Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/774
2026/60
2 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/774 Esas
KARAR NO : 2026/60
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 27/10/2025
KARAR TARİHİ : 02/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerinin Yap İşlet Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'nun 94/5407 sayılı 3996 saylı Bazı Yatırım ve Hizmetlerinin Yap İşlet Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Kararı uyarınca ... (...) Projesi ... - ... (Bağlantı yolları Dahil) Kesiminin, Yap İşlet Devret Modeli ile yapılması ve işletilmesine ve devrine ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğü ile imzalanan ... Projesi ... - ... Kesimi Yap – İşlet - Devret modeliyle Yapılması, İşletilmesi ve Devri İşini gerçekleştirmek amacıyla kurulduğunu, halihazırda ...’nun bir bölümünün işletilmesi faaliyeti işbu sözleşme çerçevesinde Müvekkil Şirket tarafından yürütüldüğünü, müvekkil şirketin işletme alanında bulunan otoyolda borçlunun sebep olduğu tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, işbu kaza sonucu otoyolda yer alan malzemeler zarar gördüğünü, söz konusu zararlar giderilmediğinden borcun ödenmemesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından .... İcra Dairesi 2024/... esas sayılı dosyası marifetiyle ilamsız icra takipleri başlatıldığını, borçlunun başlatılmış olan işbu icra takiplerine itirazda bulunduğunu, itiraz edilmiş olan dosya borçlarına ilişkin İstanbul Arabuluculuk Merkezi'ne başvurularak söz konusu borçlara ilişkin anlaşma sağlanması amacıyla arabuluculuk görüşmesi yapılmışsa da, arabuluculuk aşamasında da anlaşma sağlanamadığını ve işbu davayı açma mecburiyeti hasıl olduğunu, borçlunun icra takip dosyalarına yapmış olduğu itirazlar müvekkili şirketin alacağına ulaşmasını geciktirmeye yönelik olup maddi ve hukuki dayanaktan yoksun itirazlar olduğunu, gerek işbu dilekçesi ekinde sunmuş olduğu deliller ile gerekse de Mahkemece yapılacak incelemeler neticesinde; müvekkili şirketin icra takiplerine konu asıl alacak ve işlemiş faiz tutarı ile faiz oranları taleplerinin yasaya uygun olduğu görüleceğini, bu kapsamda müvekkili şirketin alacaklarının tahsili için başlatılmış olan icra takibine borçlu tarafından gerçekleştirilen itirazların kötü niyetli olduğunun açıkça ortada olduğunu bildirip, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne karar verilmesini,
davalının .... İcra Dairesinin 2024/... esas dosyasında yapılmış olan haksız ve hukuka aykırı itirazının iptaline karar verilmesini, .... İcra Dairesinin 2024/... esas sayılı dosyası ile icra takibinin devamına karar verilmesini,
takibe kötü niyetli olarak itiraz eden davalı hakkında %20’den az olmayacak miktarda icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini,
tüm yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraflardan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan ... plakalı aracın karışmış olduğu trafik kazasında meydana geldiği iddia olunan hasar bedelinin karşılanması talebiyle müvekkili şirket aleyhine işbu davanın ikame edildiğini, usule uygun başvuru yapılmadığından talebin reddinin gerektiğini, 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun Tahkim Başlıklı 30 maddesinin 13 numaralı bendi “Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir.” hükmüne havi olduğunu, nitekim, başvuru sahibi vekili tarafından müvekkili şirkete başvuru yapılmadan huzurdaki başvuru yapıldığını, başvuru sahibi tarafından müvekkili Şirkete başvurması gerekirken hiçbir başvuru yapmadan tahkim yolunu giderek usule uygun bir başvuru gerçekleştirmediğinden dava şartını sağlayamamış olduğunu, başvurunun reddinin gerektiğini, müvekkili şirket bakımından husumetin dayanağı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında ihdas edilen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası olup, kanunun ikinci bölümü sigorta başlığı altında 91. ile 101. madde arasında hükümler içerdiğini, poliçeden dolayı sorumluluğunun, sigortalının kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda araç başına azami 100.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin sigortalısının kusur oranında sorumlu olup kusur değerlendirilmesi yapılması gerektiğini, rücu davalarında gerçek zararın hesaplanması gerektiğini, kusur değerlendirmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğini, hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla birlikte müvekkili şirketin hasar tutarının KDV’sine ilişkin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını,
davanın reddine ilişkin hakları saklı tutularak ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla, gerçek zararın tespiti için alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyet teşkiliyle rapor alınmasına karar verilmesini talep ettiğini, icra inkar tazminatının reddinin gerektiğini, müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru gerçekleştirilmemesi nedeniyle, işbu hususun tamamlanamaz dava şartı olması nedeniyle başvurunun reddine yönelik hüküm kurulmasına karar verilmesini, aksi taktirde, ZMSS Genel Şartlar uyarınca hesaplama yapılmasını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda üç kişilik bilirkişi heyetine dosyanın atanmasını, karşı vekalet ve yargılama giderlerinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... Tic. San. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye hudutları dâhilinde ..., ...ve ...markalarıyla araç kiralama işi ile iştigal eden, bünyesinde 60.000'den fazla araç bulunduran, araç kiralama sektöründe öncü ve güvenilir bir firma olduğunu, müvekkili şirket aleyhine davacı kurum tarafından tesis olunan idari para cezalarına itiraz ettiğini, öncelikle ilgili davaya ilişkin zamanaşımı itirazının bulunduğunu belirttiğini, öncelikle, davacı yanın cevap dilekçesinde yer alan, tek taraflı trafik kazası sonrası otoyol bariyerlerinde zarar oluştuğuna dair iddianın kabulünün mümkün olmadığını, davacı yanın iddiasının soyut ifadelerden ibaret olup zarara ilişkin herhangi bir somut veri sunmadığını,
