mahkeme 2025/630 E. 2025/563 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/630

Karar No

2025/563

Karar Tarihi

5 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/630 Esas
KARAR NO :2025/563

DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:27/08/2025
KARAR TARİHİ:05/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.09.2023 tarihinde, meydana gelen sel su baskını/ yağış sonrası davalı ...'nin alt yapı ve teknik donanım yetersizliği nedeniyle biriken sel sularının, "..." adresinde bulunan dava dışı sigortalı işletmeye sirayet ederek muhtelif emtialarda hasara sebebiyet verdiğini, sigortalının zararının müvekkili şirket tarafından tazmin edildiğini, söz konusu tazminatın sorumluluğu bulunan davalıdan TTK 1472. Madde kapsamında rücuen tazmini için öncelikle arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, dava dışı sigortalı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin işyerinin 26/02/2023 - 26/02/2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı “... Sigorta Poliçesi” ile müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, hasar sonrası bağımsız ve tarafsız eksper tarafından hazırlanan Ekspertiz raporuna göre sigortalı işletmede toplam 2.699.513,14 TL hasar tespit edildiğini, hasar bedelinin 11.10.2023 tarihinde sigortalıya ödendiğini, müvekkili sigorta şirketinin 2.699.513,14 TL tutarındaki sigorta tazminatını ödeyerek, TTK 1472. ve devamı maddeleri uyarınca sigortalısı yerine geçerek haklarına halef olduğunu, sigortalı iş yerinin gerçek zararını bağımsız ve tarafsızca tanzim edilen ekspertiz raporu doğrultusunda tazmin etmiş olduğundan sigortalısına ödediği sigorta tazminatını davalı yandan rücuen tahsil etme hakkına sahip olduğunu, müvekkili şirketin, bir yandan sigortalının haklarına halef olarak ve bir yandan da sigortalı tarafından imzalanan ibraname/temlikname vasıtasıyla Türk Borçlar Kanunu’ndaki alacağın devri hükümlerine dayanarak işbu davayı açtığını, 05.09.2023 tarihinde meydana gelen sel/seylap sonucunda hasarların meydana geldiğini, su baskını neticesinde salpa ruloları, kosale iplik mikrolife gibi emtialar hasarlı olduğunu, ayrıca ofiste bulunan dekorasyon ve demirbaşta hasar görüldüğünü, bölgede meydana şiddetli yağışlar neticesinde sigortalı işyerine sel sularının sirayet ettiğinin ekspertiz incelemesi ile tespit edildiğini, aynı bölgede farklı firmalarda geçmiş yıllarda benzer hadiselerin yaşandığını, alçak kodlu bölgelerde daha önceki yıllarda da sel ve su baskını hadiseleri meydana geldiğini, davalı idare tarafından gerekli tedbirlerin alınmamasının benzer sonuçlara sebebiyet verdiğini, davalı idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin hiç işlememesi, kötü işlemesi veya geç işlememesi sonucu ortaya çıkan ve idarenin ortaya çıkan zararı ödemesini öngören bir sorumluluk türü olduğunu, meydana gelen olay dolayısıyla da davalı idarenin gerekli ve yeterli altyapı ve drenaj sistemini yapmayarak, yaptıysa da gerekli bakım ve denetimi yapmayarak sorumlu olduğunu, müvekkili şirket sigortalısının işyerinin uğramış olduğu hasarın, tamamen davalının bakım ve onarım yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklandığını, davalı idare tarafından gerekli önlemler alınmadan, alt yapı ve üst yapı çalışmaları yapılmadan, suyun doğal akışını gerçekleştirecek teknik donanım oluşturulmadığından davalının sorumluluğu bulunduğunu, bölgede yağmur sularını tahliye edebilecek yağmur drenaj sisteminin yeterli olmadığını, suların geri tepmesi sebebiyle sigortalının kiracı olarak bulunduğu işyerinde hasar meydana geldiğini, geri tepmeyi önleyici vana sistemleri bulunmadığını, ... tarafından gerekli drenaj işlemleri ve suyun doğal akışını gerçekleştirecek tahliye sistemi mevcut olmadığından, caddede biriken sel sularının işyerinin içine sirayet ettiğini, 2560 sayılı Kanun ile ...'nin, su ve kanalizasyon hizmetlerine ilişkin gerekli altyapıyı inşa etmekle görevli olduğu gibi kurulan altyapının da standartlara uygun bir biçimde işlemesini sağlamakla yükümlü kılındığını, davalı tarafın İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesi hükmünce su ve kanalizasyon altyapılarının salt yapımından değil aynı zamanda bakımı, onarımı ve temizliğinden de bizzat sorumlu olduğunu, ilgili madde hükmü yapı eserlerinin malikini sadece yapımdaki hatalardan ve bozukluklardan dolayı değil aynı zamanda bunların bakımının yapılmamış olmasından doğan zararlardan da sorumlu tuttuğunu, davaya konu olayda davalının sorumluluk sahasında bulunan altyapının yetersiz kalması dolayısıyla oluşan su basması olayında davalı ...'nin, inşa etmiş olduğu kanalizasyon şebekesinin düzenli olarak temizlemediğinden ve gerekli bakımın yapmadığından kaynaklı olarak meydana gelen hasardan TBK m.69 gereğince kusursuz sorumlu olduğunu, dava dışı sigortalıda meydana gelen hasarın, davalı yanın gerekli altyapıyı sağlayamamış olması ve aynı zamanda yağmur sularının da gereğince tahliye edilebilmesi için su şebekesi ve kanalizasyon şebekesinin gerekli ve düzenli inşaa, bakım ile temizliğinin yapılmaması neticesinde gerçekleştiğini, davalı ...'nin, TBK49 Ve Özel Kanuni Düzenlemeler gereğince mevcut su, kanalizasyon ve yağmur suyu deşarj şebekesinin işletilmesini ve bunun için gerekli bakımları yapmakla yükümlü olduğunu, Mahkemenin davalı ...’nin meydana gelen zarardan kusursuz sorumlu olduğunu kabul etmediği varsayılsa dahi; davalı yanın Kanun hükmünce kanalizasyon ve su şebekesinin bakımından doğrudan yükümlü kılındığından ve bakım yükümlülüğünü yerine getirmediğinden Türk Borçlar Kanunu’nun 46. Maddesi gereğince, tam kusurlu ile sebebiyet verdiği zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, yüksek risk taşıyan hidrolojik alanların belirlenmemesi, bu alanların yapısal faaliyetlerle işgal edilmesi, güncellenmeyen ve yetersiz drenaj teknolojileri ve erozyon ve şev stabilite önlemlerinin alınmaması gibi nedenlerle ve öncesinde-sonrasında kurum ve kuruluşların yetki ve sorumlulukları açısından yanlış ve eksiklikleri ile doğa olayının bir afete dönüştüğünü, kabul anlamına gelmemekle birlikte, oluştuğu iddia edilen zararın sadece doğal afetten kaynaklanmadığı birden çok faktörün bir araya gelmesi ile oluştuğu açık olup oluşan zarar davalının yürüttüğü hizmetten bağımsız düşünülemeyeceğinden, illiyet bağının kesildiğinin kabulü mümkün olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin 2.699.513,14 TL tutarındaki sigorta bedelini ödeyerek, TTK 1472. ve devamı maddeleri uyarınca sigortalısı yerine geçen ve haklarına halef olduğunu, müvekkili şirketin, sigortalının gerçek zararını bağımsız ve tarafsızca tanzim edilen ekspertiz raporu ve tahkim kararı doğrultusunda belirlenen hasar bedelini tazmin etmiş olduğundan sigortalısına ödediği sigorta tazminatını davalı yandan rücuen tahsil etme hakkına sahip olduğunu, faiz sorumluluğunun başlangıç tarihi olarak, müvekkili şirketin zararı ödeme tarihi olan 11.10.2023 tarihinden itibaren avans faiz talep ettiklerini beyan ederek; davanın kabulü ile, davalı ...’den, şimdilik 2.699.513,14 TL'nin, 11.10.2023 ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; arabuluculuk tutanağını, ... numaralı ... Sigorta Poliçesinin fotokopisini, 06.09.2023 tarihli dava dışı şirket tarafından tutulan tutanak fotokopisini, 28.09.2023 tarihli Ekspertiz Raporunun fotokopisini, davacı şirket tarafından dava dışı şirkete yapılan 11.10.2023 tarihli ödemeye ilişkin dekont fotokopisini ve 09.10.2023 tarihli İbranamenin fotokopisinin sunulmuş olduğu görüldü.
Davacı sigorta şirketine yazılan yazıya verilen cevapta davaya konu hasara ilişkin hasar dosyasının sunulmuş olduğu görüldü.
Davacı, husumeti ...’ye yöneltmiştir. Davalının sorumluluğu hizmet kusuruna dayanmaktadır. Davalının hukuki konumu itibariyle yargı yolunun caiz olup olmadığı mahkememizce araştırılmıştır. HMK md. 114’te dava şartları düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasının b bendi “yargı yolunun caiz olması” şeklindedir. Dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilmesi gereken unsurlardır. Bunlardan birinin eksik olması halinde davanın usulden reddine karar verilir.
Somut olayda davalı taraf ... olup, ... kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ...’nin kamu hizmeti görürken vermiş olduğu zararlar hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmektedir. Hizmet kusuruna ilişkin açılacak tam yargı davalarında ise idari yargı yoluna gidilmesi gerekir. Bu hususta Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilen 05/02/2024 tarihli .... sayılı ilamda “17. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
18. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.
19. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar verilmiştir. Bu sebeple hizmet kusuruna ilişkin idari yargıda dava açılması gerekirken adli yargıda dava açılmasında HMK md. 114/1-b uyarınca yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2025/9345 sayılı dosyasından arabulucuya 4.600,00 TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın reddine karar verildiği de dikkate alınarak davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın HMK. Madde 114/1-b ve 115/2 uyarınca yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 46.100,94 TL'den mahsup edilerek fazla yatırılan 45.485,54 TL harcın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/09/2025

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim