Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/778

Karar No

2024/900

Karar Tarihi

3 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/778 Esas
KARAR NO : 2024/900

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/10/2022
KARAR TARİHİ : 03/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... ile davalı yan tarafından sigortalı olan ... plakalı araç arasında meydana gelen 26.08.2021 tarihli kaza neticesinde, ... plakalı araçta hasar meydana geldiğini, söz konusu kazada ... plakalı aracın kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise işbu kazada kusuru bulunmadığını, Karayolları Trafik Kanunu madde 99 sigortacıların, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgelerini, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olduklarını, müvekkilinin 26.08.2021 tarihinde davalı/borçlu sigorta şirketine başvuru yaptığını, buna rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, müvekkilinin haklarını (tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini, tahsil edilmesi gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve avans faizini aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle zarar taleplerine ilişkin işbu davayı açma zarureti doğduğunu, kazanın çift taraflı olduğu karşı yanın kusurlu olduğu dikkate alındığında, açıkça sigortalısının kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin ise kusurunun bulunmadığını, dikkate alındığında müvekkilinin zarara uğratmak maksadıyla herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine taraflarınca ... tarihinde... sayılı dosyası ile değer kaybı tazminatı talep ettiklerini ... numarasıyla karar verildiğini, akabinde ...A.Ş. tarafından karara itiraz edildiğini, itiraz neticesinde... numaralı kesin karar ile sigorta şirketinin itirazlarının reddine karar verildiğini, uyuşmazlık Hakem kararında, "Başvurunun kabulüne, Başvuru sahibine ait ... plakalı araçtaki 7.436,00 TL değer kaybı tazminatının 08.11.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ... A.Ş.’nden alınarak başvuru sahibi ... Tic A.Ş.’ne ödenmesine, başvuru sahibi tarafından ödenen ve Tarifeye göre takdir edilen 198,00 TL ekspertiz ücreti, 325,00 TL başvuru ücreti, 300,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 823,00 TL’nın ... A.Ş.’nden alınarak başvuru sahibi ... Tic A.Ş.’ne ödenmesine, başvuru sahibi vekille temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 5.100,00 TL avukatlık ücretinin ...A.Ş.’nden alınarak başvuru sahibi ... Tic A.ş.’ne ödenmesine, 5684 sayılı Kanunun 30/12. maddesi hükmü gereği, kararın taraflara bildirim tarihinden itibaren 10 gün içinde Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildi." şekilde karar vererek davalı ... A.Ş. sorumluluğuna karşı hüküm kurulduğunu, müvekkilinin borcu tahsil etmek amacıyla borçluyu temerrüde düşürdüğü ancak borcunu 17/06/2022 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini, müvekkilinin davalıdan talep ettiği değer kaybı tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücü de aynı olmayacağını ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, dosyada tahsil edilen faizi ile alacaklı müvekkilinin zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını, müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın haksız taleplerinin reddi gerektiğini tekrarla ve hiçbir şekilde bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla cevaplarının, öncelikle usule ilişkin zamanasımı, hak düşürücü süre, hukuki yarar ve dava şartı, husumet yokluğu yönünden itirazlarını sunduklarını, motorlu araç kazalarından doğan maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak zamanaşımı konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109. maddesinde düzenlenmiş olduğunu, anılan madde de; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. " denilmek suretiyle bu durum açıklığa kavuşturulduğunu, dava konusu trafik kazası anılan zamanaşımı süreleri geçtikten çok sonra açıldığını, zamanaşımı itirazlarının doğrultusunda davanın reddi gerekeceğini, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkı ortadan kaldırıldığını; dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini, haliye başvurunun tam ve eksiksiz yapılması gerektiğini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde Yapılan Değişiklik ile trafik sigortalarına ilişkin açılacak maddi tazminat davalarına ilişkin düzenlemeler yapıldığını, Karayolları Trafik Kanunu’nun değiştirilen 97.maddesinin "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" düzenlenmiş olup eski madde hükmüne göre "Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir." şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, anılan madde hükmü 6704 Sayılı Kanun’un 5.maddesi ile şu şekilde değiştirildiğini; "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." oysaki yapılan hasar başvurusunda genel şartlar gereği sunulması zorunlu evraklar sunulmadığı için müvekkili şirketçe başvuru sahibine ödeme yapılamadığını, dolayısı ile davacı tarafından yapılmış geçerli bir basvuru söz konusu olmadığını, mahkeme huzurunda ikame edilen davanın başkaca hiçbir incelemeye gerek duyulmaksızın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili Sigorta Şirketi aleyhine davacı "fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla 500,00-TL" olmak üzere dava açıldığını, öncelikle huzurdaki davada başvuran tarafından munzam zarara ilişkin uyuşmazlık/dava tutarı miktarının belirsiz alacak davası şeklinde açılmayacağını beyanla, ıslah yoluyla arttırmasına muvafakat etmediğini peşinen beyan ettiklerini, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklı davalarda meydana gelen zararlarda idare sorumlu olup davalı da uzun süren yargılama sonucunda mağdur durumuna düştüklerini, davacı tarafın meydana gelen zarar yönelik olarak kötü niyetli şekilde davalı müvekkili sorumlu tutması kabul edilemeyeceğini, davanın idareye yöneltilmesi gerekirken müvekkili yöneltilmesi hatalı olmuş olup taraf sıfatı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya ödeme yapıldığını, herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, davacı tarafın talebi teminat dışı olup yargılamanın uzun
sürmesınden dolayı müvekkili şirkete kusur atfedilemeyeceğini, maddi zarara ilişkin olarak davalı müvekkilinin şirket 26/08/2021 ihbar edildiğini, hasar ekspertiz raporuna göre: "Araç onarımına araç sahibi isteği üzerine servis tarafından başlandığını ve onarım tamamlanarak aracın servisten alındığı öğrenildiğini, onarım aşaması fotoğrafları ve fatura ibraz edilmemiş" şeklinde ifade edilerek araç servisten alındığından müvekkili şirketin incelemelerini tamamlayamamış ve tamir faturası da ibraz edilmediğini, akabinde ... tarihinde ... sayılı dosyası ile DEGER KAYBI bedeli tazminatı talep edilmis dosya ... kararı verildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun kararına karşı davacı tarafından icra takibine konu edilmiş icra dosyasına dosyaya 17/06/2022 tarihinde ödeme yapıldığını, anılan ödeme ile birlikte müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, davacı yan davanın açıldığı tarihte davalı müvekkili ödemekle yükümlü olduğu miktarın belirli olduğunu ancak yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle hüküm altına alınan miktarın gerçek zararı karşılamadığını iddia etmiştir ve munzam zararı talep ettiklerini, davacı vekilinin talep konusu hem teminat dışı olduğunu hem de yargılamanın uzun sürmesi müvekkili şirketin kusuruymuş gibi atıf yapılarak zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulması kabul edilemediğini, aynı zamanda KTK 92/1-k maddesine göre dolaylı zararlar teminat dışı olduğunu davanın reddi gerektiğini, husumet yokluğu, zamanaşımı, hak düşürücü süre, hukuki yarar, dava şartı oluşmaması nedeniyle ikame edilmiş olan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini karar verilmesini beyan etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Uyuşmazlığın, ZMSS kapsamında davalı sigorta şirketince sigortalanan ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı araç arasında 26/08/2021 tarihinde meydana gelen hasarlı trafik kazası sonucu davacıya ait araçta meydana gelen hasar nedeniyle davacının sigorta şirketinden alacağını zamanında tahsil edemediği iddiasına dayalı munzam zarar istemine ilişkin hususlarından kaynaklandığı görülmektedir.
Mahkememizin 26.03.2024 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı gereği dosyanın nitelikli hesaplama uzmanı ...'a tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları sunulan deliller kapsamında davacının munzam zarar taleplerinin yerinde olup olmadığı ve var ise alacağın miktarı konusunda rapor alınmasına karar verilmiş, dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve Medeni ve Borçlar Hukuku Uzmanı Bilirkişi ...'un 02.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " arz edilen tespitler ve değerlendirmeler ışığında, davacının ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin şahsen ve somut olarak uğradığı zarar kapsamında munzam zarar talep edebileceğini, dosya kapsamı incelendiğinde, aşkın zararı ortaya koyan bir bilgi yahut belgeye dosya kapsamında rastlanılamadığını; ancak Sayın Mahkeme munzam zarar koşullarının oluştuğu kanaatinde ise yahut davacı zarar olgusunu ispata yarar bilgi yahut belge dosyaya ibraz ederse munzam zararın talep edilebileceği " yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 09.07.2024 tarihli duruşma zaptının 1 nolu ara kararı gereği Davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi için dosyamızın önceki Bilirkişiye tevdi ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, dosya önceki bilirki...'a tevdi edilmiş ve bilirkişinin 12.09.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; "Davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi için mahkeme tarafından ek rapor tanzim edilmesi görevi tevdi edildiğini, dosyaya mübrez karşılıklı taraf beyanları ile taraflarca dosyaya ibraz edilen belgeler tetkik edildiğini, tüm bu inceleme ve değerlendirmeler ışığında konuya ilişkin görüşlerinin her türlü hukuki değerlendirme ve nihai takdiri yargılama makamına ait olmak üzere sunulacağını, Kök raporda belirtildiği üzere davacı, ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi durumu göz önüne alınarak aşkın zarar talebinde bulunduğunu beyan ettiğini, kök raporda belirtildiği üzere munzam zarar, davacının ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarar kapsamında talep edilebileceğini, dosya kapsamı incelendiğinde, aşkın zararı ortaya koyan bir bilgi yahut belgeye dosya kapsamında rastlanılamadığından davacının aşkın zarar talep edemeyeceğine yönelik kök raporundaki görüşünü muhafaza etme gereği hasıl olduğunu, davacının davalıdan talep edebileceği munzam zarar koşullarının oluştuğu kanaatinde ise yahut davacı davalıdan talep edebileceği munzam zarar olgusunu ispata yarar bilgi yahut belge dosyaya ibraz ederse munzam zararın talep edilebileceğini, kök rapordaki tespit ve görüşlerini aynen muhafaza ettiğini ve raporda değiştirilecek, düzeltilecek ve/veya eklenecek bir husus olmadığını, raporunun tarafsızlık ilkesi, bilimsel ve teknik yöntemlerle, tevdi edilen görevi karşılar nitelikte oluşturulduğu " yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