davacı yanca müvekkili şirketten talep edilen zarar miktarı hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yanın, müvekkili şirket aleyhine ikame ettiği icra takibinde dayanak belge olarak, taraflı olarak "hasar durum raporu" adı altında tanzim edilmiş rapora göre ... plakalı aracın otomatik bariyer koluna çarptığını ve bariyeri kırdığının belirtildiğini, ancak, rapora ek olarak bahse konu bariyerin görüntüsü veya bariyere zarar verildiğine ilişkin herhangi bir görüntü sunulmadığını, işbu noktada davacı yanın müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, davacı tarafın, alacağını ispata yarar herhangi bir belge sunamadığı sabit olduğunu, ikame edilen davanın reddinin gerektiğini, kusur yönünden müvekkili şirkete davada husumet yöneltilmesi hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin huzurdaki yargılamada işleten sıfatına sahip olmadığı tarafınca dosyaya sunulan uzun dönem araç kiralama sözleşmesi ve ek protokol ile ispatlandığını, ancak iddialarının aksi yönde görüş oluşması ihtimaline binaen, müvekkili şirkete ait ticari defterlerin incelenmesine karar verilmesini, husumet itirazı akabinde davacı yanın, taraf değişikliği talebinde bulunması ihtimalinde davanın ilerleyen aşamalarında tarafının muvafakatinin aranması halinde bu hususta muvafakatinin bulunuduğu hususunu talep ettiğini, öte yandan taraf değişikliğine gidilmemesi halinde işbu yargılama dahilinde tarafı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin işleten sıfatına sahip olup olmadığı hususunda yeterli kanaati oluşturulamaması ihtimaline binaen, müvekkili şirkete ait ticari defterlerin yerinde incelenmesi talebini işbu dilekçe ile arz ettiğini, davaya konu kaza sırasında ... plakalı araç hakkında hem zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi hem de genişletilmiş kasko poliçesi mevcut olduğunu, bu nedenle sigorta poliçesinin muhattabının ... Sigorta A.Ş. olduğu ve aracın kaza anında sigortalı olduğunun sabit olduğunu, buna rağmen davacının taleplerini sigorta şirketinden talep etmek yerine müvekkiline yöneltmelerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dilekçe ekinde ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen poliçe no ...-... poliçe numaralı 01/01/2022 - 01/01/2023 tarihleri arasında geçerli olan Genişletilmiş Kasko Poliçesi poliçesi ve ...-... poliçe numaralı 18/03/2022 - 18/03/2023 tarihleri arasında geçerli olan Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesini dilekçe ekinde ibraz olunduğunu, Genişletilmiş Kasko Poliçesi (İhtiyari Filo Sigortası Poliçesi) kapsamında birden fazla araç bulunduğunu, ancak araç listesi müvekkili şirket bünyesinde bulunmadığından, gerektiğinde bu hususun sigortacı şirkete müzekkere yazılarak aydınlatılmasının mümkün olduğunu, İhtiyari Filo Sigortası Poliçesi kapsamında muafiyet klozu bulunmadığını, davaya konu kaza sırasında kullanılan ... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ve Genişletilmiş Kasko Poliçesi incelendiğinde, davacıların talebi olan miktarın sigorta limitleri dahilinde olduğu da açıkça görüleceğini, davacının yapması gereken tazmin talebini sigortacıya yönelttiğini, buna rağmen davacının sigorta şirketine başvurarak zararını tazmin yolunu tercih etmek yerine doğrudan müvekkiline dava açması tarafınca anlaşılamadığını,
yapılan açıklamalar dikkate alınarak davacı yanın kötü niyetli davasının reddini talep etmek zaruretinin hasıl olduğunu, davanın, kazaya karışan aracın işleteni ... Otomobilcilik Ve Danışmanlık A.Ş'ye ihbarına karar verilmesini, ... Sigorta A.Ş.'ye müzekkere yazılarak, "...-..." poliçe numaralı ZMMS Poliçesi ve "...-..." poliçe numaralı genişletilmiş kasko poliçesi kapsamında davacı yana ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasına karar verilmesini, sonuç olarak davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi ve her halükarda esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
.... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2024/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sebebiyle oluşan zararın tazmini için başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, .... sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın süresinde olduğu görülmüştür. Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere itirazın iptali davaları 1 yılık hak düşürücü süreye tabidir. Bu süre itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren başlar. Eldeki dava dosyasının incelenmesinde davalı borçluların takibe itiraz ettikleri, itiraz dilekçelerinin davacı alacaklıya 19/02/2024 ve 24/02/2024 tarihlerinde tebliğ edildiği görülmüştür. Dava açılmadan davacının 05/03/2025 tarihinde arabulucuya başvurduğu ve 27/10/2025 tarihinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. İtiraz dilekçelerinin tebliğ tarihinden itibaren, arabuluculuğa başvuru tarihine kadar 1 yıllık sürenin dolduğu, bu sebeple davanın süresinde açılmadığı anlaşıldığından davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması sebebiyle, usulden REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 116,60-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, A.A.Ü.T göre hesaplanan 6.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, Davalılar ... ... Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'ne ve ... Sigorta Anonim Şirketi'ne verilmesine,
5-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/02/2026
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.