mahkeme 2021/330 E. 2023/841 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/330
2023/841
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/330
KARAR NO : 2023/841
DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat
DAVA TARİHİ : 25/09/2006
KARAR TARİHİ : 28/12/2023
Mahkememizin 2015/617 Esas 2018/1125 Karar sayılı karar sayılı kararı Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2019/1922 Esas 2020/99 Karar sayılı ilamı ile bozulmakla dosya yukarıda belirtilen sıraya kaydedilmiş ve Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacının iddiası; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...’in halefi olan ... Tic A.Ş. ile davalı ... Tic A.Ş. arasında 16.11.1998 tarihinde bir istisna akdi yapıldığını, düzenlenen sözleşmeye göre davalının ... mevkiinde 165 parselde 56 yataklı, 180 parselde 68 yataklı, 182 parselde 76 yataklı ve 175 parselde 98 yataklı turistik tesislerin anahtar teslim olarak yapmayı taahhüt ettiğini, bunlardan sadece 175 parseldeki tesisi çevre düzenlemesi de dahil yaparak teslim ettiğini, ayrıca davalının kendi tesisleri için kurulacağı arıtma tesisinden davacının tesislerinin de yararlanacağının hüküm altına alınmasına rağmen davalının kendi tesislerini bitirememesi nedeniyle müvekkilinin şu anda yararlanabileceği bir arıtma tesisi bulunmadığını, inşaatın süresinde bitirilmediği gibi eksik ve ayıplı olarak yapıldığını, inşaatların 2000 yılında bitirilmesi gerekirken halen yapılmamış işler olması nedeniyle bitirilemeyeceğinin anlaşıldığını, sözleşmenin 13. md göre gecikme tazminatı karşılığı davalının kendilerine her biri 125.000 TL tutarında 4 adet toplam 500.000 TL’lik senet verdiğini ve senetlerden birinin 175 nolu parsel teslim edilince davalıya iade edildiğini, gecikme tazminatının şimdilik hesaplanmasının mümkün olmadığını ve atiye bıraktıklarını, davalının yapılan tespitler sonucunda tamamlamadığı 3 adet parsel ile bunların çevre düzenlemesi ve arıtma tesislerinin maliyetinin toplam 1.786.200 TL ödemesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin istemleri saklı tutulmak koşuluyla bu paranın zararın belirlendiği günden itibaren ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 21.10.2008 tarihli dilekçesiyle; dava konusu 165 parseldeki yapının tamamlanması için 270.000,00 TL, 180 parseldeki yapının tamamlanması için 258.500,00 TL, 182 parseldeki yapının tamamlanması için 256.900,00 TL, çevre düzenleme bedeli olarak 889.800,00 TL, arıtma tesisi maliyeti için 111.000,00 TL olmak üzere toplam 1.786.200,00 TL'nin talep edildiğini, bu taleplerinin sırasıyla 274.063,90 TL, 359.109,40 TL, 323.429,50 TL olarak arttırıldığını, arttırılan toplam miktarın 171.202,80 TL olduğunu, çevre düzenlemesi gideri olarak istenen 889.800,00 TL ve arıtma tesisi maliyet için istenen 111.000,00 TL'lik talebin değiştirilmediğini, miktar yönünden aynı talepte bulunduklarını, sadece çevre düzenleme gideri olarak ifadesinin çevre düzenleme, ihata duvarı ve dolgu gideri olarak düzeltildiğini, buna göre 1.786.200,00 TL olan dava değerinin 171.202,80 TL arttırılması sonucu 1.957.402,80 TL'ye yükseltildiğini belirterek, bu miktarın davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı savunması; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle B.K. 126/4 md gereğince 5 yıllık zamanaşımının dolduğunu belirterek bu açıdan davanın reddini talep etmiştir. Sözleşmenin vefat eden müteahhit ...’un kişisel nitelikleri göz önüne alınarak aile şirketi olan müvekkil ile davacı arasında yapıldığını, ...’un vefat etmesi sonucunda 33 yaşında kızı kaldığını ve işlerle