Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/285
2024/894
29 Kasım 2024
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/290
KARAR NO : 2024/832
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/05/2024
KARAR TARİHİ : 15/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... plaka sayılı aracın maliki olduğunu, bahse konu araç ile davalılar tarafından işletilen Kuzey Marmara otoyolundan bugüne kez defalarca kez geçiş yapılmış ve halen geçiş yapılmaya devam edildiğini, söz konusu geçişlere ilişkin ücretlerin tespitinde davalılar tarafından hatalı sınıf tasnif yapılması nedeniyle müvekkili şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın sınıfı 1. sınıf olmasına rağmen davalılar tarafından hatalı sınıf tasnifi nedeniyle HGS üzerinden 2. Sınıf olarak fazla geçiş ücretleri alındığını, anılan nedenle ödemesi gerekenden fazla geçiş ücreti ödemek zorunda kalmakta, söz konusu hatalı tasnifin düzeltilmesi ve fazla ödenen paranın iadesi hususunda davalılara karşı yapılan başvurulara karşı sonuç alınamadığını, davalılar tarafından işletilen ...'nun ücretli geçiş gişelerinde hızlı geçiş sistemi (HGS) geçiş ücreti tespit edilirken; kimi zaman olması gerektiği şekilde 1.sınıf araç olduğu tespiti ile davacıdan bu kapsamda ücret alındığını, kimi zaman ise davalıların sistemlerinde oluşan sorun nedeniyle müvekkilinin aracı hatalı tasnif edilerek 2. sınıf olarak değerlendirildiğini, müvekkilinden fazla ödeme alındığını, müvekkilinin adına kayıtlı bahse konu aracın ait olduğu sınıfın hatalı değerlendirilmesi ve bu nedenle müvekkilinden fazla ücret alınması hukuka ve hakkaniyete aykırı olup fazla alınan ödemelerin müvekkiline iadesi gerektiğini, müvekkili adına kayıtlı ... plakalı aracın ait olduğu sınıfın 1. sınıf olmasına rağmen, davalıların sistemlerinde hatalı şekilde 2. sınıf olarak değerlendirilmesi nedeniyle davalılar tarafından işletilen otoyollardaki HGS üzerinden müvekkilinden kesilen fazla geçiş ücretlerinin iadesi talebinin kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL’nin (HMK m.107 uyarınca, belirsiz alacak davası) her geçiş sonrası fazladan yapılan kesintiler için ayrı ayrı ve kesinti tarihlerinden itibaren kademeli olarak işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkilimize ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:
Davalı ... Şirketi ve ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça dava türü belirsiz alacak davası olarak belirtmişse de talep edilen alacak miktarının belirlenebilir olması nedeniyle işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hukuken mümkün olmadığını, bu sebeple davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle esasa girilmeden reddedilmesi gerektiğini, davacının iddialarının akside, dava konusu aracın tasnifinde hata bulunmadığını, araç tasnifi, karayolları genel müdürlüğünün sorumluluğu altında bulunan otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayollarında geçiş ücretlerinin belirlenmesi ve uygulanmasına ilişkin yönetmeliğe uygun olduğunu, husumet itirazlarının buluduğunu, müvekkili şirketlerden ... A.Ş.’nin dosya kapsamında husumeti bulunmadığını, davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaate ise esastan reddine, müvekkillerden ... A.Ş. bakımından husumet yokluğundan reddine, tüm yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanca HMK madde 119 ve Mahkemece tensiben tesis edilen 13/05/2024 tarihli 5 no'lu ara karar gereğince somutlaştırma yükümlülüğü yerine getirilmediğini, hukuk sisteminin temel kaidelerinden olan dava şartı eksikliği ve somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedenleriyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça iadesi talep edilen alacak için belirsiz alacak davası açıldığı belirtilmişse de kanunen aranan şartları sağlamayan ve hukuki yarar bulunmayan davanın reddi gerektiğini, zira huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hukuken mümkün olmadığını, usule ilişkin itiraz ve cevapları baki kalmak ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla Mahkemece esasa ilişkin inceleme yapılacak olması halinde, davacı yanın iddialarının aksine davaya konu araç, ilgili kanun ve KGM geçiş ücretlerinin belirlenmesi ve uygulanmasına ilişkin yönetmelik gereğince 2. sınıf araç olmakla işbu hususun aksini iddia ve ispat mümkün olmadığını, zira davaya konu aracın aks aralığı(dingil mesafesi) 3.2 metreden uzun olduğunu, dava konusu aracın, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün mevzuat gereği uygulamış olduğu geçiş prosedürleri gereği aks aralığı(dingil mesafesi) 3.2 metreden uzun olmakla fazla ücretlendirme mevzu bahis olmadığını, müvekkiline herhangi bir kusur izafe edilmesi mümkün olmadığını, davacı yanın kendi bilgi ve dikkat eksikliğinin sonuçlarından müvekkili şirketi sorumlu tutmaya çalışması kabul edilemeyeceğini, iddia edilenin