mahkeme 2023/831 E. 2024/348 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/831

Karar No

2024/348

Karar Tarihi

17 Mayıs 2024

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/831
KARAR NO : 2024/348

DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/12/2023
KARAR TARİHİ : 17/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ile davalı arasında akdedilen ve örneği sunulan 17.08.2023 tarihli sözleşme gereği davalı eczacı ...'in mülkiyetinde olan ... adresindeki eczane, yine eczacı olan müvekkili ...'e devredileceğini, sözleşmeye konu eczanenin ruhsat devir bedeli 1.500.000 TL olduğunu, karşılıklı imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde "işbu sözleşme imzalandığı ve 750.000 peşinat hesaba geçtiği anda yürürlüğe girer" denildiğini, yine sözleşmenin 7/A maddesinde sözleşme tarihindeki peşinat olarak 750.000 TL, 7/B maddesinde ise noterde ruhsat devri sırasında 750.000 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilin sözleşme gereğince karşı tarafın talebi üzerine sözleşme imzalandığı an ödemekle yükümlü olduğu tutarın üstünde bir meblağ olan 1.000.000 TL'yi 17.08.2023 tarihinde davalın hesabına yatırdığını, ancak davalı taraf hiçbir gerekçe göstermeden ve sözleşmede müvekkili tarafından üstlenilen yükümlülük yerine getirildiği halde devir işleminden vazgeçtiğini beyan ettiğini, 02.11.2023 tarihinde de müvekkilinin ödemiş olduğu 1.000.000 TL'yi iade ettiğini, davalının sözleşmeden dönmesi sebebi ile oluşan maddi ve manevi zararımızı davalıdan talep ettiklerini ancak davalının taraflarına herhangi bir ödeme yapmaması üzerine dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu, burada da anlaşma sağlanmadığını, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile sözleşmeden dönme sebebiyle iade edilen meblağın davalı yedinde bulunma süresi boyunca müvekkilinin uğradığı munzam zarar olarak şimdilik 1.000 TL'nin 17.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile maddi tazminatın, 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek olan yasal faizi ile toplam 51.000 TL'nin davalıdan tahsiline ve yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı ile aralarında akt edilen Eczane devir sözleşmesi gereği davacıya sadece ruhsat ve eczane devri yapılacağını, ancak daha sonra Sağlık Bakanlığınca bu devirlerin usule uygun olmadığını, davacı tarafa alınan peşin parayı iade ettiğini, banka hesabı ile gönderdiğini, haksız ve yasaya aykırı şekilde alınan paranın iade edilen günlük farkı olarak 51.000,00 TL fazi talep edildiğini, aralarında herhangi bir devirin vuku bulmadığını, itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-Türk Eczacılar Birliğinden gelen ...'in ...'na kayıtlı olduğu, aynı adreste faaliyetine devam etmekte olduğu, ...'in ...'na kayıtlı olduğu, 27.07.2022-11.05.2023 tarihleri arasında ... adresinde bulunan Nazlı Eczanesi'nde yardımcı eczacı olarak görev yaptığı ve 21.07.2023 tarihinden bu yana aynı eczanede yardımcı eczacı olarak görev yapmakta olduğu bilgisi,
2-... Odasından gelen ..., Odamızın ... tarih ve ... sicil no.lu üyesi olduğu, 22.05.2012 tarihli oda uygunluk yazısı ile ...adresinde bulunanı ...sahip ve mesul müdürü olduğu bilgisi,
3-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası, taraflar arasında imzalanan eczane devir sözleşmesi uyarınca davacı tarafından davalıya ödenen paranın davalının sözleşmeden dönmesi nedeniyle ödenmesi sonrasında, davacının munzam zarar nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat davasıdır.
Taraflar arasında, 17.08.2023 tarihinde eczane devir sözleşmesi imzalandığı, sözleşme bedeli olan 1.500,00 TL'nin sözleşmenin imzalandığı tarihte davacı tarafından davalıya banka havalesi yolu ile ödendiği, davalının sözleşmeden dönerek sözleşme bedeli olarak aldığı parayı davacıya 02.11.2023 tarihinde iade ettiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının sözleşme bedelini davacıya iade ettiği tarih itibariyle davacının davalıdan munzam zarar talebinde bulunup bulunamayacağı ve manevi tazminat şartlarının somut olayda oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmamaktadır.