herhangi bir ilgisinin kalmadığını, diğer ortakların da murisin karısı ve karısının kardeşleri olup işlerle ilgisinin olmadığını, zaten davacının da müvekkili şirkette inşaatı tamamlayacak nitelikte birinin olmadığını bildiğini, BK 371. md göre müteahhidin kişisel durumuna göre yapılan sözleşmenin münfesih sayılması gerektiğini belirtmiştir. Yine cevabında yanlar arasında sözleşmeden sonra ek protokol düzenlendiğini, 25.02.1991 tarihli bu sözleşmeye göre müteahhidin 4 bağımsız otel inşaatını kaba inşaat olarak yapacağının, otellerin dekorasyon projelerinin hazırlanması imalatı ve tatbikinin tamamen davacıya ait olacağının hüküm altına alındığını, bu nedenle davacının yaptığı tespitlerin bir hükmü olmadığını, yapılan tespite göre de kaba inşaatların bittiğini, çevre düzenleme bedelinin talep edilemeyeceğini, çünkü ek protokol ile çevre düzenlemesi için emsal belirlendiğini ve çevre düzenlemesinin müteahhit-davalının kendisi için yaptığı otellerin çevre düzenlemesi ile aynı olması konusunda mutabık kalındığını, başka bir emsal olamayacağını, sözleşme incelendiğinde müvekkilin davacılarının nam ve hesabına herhangi bir tesis yapmayı taahhüt etmediğinin görüleceğini, aksine kendi gayrimenkul üzerinde mülkiyeti kendisine ait olmak üzere teferruat niteliğinde bir arıtma tesisi kurmayı ve bu tesisin bedeli mukabilinde ve kullanım miktarını kendisi belirlemek üzere davacıya kullandırmayı taahhüt ettiğini, sözleşmede davacıların parsel numaralı belirtilen taşınmazları 200.000.000 TL tutarında müteahhide satmayı taahhüt ettiklerini ve bu paranın ödenmesi üzerine taşınmazları satarak devrettiklerini, ancak iş bedeli olarak sözleşmenin 5. md belirtilen 200.000.000 TL’nin davacı tarafça kendilerine ödenmediğini ve davalının tamamen haksız olduğunu belirterek reddini savunmuştur.
Tüm Dosya kapsamı Birlikte Değerlenidirildiğinde
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, eksik iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir
... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan keşif sonrasında düzenlenen 01.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda eksik inşaat bedelinin arıtma tesisi dahil 1.263.984,13 TL, güncellenmiş sözleşmedeki bedelin 251.107,73 TL olduğu bildirilmiştir. Söz konusu raporda arıtma tesisi değer farkının imalât bedeli kadar olduğu, diğer eksik işlerinde binaların metraj ve mahal listelerinin bulunmaması sebebiyle piyasa fiyatlarıyla değil 2006 yılı mimarlık ve mühendislik hizmet bedellerinin hesabında yapı yaklaşık birim maliyetleri hakkındaki tebliğe göre yapıldığı belirtilmiştir. Bu rapora, davalı vekili itiraz etmiş, 200.000.000 TL (eski) paranın ödenmesi ile ilgili 22.05.2013 tarihli duruşmada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, mali müşavir bilirkişi 31.07.2013 tarihli raporunda bu paranın ödendiğine dair davalı ticari defterlerinde kayıt bulunmadığı ve bu paranın dava tarihi itibariyle güncelleştirilmiş değerinin 576.886,16 TL olduğunu mütalaa etmiştir. Mahkememizce verilen 2012/198E-2013/268 K sayılı karar"... mahkemece öncelikle davacının 165, 180, 182 parselleri ile ilgili tasdikli proje ve ruhsatları ile mahal listeleri ilgili belediyeden getirtildikten ve varsa taraflara ibraz ettirildikden sonra, yeniden oluşturulacak konusunda uzman teknik bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif ve inceleme yapılıp söz konusu parsellerdeki tesislerin metrejlarıda ölçtürülüp dosya kapsamındaki diğer delillerden de istifade edilerek davacıya ait parseller üzerinde yapılan tesislerdeki eksiklerin 2006 yılı dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre bedeli ve davacıya ait tesislerin arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle dava tarihi itibariyle uğradığı değer kaybının gerekçeli ve denetime elverişli raporla tespit ettirilip, ödenmeyen 200.000.000 TL (eski) bedelin dava tarihindeki güncellenmiş karşılığının oluşan tereddüdü ortadan kaldırmak için yeniden seçilecek konusunda uzman bilirkişiye tespit ettirilerek değerlendirildikten sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi ...." gerekçesiyle bozulduktan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat sonucu, anılan mahkemece yapılan keşfen inceleme ile düzenlenen 28.07.2017 tarihli kök raporda özetle; dava konusu 165, 180 ve 182 parsellerde inşaat ile ilgili eksik imalatın dava tarihi olan 2006 yılı piyasa rayiç değerinin 1.100.093,13 TL (165 parselde yer alan A bloktaki inşaatın tamamlanma bedelinin 98.145,60 TL, aynı parsel B bloktaki inşaatın tamamlanma bedelinin 122.682,00 TL, aynı parsel C bloktaki inşaatın tamamlanma bedelinin de 46.268,64 TL, 180 parselde yer alan A blok inşaat bedelinin 106.119,93 TL, aynı parsel B bloktaki inşaat 115.210,67 TL, aynı parsel C bloktaki inşaatın tamamlanma bedelinin 128.648,91 TL, 182 parsel A bloktaki inşaatın tamamlanma bedelinin 86.098,23 TL, aynı parsel B bloktaki inşaatın tamamlanma bedelinin 115.934,49 TL, aynı parsel C bloktaki inşaatın tamamlanma bedelinin de 113.173,84 TL olup %18 KDV'siyle birlikte 1.100.093,13 TL) olarak tespit edildiği, çevre düzeni çevre duvarı ile ilgili eksik imalatın 2006 yılı rayiç değerinin 207.380,63 TL, atık su arıtma tesisiyle ilgili olarak tespit edilen bedelin de 82.600,00 TL olduğu açıklanmıştır.
23.02.2018 tarihli ek raporda; gerekçeleri açıklanmak suretiyle kök raporda tespit edilen bedellerin piyasa rayiç değerleri olduğu, piyasada yapılan araştırma neticesinde bu sonuca varıldığı, bu doğrultuda 165, 180, 182 parsellerdeki eksik inşaat bedelinin dava tarihi olan 2006 yılı piyasa rayiçlerine göre toplam 1.100.093,13 TL olduğu, çevre düzeni, dolgu ve çevre duvarı ile ilgili eksik imalat bedelinin rayiç değerinin de 207.380,63 TL miktarında bulunduğu, davacıya ait tesislerin arıtma tesisinin bulunmaması nedeniyle dava tarihi itibariyle uğranılan değer kaybının arıtma tesisi olan ile olmayan işletmeler arasındaki değer farkı olup, bunun da arıtma tesisinin maliyeti miktarında bulunduğu ve bu bedelinde 82.600,00 TL olduğu açıklanmıştır.
200,00 TL'nin bozmadan önce alınan raporlarda 251.107,53 TL ve 576.886,16 TL olarak tespit edilmesi karşısında iki değer arasında fahiş farkın bulunması nedeniyle aradaki farkın giderilmesi bakımından mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişiden yeniden rapor alınmış ve 25.06.2018 tarihli bu raporda; 200,00 TL'nin dava tarihindeki güncellenmiş değerinin 443.126,00 TL olduğu belirtilmiştir. Ancak bu rapordaki tespitin TÜFE, cumhuriyet altını, ABD doları ve asgari ücret olmak üzere dört kriterin baz alınarak düzenlendiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu konudaki itirazları yerleşik yargıtay itirazları doğrultusunda yerinde görülmüş ve en az beş kriter kullanılmak suretiyle 200,00 TL'nin dava tarihindeki güncel değerlinin tespit edilmesi bakımından aynı bilirkişiden ek rapor alınmış ve 10.10.2018 tarihli ek raporda ise, kök raporda esas alınan dört kriterin yanında vadeli mevduat faizi kriterinin de eklenip beş kritere göre yapılan hesaplama ve alınan ortalamaya göre 200,00 TL'nin dava tarihi olan 25.09.2006 tarihi itibariyle güncellenmiş değerinin 528.850,35 TL olduğu açıklanmıştır.
