mahkeme 2025/950 E. 2026/2 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/950
2026/2
2 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/950 Esas
KARAR NO:2026/2
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:22/12/2025
KARAR TARİHİ:02/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; her ne kadar davalı tarafından, .... İcra Müdürlüğü 2025/... esas sayılı dosya aracılığı ile başlatılmış bulunan icra takibine karşı, yetki itirazında bulunulmuş ise de, bu yetki itirazının kabul edilmesi hukuken mümkün olmadığını, kabulü mümkün olmayan bu yetki itirazının, geçerli bir itiraz olarak ele alınabilmesi için yetkili yerin ve müdürlüğün bildirilmesi gerektiğini, usulüne uygun bir yetki itirazı olmadığını, kaldı ki, HMK’nin 16. maddesi uyarınca haksız fiilin işlendiği ve zararın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilecek olup, bir dava için bu şekilde birden fazla yetkili mahkeme/icra dairesi bulunması halinde, davacı takip alacaklısının, bu mahkemelerden icra dairelerinden herhangi birisini tercih etmek hususunda bir seçimlik hakka sahip bulunduğunu, İcra takip dosyasının incelenmesi ile de görüleceği üzere, söz konusu takip alacağının nedeni; 20.08.2024 tarihinde Beşiktaş/İstanbul'da olduğu göz önüne alındığında takip tarihi itibari ile yetkili merciin İstanbul İcra Daireleri olacağı izahtan vareste olduğunu, söz konusu yetki itirazına itibar edilmesi hukuken mümkün olmadığını, anılan takibin ilgili yetki kuralları gereğince, yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış olması sebebi ile söz konusu itirazın kaldırılması gerektiğini, bu nedenle öncelikle, davalı tarafından İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkisine yönelik olarak yapılmış bulunan haksız yetki itirazının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiğini, davalı tarafın borca itirazında hiçbir karşı delil ve dayanak göstermeksizin zamanaşımı iddiasında bulunmuş olup kabulü mümkün olmadığını, dava konusu hasar 20.08.2024 tarihinde meydana geldiğini, müvekkili şirketin ise 09.09.2024 tarihinde ödeme yaptığını, rücu imkanı yasal mevzuat gereği hasar tarihinden itibaren 2 yıl boyunca devam ettiğini, dava konusu alacağa ilişkin icra takibi 18.01.2025 tarihinde başlatılmış olup 24.01.2025 tarihinde ise davalı-borçlu kurum tarafından takibe itiraz edildiğini, yapılan itiraz üzerine 18.01.2027 tarihinden önce işbu dava itirazın iptaline karar verilmek üzere açıldığını, iş bu itirazın iptali davası da yine aynı şekilde zamanaşımı sürelerine riayet edilerek açıldığından davacının mesnedsiz iddialarının reddi gerektiğini, müvekkili Sigorta Şirketi tarafından Y-...-0-0 no'lu ... Paket Sigorta Poliçesi ile dava dışı ... adına sigortalı "..." riziko adresinde kain konutun riskleri teminat altına aldığını, somut olayda, usule uygun şekilde icra takibi yapılmış olup davalı haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini, değinilen ödeme dekontu, hasar fotoğrafları ve eksper raporu, ödeme dekontu birlikte değerlendirildiğinde davalının haksız olduğu sabit olduğunu, aynı zamanda takip konusu alacak likit olduğunu, İİK madde 67. hükmü gereğince, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini bildirip, öncelikle davalı muteriz borçlu tarafından İstanbul İcra Müdürlüğünün yetkisine haksız şekilde itiraz edilmiş olması nedeni ile İstanbul İcra Müdürlüğünün yetkisine ilişkin olarak davalı tarafından yapılmış olan söz konusu yetki itirazının kaldırılmasına karar verilmesini bildirip,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalının icra takibine vaki haksız itirazlarının iptali ile icra takibindeki miktar üzerinden; takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı, yasal faiz, yargılama harç ve masrafları eklenerek takibin devamına karar verilmesini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz dava dışı sigortalı ... - (T.C.: ... )'in, Vergi Usul Kanunu 176. ve 177. Maddeleri gereğince 1. Sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, tacir mi esnaf mı olduğu, tacir ise hangi defterleri tuttuğu hususlarının araştırılarak gönderilmesi istenilmiştir.
...Odaları Birliği Başkanlığı' na müzekkere yazılarak, Mahkememiz dava dışı sigortalı ... - (T.C.: ... )'in, Vergi Usul Kanunu 176. ve 177. Maddeleri gereğince 1. Sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, tacir mi esnaf mı olduğu, tacir ise hangi defterleri tuttuğu hususlarının araştırılarak gönderilmesi istenilmiştir.
Beşiktaş Vergi Dariresine müzekkere yazılarak, Mahkememiz dava dışı sigortalı ... - (T.C.: ... )'in, Vergi Usul Kanunu 176. ve 177. Maddeleri gereğince 1. Sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, tacir mi esnaf mı olduğu, tacir ise hangi defterleri tuttuğu hususlarının araştırılarak gönderilmesi istenilmiştir.
GEREKÇE:
Dava, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ve takibin devamı talebine ilişkindir.
Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD'nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır.
Dava konusu takip dosyasında talep edilen alacak, ödenen sigorta tazminatının rücu edilmesine dayanmaktadır. Davacı, zarar gören dava dışı sigortalının halefi olarak işbu davayı açmıştır. TTK md. 1472 uyarınca, sigortacı tarafından sigortalısının talebi üzerine sigorta tazminatı ödemesi yapılması halinde sigortacı, sigortalısının haklarına halef olur. Başka bir anlatımla sigortacı; sigorta tazminatı ödemesine sebep teşkil eden somut olay akabinde, sorumlulara karşı, diğer tarafın onayını gerektirmeksizin, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmek koşuluyla, sigortalısının haklarına halef olur ve sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, söz konusu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder. Halefiyet yoluyla intikal eden dava hakkı kullanılırken, dava dışı sigortalı hangi mahkemede dava açacak ise, sigortacının da o mahkemede dava açması gerekir. Bu sebeple mahkememizce davacı hakkında tacir araştırılması yapılmıştır. Gelen yazı cevapları uyarınca sigortalının 1990 yılı sonrası bir faaliyetinin bulunmadığı, şirket ortaklığının da 2010 yılında sona erdiği görülmüştür. Tek başına şirket ortaklığı kişinin tacir olduğu anlamına gelmese de, sigortalının olayın gerçekleştiği tarihte vergi kaydı bulunmadığından tacir olmadığı anlaşılmıştır. Sigorta poliçesinin ve eksper raporunun incelenmesinde olay yerinin konut olduğu ve ticari amaçla kullanılmadığı görülmüştür. Dolayısıyla dava dışı sigortalının tacir olmadığı ve dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olmadığı kanaatine varılmıştır.
Açıklanan sebeplerle dava dışı sigortalı ...'in tacir olmaması, sigortalı yerin konut olması ve davanın mutlak ticari dava olmaması sebebiyle işbu dosyada mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın usulden REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ olduğunun tespitine,
2-Karar kesinleştiğinde ve iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı yasanın 20. madde uyarınca süresi içinde kanun yoluna başvurulmadığı takdirde, kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması durumunda başvurunun reddi kararının tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın re'sen ele alınarak açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/01/2026
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.