aksine davaya konu ... plakalı aracın 2. sınıf araç olduğu hususu sabit olup davacı tarafında kabulünde olduğu üzere işbu araç ile yapılan müvekkili şirketin işletmesinde bulunan bir kısım otoyol ve köprü geçişlerinde 1. sınıf araç ücreti tahsil edildiğini, kanun hükmü gereğince aslen eksik ücret tahsil edilmiş olup konuya ilişkin her türlü yasal ve dava haklarının saklı olduğunu, davacı yanca kötü niyet saikiyle hareket edildiğini, hukuk sisteminin temel kaidelerinden olan usul ekonomisi ilkesi hilafına hareket edildiğinin ortada olduğunu, dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinde hem "... Şti." başvurucu sıfatını haiz olduğunu, aynı zamanda anılan iki şirket arasında organik bağ bulunmakla faaliyet alanları, ortakları ve temsilcileri aynı olduğunu, arabuluculuk süreci akabinde ise 2 ayrı dava ikame edildiğini, huzurdaki dava dışında "... Şti."nin davacı sıfatını haiz olduğu diğer dava ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...E. sayılı dosyası ile ikame edildiğini, açıklanan nedenlerle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte olması halinde haksız ve hukuki mesnetten tümüyle yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası, adına kayıtlı olduğunu beyan ettiği ... plaka sayılı aracın davalılar tarafından yanlış sınıflandırılması sonucunda davalılar tarafından işletilen köprü ve otoyollardan geçiş sırasında fazla alındığı iddia edilen geçiş ücretinin davalılardan tahsiline ilişkindir.
Dava dilekçesinin incelenmesinde, her bir davalıdan ne kadar tazminat talep edildiği ve talep edilen alacağa dayanak olmak üzere davalıların işletmesinde olan hangi yol ve köprü geçişlerinde hangi tarihlerdeki geçişlere ilişkin olarak işbu davanın açıldığı hususunda açıklama yapılmadığı anlaşılmış, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığı ve davacı tarafından davalıların müteselsil sorumluluklarının bulunduğuna dair bir iddiada da bulunulmadığından, davacı vekiline 15.11.2024 tarihli tensip zaptının 5 nolu ara kararı uyarınca talebini somutlaştırmak ve açıklamak üzere kesin süre verilmiş, kesin sürenin sonuçları usulüne uygun ihtar edilmiştir.
Davacı vekilince somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, davacının talebine yönelik açıklama yapılmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesinde, somutlaştırma yükü düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrası uyarınca, taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli bir şekilde somutlaştırmakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde, maddenin ihdas amacının, uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında, "Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır." şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır.
Davacının dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte, bunlar somut ve açık değilse, o zaman somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden ne karşı tarafın sağlıklı savunma yapması ne de sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkündür. Çünkü, karşı tarafın hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için, öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (m. 27). Keza, hükümde nelerin yer alması gerektiğini belirten Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıların, tam olarak gösterilmesi aranmaktadır (m. 297/1-c). Somut vakıalar olmadan, hâkimin sağlıklı ve somut bir karar vermesi de mümkün değildir.
Davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesi yetmez, bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması zorunludur. Somutlaştırmak, bir iddiayı, zaman, mekân, kişi, oluş şekli gibi unsurlarıyla algılamaya, anlamaya, tartışmaya, ispata elverişli şekilde ortaya koymaktır. Vakıaların somutlaştırılmasından sonra, karşı tarafça savunma yapılabilir ve mahkemece bir vakıa tam olarak algılanabilir, ispat faaliyeti yürütülebilir ve vakıa üzerinde inceleme ve tartışma yapılarak karar verilevilir (Atalay, s. 31 vd.; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 665). Soyut ve genel ifadelerle dilekçe yazmak, tarafın kendi bilmediği bir şeyi karşı tarafın bilmesini ve mahkemenin de talepte dahi bulunanın bilmediği, somut olarak ileri sürmediği, belirsiz bir şeyden sonuç çıkarmasını beklemek anlamına gelir ki, bu durum hukuk kuralları bir yana mantık kurallarıyla da bağdaşan bir durum değildir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, dava malzemesini getirmek tarafların, hukuku uygulamak mahkemenin işidir. Taraflar dava malzemesini eksik değil, tam olarak getirmek durumundadırlar. Unutmamak gerekir ki, talebin tam tespit edilemediği belirsiz alacak davasında dahi, talep konusu belirsiz olsa dahi, Kanun hukuki ilişkinin belirtilmesini zorunlu kılmıştır (HMK m. 107). Çünkü, kişi, belirsiz ve bilinmeyen bir hukukî ilişki ve vakıadan hareketle bir talepte bulunamaz.
