Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/485
2026/81
9 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/485 Esas
KARAR NO :2026/81
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/03/2024
KARAR TARİHİ:09/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili firmadan 28.07.2023 de istifa ederek ayrıldığını ve birkça gün sonra rakip firma olan ... ... A.Ş. adlı firmada çalışmaya başladığını, müvekkili firmanın davalı ile yaptığı iş sözleşmesinde, Personelin Sorumlulukları kısmında 7. Maddede personelin iş sözleşmesi fesh edildikten sonra aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir firmada çalışamayacağını, aksi takdirde maaşının 10 katı kadar cezai şart bedelini ihtara gerek kalmadan ödeyeceği davacı tarafından kabul edildiğini, aralarında böyle bir sözleşme olmasına rağmen davalı iş sözleşmesini fesh ettikten sonra 1 yıl dolmadan rakip firmada çalışmaya başladığını, davalının haksız rekabete sebep olan bu davranışı seebiyle bazı müşterilerin müvekkili firmayla çalışmayı bırakıp davalının çalışmakta olduğu rakip firmayla anlaştıklarını, davalının haksız rekabete sebep olan davranışları nedeniyle müvekkili firmanın ayrıca zarara uğradığını, neticede davanın kabulüne, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikametgah adresinin ... Mahallesi ... Caddesi ... Sokak No: 5/4, ..., İstanbul olduğunu, müvekkilinin ikamet etmiş olduğu adresin bulunduğu ilçenin ... olması sebebi ile yargı çevresi olarak İstanbul Adalet Sarayı yetkisi içerisinde olduğunu, müvekkilinin davacı şirkette 01/02/2021 tarihinde satış sonrası destek personeli olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin, müşterilerin internet sitelerindeki tasarım konularında destek verdiğini, doğrudan müşteri ile herhangi bir teması bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirket nezdinde çalıştığı sürece işveren ve direktörleri tarafından baskı ve mobbing söz konusu olduğunu, ancak müvekkilinin her defasında uğramış olduğu mobbingi sakince karşılamaya çalıştığını, bulunduğu çalışma ortamı müvekkili zaman içerisinde çekilmez bir hal aldığını, işbu baskı ve mobbing haricinde müvekkilinin ulusal günler ve bayram tatillerinde çalışmasını talep ettiğini, müvekkilinin söz konusu çalışmaları yapmak zorunda kaldığını, ancak kendisine ulusal günler ve bayram tatillerinde çalışması ilişkin herhangi bir ödeme sağlanmadığını, müvekkilinin görev tanımından çok daha fazla iş yükü kendisine yüklenildiğini ve müvekkilinin mental olarak yıpranmakla birlikte fazlaca çalışmalarının karşılığını hiçbir zaman alamadığını, neticede davacı şirketin yoğun mobbing ve baskılarına dayanamadığını ve davacı şirketten 28/07/2023 tarihinde istifa etmek zorunda kaldığını, neticede dosyanın İstanbul Adalet Sarayı İş Mahkemelerine gönderilmesini, hakikate, hukuka ve mevzuata aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... ... A.Ş'ne müzekkere yazılarak, Mahkememizce verilen ara karar uyarınca; davalı ... (TC:...)'nın şirketinize ne zaman iş başvurusu yaptığının ve iş görüşmelerinin ne zaman başladığının araştırılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Davacı, ... ... ŞİRKETİ'nin ve dava dışı ... ... ŞİRKETİ'nin sicil kayıtlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki iş sözleşmesi uyarınca haksız rekabet hükümlerine aykırı davranılması sebebiyle cezai şart istemine ilişkindir.
TBK md. 444/1 “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.” şeklindedir. İşçinin çalışması sırasında edindiği bilgileri, iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması sebebiyle işverenin zarar görme tehlikesine karşılık böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Burada rekabet sebebiyle ortaya çıkan işverenin haklı menfaatleri ile işçinin Anayasal hakkı olan çalışma özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekir.
Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin fiil ehliyetine sahip olması, kaydın yazılı olması ve TBK md. 444/2’ye göre hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması gerekir. Rekabet yasağının koşulları en sade haliyle işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunması ve işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi olarak sayılabilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. Koşulların gerçekleştiğinin ispat yükü işverene aittir. (Sarper SÜZEK, İş Hukuku, Beta Yayınları, 11. Baskı, İstanbul 2015, sf.376)
TBK md. 446 uyarınca rekabet yasağına aykırı davranmanın sonucu olarak işçi, işverenin uğradığı zararı gidermek zorundadır. İşçi, kararlaştırılan cezai şartı ödeyerek rekabet yasağı borcundan kurtulsa da bu miktarı aşan zararı yine gidermek zorundadır.
Somut olayda davacı işveren, davalı işçinin 28/07/2023 tarihinde iş yerinden istifa ederek işten ayrıldığını, akabinde sözleşmeye aykırı olarak rakip iş yerinde çalışmaya başladığını iddia ederek cezai şart talebinde bulunmuştur. Davalı ise, işten haklı sebeple ayrıldığını, cezai şart içeren rekabet etmeme yükümünün geçersiz bir anlaşma olduğunu savunmuştur. Mahkememizce SGK kayıtlarının incelenmesinde davalının, davacı iş yerinden 28/07/2023 tarihinde ayrıldığı ve 15/08/2023 tarihinde dava dışı yeni iş yerinde çalışmaya başladığı görülmüştür. Yeni işveren ... ... A.Ş.’ye yazılan müzekkere sonucu davalının, 10/07/2023 tarihinde iş başvurusu başvuru yaptığı, 21/07/2023 tarihinde iş görüşmesi yapıldığı ve 15/08/2023 tarihinde fiilen çalışmaya başladığı bilgisi mahkememize ibraz edilmiştir. Davacı ve dava dışı yeni işverenin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde davacının grafik tasarım alanında, dava dışı yeni işverenin ise .../donanım alanında faaliyette bulunduğu, faaliyet alanlarının tam olarak aynı olmasa da benzer olduğu tespit edilmiştir.