Mahkememizin 2015/617 Esas 2018/1125 Karar sayılı karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, tarafların kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2019/1922 Esas 2020/99 Karar sayılı ilamı ile daha önce uyulan 07/05/2014 tarihli 2014/1824 Esas 2014/3166 Karar sayılı bozma ilamında belirtilen hususlara ve usuli kazanılmış hakkın aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 281. maddesi hükmünce gerçeğin ortaya çıkması için yeniden konusunda uzman teknik bilirkişi kurulu oluşturularak mahallinde keşif de yapılmak suretiyle, söz konusu parsellerdeki tesislerin metrejlarıda ölçtürülüp dosya kapsamındaki diğer delillerden de istifade edilerek davacıya ait parseller üzerinde yapılan tesislerdeki eksiklerin 2006 yılı dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre bedeli ve davacıya ait tesislerin arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle dava tarihi itibariyle uğradığı değer kaybının gerekçeli ve denetime elverişli raporla tespit ettirilip, tespit edilen bedelden 200.000.000 TL (eski) bedelin dava tarihindeki güncellenmiş karşılığı olan 528.850,35 TL’nin mahsubu ile sonucuna göre hüküm kurmaktan ve hükümde yargılama giderlerinin de denetime elverişli şekilde dökümünün yapılarak gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş ve mahkememizin 2021/330 Esas sayılı sırasına kaydedilen dosyada Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahkememizce resen seçilen bilirkişilerin refakate alınması ve mahalinde keşif icra edilerek 165, 180, 182 nolu parseller üzerindeki tesislerin metrajları da ölçülerek tesislerdeki eksikliklerin 21/09/2006 dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre bedeli ve davacıya ait tesislerin arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle dava tarihi itibariyle uğradığı değer kaybı tespit edildikten sonra 528.851,25 TL'nin mahsubu halinde davacının talep edebileceği alacak miktarının ne kadar olduğu konusunda rapor tanzim edilmesi için ... Nöbetçi Ticaret Mahkemesine yazılan talimat sonucu düzenlenen 20/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 165, 180 ve 182 nolu parseller üzerinde yer alan binaların yukarıdaki tespitler ve değerlendirmeler ışığında eksik yapım işlerinin 21/09/2006 tarihinde piyasa rayiç değerinin 1.167.328,63 TL olduğu, davalının kuracağını taahhüt ettiği ortak arıtma tesisinin kurulmamış olması ile davacı tarafın bu hizmetten yararlandırılmasına bağlı değer kaybı 165, 180 ve 182 parselleri özelindeki tesislerde kaynaklanan ortalama 300 kişilik atık suyun arıtma maliyeti kadar olduğu bu da bu kapasitede arıtma tesisinin kurulmasına tekabül ettiği, ortak arıtma maliyeti olarak 1998 yılı değeri olarak 10.000.000 TL'nin öngörüldüğü ve sözleşmede kabul edildiğinden yola çıkılarak bu tutarın ortak arıtma tesisi maliyeti olarak kabul edilebileceği bu tutarın 2006 yılının Eylül ayı karşılığının 20.044,16 TL olduğu, davacının tesislerinin faaliyete geçmiş olması halinde bağlantı kurabileceği kentsel veya ortak bir arıtma tesisi olmaması nedeniyle münferit bir arıtma tesisi kurmak zorunda olduğu serbest piyasa verilerine göre yaklaşık 300 kişilik bir paket arıtma tesisi ortalama maliyetinin dava tarihindeki parasal değerinin 36.803,67 TL olduğu, 2006 Peyzaj Mimarlığı Odası 3. Sınıf Proje Hizmet Sınıfına ait metre kare uygulama maliyeti hesaplamaları yapıldığında 2006 yılının Eylül ayındaki parasal değerinin 183.745,40 TL olduğu davacıya ait parseller üzerinde yapılan tesislerdeki eksiklikler nedeniyle dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre davacının talep edebileceği toplam bedelin kurulması planlanan ortak arıtma tesisi maliyeti olarak kabul edilmesi halinde 842.267,84 TL olduğu, arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle yaklaşık 300 kişilik bir paket arıtma tesisi ortalama maliyeti olarak değerlendirildiğinde ise 859.07,35 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat belirtilmiştir.