Somutlaştırma yükü de iddia yükü gibi usûlî bir yük olmakla birlikte (Atalay, s. 36), sonucu iddia yükünden farklıdır. İddia yükünde ortada bir vakıa yokken, somutlaştırma yükünde bir vakıa mevcut, ancak kanunun aradığı şekilde açık ve somut değildir. Bu durumda, özellikle hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) ile ön inceleme hükümleri (HMK m. 320, 137, 140) dikkate alınmalıdır. Çünkü, "maddi ve hukuk açıdan belirsiz yahut çelişkili" hususlarda hâkim davayı aydınlatmak durumundadır (V. Karaaslan, Medenî Usûl Hukukunda Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi, Ankara 2013). Somut olmayan vakıalarda, maddi ve belirli ölçüde hukuki belirsizlik mevcuttur, bu belirsizliğin giderilmesi gerekir. Bu belirsizlik dilekçelerin verildiği aşamada giderilebileceği gibi, özellikle gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 320 gerekse m. 137 ve 140 hükümleri gereğince, hâkim tarafından bu konuda çaba gösterilmesi gerekir. Çünkü, ön incelemede tarafların iddia ve savunmalarının tespit edilmesi, anlaştıkları ve anlaşamadıkları noktaların tek tek belirlenmesi gerekli ve zorunlu olup bu aynı zamanda hâkimin ödevidir. Bu çerçevede hâkimin ön incelemede mutlaka somutlaştırmayı sağlaması gerekir. Bu sebeple, sadece tarafların dilekçelerini tekrar ettikleri yönündeki beyanların tutanağa geçirilmesi veya soyut ifadelerle tespit yapılması yeterli değildir. Bu, mahkemenin yargılamayı yürütmesi bakımından sağlıklı olmayacağı ve Kanuna aykırı olacağı gibi, Yargıtay denetimine elverişli bir durum da oluşturmayacaktır. Bunun gibi, tarafların üzerinde bulunan yükleri (iddia, somutlaştırma ve ispat yükü) ve hâkimin görevi ve ödevini bilirkişinin üzerine yıkarak, bilirkişinin bu tespitleri yapması da beklenemez ve bu tespitlere göre de dava yürütülemez. Zira, tarafın iddiası olmayan veya somutlaştırmadığı bir hususu, bilirkişi incelemez, değerlendiremez; bilirkişi hâkimin yerine de geçerek davayı aydınlatamaz, uyuşmazlık ve vakıa belirlemesinde bulunamaz. Bilirkişi ancak, varolanı inceleyebilir, açıklayabilir, teknik bilgisiyle istenen hususu tespit edebilir. Başlangıçta taraflarca ve hâkim tarafından gerçekleştirilmeyen bu işlemlerin sonradan bilirkişi marifetiyle giderilmesi usûlen mümkün değildir.
Eğer somutlaştırma yükü, hâkimin davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevine rağmen, davacı tarafından yerine getirilmemişse, o zaman bu yüke bağlanan yaptırım ortaya çıkacaktır. Somutlaştırma yükünün yerine getirmemenin yaptırımı, ispat yükünü yerine getirmemektir. Bu ise, aslında vakıanın ispata elverişli kabul edilememesi ve bunun sonucu olarak da belirsizlik rizikosuna katlanma şeklinde gerçekleşecektir. Böyle bir durumda, somutlaştırma yükü ve dolayısıyla ispat yükü yerine getirmediğinden, ispat edilemeyen davanın reddi sonucu doğacaktır ki, bu da davanın esastan reddi olup işin esası bakımından kesin hüküm oluşturacaktır. (Atalay, s. 36; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 666; Umar, s. 144).
Sonuç olarak dava dilekçesinde, gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119/1-e gerekse m. 194 gereğince somutlaştırma yükünün yerine getirilmemiş olması halinde, önce hâkim davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini (yeni bir vakıa meydana getirmeden, sadece mevcut vakıa kapsamında) davacıdan istemeli, bu eksiklik tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek karar verilmeli, bu eksiklik tamamlanmaz, somutlaştırma gerçekleşmezse, ispatsız kalan davanın reddine karar verilmesi gereklidir. ( Yargıtay 22. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar)
Yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ileri sürdüğü iddialar kapsamında her bir davalıdan ne kadar tazminat talep edildiği ve talep edilen alacağa dayanak olmak üzere davalıların işletmesinde olan hangi yol ve köprü geçişlerinde hangi tarihlerdeki geçişlere ilişkin olarak işbu davanın açıldığı hususunda davacı talebi somutlaştırılmadığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının REDDİNE,
Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/11/2024
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır
Harç/ Masraf Dökümü
Peşin Harç : 427,60 TL
Karar Harcı : 427,60 TL
Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 2.650,00 TL
Davalı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 00,00 TL
Yargılama Gideri Detayları
Posta Giderleri : 250,00 TL
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.