mahkeme 2025/633 E. 2025/551 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/633
2025/551
3 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/633 Esas
KARAR NO :2025/551
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:27/08/2025
KARAR TARİHİ:03/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.09.2023 tarihinde, meydana gelen sel su baskını/ yağış sonrası davalı ...'nin alt yapı ve teknik donanım yetersizliği nedeniyle biriken sel suları, "..." adresinde bulunan dava dışı sigortalı işletmeye sirayet ederek muhtelif emtialarda hasara sebebiyet verdiğini, Bunun üzerine sigortalının zararı müvekkili şirket tarafından tanzim edilmiş olup söz konusu tazminatın sorumluluğu bulunan davalıdan TTK 1472. Madde kapsamında rücuen tazmini için öncelikle arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, e dava dışı sigortalının tacir olması, davalı ...'nin tacir sıfatı nedenleriyle mahkeme nezdinde iş bu alacak davasının açıldığını, Dava dışı sigortalı ... A.Ş. işyeri30.09.2022 - 30.09.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı “Klasik Yangın Abonman Poliçesi” ile müvekkili şirket nezdinde sigortalandığını, hasar sonrası bağımsız ve tarafsız eksper tarafından hazırlanan ekspertiz raporuna göre sigortalı işletmede toplam 3.399,00 EURO hasar tespit edilmiş olduğunu, hasar bedelinin 14.11.2023 tarihinde sigortalıya ödendiğini, müvekkili sigorta şirketi 3.399,00 EURO USD tutarındaki sigorta tazminatını ödeyerek, TTK 1472. ve devamı maddeleri uyarınca sigortalısı yerine geçerek haklarına halef olduğunu, bu doğrultuda müvekkili şirketin, sigortalı iş yerinin gerçek zararını bağımsız ve tarafsızca tanzim edilen ekspertiz raporu doğrultusunda tazmin etmiş olduğundan sigortalısına ödediği sigorta tazminatını davalı yandan rücuen tahsil etme hakkına sahip olduğunu, bunun dışında müvekkili şirketin, bir yandan sigortalının haklarına halef olarak ve bir yandan da sigortalı tarafından imzalanan ibraname / temlikname vasıtasıyla Türk Borçlar Kanunu'ndaki alacağın devri hükümlerine dayanarak işbu davayı açtığını, 28.09.2023 tarihinde meydana gelen sel/seylap sonucunda hasarların meydana geldiği, geri tepen sel suları sebebiyle dekorasyon, emtia ve demirbaşta hasarlar oluştuğu ekspertiz incelemesi ile tespit edildiğini, ekspertiz raporları kesin delil olmamakla birlikte, ekspertiz raporlarının hukuki niteliği hususunda Danıştay 8. Dairesi’nin 2011/2237 Esas ve 2011/2623 Karar sayılı 11.5.2011 tarihinde verdiği karar ile; eksper raporlarının tarafsız ve bağımsız biçimde tesis edildiği ve hukuken geçerli belge niteliğini haiz olduğunu ve yargılamada hükme esas alınabilecek kuvvetli delil niteliğinde olduğunu, Bu durumda ekspertiz raporu objektif, tarafsız ve bağımsız bir şekilde tazminat yükümlüğünü ortaya koyduğundan müvekkili sigorta şirketince aynı tutar üzerinden ödenen sigorta tazminatını davalı yana rücu hakkına haiz olduğunu, hizmet kusurunun, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin hiç işlememesi, kötü işlemesi veya geç işlememesi sonucu ortaya çıkan ve idarenin ortaya çıkan zararı ödemesini öngören bir sorumluluk türü olduğunu, Meydana gelen olay dolayısıyla da davalı idarenin gerekli ve yeterli altyapı ve drenaj sistemini yapmayarak, yaptıysa da gerekli bakım ve denetimi yapmayarak sorumlu olduğunu, müvekkili şirket sigortalısı işyerinin uğramış olduğu hasarın, tamamen davalının bakım ve onarım yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklanmış olduğunu, davalı idare tarafından gerekli önlemler alınmadan, alt yapı ve üst yapı çalışmaları yapılmadan, suyun doğal akışını gerçekleştirecek teknik donanım oluşturulmadığından davalının sorumluluğunun söz konusu olduğunu, Bölgede yağmur sularını tahliye edebilecek yağmur drenaj sistemi mevcut/yeterli olmadığını, Suların geri tepmesi sebebiyle sigortalının kiracı olarak bulunduğu işyerinde hasar meydana geldiğini, Geri Tepmeyi Önleyici Vana Sistemleri olmadığını, davanın kabulü ile şimdilik 3.399,00 EURO 'nun 14.11.2023 ödeme tarihinden itibaren kamu bankalarının EURO döviz cinsine uyarladığı bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden aynen veya fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerindeki TL karşılığıyla birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, su baskını sebebiyle zarar gören sigortalıya ödenen tazminatın, kusurlu olduğu iddia edilen davalı idareden rücu istemine ilişkindir.
Davacı, husumeti ...’ye yöneltmiştir. Davalının sorumluluğu hizmet kusuruna dayanmaktadır. Davalının hukuki konumu itibariyle yargı yolunun caiz olup olmadığı mahkememizce araştırılmıştır. HMK md. 114’te dava şartları düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasının b bendi “yargı yolunun caiz olması” şeklindedir. Dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden özetilmesi gereken unsurlardır. Bunlardan birinin eksik olması halinde davanın usulden reddine karar verilir.
Somut olayda davalı taraf ... olup, ... kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ...’nin kamu hizmeti görürken vermiş olduğu zararlar hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmektedir. Hizmet kusuruna ilişkin açılacak tam yargı davalarında ise idari yargı yoluna gidilmesi gerekir. Bu hususta Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilen 05/02/2024 tarihli 2023/545 E. ve 2024/40 K. sayılı ilamda “17. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz ... Müdürlüğünün (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
18. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.
19. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar verilmiştir. Bu sebeple hizmet kusuruna ilişkin idari yargıda dava açılması gerekirken adli yargıda dava açılmasında HMK md. 114/1-b uyarınca yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın HMK. Madde 114/1-b ve 115/2 uyarınca yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.139,68-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere karar verildi. 03/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.