mahkeme 2021/796 E. 2023/585 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/796
2023/585
29 Eylül 2023
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/796
KARAR NO : 2023/585
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/11/2021
KARAR TARİHİ : 29/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ..., davalı ... A.Ş.den 01/04/2021 tarihinde "..." model, "...” seri nolu ... marka televizyon satın aldığını, işbu ürün bedeli ve teslimat tutarı dahil olmak üzere satış karşılığı olarak toplam 18.559,90 TL ödeme yaptığını, müvekkili şirket yetkilisinin işbu televizyonu, şirketinde satışı yapılan ürünlerin tanıtımını yapmak ve pazarlamak amaçlı aldığını, ancak işbu ürünün 02/04/2021 tarihinde teslim ve kurulumunun ardından bir süre sonra televizyonda karıncalanmalar ekranda titreme ve sinyal bozukluğu meydana geldiğini, bunun sonucunda müvekkili şirket yetkilisinin, öncelikle ürünü satın aldığı mağazadaki satış elemanları ve yetkililerle görüştüğünü, mağazanın müvekkilini ... yetkili servisi araması ve yönlendirmesi üzerine müvekkili yetkili servise onarım yapılması talebiyle başvurduğunu, ürün bir süre incelenmek üzere yetkili serviste kaldığını, 31/05/2021 tarihinde yetkili servis tarafından, anakart arızalı şeklinde tespitte bulunularak müvekkili şirket yetkilisine değişim yapılacağının söylendiğini, 12/06/2021 tarihinde iade faturası düzenlendiğini, 12/06/2021 tarihinde veni fatura düzenlenerek ürün değiştirildiğini, müvekkili şirket yetkilisi, değişimin ardından televizyonu kullanıp denemek istediğinde yine görüntüde kırılmalar, bulanıklaşma ve sinyal bozukluğu gibi aynı sorunla karşılaştığını, önce ...yetkili çalışanları ile görüştüğünü, yönlendirmeleri ile daha sonra ... yetkili servisini aradığını, ayrıca talepleri üzerine ... Türkiye yetkilisi ...'e ayıplı mala ilişkin görüntüleri ilettiğini, ürünün kontrole geldiğini, ancak cihaz açılmadan bozulmaların normal sayıldığının beyan edildiğini, müvekkili şirket yetkilisi, işbu televizyonu, şirketinde satışı yapılan ürünlerin tanıtımını yapmak ve pazarlamak amaçlı aldığını, televizyon fiyatlarının da doların ve vergilerin sürekli artmasına bağlı olarak yükselmesi sebebiyle, müvekkili şirketin aynı özelliklerde televizyonu aynı bedele bulup alabilmesi mümkün olmayıp müvekkili şirketin artan fiyatlarda dolayı da mağduriyeti bulunduğunu, işbu sebeple Mahkemeden öncelikle dava konusu televizyonun ayıpsız halinin piyasa rayiç bedelinin taraflarına ödenmesini talep ettiklerini rayiç bedelin ödenmesine ilişkin talebin mümkün görülmez ise ayıplı malın iadesi ile müvekkilinin ödemiş olduğu ürün bedelini işlemiş ve işleyecek olan ticari temerrüt faizi ile birlikte (şimdilik 18.559,90 TL müvekkili şirkete iadesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ürünün davacının talebi doğrultusunda değişimi yapıldığını, davacının ayıba yönelik iddialarının doğruluk payı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı ayıp bildirimini ihbar süresine uymaksızın gerçekleştirdiğini, basiretli bir tacir gibi hareket ettiğini, malı teslim aldığı tarihten itibaren 8 günlük süre içerisinde inceleyerek yahut inceleyerek ayıp tespit edilmesi durumunda müvekkili şirkete noter iadeli tahhütlü mektup veya telgraf ile bu ayıbı bilmesinin şart olduğunu, davacının fatura bedelinin dışında fazlaya ilişkin talebi hukuka açık aykırılık teşkil ettiğini, davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-Bilirkişi raporu,
2-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası, davalı tarafından davacıya satılan televizyonun ayıplı olduğunun ortaya çıkması üzerine garanti sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacıya verilen yeni televizyonun da ayıplı olduğu iddiasına dayanan maddi tazminat davasıdır.