Davalının benzer alanlarda faaliyet gösteren başka bir şirketle, davacı bünyesinde çalışırken iş görüşmesi yapması ve ihbar öneline uymadan işten ayrılarak yeni işyerinde çalışmaya başlamasının sadakat yükümlülüğüne aykırı olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı tarafın haklı sebeple işten ayrılmasına ilişkin savunmanın, bu hususta görevli iş mahkemelerinde açılmış bir dava olmaması, davalının kendi isteği ile istifa etmiş olması ve işten ayrılmadan önce iş görüşmelerine başlamış olduğu gözetilerek, yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu doğrultuda davacının cezai şarta hak kazanabilmesi için usulüne uygun bir sözleşmenin bulunması gerekir. Somut olayda sözleşmenin ve haksız rekabet maddesinin incelenmesinde, yer sınırının Marmara Bölgesi olarak belirtildiği, bu sınırlamanın işçinin çalışma özgürlüğünü orantısız olarak etkileyecek geniş bir alanı kapsadığı ve geçersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Bu hususta İstanbul BAM 12. HD’nin 2018/2631 Esas ve 2020/649 Karar sayılı ilamında “Sözleşmede bulunan rekabet yasağı sınırının geniş bir coğrafyayı kapsamasının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşüreceği ve bu sebeple geniş coğrafya için geçerli olmadığı, makul bir coğrafi alan yönünden geçerli, kalan alan yönünden ise geçersiz sayılması gerekmektedir.İlk derece mahkemesince rekabet yasağının İstanbul ili sınırlarında geçerli sayılmasında isabetsizlik yoktur.” şeklinde rekabet etmeme borcunun Marmara Bölgesi olarak belirlenmesinin geçerli olmadığını ve sınırlanması gerektiğini içtihat etmiştir. Ayrıca işçinin rekabet etmeme borcunun tek taraflı olmaması gerekir. Yani işçinin rekabet etmeme borcu ile cezai şart ödeme şartının tek taraflı olmaması gerekir. Zira TBK md. 420 uyarınca sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. Buradaki karşılıklılıktan kasıt sadece işverenin de cezai şart ödeme şartına tabi olması değil, işçinin rekabet etmeme borcu ile yaptığı fedakarlığın karşısında işverenin sosyal veya ekonomik olarak işçiyi desteklemesini de içermektedir. Bu hususta İstanbul BAM 14. HD 2020/612 Esas ve 2023/166 Karar sayılı ilam “Nitekim, sözleşmenin süresinden önce feshine bağlanan ceza koşulunun geçerli olup olmadığının tartışıldığı Yargıtay İBHGK'nun 2017/10 E- 2019/1 K sayılı, 08.03.29019 tarihli kararında, esasa girişilmeden önce yapılan ön sorun oylamasında, meselenin hem işçi, hem de işveren yönünden getirilen ceza koşulu için değerlendirilmesi gerektiği, zira işçi aleyhine tek taraflı olarak getirilen ceza koşulunun geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde belirtildiği üzere; iş hukukunda kararlaştırılan cezai şartın genellikle iş sözleşmesinin belirli süreli sözleşmelerde, süre boyunca haklı neden olmaksızın feshini önlemek, eğitim verilen işçinin asgari çalışma şartına uyulmaması halinde eğitim giderlerini geri talep edebilmek veya rekabet yasağı sözleşmesine uygun davranılmasını sağlamak amacıyla getirildiği görülmektedir. Tüm bu hallerde taraflar sözleşmeden doğan bir yükümlülük yüklenmekte ve cezai şart ile söz konusu taahhütlerin etkinliği sağlanmaktadır.
İBK uyarınca, sözleşmenin süresinden önce feshi hali için öngörülecek ceza koşulunun karşılıklı olması, yani sadece işçi aleyhine öngörülmemiş olması zorunludur. Bu konu, İBK'nın açık gerekçesi karşısında artık tartışılamaz.
Kanun, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine ceza koşulu getirilmesini sosyal amaçlarla, yani işçiyi korumak amacıyla getirmiştir. İşçi aleyhine konulan ceza koşuluna karşılık, işverene de bir ceza koşulu öngörülebileceği gibi, karşılıklılık başka şekillerde de sağlanabilir. Örneğin, rekabet yasağı karşılığında işveren, işçiye belirli bir miktar ödeme yapmayı veya yoksun kalacağı çalışma hakkı karşılığında aylık ücretinin belli bir kısmını yasak süresi boyunca ödemeyi üstlenebilir. Kanun, karşılığın mutlaka bir ceza koşuluyla düzenlenmesini aramamıştır.” şeklindedir.
Davacı, davalının iş yeri değişikliğinden sonra müşteri kaybı yaşadığını iddia etmiş, mahkememizce ön inceleme duruşmasında davacıya yaşadığı müşteri kaybını somut olarak açıklaması ve müşterilerini bir liste halinde bildirmesi için süre verilmiş, ancak davacı herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Dolayısıyla mahkememizce davalının iş yeri değişikliğine bağlı olarak davacının müşteri kaybederek zarara uğradığı iddiası ispatlanamadığından kabul edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet etmemeye ilişkin hükmünün işçinin çalışma hürriyetine orantısız olarak müdahale edecek düzeyde geniş bir coğrafi sınır içermesi ve cezai şart hükmünün tek taraflı olması, TBK md. 420 uyarınca karşılıklılık esasına aykırı olması sebebiyle geçerli olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.317,30-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/02/2026
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.