Tarafların rapora itirazlarının değerlendirilmesi ve davacıya ait tesislerde arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle dava tarihi itibariyle uğradığı değer kaybı hesabı yapılırken tesise yeni bir arıtma tesisi yapılması için gereken maliyet hesabından yola çıkılmasının zorunlu olup olmadığı hususu da değerlendirilerek değer kaybının belirlenmesi için yeniden ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, İnşaat Mühendisi Öğretim Üyesi..., Peyzaj Teknikeri ..., Çevre Yüksek Mühendisi ..., Hesap Bilirkişisi İç Denetçi ... tarafından düzenlenen 20/02/2023 tarihli raporda özetle ve sonuç olarak; "değer kaybının neye karşılık kullanıldığı veya hangi kasıtla kullanıldığı anlaşılamamış olmamakla birlikte genel olarak arıtma tesislerine özel bir değer kaybı hesabı olmadığı şayet mevcutta bir arıtma tesisi veya ünitesi alınmış ve daha sonra kullandırılmamış olsa idi aradan geçen zaman zarfında makine ve ekipmanın kullanım ömrünün azalması veya bitmesi, ekipmanın kullanılmayacak kadar eskimesi karşısında bir değer kaybı ve kıyaslamasının mümkün olabileceği ,diğer bilirkişi raporlarında ve kök raporda belirtildiği gibi tesis edilemeyen arıtmanın olmamasına bağlı arıtma maliyetinin değer kaybı olarak yorumlandığı, ikinci bir değerlendirme olarak artıma tesisinin kurulmaması veya yararlandırılmamış olmasına bağlı olarak oluşan atık suyun bertaraf maliyetlerinin ortaya çıkacağı, bu maliyetlerin ise fatura veya makbuz gibi evraklarla tespit edilebileceği, bu maliyetlere ilave arıtma tesisi olmadığı için tesislerin tercih edilmemesi veya yasal süreçlerde belgelendirilmesine engel oluşturacağı, bu engele bağlı mali kayıtların neye göre hesaplanacağının belirlenemediği, tesislerin çoğunun faal olarak işletilmediği, halihazırda tamam olmayan binalardan da atık su oluşmadığı, bu konunun teknik olarak açıklanmasının eldeki verilerle mümkün olmadığı, maliyet hesabı raporunun ilgili bölümlerinde detaylandırılan nedenlerden dolayı ortada kesin bir proje, teknik şartname olmadan kesinlik arz etmeyeceği akademisyen raporundaki "102.000 TL maliyet hesabı da dikkate alınarak" denilmesinin yine tercihen mümkün olabileceği, mühendislik çalışmaları ile tespit edilen projenin onay almasına bağlı arıtma tekniğinin belirlenebileceği, otel, restoran vb. evsel kullanımlarda biyolojik arıtma prosesleri ile deşarj kriterleri sağlanabiliyorken arıtılan suyu deşarj edileceği alıcı ortama göre bu proseslerin geliştirilmesi gerektiği, arıtılan suyun bahçe sulamasında kullanılabilmesi için "Atık Su Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliği" esasları dikkate alınarak projelendirilmesi gerektiği ,arıtma tesisi yer seçiminin artıma tesisini işletecek kişi veya kurumun mülkiyet durumuna bağlı detaylı mühendislik çalışmaları ile belirlenebileceği, gömme tip paket arıtmalar tesislerinin piyasada mevcut olduğu bu hususta yasal bir zorunluluk bulunmamakla birlikte işletme zorluluğu, yer seçme problemi, kontrol edilebilirlik, görsellik ve güvenlik gibi hususların göz önünde bulundurularak tercih edilebileceği, arıtılmayan ve ünitelerde bekletilen atık suda koku oluşmasının kaçınılmaz olduğu ancak onaylanmış proje esaslarına uygun ekipman inşa ve temin edilmesi, işletme esaslarına uygun, minimum deşarj kriterlerini sağlayacak verimlilikte çalıştırılması halinde koku veya çevre kirliliğinden bahsedilmeyeceği, seçilen teknoloji ve yönteme göre değişkenlik göstermekte olup teknik şartnamesi ve kurulum esasları belirlenmeyen bir arıtma tesisi ünitesinin sadece nüfus verileri esas alınarak maliyet belirlenmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşme esaslarında belirlenen maliyetlerin güncellenmesinden öte bir değerlendirme yapılamayacağı yönünde görüş ve kanaat belirtilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda bilirkişilerden tesiste arıtma tesisi bulunmamasının tesiste oluşturacağı değer kaybının hesaplanması istenilmiş ise de 20/09/2022 ve 20/02/2023 tarihli kök ve ek bilirkişi raporunda arıtma tesisinin maliyetinin hesaplanmasının dışında bir değer kaybı hesabı yapılamayacağı arıtma tesisinin maliyetinin de tam olarak tespit edilemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/(13)3-597 E, 2023/545 K sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere “Haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler, kıyasen akde muhalif hareketlere de tatbik olunur” hükmüne göre haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.
Sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanan 6098 sayılı TBK madde 50 '' Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilmiyorsa Hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. " hükmünü ihtiva etmekte olup davacının tesisinde arıtma tesisi bulunmaması sebebiyle davacının talep edebileceği değer kaybının bilirkişi incelemesi ile tespit edilemeyeceği anlaşılmakla TBK'nın 50. maddesi uyarınca zararın mahkememizce belirlenmesi gerektiği, dosya içine celp edilen belgeler ve bilirkişi raporlarından, davacı tarafından talep edilen 111.000,00 TL'nin kadrimaruf olduğu ve tesiste arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle meydana gelen değer kaybının 111.000,00 TL olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmış; bozma konusu yapılmayan hususlarda usulü kazanılmış haklar gözetilerek davacının 165, 180 ve 182 nolu parsellerdeki eksik inşaat bedeli olan 1.100.093,13 TL, çevre düzeni, dolgu ve çevre duvarı inşaat bedeli 207.380,63 TL ve atık su arıtma tesisinin yapılmamasından kaynaklı değer kaybı 111.000,00 TL olmak üzere toplam 1.418.473,76 TL alacaklı olduğu ancak davalıya ödenmeyen 200,00 TL'nin dava tarihindeki güncel değeri olan 528.850,35 TL'nin davacı alacağından düşürülmesi ile davacının bakiye alacağının 889.623,41TL olduğu kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 889.623,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsil edilmesi gereken nispi karar harcı 60.770,17 TL olduğundan peşin alınan 24.112,70 TL ile ıslah harcı olarak alınan 2.312,00 TL'nin toplamı 26.424,70 TL'nin 60.770,17 TL'den mahsubu ile bakiye 34.345,47 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan ve mahsubuna karar verilen harç miktarı toplamı 26.424,70 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından bozma öncesi yapılan 11.291,60 TL yargılama gideri (9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 2.291,60 TL talimat, keşif ve posta giderleri olmak üzere) ile bozma sonrası yapılan 10.920,90 TL yargılama gideri (8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 2.920,90 TL talimat, keşif ve posta giderleri olmak üzere) toplam 22.212,50 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre (889.623,41 TL / 1.957.402,80 TL X 22.212,50 yargılama gideri) 10.095,40 TL'sinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine kalan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
Davalı tarafından bozma öncesi yapılan 834,80 TL yargılama gideri ile bozma sonrası yapılan 250,00 TL yargılama gideri (posta gideri) toplamı 1.084,80 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre (1.067.779,39 TL / 1.957.402,80 TL X 1.084,80 yargılama gideri) 591,77 TL'sinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine kalan yargılama giderinin davalı üzerine bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 127.858,58 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 147.455,73 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
7-Gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
Dair, davacı vekili Av. ... ve davalı vekili Av. ...'nun yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 28/12/2023
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.