Davacı taraf, davalıdan satın alınan ... marka televizyonun ayıplı olduğunun ortraya çıkması üzerine davalı tarafından garanti sözleşmesi kapsamında kendisine teslim edilen yeni televizyonun da ayıplı olduğunu iddia etmiştir.
Davacı tarafça ayıplı olduğu iddia edilen televizyonun bulunduğu yerde yerinde inceleme yetkisi verilen elektrik elektronik mühendisi bilirkişi ile borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi raporlarını dosyaya sunmuştur.
Dosyaya sunulan 17.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosyaya sunulan servis formalarından dava konusu ilk ürünün ayıplı bir ürün olduğu, ürünün garantili olarak satışının gerçekleştiği, garanti süresi içerisinde ayıp
bildiriminin yapıldığı, ayıbın TV nin değiştirilmek suretiyle giderilmiş olduğu, bu nedenle, davacının TBK. m. 227 hükmüdeki “satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme” hakkını 1. TV DE (Seri No:...) kullanmış olduğu ve İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakkı kapsamında davalı tarafça sorunun yeni TV tedariki ile giderildiği,2.TV de (mahallinde tespit edilen halen davacı taraf kullanımında olan ... seri nolu) ayıp unsurunun TV bünyesinde olamayacağı, ulusal yayınlarda TV de sorun tespit edilemediği, dava gerekçesine konu yayın hatasının film sahnesi veya yayıncı kaynaklı olabileceği, ayıp iddiasına konu olan ikinci ürünün ayıplı olmadığı, ayıbın mevcut olduğu kanaatinde olunması ihtimalinin Mahkememizce kabul edilmesi halinde de ilgili ayıbın açık ayıp kapsamında mütalaa edilmesi gerektiği, nitekim ürünün hizmet ettiği amaç nazara alındığında kurulum anından itibaren karıncalanmaların yaşanması gözle görülebilecek nitlikte olup; gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünün iki gün ile sınırlı olduğu, bu ihtimalde dahi davacının iki günlük süre içerisinde bildirimde bulunup bulunmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir.
Bilirkişi raporuna, dosya içeriği ve somut olaya uygun, gerekçeli, taraf ve Mahkeme denetimine elverişli olması sebebiyle Mahkememizce itibar edilmiştir.
Tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı hususu tartışmasızdır.
Tarafların tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1, a-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1, a-c hükmü de uygulanacaktır.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:
Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir.
TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.
Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:
a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır
Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.
b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.
Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.
c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.
Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.
Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.
d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır
e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır
f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır
Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.
Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir.
Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.
Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;
-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011)
Satım sözleşmesine televizyonun teslimi ile ayıplı, hasarlı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2019/859 Esas 2022/1199 Karar)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından, davalıdan satın alınan televizyonun ayıplı olduğu, ayıplı ise, davacı tarafından davalıya bu durumun süresinde ihbar edildiği, söz konusu ayıbın gizli ayıp olduğu, davacının gözden geçirme yükümlülüğünü yerine getirdiği hususları usulüne uygun olarak ispatlanamadığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu karar harcının peşin yatırılan 316,95 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 47,10 TL harcın harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 29/09/2023
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır
Harç/ Masraf Dökümü
Peşin Harç : 316,95 TL
Karar Harcı : 269,85 TL
Bakiye Harç : 47,10 TL
Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 2.720,00 TL
Davalı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 50,00 TL
Yargılama Gideri Detayları
Bilirkişi Ücreti : 2.400,00 TL
Posta Giderleri : 320,00 TL
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.