İstanbul BAM 43. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamında da" ... zarar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Dava konusu edilen zararın yasal dayanağını oluşturan Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükmüne göre, borcun ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle alacaklı geçmiş günler için öngörülen faizle karşılanamayacak bir zarara uğramış ise, borçlu, geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlamadıkça bu zararı da karşılamak zorundadır. Yasa bu hüküm ile alacaklıya temerrüt faizini aşan zararını borçludan isteme olanağı tanımıştır. Ancak bunun için uğranılan zararın varlığı ve miktarının alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ödemenin geç yapılmasında kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlaması halinde bu zararı ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. O halde, munzam zararın ödenmesi söz konusu olduğunda kusur, bir unsur olarak yer almaktadır. Kısacası, munzam zarar davasında davacı, zararın varlığını ve miktarını; davalı ise, borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ... gün v... esas .. karar sayılı kararında da değinildiği üzere; bu konuda kanıtlanması gereken, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi yüzünden uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumundadır. Doğaldır ki bu zarar paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan olası (muhtemel) kar ya da varsayılan (farz edilen) gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır. Hal böyle olunca davada istenen zararı doğuran somut olayın ve bu nedenle uğranılan zararın kanıtlanması gerektiği açıktır.
Munzam zararın tazmini için alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde kanıtlamak zorundadır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. davacının enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olguları değil, şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğünü kanıtlaması gerekir. Aksi halde soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik gelişmeler TBK'nın 122. maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmez(Yargıtay18. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2015 Tarih, .... E.-...K. Sayılı kararı).
Bunun gibi, borçlunun borcunu ödemede temerrüte düşmesi durumunda, alacaklının başkaca bir hususu kanıtlamadan sadece ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu TBK'nin 122. maddesindeki munzam zararın kanıtı olarak göstermesi ve ekonomik gelişmelerin getirdiği olumsuzluğun gerçek zarar olarak kabulü mümkün değildir. Zira, alacaklının somut olarak herhangi bir zarara uğradığını kanıtlamaksızın salt enflasyon (ya da onun yarattığı diğer olumsuzluklar) oranında bir zarara uğradığının varsayılması, 3095 sayılı Kanunla belirlenen faiz oranlarını mahkeme kararıyla enflasyon oranına çıkaracak niteliktedir. Bu ise mümkün değildir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas... Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas ...Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas- ...Karar sayılı ilamı Bu halde TBK'nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan-munzam zararın, Ülkede varlığı kabul edilen genel ekonomik olumsuzlukların (enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri vb. gibi) “malum ve meşhur” olgular olarak kabulü ile değil, bunlar dışında davacının durumuna özgü somut olaylarla kanıtlanması gerekir. Davacı ileri sürdüğü munzam zararını somut olgularla kanıtlamadıkça zarar miktarının saptanması gerçekçi olmayıp varsayımsal kalacaktır."
Somut olayda davacı taraf, tahsil edilmesi gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve avans faizini aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar talebine ilişkin iddiasını ispata elverişli deliller ortaya koymadığı zararın ne şekilde oluştuğunu konusunda ispat külfeti üzerinde olan davacının munzam zararın varlığını somut deliler ile ispatlayamadığı anlaşılmakla dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da aşkın zararı ortaya koyan bir bilgi yahut belgeye dosya kapsamında rastlanılamadığı, munzam zarara ait deliller bulunmadığı belirtilmekle işbu rapora da itibar edilerek sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının peşin yatırılan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince red edilen miktar üzerinden hesaplanan 500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı verilen miktar itibarıyla KESİN nitelikteki karar açıkça okunup anlatıldı. 03/12/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim