır. Dilekçedeki imza, noterlikçe onaylanmış veya güvenli elektronik imza ile imzalanmışsa, ayrıca kimliğin ispatlanmasına gerek yoktur. Müdür, noter tarafından onaylanmamış veya güvenli elektronik imza ile imzalanmamış dilekçelerde imza bakımından her türlü karşılaştırmayı yapar, ilgilinin sicil dosyasında istemde bulunan kişinin daha önceden verdiği onaylı imza beyannamesi varsa bununla karşılaştırır, gerek gördüğü takdirde dilekçe altındaki imzanın noterlikçe tasdik edilmesini ister." şeklinde,
Türk Ticaret Kanunu'nun 28. maddesi "(1) Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. (2) Bir hususun tescilini istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü tarafından istenmiş sayılır."
Türk Ticaret Kanunu'nun 29. maddesi "(1) Tescil istemi dilekçe ile yapılır. (2) Dilekçe sahibi kimliğini ispat etmek zorundadır. Dilekçedeki imza noterlikçe onaylanmışsa, ayrıca kimliğin ispatlanmasına gerek yoktur."
Türk Ticaret Kanunu'nun 34. maddesi " (1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir." şeklinde düzenlenmiş olup tescil isteminin dilekçe ile yapılacağı, tescil başvurusu sırasında dilekçe sahibinin kimliğini ispat etme zorunda olduğu açıktır.
Dava konusu tescil isteminin Türk Ticaret Kanunu'nun 29. maddesinde belirtildiği şekilde dilekçe ile yapıldığı konusunda delil ibraz edilemediği bu sebeple Türk Ticaret Kanunu'nun 29. maddesine uygun bir başvurudan söz edilemeyeceği, davacının sicil müdürlüğü kararına itiraz edebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış tescil talebinin bulunması gerektiği ,usulüne uygun başvurunun Türk Ticaret Kanunu'nun 34. maddesi kapsamında özel bir dava şartı olduğu, işbu dava yönünden özel dava şartının mevcut olmadığı anlaşılmakla davanın usul yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 114/2 ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usul yönünden REDDİNE,
2-Peşin harcın mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından posta ve tebligat masrafı olarak yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacının yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.18/12/2025
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.