İstanbul BAM 43. HD 2022/1828 Esas 2023/361 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere," Munzam(aşkın) zarar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Dava konusu edilen zararın yasal dayanağını oluşturan Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükmüne göre, borcun ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle alacaklı geçmiş günler için öngörülen faizle karşılanamayacak bir zarara uğramış ise, borçlu, geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlamadıkça bu zararı da karşılamak zorundadır. Yasa bu hüküm ile alacaklıya temerrüt faizini aşan zararını borçludan isteme olanağı tanımıştır. Ancak bunun için uğranılan zararın varlığı ve miktarının alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ödemenin geç yapılmasında kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlaması halinde bu zararı ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. O halde, munzam zararın ödenmesi söz konusu olduğunda kusur, bir unsur olarak yer almaktadır. Kısacası, munzam zarar davasında davacı, zararın varlığını ve miktarını; davalı ise, borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.06.1996 gün ve 1996/5-144 esas 1996/503 karar sayılı kararında da değinildiği üzere; bu konuda kanıtlanması gereken, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi yüzünden uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumundadır. Doğaldır ki bu zarar paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan olası (muhtemel) kar ya da varsayılan (farz edilen) gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır. Hal böyle olunca davada istenen zararı doğuran somut olayın ve bu nedenle uğranılan zararın kanıtlanması gerektiği açıktır.
Munzam zararın tazmini için alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde kanıtlamak zorundadır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. davacının enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olguları değil, şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğünü kanıtlaması gerekir. Aksi halde soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik gelişmeler TBK'nın 122. maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmez(Yargıtay18. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2015 Tarih, 2015/5164 E.-18416 K. Sayılı kararı).
Bunun gibi, borçlunun borcunu ödemede temerrüte düşmesi durumunda, alacaklının başkaca bir hususu kanıtlamadan sadece ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu TBK'nin 122. maddesindeki munzam zararın kanıtı olarak göstermesi ve ekonomik gelişmelerin getirdiği olumsuzluğun gerçek zarar olarak kabulü mümkün değildir. Zira, alacaklının somut olarak herhangi bir zarara uğradığını kanıtlamaksızın salt enflasyon (ya da onun yarattığı diğer olumsuzluklar) oranında bir zarara uğradığının varsayılması, 3095 sayılı Kanunla belirlenen faiz oranlarını mahkeme kararıyla enflasyon oranına çıkaracak niteliktedir. Bu ise mümkün değildir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/11-418 Esas 2012/9874 Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/11-668 Esas 2007/798 Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-938 Esas- 2022/401Karar sayılı ilamı)
Bu halde TBK'nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan-munzam zararın, Ülkede varlığı kabul edilen genel ekonomik olumsuzlukların (enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri vb. gibi) “malum ve meşhur” olgular olarak kabulü ile değil, bunlar dışında davacının durumuna özgü somut olaylarla kanıtlanması gerekir. Davacı ileri sürdüğü munzam zararını somut olgularla kanıtlamadıkça zarar miktarının saptanması gerçekçi olmayıp varsayımsal kalacaktır."
Manevi tazminat talebi yönünden ise, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca, manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişilik hakkının hukuka aykırı bir şekilde zarara uğraması gerekir. Kişilik haklarının zarar görmediği hallerde, eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi olanaklı değildir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan eczane devir sözleşmesinden doğan edimin davalı tarafından yerine getirilmediği, sözleşmenin imzalandığı tarihte davalının banka hesabına davacı tarafından 1.000.000 TL havale yapıldığı, davalının sözleşmeden cayması nedeniyle 1.000.000 TL'nı 02.11.2023 tarihinde davcıya iade ettiği, davacının temerrüt faizi ile karşılanamayacak munzam zarara uğradığına dair dava dilekçesinde somut bir vakaya dayanılmöadığı, yine manevi tazminat talebi yönünden dahi, davacının hangi neden ve hangi vakalar ile kişilik haklarının ihlal edildiğinin somutlaştırılmadığı, somut olayda, davalı tarafından sözleşmeden dönülmesinin başlı başına davacının kişilik haklarına zarar verdiğinin kabul edilemeyeceği vicdan ve kanaatine varılmakla, davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının peşin yatırılan 870,96 TL harçtan mahsubu ile bakiye 443,36‬ TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/05/2024

KATİP ...
¸e-imzalıdır

HAKİM ...
¸e-imzalıdır

Harç/ Masraf Dökümü
Peşin Harç : 870,96 TL
Karar Harcı : 427,60 TL
Bakiye Harç : 443,36‬ TL

Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 1.120,00 TL

Davalı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 00,00 TL

Yargılama Gideri Detayları
Posta Giderleri : 191,00 TL

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim