Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/764
2026/61
2 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/764 Esas
KARAR NO 2026/61
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:23/10/2025
KARAR TARİHİ:02/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı müvekkili idare tarafından yapılan ihalelerin yüklenicisi olduğunu, İhale ile iş alan şirket, işyeri devri hükümlerine göre önceki şirket işçilerini devralarak çalıştırmaya devam ettiğini, davalılar ve alt yükleniciler, müvekkili idareden iş aldıkları dönemlerde, çalıştırdıkları işçilerden dolayı doğan ve idaremizce ödenmek zorunda kalınan her türlü hak ve alacaktan, ihale sözleşmeleri ve Borçlar Kanunun hükümleri doğrultusunda aslen sorumlu olduklarını, bu nedenle ayrıntıları ile açıklandığı üzere davalı şirketin çalıştırmış olduğu işçinin açmış olduğu dava neticesinde idarece ödenen tüm hak ve alacakların rücuen davalı şirketten tahsiline karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketler ile müvekkili İdare arasında Kamu İhale Kanunu’na tabi ihalelere istinaden yapılan sözleşmeler kapsamında davalı şirketlerde hizmet akdiyle bağlı olarak çalışan ve yine iş akdi son çalıştığı müteahhit şirket tarafından feshedilen dava dışı ... tarafından 02.01.2014-16.11.2015 tarihleri arasındaki çalışmasına binaen ödenmeyen bir kısım işçilik alacağının tahsiline karar verilmesi talebiyle idaremize karşı dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde .... İş Mahkemesi 2022/... Esas 2023/... Karar sayılı ve 09/06/2023 tarihli kararı ile davanın kabulüne, ayrıca yargılama gideri ve dava vekalet ücretinin müvekkili idareye yüklenmesine karar verildiğini, davacı müvekkili idare ile davalı arasında akdedilen İhale şartnameleri ve sözleşmelerinde yer alan hükümler ve ilgili Kanun hükümleri çerçevesinde taraflar arasındaki ikili ilişki gereği davaya konu bedelin sorumlusu çalıştırdıkları süre bazında ayrı miktarlarda davalı firma olduğunu, ihale sözleşmesi ve onun ayrılmaz parçası olan ihale belgelerine göre hizmet alımı kapsamında çalıştırılan işçiler idarenin değil yüklenicinin işçisi olduğunu, dolayısıyla iş akdi fesih olan işçilere ödenmesi gereken her türlü ödemeyi yüklenicinin karşılaması gerektiğini, yani işçi alacaklarına ilişkin borç aslında yüklenicilere ait bir borç olup müvekkili idarenin söz konusu borçtan 4857 sayılı İş Kanununun 2. ve 3. maddeleri uyarınca müştereken ve müteselsilen asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulduğunu, idarenin sorumluluğu kanundan kaynaklanan (dış kaynaklı) bir sorumluluk olduğunu, bu sorumluluğun da sadece işçiye karşı olduğunu, yüklenicilere karşı iç ilişkide böyle bir borç ödeme sorumluluğu olmadığını, müvekkili idare ile davalı yükleniciler arasındaki iç ilişki ise karşılıklı akdedilen ihale sözleşmelerine dayandığını, davalı şirket ile müvekkili idare arasında akdedilen İdare Birimlerinde Çalıştırılmak Üzere Yardımcı Hizmet Alımı Sözleşmesi ve eki şartnameler gereği iş akdinin feshi halinde işçinin doğacak olan alacaklarından yüklenici davalı şirketlerin sorumlu olacağı açık olduğunu, bu hükümlere göre yüklenicinin çalıştıracağı işçilerin İş Kanunundan ve ilgili mevzuattan doğan tüm özlük haklarından (ücretleri, fazla mesai ücretleri, sağlık işleri, iş kazasından doğan hakları, yol ve giyim hakları vb.) yüklenicinin sorumlu olduğu açık olduğunu, müvekkili idare ile davalı şirket arasındaki ilişkinin Borçlar Kanunu, Kamu İhale Kanunu, İhale sözleşme ve şartnameleri ile Yargıtay içtihatları doğrultusunda değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiğini, davalı ile yapılan sözleşmelerde İhale şartnamesinde ve sözleşmesinde son derece açık olarak tüm işçilik borçlarından davalı müteahhit şirketlerin sorumlu olacağına ilişkin hükümler bulunduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 178.763,25 -TL bedelin ödeme tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline ve idaremize ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılmış, ancak süresi içerisinde davaya herhangi bir cevap dilekçesi sunmamışlardır.
DELİLLER:
.... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2023/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
.... İş Mahkemesine müzekkere yazılarak, 2022/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... SGK'ya müzekkere yazılarak, Dava dışı işçi ... ... (T.C.: ....)'ın hizmet döküm belgelerinin çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının alt işverene rücu istemine ilişkindir.
İş Kanunu md. 2/6’ya göre, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”
Asıl ve alt işveren, işçiye karşı İş Kanunu’ndan doğan yükümlülükler bakımından müteselsilen sorumludurlar. Bu müteselsil sorumlulukta işçilere, haklarının korunması adına bir güvence teminatı sağlamak amaçlanmıştır. Dolayısıyla asıl ve alt işverenin müteselsil sorumluluğu sadece işçiye karşı geçerlidir. Kendi aralarındaki hukuki ilişkide ise Türk Borçlar Kanunu’nun uygulanması gerekmekte olup, sözleşme hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerekir.
TBK md. 167’ye göre, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.
Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” Bu düzenlemeden de anlaşıldığı gibi, taraflar kendi iç ilişkilerinde sorumluluğun kime ait olduğu hususunda irade serbestisi ilkesi kapsamında anlaşabilirler. Kanunun 167. maddesinin bu noktada emredici değil düzenleyici bir hüküm olarak yorumlanması gerekir.
Asıl işverenin iş yerinde çalışan işçiler, farklı alt işverenler nezdinde çalışmış olabilir. Böyle bir durumda asıl işveren tarafından ödenen tazminat, farklı alt işverenlerin dönemlerini kapsıyorsa, herbir alt işveren kendi dönemiyle sınırlı olarak sorumludur. Başka bir ifadeyle asıl işveren, herbir alt işvereni o alt işverenin dönemiyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutabilir.
Yüksek mahkeme kararları uyarınca İş Kanunu’nun 112. maddesinde öngörülen düzenleme, işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte bir hüküm değildir. Söz konusu yasal düzenleme, asıl ve alt işverenler yönünden, dış ilişki itibariyle işçiye karşı geçerli olup, asıl ve alt işverenler arasındaki iç ilişkideki sorumluluğu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Düzenlemede asıl işverenin, ödemiş olduğu kıdem tazminatı nedeniyle, alt işverenlere rücu hakkı bulunmadığına dair bir düzenleme bulunmadığı gibi hükmün aksi yönünde taraflar her zaman sözleşme düzenleyebilirler.
Somut olayda taraflar arasında 2013/... İKN numaralı ihale sonucu imzalanan 25/12/2013 tarihi sözleşme bulunmaktadır. Sözleşme kapsamında davacı asıl işveren, davalı ise alt işveren konumundadır. Davacı, dava dışı işçiye ödediği işçilik alacaklarının sözleşme kapsamında alt işverene rücu talebinde bulunmuştur. İşçiye ödenen tazminatların incelenmesinde, işçinin .... İş Mahkemesi’nde dava açtığı, 2022/... Esas sayılı dosya ile yapılan yargılama sonunda tazminatın hesaplandığı, hesaplanan tazminatın 02/01/2014-16/11/2015 arasına ilişkin olduğu görülmüştür. Mahkeme ilamından sonra başlatılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2023/... Esas sayılı takip dosyasında davacının dava dışı işçiye toplamda 166.091,64 TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir.
Dava dışı işçinin SGK kayıtlarının incelenmesinde davalı nezdinde çalışmasının 02/01/2014-16/11/2015 tarihleri arasında olduğu görülmüştür. İş Mahkemesince hesaplanan tazminatlar da aynı döneme ilişkin olduğu ve işçinin başka bir işveren nezdinde davacı bünyesinde çalışmasının bulunmadığı anlaşıldığından mahkememizce yeniden hesap yapılmasına gerek duyulmamıştır. Davacının, tazminat ödediği dönemin tamamına ilişkin davalıya rücu talebinde bulunabileceği kabul edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde işçilerin alacaklarına ilişkin genel şartnameye atıf yapıldığı, genel şartnamenin 7. bölümü ve 34 vd. maddelerinde işçilik alacaklarından sorumluluğun düzenlendiği tespit edilmiştir. Kararlaştırılan hükümlerin değerlendirilmesinde, işçilik alacaklarından tamamen yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı, tarafların eşit oranda sorumlu olacakları kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının, ödediği işçilik alacaklarının yarısını rücu edebileceği, icra dosyasında ödenen bedel dışında ödenen vergi borcundan davalının sorumluluğunun bulunmayacağı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, iki farklı tarihte ödeme yapıldığı görüldüğünden tazminata ödeme tarihlerinden itibaren temerrüt faizi işletilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 83.045,82 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Hükmedilen bedelin 16.970,82 TL’sine 16/01/2024 ve kalan 66.075 TL’sine 06/03/2024 tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 5.672,86-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 3.052,83-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.620,03-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 3.052,83-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 3.668,23TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 30,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 30,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 13,94-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul ve red oranları dikkate alınarak, 2.137,16 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 2.462,84 TL'sinin davalıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına,
8-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/02/2026
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.